Rüya değildi. Hiçbir şey rüya değildi, ve Aslan soyunun son varisi eller üstünde tutularak kara toprağa götürülürken yağan yağmur sonbaharın değil, belki de acının gelişinin de en büyük şahidiydi. Urfa kan, gökyüzü hanım ağa konağına ağlıyordu. Herkesin sevip saydığı biriydi o, hiç şüphesiz hala öyleydi. Lakin fark, artık saygıya yol açanın sevgi değil, korku oluşundaydı. Gücünü kanıtlamıştı hanım ağa. Nihayet herkes bundan sonra yıkılmayacağını, yıkılmayı geç sallanmayacağını çok çok iyi biliyordu. Çok iyi biliniyordu ki, sevdası devlet saydığı aşireti önünde duramazdı. Ciddiyeti kemikleri sızlata sızlata, dilleri tek bir dokunuşla keserek anlatılmıştı. Bundan sonra, yalnızca hanım ağanın iyiliğini dilemek olacaktı. Çünkü bildikleri bir şey daha vardı; Aslan varisinin bile gücü ye

