Bölüm|19

1093 Kelimeler
Düğün boyunca kederinden kendini oyun havalarına veren Ali, Can’ın saatler önce babası tarafından eve götürülmek üzere ikna edildiğinden habersizdi. Neredeyse çalan her oyun havasında ekip arkadaşlarıyla karşılıklı oynayan genç adam, nasıl olsa gece bir şey yapamayacağının düşüncesindeydi. Nilüfer, Ali’nin içinin kan ağladığının farkında olarak kocasına çok fazla dokunmazken içten içe babasına da kızmıyor değildi. Nitekim ağabeyinin çocuklarla ayaklandığını görünce şaşırmadan edemedi. ‘‘Hayrola abi?’’ sorusuna aldığı, ‘‘Çiçeğim sabahtan beri huysuz zaten. Can da çok yoruldu koşuşturmaktan biz artık gidelim kardeşim,’’ cevabıyla gülse mi ağlasa mı bilemedi genç kadın. ‘‘Can’ım bizde kalacağını söylemişti,’’ mırıltısına hafifçe tebessüm eden Mert, ‘‘Biz onu konuştuk hallettik kardeşim. Sizde keyfinize bakın. Bana bak eğer canını sıkarsa söyle bir yumruk daha çakarım sevgili eniştemin suratına,’’ dedi ve kardeşini alnından öperken ‘‘Hep mutlu ol Nilüfer çiçeğim,’’ deyip Ali’yi de tebrik ettikten sonra çocuklarıyla birlikte mekândan ayrıldı. Saatlerdir piste olmaktan yorulan bedeniyle güç bela sevdiği kadının yanına ilerledi Ali. ‘‘Yavrum hani…’’ ‘‘Sus Ali şimdi sırası değil,’’ diyen kadının öfkeli bir nefes alması sonucu bedenini Nilüfer’in bedenine yasladı ve karısına sıkıca sarıldı. ‘‘Yalnız baban vurdu ve gol oldu yavrum. Değil gerdeğe girmek benim eve bile girmeye dermanım kalmadı. Mümkünse sandalyelerin üstünde kıvrılıp yatmayı düşünüyorum.’’ Gömleği terden sırılsıklam olan kocasının bu haline şefkatle gülümsedi Nilüfer. ‘‘Sağlık olsun. Sonuçta artık evliyiz,’’ deyince sırıtan Ali ‘‘Hem de üçledik,’’ diyerek üç kez evlenmelerine atıfta bulundu. ‘‘Pişman mısın yoksa?’’ ‘‘Vallahi yavrum şu an için tek pişmanlığım; o son halaya katılmayacaktım. Herifler çok yordu ya. Ayaklarıma kara sular indi vallahi. Hadi ben neyse de sen nasıl duruyorsun bu topukluların üstünde?’’ Sorduğu soruyla tekrar gülümseyen karısını kollarının arasında biraz daha sardı. ‘‘Hayırdır yavrum neye gülüyorsun böyle?’’ sorusuna ‘‘Bende bu evlenen çiftler ne konuşur diye merak ederdim. Gizem çözüldü,’’ yanıtını alınca o da gülmeye başladı. ‘‘Şu gerdek işi de çözülse ya yavrum. Bak ne diyeceğim birer kahve içip açılalım ne dersin?’’ Ona başıyla onay veren karısını peşine takıp boş buldukları ilk yere oturdular. Gelen kahveler yorgunluklarını almasa da zihinlerini berraklaştırmaya yetmişti. Şimdiyse geriye bu kalabalığı atlatıp evlerine gitmek kalıyordu. *** ‘‘...Dındındın dı dındındın dındındındındın... Dınının dınının dınınınınının dı dı dı dı dındındındındın!’’ Nilüfer’in ona destek olmasıyla evlerinin kapısını kadar mırıldanarak geldi Ali. Ayakta durmaya mecali olmadığından iki ileri bir geri yürüyorlardı ve Ali’nin yaptığı fon müziği durumlarına çok uyuyordu. ‘‘Biraz daha dındınlarsan seni burada bırakırım Ali!’’ diyen karısıyla hemencecik sustu. İlk geceden kapının önünde uyumaya niyeti yoktu. ‘‘Tamam, yavrum ya! Aç kapıyı da girelim.’’ ‘‘Anahtar nerede?’’ Duyduğu soruyla dudaklarını büken adam, ‘‘Yavrum ellemeden bilemezsin,’’ diyerek üstünü işaret edince öfkeli bir nefes aldı Nilüfer. Kocasını kapıya yasladıktan sonra ellerini Ali’nin ceplerinde dolaştırırken hafiften yere çökmeye başlayan adamı tutamadan Ali’nin kapı eşiğine uzanması bir oldu. ‘‘Ali ne yapıyorsun kalksana!’’ diyen karısını kendine doğru çekip yanına uzanmasını istemesiyle Nilüfer’in omzuna vurması çok sürmedi. ‘‘Ah! Ne yapıyorsun yavrum ya? Hani şiddet yanlısı taraflarını evimize saklayacaktın?’’ ‘‘Sus Ali! Susta kalk!’’ diye emreden Nilüfer, elini kocasının pantolonunun cebine sokunca uzandığı yerde huylanmışçasına kıpırdanmaya başladı Ali. ‘‘Yavrum bende seni istiyorum ama kapı eşiği bunun için doğru yer mi sence?’’ diye sorup yerinde doğrulan adama cevap verme gereği bile duymadı. Elini cebine atan genç adam güç bela çıkardığı anahtarı kilide yerleştirip çevirdi. Kapıyı açıp ona merakla bakan karısına gözleriyle içeri işaret etti. Eve girmekte duraksayan Nilüfer, Ali’nin boş bakışlarıyla dişlerini sıkıp ‘‘Bende kimden ne bekliyorum!’’ diyerek eve girdi. Yatak odasına doğru hızlı adımlarla yürürken ayaklarının yerden kesilmesiyle hafif bir çığlık attı. ‘‘Yavrum evin eşiğinden değil yatak odasının eşiğinden geçerken kucağımda olmalısın çünkü bizim asıl evimiz orası.’’ Kucağındaki karısıyla kendini yatağa bırakan Ali, halinden oldukça memnundu ancak son gücünü de Nilüfer’i odalarına taşımakta kullandığı için bundan sonrasında ne yapardı fikri yoktu. Üstünden kalkıp yanına uzanan karısıyla keyifsiz mırıltılar çıkardı. ‘‘Ali bari üstünü çıkar bir duş al,’’ diyen karısına olumlu anlamda başını salladıktan sonra yatakta yan döndü ve cenin pozisyonu aldı. ‘‘Sana diyorum,’’ deyip omzunu dürten karısına eliyle rahatsız etmemesini işaret ettikten sonra uzandığı yerde en rahat pozisyonu bulana kadar biraz kıpırdandı. Bu esnada çalan kapı zili ikilinin de irkilmesine sebep oldu. ‘‘Kim geldi Nilüfer?’’ diye soran Ali, omzuna yumruk yerken eş zamanlı ‘‘Kalk da bak!’’ diyen karısıyla huysuzca mırıldandı. Israrla çalan kapıya daha fazla dayanamayıp zorla yerinden kalktı ve ardından ilerleyen karısıyla kapının önüne kadar geldiler. Kapıyı açtıkları gibi annesini ve en büyük teyzesini karşısında gören Ali, ‘‘Hanımlar sizin burada ne işiniz var?’’ diye sordu. ‘‘Ay Adalet ne hayırsız oğlan yetiştirmişsin böyle. ‘Anam canım anam!’ deyip boynuna sarılacağına hesap soruyor sana,’’ diyen teyzesiyle derin bir iç çekti. ‘‘Anne niye geldiniz?’’ diye bir kere daha sorduğunda cevap yerine ağzına tıkanan baklava dilimiyle kalakaldı. Koca lokmayı yutmaya çalışırken aynı büyüklükteki dilimden bir de gelininin ağzına tıkayan yaşlı kadın, ‘‘Aslanlarım benim! Afiyet olsun! Padişah baklavası bunlar yiyin yiyin. Can olsun, kan olsun, bana da torun olsun,’’ diye söylendi. ‘‘Anne...’’ diye itiraza başlayan genç adam, ağzını açtığı gibi ikinci baklava dilimi de ağzına tıkıldı. Baktı konuşacak gibi olmuyor iki kadının da elindeki paketleri alıp Nilüfer’in kucağına tutuşturdu ve ‘‘Hadi hanımlar size ayrılan sürenin sonuna geldik,’’ diyerek ona muzipçe gülen iki kadının suratına kapıyı kapattı. Arkasını döndüğünde ise büyük bir iştahla kayınvalidesinin getirdiği baklavalardan yiyen Nilüfer ile kesişti gözleri. ‘‘Yavrum afiyet olsun,’’ diyen kocasına ‘‘Gel sana da olsun,’’ dese de gözlerini deviren Ali bitkin halini takınarak yatak odasına doğru ilerledi.  Kocasından ilk gece için umudunu kesen Nilüfer de çaresiz elindeki paketleri mutfağa bıraktı. Çok geçmeden üstündeki gelinlikten kurtuldu ve duş alıp rahatlamak için banyonun yolunu tuttu. Sıcak suyla doldurduğu küvetin içine girmiş, tüm yorgunluğunun üstünden akıp gittiğini düşündüğü sırada ardına kadar açılan kapıyla yerinden sıçradı. Kocasını öfkeli bir çehreyle kapının önünde dikilirken görmek onu şaşırttığından sinirlenmedi bile. Ancak Ali’nin ‘‘Bunu sana hiç yakıştıramadım yavrum,’’ demesiyle kaşlarını çatmadan edemedi. ‘‘Hayırdır Alicim güzellik uykunu mu böldüm?’’ Duyduğu soruyla üstündeki gömleğin düğmelerini seri hareketlerle açmaya girişti. ‘‘Hayır, yavrum. Ben sadece gözlerimi dinlendiriyordum. Üstelik sensiz uyku tutmaz orası ayrı da gelinliğini bensiz nasıl çıkartırsın onu soruyorum?’’ Cevap vermek yerine başını suda patlayan köpüklere çevirdi genç kadın. Bugünü böyle hayal etmemişti. Ancak kısa bir süre sonra Ali’nin çıplak bedeniyle küvete girip arkasına oturması, ilerleyen saatlerin hayallerinin ötesinde geçebileceğine dair sinyaller veriyordu ona. ‘‘O zaman önce duş,’’ diyen Ali, avucuna sıktığı duş jeliyle sevdiği kadını yıkamaya girişti.
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE