Geçiş evinden ayrıldıklarında hava sadece kararmamış, sanki gökyüzü de bu yaklaşan katliamı sessizce izlemek için üzerine bir kefen çekmişti. Akın’ın siyah cipi, orman yolunun çamurlu zemininde bir gölge gibi ilerliyordu. Direksiyonu kavrayan parmak boğumları, Akın'ın içindeki o zapt edilemez öfkenin tek dışavurumu gibi bembeyazdı. Yan koltukta oturan Asya, camdan dışarı bakıyordu ama gözleri hiçbir şeyi görmüyordu. Zihninde sadece tekerlekli sandalyesinde, titreyen elleriyle ona bakmaya çalışan babasının o çaresiz hali vardı. Yavuz'un canlı yayınını izlememişti, izleyemezdi ancak Vedat'ın anlattıkları bile ruhunda onarılmaz gedikler açmaya yetmişti. Akın, dikiz aynasından Asya’nın donuk yüzüne baktı. Az önce ona gideceksin demişti. Onu kurtaracağını, ona yeni bir isim vereceğini söylemi

