Galata Kulesi sabah güneşiyle parıldarken, Duru ve Emir yavaş adımlarla kuleye doğru yürüyordu. Emir’in sırt çantasında büyükannesinden kalan notalar, Duru’nun elinde ise iki kahve vardı. Sessizce yürürlerken aralarında belli belirsiz bir gerginlik hissediliyordu ama bu gerginlik rahatsız edici değil; heyecan verici cinstendi.
Duru: “Biliyor musun, ben Galata’ya her geldiğimde içim bir garip olur. Sanki zaman bükülüyor burada…”
Emir: “Ben genelde sadece uzaktan bakardım. İlk kez bu kadar yaklaşınca fark ettim, gerçekten garip bir havası var.”
Duru durup Emir’e baktı. “Galata, sırları sever. Ama onları sadece anlatacak cesareti olanlara verir.”
Kuleye vardıklarında bilet kuyruğunun erken saatlerde bile uzadığını gördüler. Emir göz devirdi, Duru ise gülümsedi.
Duru: “Benim bir planım var. Gel benimle.”
Kalabalığın arasından yan sokaklara saptılar. Duru, çocukluğundan beri bildiği gizli bir arka merdiven yolunu gösterdi. Birkaç esnaf selamladı onları, hatta biri Duru’ya “Kızım yine mi Galata’nın peşindesin?” diye takıldı.
Merdivenlerden kuleye doğru tırmanırken Emir dayanamayıp sordu:
Emir: “Sen… bu notalardan gerçekten bir şey çıkabileceğine inanıyor musun?”
Duru: “İnanmakla kalmıyorum, hissediyorum. Bazen kalbim, bazı melodilere cevap veriyor. Bu da onlardan biri. İstanbul’un kalbi müzikle atıyor, farkında değil misin?”
Kulenin dibine vardıklarında, taş duvarda dikkat çekmeyen küçük bir oyuk gördüler. Duru hemen çömeldi ve parmaklarını taşın içine soktu. Bir not kâğıdı buldu; sararmıştı, el yazısıyla yazılmıştı:
“Galata’nın gölgesiyle başlayan ezgi, Fener’de yankı bulur.”
Emir büyülenmiş gibi kâğıdı aldı. “Biri… bu melodiyi gerçekten bir yere gizlemiş. Bunu yapan sadece bir besteci değilmiş, bir hikâye anlatıcıymış.”
Duru gözlerini kısıp Emir’e baktı. “Ve sen bu hikâyenin başrolüsün. Hazır mısın?”
Emir hafifçe gülümsedi. “Galiba ben bu oyunu sevmeye başlıyorum.”
Tam o anda Galata Kulesi’nin çanları çalmaya başladı. Duru gözlerini kapattı, Emir kafasını kaldırdı.
Melodi kulağa tanıdıktı. Ama bu defa sadece bir çan sesi değildi. Bu defa… bir başlangıçtı.