1. Bölüm – Beklenmedik Melodi

410 Kelimeler
Karaköy sabahları her zaman telaşlıdır ama o gün havada farklı bir tını vardı. Duru, dükkanın açılışına son beş dakika kala kapının önüne minik tebeşir tahtasını bırakırken kulağındaki kulaklıkta Erol Evgin’in şarkısı “İşte Öyle Bir Şey” fısıldıyordu. Parmaklarıyla ritim tutarken bir yandan da “Bugün ekstra karamelli latte isteyecek kaç kişi gelir acaba?” diye kendi kendine sordu. Tam o sırada, takım elbisesi fazla ciddi, saçları biraz ıslak ama gözlerinde tuhaf bir telaş olan biri —Emir— köşeden apar topar belirdi. Bir elinde siyah deri evrak çantası, diğerinde rulo hâlinde sararmış birkaç kâğıt… Duru tebeşir tahtasını kapıya dayamaya çalışırken Emir’in omzu çarptı; rulo yere düştü, kâğıtlar açılıp kaldırıma yayıldı. Duru: “Oops! Sorry—pardon, benim hatam!” Emir: “Yok, yok… Ben dalgınım bugün. Bunlar… önemliydi.” “Önemli” dedi ama sesi kısılmış gibiydi. Duru kâğıtlardan birini eline aldı; üstünde solmuş nota çizgileri, kenarında “1964 – Rüya Melodisi” yazıyordu. Gözleri merakla parladı. Duru: “Müzik notası mı bunlar? Vintage kokuyor resmen.” Emir: “Evet. Büyükannemin… eski bir bestesi. Eksik bölümler var da—daha doğrusu ben tam çözemiyorum.” Duru, kapıyı gösterip gülümsedi: “Kahve ısmarlayayım, hem notaları toplarız.” Emir bir an tereddüt etti ama iç çekip başını salladı. İçeri girerken kahve kokusu, eski ahşap raflar ve arka fonda çalan jazz parçaları karıştı. Duru, klasik barista selamıyla parmağını havaya kaldırdı. Duru: “Bugünün favorisi: fıstık kremalı flat white. Denemek ister misin?” Emir: “Şu an kafam… Böyle tatlı bir şey iyi gelir.” Duru espresso makinesini çalıştırırken Emir de notaları masaya yaydı. Bazıları neredeyse silinmişti, kimisi zamandan yırtılmış. Ama bir motif, tekrar eden kısa bir melodi, sayfa sayfa göze çarpıyordu. Emir: “Büyükannem bu şehri notalara dökmüş derlerdi. Ama öğrenecek vaktim kalmadı…” Duru: “Belki de senin görevin bitirmek, ha? Bak mesela burada ‘Ritmi Galata Kulesi’nin çanlarında ara’ yazıyor.” Emir masadaki kağıda eğildi, gerçekten de notaların arasında kalemle sıkıştırılmış cümleyi gördü. Emir: “Demek ki ilk ipucu Galata Kulesi’ymiş.” Duru fincanı masaya bıraktı, üzerine minik kalp çizdi. “Ben nöbetçi kahve perisiyim; maceralara eşlik ederim. İstiyorsan birlikte bakarız.” Emir, fincanın buğusunda kendi yansısına baktı; ciddi bankacı maskesinin altından uzun süredir hissetmediği bir heyecan kıpırdanıyordu. Emir: “Tamam Duru. Bir kahve borcum var zaten. Ayrıca… belki de bu melodi yalnız çalınmamalı.” Duru göz kırptı. “Challenge accepted. Galata Kulesi bizi beklesin.” Dışarıda sabah trafiği homurdanırken, kahve dükkanının içinde yepyeni bir senfoninin ilk notaları çalınmaya başlamıştı.
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE