Datça: Kırılan Camlar, Dökülen Maskeler Salondaki hava o kadar yoğundu ki, bir kibrit çakılsa havada asılı kalan oksijen bile alev alabilirdi. Mina, yerde sarsılarak ağlıyor; Cem, elini belindeki silaha atmış, kapıya kilitlenmişti. Ela ise dehşet içinde Mina’ya bakıyor, kocasının o nazik, o karıncayı bile incitmeyen Emir’in bir bebeği öldürdüğüne inanmaya çalışıyordu. "Yalan..." diye fısıldadı Ela. "Emir yapmaz." "Yaptı!" diye haykırdı Mina, başını kaldırmadan. "O bir canavar!" Tam o sırada, arka bahçeye açılan cam kapı büyük bir gürültüyle patladı. Cam kırıkları salonun zeminine elmas tozları gibi saçılırken, rüzgar içeri doldu. Ve rüzgarla birlikte, gecenin içinden çıkan o gölge salona adım attı. Emir Barlas. Üzerinde siyah bir takım elbise, elinde susturucusu takılmış gümü

