Kimsin Sen?

1610 Kelimeler
Pars Bu kadına karşıma çıkma diyorum ama bir şekilde sürekli kendimi onun karşısına çıkarken buluyorum. Bu pek kendimden beklediğim bir şey değil ama itiraf edeyim belki tüm meslek hayatım boyunca ilk defa birini özellikle tedavi etmek istiyorum. Kadının psikolojisi katman katman, içinde saklı olan birden fazla kişilik daha olduğunu düşünüyorum ve kesinlikle okullarda ders diye okutulacak kadar ilginç bir vaka... Onun beni mat edip gitmesinden sonra Dilruba'nın kapısında bir süre iki büklüm kaldım. Nispeten kendime gelince ki penisimde sancı kolay geçecek gibi değildi bu sebeple biraz toparlayınca çaldım kapılarını. Kapıyı annesi olduğunu tahmin ettiğim bir kadın açtı. "Merhaba, Ben Ali Pars Yiğiter. Dilruba Hanım için gelmiştim." "Evet hocam sizi bekliyorduk, buyurun lütfen." "Teşekkür ederim" diyerek geçtim içeri. "Hoş geldiniz." "Hoş bulduk, nerede görüşebilirim Dilruba Hanım ile." "Odasından sadece tuvalet ve banyo için çıkıyor onun dışında çıkamıyoruz." "Peki, odasında görüşmemde bir mahsur var mı?" "Yok tabi." Kafamı salladım kadının yönlendirmesiyle odasının önüne geldim. Kapıyı tıklatınca ince bir ses geldi içeriden gel diye. Kapıyı açtım ama dışarıda durmaya özen gösteriyorum, ilk tepkisi önemli. "Dilruba Hanım merhaba." Beni görünce gözleri kocaman oldu, bu korku mu anlamam lazım. "Ben psikiyatr A.." "Siz Asya ablanın ayarladığı doktor musunuz?" dedi hayretle. Neler oluyor anlayamıyorum. "Öyle denebilir." "Ta tabi tabi, buyurun lütfen." dedi içeri geçtim annesi kapıyı kapatıp çıktı ama sanırım durumu anladım. Küçük hanımın bakışları bariz bir hayranlık barındırıyor. "Sen diye hitap etmem de mahsur var mı?" "Yooo" Ah hülyalı kız.. "Nasılsın Dilruba." "Şahaneyim." "Buna çok sevindim, biraz sohbet edelim mi?" "Sabaha kadar da sohbet edebiliriz." İstemsiz gülümsedim, çocuklar daima en temiz varlıklar kesinlikle. "Ne anlatmak istersin." "Sen ne sorarsan ben onu söylerim doktorum" "Okul nasıl gidiyor." "Beraber bir fotoğraf çekinebilir miyiz?" "Neden?" "Sosyal medyada paylaşacağım." "Tabiki istiyorsan olur." "Allah'ım teşekkür ederim teşekkür ederim." diye diye kalktı telefonunu aldı. Yanıma kadar geldi yaklaşabildiği kadar yaklaştı adım adım takip ediyorum hareketlerini, bir travma kalmamış bir erkeğin kendisine yaklaşmasıyla ilgili. Fotoğraf çekti ardından bir yerlerde paylaştı. "Devam edelim bittiyse." "Tabi edelim" dedi konuşmaya başladık ama odaklanamıyor. Daldı gitti. En fazla 1.60 boyunda, esmer güzel bir yüzü var zayıf bir kız. Ağır bir travma atlattıktan sonra bir başka erkeğe bu kadar rahat kendini açması pek mümkün değil aslında... "Dilruba biraz Orçun'dan konuşalım mı?" "Ya ama siz çok yakışıklısınız benim aklım gitti." Kısık sesli bir kahkaha attım, hiç belli etmiyorsun Dilruba ama ya.. "Teşekkür ederim, sen de çok güzel bir kızsın ama bizim biraz seni konuşmamız lazım.." "Güzel miyim gerçekten.." Anlaşıldı bugün seans yapmak mümkün değil. "Ben şimdilik müsaade alayım Dilruba ama bir dahaki seansa kliniğe gelmen gerekiyor. Bunu yapabilir misin?" "Ama çok çabuk bitmedi mi?" "İlk gün için ideal ama yarın muhakkak kliniğe bekliyorum istersen birini gönderebilirim seni alması için." "Yok ben annemle gelirim." "Buna sevindim o halde yarın görüşürüz." "Görüşürüz doktorum" dedi ben müsaade isteyip kalktım annesine kısa bir bilgi verdim açıkçası içim rahatladı, durum sandığım kadar kötü değil gibi... Yine de seanslarda daha net belli olur. Bugün farklı bir seansım olmadığı için evime geçtim. Eve gittiğimde özel hattan Gölge Şahı Baba ulaştı. İstediğim bilgileri göndermiş. Çalışma masama geçip okumaya başladım ama her bir detayda biraz daha sıktım yumruklarımı...! Asel Gerçek. 10 yaşında karşıdan karşıya geçmek isterken Cenap Veysioğlu tarafından kullanılan aracın çarpması sonrası olay yerinde hayatını kaybediyor. Asıl mesele elbette bu değil. Bu bahsi geçen herif, para babası! Aynı zamanda yeraltı dünyasında söz sahibi bir adam ve gelin görün ki tek görgü tanığı Asya Gerçek. Önce kamera kayıtları yok ediliyor ardından ertesi gün evindeki odasından Asya Gerçek kaçırılıyor. 4 gün bulunamıyor Asya ve günün sonunda ciddi şiddet görmüş vaziyette evinin bahçesine bırakılıyor. Sonraki 6 ay boyunca hiçbir şekilde konuşmuyor. Defalarca terapi görüyor, o 4 günde ne yaşadığı muallak.. Ne yapıldıysa kardeşinin ölümüyle alakalı tek bir ifade bile vermiyor. Bir süre sonra da şoka girdiğine kanaat edilerek bırakılıyor. Ancak Asya Gerçek o günden sonra durmuyor. Bu isimle ilgili sürekli araştırma yapıyor daha 10 yaşındayken.. İşte şimdi bu olay daha ilgi çekici bir hal almaya başladı. O herifler sana ne yaptı gazeteci ve sen neden konuşmadın? Benim tanıdığım kız asla susmazdı, ne oldu sana Asya! Aklımda bin soruyla kaldım yine, bu kız bir derya ve girdikçe çıkamıyor insan. Onun dosyası bitince odama geçtim, yorucu bir gündü ayrıca Orçun'un babası mesajıma karşılık vermiş. "Ellerin dert görmesin" diye.. Böyle babalardan böyle çocuklar çıkması üzücü ama kimse de babasının yediğiyle doymaz değil mi, kendi yiyecek kendini kendi besleyecek insan. 👑 Sabah biraz erken başladım güne, bugün annem ve Kurt yurtdışından geliyorlar sanırım yanlarında o hanım da var akşam annemlere gitmem lazım bu sebeple kliniğe geçip rutin işlerimi halledeceğim. Kısa bir hazırlıktan sonra geçtim kliniğe. "Günaydın Betül Hanım" "Günaydın efendim." "Bir çay getirir misiniz bana, kendinize de alın lütfen börek aldım." "Tabi efendim" dedi ona aldığım böreği masasına bıraktım ben de odama geçtim. Getirdiği çayla kahvaltımı ettim bugün seansım yok, Betül hanıma da almamasını söyledim. Birkaç saat odamda oyalandım çıkmak için hazırlanırken Betül Hanım aradı. "Efendim Betül Hanım" "Pars Bey Asya Gerçek isimli bir hanımefendi arıyorlar sizden alacağı varmış nasıl tahsil edebileceklerini soruyorlar." Tabi ki hesabına yollayabilirim ama bir gelsin bakalım.. "Gelip buradan alabileceklerini söyleyin Betül Hanım." "Tabi efendim" dedi o kapatınca çıktım odamdan Betül Hanımın olduğu yere geçtim ama Betül hanım kahkaha atıyor, bu kadını bazen anlamıyorum. Zoraki durdurdu gülmesini kapattı. "Bu kadar komik olan şey neydi Betül Hanım?" "Asya Hanım bir espri yaptı da ona güldüm efendim." "Maşallah maşallah inlettiniz kliniği" Çatlıyorum meraktan o espri neydi diye ama hayatta sormam, Betül hanım da bildiği için mahsus söylemiyor. Öyle olsun. "Odamdayım ben." "Tabi efendim bu arada Asya Hanım mazot parasını da istediler." Sırıttım, sen nasıl bir kadınsın acaba! Kendi kendime söylene söylene geçtim odama herhalde 1 saat geçmişti ki Betül Hanım odama geldi. "Pars Bey, Asya Hanım geldi efendim" "Yine espriler havada uçuştu herhalde kahkahanızı zor bastırdığınıza göre." "Çok eğlenceli bir kadın olduğunu inkar edemem." "Anlaşıldı alın odama lütfen." "Tabi efendim." dedi ama aradan birkaç dakika geçmesine rağmen hala gelen olmadı ben çıkacakken tekrar Betül Hanım geldi. "Pars Bey efendim Asya Hanım ayağınıza gelemezmiş, sizinle görüşmek istemiyormuş parasını verecekmişsiniz sadece." "Böyle mi söyledi tam olarak." "Yakın.." Tahmin ediyorum ben o yakını serçe parmağıma kadar sövmüştür kesin. Mecburen ben kalktım bekleme salonuna geçtim. Siyah bir kot pantolon giymiş üzerinde siyah deri bir ceket var ayaklarında yine o siyah postallar. Saçlarını at kuyruğu şeklinde bağlamış. Boynunda geçen gün gördüğüm pembe bir atkı.. Hiç tarzı gibi durmuyor halbuki. "Merhaba." "Eyvallahsın birader de ne merasim yapıyon sen üç kuruş için?" "Merasim derken?" "Lan sadece kapıdaki saksı bile bana vereceğin paradan pahalı ne diye beni ayağına getiriyon imitasyon çanta." Betül hanım kıkırdıyor ama kadıncağız patlayacak şimdi gülemediği için. "Paranızı almak istediğinizi sanıyordum Asya Hanım neden buraya gelmeyi sorun ettiniz anlamadım." "Sakinliğine sokayım! Dayıoğlu ben boş adam mıyım la, senin gibi sabahtan akşama orda oturup anlıyorum deyip para mı kırıyom ben. Teee diğer yakadan buraya gelmek kolay mı!" "Asya Hanım buyurun odama geçelim size bir çay ikram edelim o arada da ödemenizi ayarlasın Betül Hanım" "Lan abicim bak vereceğin paranın hepsi 6000 lira, lan neyi ayarlıyon acaba? Şurdan çıksan markete girsen o parayı bırakıp çıkıyorsundur sen zaten ne diye hava kasıyon bana ambalajı janjanlı içi boş cips paketi gibi." Betül Hanıma bir bakış attım ama anlamadı. "Betül Hanım isterseniz bir lavaboya gidin iyi görünmüyorsunuz." "Aa yok yok harikayım" Aman kaçırma tek bir anı bile. "Asya Hanım buyurun lütfen." dedim elimle yolu göstereek. "Estafurullah, ya sabır ya selamet, bak abdestli abdestli sövdürecek beni." dedi ama yine de geçti odaya. İçeri girince kapıyı kapattım. Döndü arkasını. "Hadi kardeş hadi, çıkar parayı siktir olup gideyim." "Oturmaz mısınız?" "Şşş amcaoğlu sen bipolar mısın la, şizofren misin sen, kafan mı gidik? 10 liralık tavuk döner misin la sen?" Dikkatle dinliyorum. Ellerini masaya koydu iyice eğildi bu şekilde konuşuyor. "Tavuk döner olmadığıma eminim ama diğerleri için merak ettim şimdi. Nasıl vardınız bu kanıya." "La bak! Sen değil misin olum beni kaçırıp yetmez gibi ben denizlerin efendisi çakma Poseidon sen de tuz gölündeki tuz tanesi yanıma yöreme yaklaşma eritim seni diyen? Sen değil misin ben okyanusların babasıyım sen musluk suyusun diyen. Lan sen değil misin ben ağzıma kadar bok doluyum ama sen boşsun diyen? Ne bu şimdi ikramlar, hizmetler falan! Deli misin la sen?" Söylediği şeylere kahkaha atamamak şuan kesinlikle berbat bir şey ama Betül Hanımın kapı dinlediği belli kahkaha sesi geliyor dışarıdan. "Size böyle bir şey söylemediğime eminim." "He he söylemedin taam, hadi ateşle ordan 3-5 bin de gideyim daha işim gücüm var.. İsmail dayı bekliyor hem." "Nedir işiniz?" "Saane birader, rapor mu verecez?" Gözlerinden gözlerimi bir an bile ayırmıyorum, peki Asya senin burda kalmak istemeni sağlayalım o halde. Telefonumla bir arama yaptım. Kıstığı gözleriyle bakıyor bana. Çok geçmeden açıldı telefon. "Merhaba?" "Nasılsınız?" "Ben de iyiyim teşekkür ederim.." "Evet evet Cenap Veysioğlu ben de sizinle sohbeti özledim. Akşam görüşmeye ne dersiniz." "Harika görüşürüz o halde." Ben o ismi söylediğim anda birden dikildi gözleri kocaman oldu.. Dikkatle bakıyorum yüzüne, yutkundu. "Şimdi biraz oturmak ister misiniz Asya Hanım?" İstifini bozmadan oturduğum sandalyeye doğru yürümeye başladı, sadece bakıyorum herhangi bir tepki vermedim. Tam önüme gelince birden boğazımı sıkmaya başladı. "Seni de senin yedi ceddini de eşini dostunu da sikerim! O amına koduğumun şerefsizini sen nerden tanıyorsun doktor!" "Saane! Rapor mu verecez! dedim aynen onun az evvel söylediği gibi. "Bana bak Bay Pipi, Allah da canımı alsın ki o herifi deşerken arada seni de çıkarırım." Dışarıdan yeniden bir kahkaha sesi ama karşımdaki kadının gözleri kıpkırmızı oldu, karşımda ağlamak istemiyor çünkü. Pipi nedir ama yaa, birçok sıfat olabilirim ama pipi ne.... "Buyur gazeteci. Yapabiliyorsan yap. Hodri meydan." Yakamı iterek bıraktı, ben çıkıp gidecek diye düşünürken o beklemediğim bir şey yaptı, kitaplıktaki objelerden birini alıp karşıdaki cama fırlattı, camlar kırılmaz cam ama biblo yere düşünce paramparça oldu ve bir anda çığlık çığlığa bağırmaya başladı... "Aseeeeel, Allah belamı versin geberteceğim onu!"
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE