Asya
"Kızım napacağız ki burada yaa."
"Hadi ama Asya mızıkçılık yapma, birazcık dolaşacağız sadece."
"Off bazen o kadar boş şeylerle uğraşıyorsun ki Asel, bıktım senden."
"Hadi hadi seviyorsun beni itraf et."
"Deli.."
"Gel şu ağaca tırmanalım."
"Beceremiyorsun niye uğraşıyorsun ki."
Asya uyan, uyan lütfen uyan kabus görüyorsun..
"Hayır da çok güzel becereiyorum."
"Geçen seferkini hatırlatmayım istersen"
Asya nolur uyan, bak sonu iyi olmayacak..
"İyi ki bir kere düştük be off, bu sefer bak nasıl tırmanıyorum."
"Asel, Asel nerdesin.."
"Burdayım Asya niye hâlâ gelmiyorsun yanıma."
Asya uyanman lazım yalvarıyorum uyan.
"Asel gel, nolur çok korkuyorum. Hem çok yalnızım ben nolur gel."
"Gelemem ki unuttun mu öldüm ben senin yanında öldüm ve ben ölürken sen hiç bir şey yapmadın Asya unuttun mu?"
Asya bu kabus gerçek değil, uyan yalvarıyorum.
"Asel yemin ederim çok uğraştım ama sonra bana neler yaptılar biliyorsun.. Biliyorum, gördün."
"Ah Asya senden daha güzel olduğumu söylersen affederim."
"Güzelsin yemin ederim herkesten her şeyden daha güzelsin nolur affet beni nolur."
Asya lütfen..
"Affettim ama bu yine de benim öldüğüm gerçeğini değiştirmiyor, merak ediyorum Asya ne zaman benim hakkımı almak için bir şey yapacaksın!"
"Asel gitme nolur, gitme. Asel.. Aseeeeeeel.."
Yine aynı rüya, yine Allah'ın belası kabusla uyandım ve şuan aklım yerinde değil.
"Asya tamam bitti, uyandın bitti."
"Sus Cevriye sus sus, Asel öldü, öldü.. Asel öldüü!"
Bağırıyorum biliyorum ama kendime engel olmak mümkün değil. Allah kahretsin yine niye tetiklendi. Odama giren annem ve babamı seçebiliyorum ama sesler hâlâ kayıp. Annem sarıldı bir şeyler söylüyor, kızım dur diyor herhalde belki de beddua ediyordur Asel ölüp de ben yaşadığım için. Annem de babam da tutmaya çalışıyor şuan beni ama hayır hayır.. Kurtuldum kollarından fırladım dışarı. Üzerimde sadece pijamalarım var ayaklarım çıplak ama şuan bana kimse engel olamaz, ben bile. Asel'i kaybettiğim yere gitmem lazım, belki bu sefer bekler beni ama yok yok, yönler nasıldı. Sağım neresi solum neresi? Allah kahretsin ben neredeyim şuan?
"Aseeeeeeeeeeeeeel"
Bağırıyorum sokaklarda duyarsa gelir belki diye ama duymadı, duymuyor.
"Aseeeeeeeeel yalvarıyorum, çok yalnızım ben. Yemin ederim güzel olan sensin, çirkin benim nolur gel."
Hâlâ koşuyorum sokak aralarında, yollarda, parklarda yok Asel. Asel en çok salıncakta sallanmayı sever halbuki ama yok. Ben ne kadar koştum bilmiyorum ama bir adam tuttu beni, baktım yüzüne ama seçemiyorum kafası yok bu adamın. Allah'ım adamın kafası yok! Çırpınmaya başladım kollarında yalnız sıkıca tutuyor gücüm yetmedi.
"Bırak bırak beni bırak."
Bir şeyler söylüyor ama duymuyorum.
"Bıraaaak Allah belanızı versin bıraaaak."
Ardından yüzüme bir tokat yedim, tokadın etkisiyle yere düşünce kendime geldim. Cevriye çığlık çığlığa bağırıyor ama onu bile duymamışım. O adam eğildi önümde.
"Hanımefendi iyi misiniz?"
"Sen kimsin?"
"İyi görünmüyordunuz, tuttum sadece."
O an içinde bulunduğum hali idrak ettim.
"Cevriye tamam ağlama iyiyim."
"Aklımı kaybedeceğim senin yüzünden bir gün, manyak."
"Tamam be çemkirip durma Allah Allah."
Adama baktım hala bir cevap bekliyor benden. Kalktım düştüğüm yerden birden.
"İyiyim birader eyvallahsın. Sabah sporu yapıyordum da kendimi kaybetmişim."
"Emin misiniz, isterseniz bir doktora gidebiliriz."
"Doktor moktor gerekmez sağ ol. Eve gidecektim zaten."
"Tamam o zaman buyurun evinize bırkayım sizi."
"Şşş dayıoğlu asılıyon mu lan sen bana hafiften?"
"Ha yok.. Özür dilerim ben sadece yardımcı olmak istedim."
"İyi nerdeyiz onu söyle, neresi burası."
"Ümraniye."
Adama ters ters baktım tabanvayla buradan denizi aşacak halim yok herhalde Ümraniye tövbe tövbe.
"La taam taam eyvallah"
"Hanımefendi ayağınızda ayakkabı yok taksi çağırayım size."
"Ne vırvır ettin la ver telefonunu bari."
Uzattı telefonunu babamı aradım.
"Paşam beni bir alır mısın?"
"Nerdesin kızım yüreğime indireceksin bir gün nerdesin.?"
"Şşş dayıoğlu neresi la bura."
"Konum atalım ara sokaktayız tarifle bulamayabilir."
"Haa babam beycim konum atıyorum bu telefondan."
"Bekliyorum Asya."
Babama konum attım sağ olsun 5 dakika sonra geldi benim gelinciğimle.
"Canım babam ya valla iyi ki benim babamsın başkasının olsan kıskançlıktan siyanürle zehirlerdim."
Bana tripli yine muhtemelen tutmaya çalıştılar ama öyle zamanlarda deli gücü geliyor bana Seyit Onbaşı gibi onları bile kucaklayıp çıkabiliyorum. Çok şaapmamak lazım. Konuşmadı benimle o herife ağız ucuyla bir teşekkür ettim bindim arabaya. Eve geldiğimizde garip anam çilekeş anam iki gözü iki çeşme ağlıyor.
"Anne geldim tamam ya."
"Ben öleyim de sen kurtul Asya tamam mı kızım."
"Hele gı laflara bak dinime imanıma mezarında rahat bırakmam seni gelir gelir dürterim nereye ölüyon."
Baktım bu hâlâ ağlıyor gidip sarıldım sıkıca, biliyorum böyle zamanlarda onlar da kötü oluyor da kâbus la napayım kâbus.
"Asya bir doktora git nolur."
"Annem konuştuk bunları ben iyiyim diyorum doktorluk bir şey yok."
"Nasıl yok kızım nasıl yok, kardeşin gittiğinden bu yana sen bambaşkasın Asyam. Kabul ettik amenna, deli dolu bir kız oldun. Asel gibi oldun.." dedi yeniden hıçkırmaya başladı.
Bana kolay sanki amına koyim ya! Aynı yatakta yattığım, aynı rahimden aynı zamanda çıktığım, sırdaşımı, arkadaşımı, kardeşimi, tek dostumu koydum toprağın altına ben hem de konuşmayım diye nelere maruz kaldıktan sonra..
"Anne tamam dedim.. İyiyim söz bak bir daha olmayacak bu."
"Nolur bir doktora gidelim."
"Tamam sultanım söz tamam mı gideceğim bir doktora için rahatlasın."
"Bak söz verdin. Bana da doktorun verdiği kağıdı getireceksin."
"Haydaa. Bu nerden çıktı?"
"Asya!"
"Tamam gız senin bıngıl bıngıl göbüşün sağ olsun gerekirse başhekime çıkar bu kız deli değildir üstün zekalıların da hocasıdır kaadı alırım."
"Kağıt Asya."
"He annem ondan. Hadi öptüm seni odamdayım duş alacağım sen de güzel bir kahvaltı hazırla da gömek"
Gülmeye başladı, hah ya analar gülsün gerisi boş. Kendimi banyoya attım, saçım başım dağılmış lan şu cillop gibi karıya nasıl kıydın şerefsiz Asya! Hele şu mavi gözlerin kenarındaki kırmızılığa bak. Taş olacan Asyaaa taş olacan! Üzerimdekileri çıkarıp kendimi attım duşa kabine açtım gavur amı gibi suyu off iliklerim bile donmuş laa hava çok soğuktu, mal gibi bir picamayla çıkmayın sokağa sakın. Güzelce yıkandım paklandım geçtim mutfağa. Mis gibi patates kızartmış Ezo gelin. İkizlerle dövüşe dövüşe yaptık kahvaltımızı. Sonra ben giyinip kuşanıp çıktım evden. Tabi ki mezarlığa gitmem lazım. Çünkü Asel beni bekliyor...
Gelinciğime bindim Asel'in en sevdiği şarkıyı açtım bizim şarkımızı yani..
"Kaç yıl oldu saymadım köyden göçeli
Mevsimler geldi geçti, görüşmeyeli
Hiç haber göndermedin o günden beri
Yoksa bana küstün mü? Unuttun mu beni?"
Hem ağladım hem şarkımı söyledim bağıra bağıra.. Mezarlığa gelince başımı kapattım, okuya okuya ezber ettiğim yasini okumaya başladım. Önce dualarımı okudum ardından sohbet etmeye başladım.
"Gız ölüp gittin hâlâ huzur yok, ne diye geliyon kabuslarıma."
Yanımda olsa hadi hadi çok özledim de çağırdım demiyorsun da derdi.. Özledim be Asel. Ne var mucize olsa sen ölmemiş olsan, o aptal adam sana çarpmamış olsa... Ben sensiz bu hayata alışamadım.
"Asel, iyisin biliyorum çok iyisin hem de. 10 yaşında öldün çocuktun yani bir mallık yapmadıysan cennettesindir diye düşünüyorum. Bense aynı cehennemin içindeyim ama merak etme az kaldı, çok güzel bir haber yaptım ve adım duyuldu. Beni bilen sayısı artık daha çok. O heriflerin ipliğini pazara çıkaracağım ama kardeşlerime ya da anne babamıza zarar vermelerini engellemek için daha da tanınır olmam lazım. Korkmaları lazım anladın mı? Sen akıllı akıllı yat orada. Geçen geldiğimde şapka ve atkı getirmiştim buralar çok soğuk diye. Olmadığına göre almışsın, gece rüyamda gördüm üzerindeydi çok da yakışmış sana. Çıkarma sakin üşüme hiç sevmezdin soğuğu zaten. Asel... Annem bugün aynı Asel gibi davranıyorsun dedi biliyor musun? Kendini bana mı bıraktın? Farkında değilim çünkü. Sen hep deli dolu, neşeli, gülmeye ve muzurluk yapmaya bayılırdın ben de güya akıllı uslu sakin çocuktum. Senin gibi olmak daha güzel ama ben sen değilim işte. Keşke ölen ben olsaydım Asel.. Bu hayatta olması gereken kişi sendin.. Bak bu defa da çocukken elimize her para geçtiğinde aldığımız alman pastasından getirdim sana. Kendime de aldım ama ben yedim dayanamadım yine. Sen de ye tamam mı.. Herkes iyi bu arada. İkizleri tanısan çok severdin bugün bir kere daha anladım bunu. Onlar benim gibi değil daha çok sana benziyorlar. Hem akıllılar hem çok eğlenceliler. İyi ol nolur Asel. Bir gün nasılsa geleceğim yanına oranın da tozunu attırmamız lazım tamam mı? Şimdi gidiyorum, gelinciğimle tanıştırmıştım seni hah dangozun biri çarptı arabama. İsmail dayı 5-6 bin tutar dedi ümüklerine çöküp paramı alacağım. Seni seviyorum arkadaşım eşek..."
Asel'le vedalaştıktan sonra çıktım mezarlıktan, sanırım Dilruba'nın olayı tetikledi beni önce bir doktora gittim. Aile hekimine.. Annem branş belirtti mi arkadaşlar Allah Allah. Bana bir kaat getir dedi sadece. Doktorumuz da pek yakışıklı haa.
Girdim yanına sıram gelince.
"Hocam meraba."
"Merhaba şikayetiniz neydi?"
"Üşüttüm herhalde biraz."
"Tamam sedyeye oturun sırtınızı açın."
"Ha yok yok hiç yormayım sizi bana bir ağrı kesici yazıp bir de anneme verilmek üzere sağlığı yerindedir kaadı verirseniz pek sevinirim."
Nasıl da şirinim nasıl da güzelim herifçioğlunun dibi düştü kesin. Baktı yüzüme gülümsüyorum, şahanee..
"Hanımefendi rapor mu vereyim anlamadım."
"Olur olur rapor olur, reçete olur ne bileyim el yazınızla yazılmış salın bu kızı yazısı olur. Olur yani, altında doktor kaşesi olsun yeter."
Derince nefes aldı herhalde güzelliğim nefesini kesti.. Kırmadı beni sağ olsun bir kaat verdi ama ayaklarım götüme değe değe çıktım ordan arabama binince kaada baktım.
"Tedavi olmuştur" yazıp kaşe basmış. Hele goduğuma bak. T. O. yazsaydın birader yorulmasaydın ya! Neyse yazısını taklit edebilirim bence. Tükenmez kalem alıp altına yazdım. Sağlığı tehdit eden herhangi bir bulguya rastlanmamıştır. Imm nasıl da güzel doktor olurmuş benden valla yaa… Kağıt işini çözünce telefonu çıkardım bizim çakma Poseidonun verdiği karta baktım.
Bay Pi Psikiyatri Kliniği..
Ali Pars Yiğiter.
Sabit numarayı tuşladım bir iki çalıştan sonra bir kadın açtı.
"Bay Pi Kliğiniği"
"Merhaba ben Asya Gerçek, patronunuzun bana borcu var nasıl tahsil edebilirim?"
"Ne borcu Asya Hanım?"
"Bunun şoförü benim arama çarptı onun masrafları."
"Anladım efendim 1 dakika bekletebilir miyim sizi."
"Tabi tabi"
Kadın da nasıl kibar Allah'ım böyle kadınları görünce de içimdeki Mahmut siniveriyor kıyıya köşeye. Biraz müzik dinledim sonra yeniden o kadın.
"Asya Hanım Pars Beye bilgi verdim efendim, istediğiniz zaman gelip parayı alabilirsiniz."
"Ne gelecem la?"
"Anlamadım?"
"Yani hanım ablacım gelip elden tahsilat diye bir şey mi kaldı, Iban vereyim yollayın bir zahmet."
"Ah kusura bakmayın banka sistemlerinde bir sorun var bu sebeple havale ve eft yapamıyoruz."
"Şşş yoksa Bu Bay Pipi'nin parası mı bitti, banka el mi koydu, abooo kız blokelendi mi hesabı?"
Karşımdaki kadın kahkaha atmaya başladı noluyoo noluyooo. Ben burda panik oldum, gitti paracıklarım.
"Kusura bakmayın lütfen, hayır endişe etmeyin sadece bu birkaç gün ödemleri elden gerçekleştiriyoruz."
"Puff, iyi mazot paramı da alırım öyle de o çakma Poseidona."
"Tabi efendim" dedi kapattım. Maşallah dediğim 3 gün yaşamıyor ya, kadına kibar dedim gülmekten fenalık geçirecekti. Neyse deyip el mecbur sürdüm arabayı bunların kliniğe..