Pars
İnsanların yalan söylemeyi bu kadar çok sevmesini bazen yadırgıyorum. Ne geçiyor mesela eline, ne kadar idare edebiliyorsun yalanlarınla. Sanırım bu kendimi iyi hissedeyim hali. Herkes olmak istediği kişi olmak için çaba harcamaktansa şişirilmiş bir balonun içine kendini hapsedip öyleymiş gibi anlatmayı tercih ediyor. İlginç..
Kendimi düşünüyorum hiç yalan söyledim mi diye.. Sanırım hayır. Tercih etmiyorum. Küçük bir çocukken de böyleydi bu yetişkin bir birey olduğumda da böyle. Ben burada aile çok önemlidir, çocuk anne babasından ne görürse onu yapar klişesine girmeyeceğim bunun aksi olan milyonlarca örnek verebilirim çünkü. Çocuklar her zaman aileden gördüklerini yapmazlar, çocuklar algıları en açık varlıklardır ve bizlerin dikkat etmediği onlarca farklı uyarana tepki verip bunları benimseyebilirler. Arkadaş çevresi, teknoloji hatta kendi kendinize mırıldandığınız bir şarkı..
Bu sebeple yalan söylemiyorsam bunu kendim tercih etmediğim için söylemiyorum ama bu karşımdaki hâlâ elleri yakamda olan adam yalan söylemenin sıradanlığına öyle kaptırmış ki kendisini bir uzman olmasam duyduklarım yalandı herhalde böyle bir tepkiyi bunları yapan kişi veremez derdim.. Bu tipler için kullandığım bir tabir var Yalan Profesörü..
İşlerinde her zaman iyi olmasalarrda en iyi onlarmış gibi davranırlar ve sizden de bunu beklerler.
"Ben sana seni anlatacak kişiyim Can. Kendinle tanışmaya hazır mısın?
Bu benim kırmızı odada ağırlamak zorunda kaldığım kişilere sorduğum klasik soru.. Karanlık Odayı ne siz sorun ne ben anlatayım.
"Yakamı bırak Can!"
"Seni delik deşik ederim doktor! O kadar ince çalışırım ki ölüm sebebin anlaşılmaz bile!"
"Yüzüme çalışmazsan sevinirim cesedim yakışıklı olsun isterim."
"Dalga geçilecek bir durum mu var yoksa yeterince ikna edici mi değilim?"
"Konuşmaya devam etmek istiyorsan kırmızı odaya geç yok istemiyorsan git."
"Kırmızı oda ne lan, dizi mi çeviriyoruz?"
Gülümsedim, benim kırmızı odamla dizi çekilmez, belki bilim kurgu konulu film..
"Sohbet etmeyi daha çok sevdiğim mekan diyelim."
"Konuşacak bir şey yok o aklından geçenler her neyse silip at babam dahil bir Allah'ın kulu bile bilmeyecek burda konuşulanları."
Bu arada yakamı bıraktı ama parmağını sallayarak konuşmaya devam ediyor tahmini olarak benden 20 cm kadar kısa ama kalıplı olduğu için bana posta koyuyor. İlginç..
"Peki Can, gidebilirsin."
Hışımla çıktı odadan, ah Can sen bilmiyorsun belki ama ben biliyorum tekrar geleceksin.. O herif çıkınca bir saat kadar çalıştım ofisimde o sırada Batının Şahı ulaştı. Namı diğer Kasap. Asıl adı Caleb Ward aslen Amerikalı. Psikopatlığa yepyeni bir boyut kazandıran manyak bir adam. Tam bir sadist. Hem kadınlardan hem erkeklerden nefret eder ve şiddet uygulamaktan haz alır. Yani benimle tanışana kadar öyleydi biraz törpülemeyi başardık bunu ama hâlâ kan akıtmayı seviyor. Dünya üzerinde ne kadar psikopat varsa bilir. Kendine özel işkence metodları var. Karısını döven bir kocadan da haberi var çocuklara zarar veren itlerden de ve çok damarına basılırsa benden onay almayı dahi beklemeden gebertir. Şimdi ise Can gibi bir heriften bahsetmek için aramış ama bu herif gay ya da biseksüel değil. Sadece kadınlara zarar veren ve onlara işkence ederken seks yapmaya bayılan bir adam. Hatta en az 10 kadını seks esnasında uyguladığı şiddet sebebiyle öldürdüğünü söylüyor. Sakince dinledim.
"Adı ne?"
"Jefrey Kim."
"Hangi ülkede?"
"Şuan Amerika'da olduğu bilgisi geldi."
"Yani senin sorumluluğunda olan bölge."
"Evet efendim."
"Ne istiyorsun?"
"Onu bana verin.."
"Ne yapacaksın Kasap onun gibi yüzlercesi var?"
"Efendim reşit olmayan kızlara da bulaşmaya başlamış, örgütlü değil. Bir başına hareket ediyor ama çok zengin olduğu için herkesi bir şekilde susturmuş."
"Peki bak icabına."
"Teşekkür ederim efendim."
Onunla konuşmamız bitince Betül Hanım girdi odaya.
"Pars Bey, efendim Can Bey geldiler."
Dudağımın kenarı kıvrıldı sandığımdan çabuk oldu..
"Kırmızı odaya yönlendirir misiniz ben geçiyorum."
"Tabi efendim."
Derin bir nefes aldım. Can'a ait her türlü bilgiyi de Kasap temin etti. Onun için çocuk oyuncağı. Elimde onlarca video ve resim var bakalım o kendisiyle yüzleşmeye hazır mı? Kırmızı oda için olan tulumu ve sarı çizmelerimi giydim. Elimde bahçıvan eldivenleri odaya geçtim.. O çoktan girmiş odaya ve dehşetle içeriyi inceliyor..
Yapma Can.. Sen seversin..
"Hoş geldin Can.."
Tekrar ama bu defa çok daha farklı şekilde beni görünce yutkundu..
"Öldürecek misin beni?"
"Sanmam."
"Bu oda normal değil."
"Elbette değil, sen normal odada konuşma hakkından kendin vazgeçtin."
"Çıkamam değil mi burdan.."
"Zeki insanları her zaman sevdim."
"Bak hatırlamıyorum seni, birlikte mi olduk, aşırıya mı kaçtım nedir bu intikam kuşanmış haller."
Güldüm söylediği şeyle.. Ah bu özgüven..
"Can ben karşı cinse ilgi duyuyorum, seninle birlikte olmuş olamayız ama bende de senin çok ama çok zevk alacağın fantaziler var."
Gözlerini kaçırıyor.
"Hazır mısın?"
"Ben istemiyorum bırak beni."
"Neydi Can ne demiştin, zevke odaklanırlarsa acıyı hissetmezler. Kendin için de güzel bir taktik olabilir."
"Bak anlamaya çalış beni zaten aklım yerinde değil diye geldim sana."
"Evet biliyorum. Ama sen tedavi olmaya gelmedin vicdanını susturmam için paratoner olayım diye geldin."
"Ben kimseye zarar vermedim. Hepsi gönüllü beraberlikti ama onlar birliktelik esnasında su koyverdiler."
Ah bu değişmeyen tavırlar, o zaman biraz film seyredelim. Kasapın bana yolladığı resimler ve videolardan oluşan kaydı açtım. Duvara yansıyan görüntüleri izleme başladı ama siktir çekti önce ardından kocaman gözlerle bakmaya başladı, yalnız garip olan neydi biliyor musunuz? Görüntüleri izlerken bile tahrik oldu, pantolonun önündeki kabarıklık hiç masum değil! Dönen görüntüler gerçekten normal her insanı dehşete düşürür. Birinde at gibi binmiş bir adamın üstüne hem git gel yapıyor hem elinde çakıyla adamın göğsüne kesikler atıyor. Başka bir görüntüde bir kadının ellerini bağlamış hem anal seks yapıyor hem kadının sırtına kan damlatıp yalıyor. Bu bahsettiklerim en masum sayılabilecekler, dahasını anlatmayım fazlaca rahatsız edici.
"Bir hayli renkli bir cinsel hayatın varmış gibi?"
"Evet.." dedi fısıltı şeklinde inşallah boşalmamıştır, midem kaldırmayabilir.
"Peki gelelim Seden'e.."
O an anladı sanırım burdan dönüş yok. Odadaki tahta sandalyeye yığılır gibi oturdu.
"Seden'den de mi haberin var lan.. Abi kafayı yiyeceğim kimsin sen?"
Öyle bezgin öyle yılgın çıktı ki sesi çaresizliğini hissetmemek imkansız.
"Anlat.."
"Bak, sadece kızın sürekli karşı koyması aşırı cazip geldi normalde yapmam ama işte dövdüm onu bana karşı koyuyor diye."
"Hı hı.." dedim ama ben de hazırlıklarımı yapmaya başladım. Benim öfkem dışarıdan görünmez çünkü göstermem ama Seden.. Daha 19 yaşında 3 kez ameliyat oldu ve psikolojik destek alıyor şuan. Bilmiyorum ki bunu öfkelenmeden nasıl halletmeliyim!
"Biliyorsundur zaten."
"Devam et.."
"Dövünce yarı baygınlık geçirdi ama ağzından ve burnundan akan kanlar beni çok tahrik etti, o kanları alıp sürdüm vücuduma ve cinsel organıma işte ona bakarak kendimi çekmeye başladım, o hali çok tahrik ediciydi.."
"Hı hı.."
Kaptırdı kendini şuan o ana yeniden gittiğine eminim çünkü anlatırken sesi yumuşadı yüzünde hafif bir tebessüm var.
"Anal seks istedim en başından, kabul etmişti ama işte vücudunda birkaç kesik atma isteğimi reddedince ben de anlaşmaya sadık kalmadım ve hazırlamadan girdim makatından."
Duyduğum son şeyle öfkemin de sabrı taştı arkamı dönüp bir yumruk attım yüzüne.. Kızın makatı parçalanmış vajinasında da ciddi hasar var olduğu ameliyatlar haricinde 2 ameliyat daha olacak ama bu şeref yoksunu haysiyetsiz o halde bile defalarca beraber olmaya devam etmiş kızla yetmemiş bir partnerini de çağırmış onun da kızla birlikte olmasını sağlamış onları izlemiş sonra grup yapılmış bunların hepsinde kız baygın!!!!
Yere düşmesini fırsat bilip çıktım çıktım üzerine arka arkaya kaç yumruk attım bilmiyorum ama Seden gibi ağzından burnundan kan geldi.. Ne diyor ayette kısasa kısasta hayat vardır.. Sen Seden'in yaşadıklarının aynısını yaşayacksın Can bir farkla, seninki zevke odaklanamayacağın kadar acılı olacak! Biz buna Bay Pi adaleti diyoruz!
👑
Asya
"Şapkası tam sekiz köşe
Zevkten olmuş dokuz köşe
Güveniyor on kardeşe
hot tirina nininom da
Zot tirina nininom"
Hahah bayılıyorum bu şarkıya valla. Söylerken coşuyorum. Bugün neşem yerinde anamdan 2 çeyrek kaptım ama hemen bozdurmadım ne bileyim olur da yükselirse diye bekliyorum, valla zengin olanların Allah yardımcısı olsun ben 2 çeyrekle dakika başı piyasa takibi yapıyorum zengin olsam kafayı yerdim herhalde. Bakın mesela bir kuruş daha arttı şuan. Güzel zenginim güzel. Cillop gibi. Canım Ardamın dediğini yapmak için çarşıya indim hemen benim kırmızı vosvosumun metalini yaptıracağım. Bu işleri yapan bir yere girdim ama adam ısrarla elinde hali hazırda olanları satmaya çalışıyor.
"Abi bu sence kırmızı mı?"
"Değil ama pembe, kadınlar pembeye bayılır."
Gözlerimi kıstım bakıyorum tepkilerine mala da benzemiyor ama azıcık gidik herhalde.
"Peki sence pembe de işimi görecek olsa neden kırmızı isteyim?"
"Pembenin bu kadar güzel göründüğünü bilmediğin için."
Valla bu işin sonu senin ellerin niye büyüğe kadar gider ama bugün hem iç sesimi hem sinirlerimi evde bıraktım. Kendi hâlimde takılıyorum bu sebeple bugün küfür yok, stres yok. Sakinim... Sakinim...
"Evet abi çok haklısın pembe aşırı güzel, dehşet güzel böyle 90-60-90 manken gibi güzel ama bana kırmızı lazım."
Nasıl da gülümsüyorum bir sevimliyim ki sormayın gitsin.
"İstersen sarısı da var?"
"Amına koduğumun malı kırmızının nesini anlamıyon lan sen!"
Birden yerimden fırlayıp buna bağırınca birkaç adım geri gitti. Gerzek bir saattir hanım hanım duruyorum, kırmızı istiyorum diye götüm dahil yırtmadığım yer kalmadı. Moron!
"Bir kadın böyle küfreder mi ayıp?"
"Seni ananın amına geri sokarım bana kırmızı bir vosvos hazırla. Hemen!"
Yutkundu boyum birazcık uzun Allah vergisi. Herif benden kısa diklenecek de yeri dar..
"Tamam be tamam, karabasan gibi çöktün üzerime eşkiya mısın nesin terbiyesiz kadın. Bekle yarım saate hazır olur."
"Uza!"
Muhtemelen içeride atölye gibi bir şey var. Lan zaten hazır kalıbın var bunu bir zahmet kırmızı yapacaksın bu kadar mı zor da beni hanımefendi kişiliğimden çıkarıyorsun. Sen benim küfretmemek için verdiğim mücadeleyi biliyor musun dangoz! Neyse bu ettiklerim sayılmaz hem annem duymadı zaten...
Beklemeye başladım 20 dakika sonra geldi bu. Off yakıyor vosvosum yakıyor. Kırmızı metal bir vosvos. Du bunu orada almazlarsa anahtarlık yapayım.
"Al!"
"Sağ ol çok zahmet oldu."
"Bir daha gelme benim dükkanıma."
"Gelirsem sarı vosvosu ayrı pembe vosvosu ayrı sokarım götüne zaten. Hırt!"
Tek kelime edemedi. Parasını verdim çıktım. Derin birkaç nefes aldım.
"Hayır Asya küfretmedin canım sadece sinirini dışarı çıkarmak için bu yolu kullandın. Harikaydın."
Hah bu motivasyon konuşması iyi oldu. Allah'tan o yelloz iç sesi almadım yanıma bir dünya laf sayardı yoksa. Oradaki işim bitince Nişantaşı'na geçtim buradaki pahalı butiklerden birine girdim.
"Hoş geldiniz."
"Merhaba hoş buldum."
"Nasıl yardımcı olabilirim."
"Özel bir davet için bir elbise istiyorum ama aklımda herhangi bir model yok."
"Hemen yardımcı olayım." dedi kız. Nasıl da güzel maşallah pek de güler yüzlü. Ben de güzel kız görünce yapışan teyzelere döndüm ama benim ufaklıklar daha küçük onlara kız bakamam!
"Davet konsepti belli mi?"
"Önemli iş adamlarıyla bir akşam yemeği yenecek artı kokteyl."
"Renk tercihiniz var mı?"
"Yeşil düşünüyorum ama öneriniz varsa.."
"Kırmızı öneriyorum."
"Hmm tamam model olarak nasıl bir şey var elinizde." dedim kız profesyonel belli vardır bir bildiği zaar.
Bana birkaç elbise gösterdi ama içime sinmedi, memelerimin ortada olmasını sevmiyorum. Sonra bir model çıkardı hah işte bu lan diye bağıracaktım az daha. Tek kolu yok diğer kolu omzun biraz daha aşağısından başlıyor bir karış kadar dökümlü, belin sağ kısmından da aşağı doğru aynı kumaştan bir parça uzanıyor vücudu saran bir model aşağı doğru hafif açılıyor. Kumaşı çok güzel, tok bir kumaş valla bayıldım lan buna.
"Bu çok güzel."
"Bahsettiğiniz davet için gayet uygun olur sanırım ayrıca hiçbir tadilata gerek yok size göre yapılmış gibi."
"Evet çok şık gerçekten ne kadar bu elbise acaba?"
Elindeki tabletten bir şeylere baktı hadi emmi kızı uygun bir şey de.
"80 bin lira."
"Çüş!"
"Efendim?"
"Biraz bütçemin üzerinde demek istedim."
"Anlıyorum efendim bu Fransız kumaşı ayrıca özel bir tasarım."
"Anladım, ben biraz daha bakayım o halde."
"Dilerseniz kiralayabilirsiniz."
"Öyle mi?"
"Tabi tadilat gerekmediği müddetçe kiralayabiliyoruz."
"Tamam süper kiralık olursa ne kadar olur.?"
"40 bin"
Anasını avradını lan! Nerdeyse benim 1 aylık maaşım kadar. Anamdan aldığım altın üstüne hesabımdaki parayı koysam yine yetmiyor ama yapacak bir şey yok. Benim o davete şık bir şekilde gitmem şart. Yılın gazetecisi olacağım Allahıma.
"Gel biz 30 binde anlaşalım, elimdeki tüm para o."
Kız biraz düşündü, hadi hadi yaparsın..
"Tamam peki sizi üzmeyelim."
"Hay babana rahmet" dedim kıkırdadı anlıyor bizim dilden demek ki.
"Ayakkabı da düşünüyor musunuz altına?"
"Düşünüyorum da ona para kalmadı."
"Kredi kartınız varsa taksit yaparız."
"Tamam bakayım modellere o zaman."
Kız bana birkaç model gösterdi sağ olsun pek ilgili canını yerim. Ben de siyah tek bantlı saten kumaştan bir ayakkabı seçtim onun tutarı da anasının nikahı kadar ama kredi karıma 6 taksit yaptı sağ olsun bu bacı. Çanta olarak da sadece telefonum ve bir miktar para sığacak büyüklükte küçük mat gri bir portföy çanta seçtim. Saçlarımı da aşağıda dağınık toplatırım herhalde. Bilmiyorum hele o gün gelsin. Kıza çeyreklerimi verdim gözyaşlarıma mani olarak, ayrılmak zor geldi sonra çıktım oradan. Elbise de ayakkabı da arabada bekleyecek eve götürmeyeceğim zaten dışarıda uygun bir yerde giyerim muhtemelen.
Arabaya binince derin bir nefes aldım, kalkıştığım işin büyüklüğünün farkındayım ama altından kalkmam şart. Ben bu mesleği birilerinin gönlünü hoş edecek haberleri yapmak için değil hakikatleri anlatmak için seçtim.
Bakalım bu davet bana hangi gerçekleri fısıldayacak...