16. BÖLÜM

2193 Kelimeler

Güneş yükseldikçe kırmızı sis inceldi, ama tamamen kaybolmadı. İnce bir tül gibi köyün çatılarının üzerinde asılı kaldı. Sis, hafif bir pembemsi tonla kaplamıştı her şeyi; evlerin saman kaplı çatıları, taş duvarları, hatta uzak tarlaların yeşil ekinlerini. Güneş ışınları, bu sisi delerek yere ulaşıyordu, ama her ışın, kırmızı bir filtreyle lekelenmiş gibiydi. Havada, hala o metalik kan kokusu vardı – tatlı, çürük bir koku, bataklığın derinlerinden yükselen ve şimdi köyün her köşesine sinmiş. Aurora, kilisenin taş basamaklarında durdu. Basamaklar, eski ve aşınmıştı; yılların ayak izleriyle oyulmuş, kenarları yosunla kaplı. Rüzgar, hafifçe esiyor, eteklerini dalgalandırıyordu. Elindeki kılıç hala titriyordu – yorgunluktan değil. Kılıç, gümüş kaplamalıydı, sapı deri sarılı, rune'larla süslenm

Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE