Yaralı

1669 Kelimeler
"Mihrican okuldan çıkınca fazla oyalanmadan gel emi yengem amcan bana kızıyor sonra. Hazel yengemin sesi ile gülümsedim. "Tamam yenge sen merak etme dersim biter bitmez gelirim" dedim. Yıllardır beni amcamın eziyetlerinden korumak için çırpınan yengeme. Avluya indirimde babaannem herzaman oturduğu yerde yıllardır olduğu gibi bana düşmanına bakar gibi bakıyordu. Mutfaktan çıkan Civan abi "Kız uğursuz kuyruğuna bir bela takmadan gel eve" dedi.Alışmıştım onun bu tavırlarına ama yinede içimde biryerler her defasında sızlıyordu. Bozan konağının asırlık kapısını açıp sokağa çıktığımda rahat bir nefes aldım.Kapıda bekleyen arabaya binip Serhat abiye selam verdim. Hayatım okul ve konak arasında geçiyor. Yol boyunca etrafı seyrederken baharın bu kadim şehre daha çok yakıştığını düşündüm. Duran arabada inip hergün yaptığım gibim okulun girişindeki yazıyo okudum. Dicle Üniversitesi Hukuk Fakültesi. Ferhat abim olmasa bugün burada olamazdım. Çok büyük kavga etti amcamla dedemle Civan abimle. En sonunda başardı beni okula göndermeyi. Ben kim miyim Bozan konağının yoksayılan kızı Mihriban;Annem beni doğururken ölmüş babamda aynı gün kaza yapıp ölünce daha bir günlük bir bebekken üstüme uğursuz damgasını yapıştırmış babannem. Birkez olsun yüzüme sevgiyle baktığını bilmem, hatta bana eziyet etmek için hiç bir fırsatı kaçırmaz.Katı kuralları olan bir kadınmış zaten bana karşı dahada beter tavırları var. iki yıldır okuduğum üniversitenin kampüsünü bile doğru dürüst bilmem mesela. giriş ve çıkış saatlerinde mutlaka şöför lerden biri kapıdadır. Arkadaşlarıma göre İmrenilecek bir hayatım var. Ama ben daha yaşadığım şehri tanımıyorum. Lise birinci sınıfta arkadaşlarımla bir defa cafeye gitmenin bedeli üç gün konağın mahzeninde kapatılmak olmuştu, Ferhat abim gelmese okul hayatımda bitiyordu neredeyseyse. Herkesi karşısına alıp ya okutacaksınız yada hakkı olan malı vericeksiniz gidecek burdan diye ortalığı yıkınca herkes susmuştu. Hazel yengem Ferhat abimin babam gibi merhametli olduğunu söyler hep.Şimdi askerde çok özledim. "Ne düşünüyorsun öyle derinlerde" diyen Dilşahla düşüncelerimden sıyrıldım. Hiç dalmışım dedim. Dilşah Üniversite okumak için gelmiş buraya Mardinin sözü geçen aşiretlerinden Arslan aşiretinin kızı babası Aşiretler ağasıymış. Her zaman yüzü gülen etrafına neşe saçan Dilşahla kolkola binadan içeri girdik. "Mihrican hafta sonu bana gelsene" diyen Dilşahla adımlarımı durdurdum "Gelemem Dilşah babaannem izin vermez "dedim yerimize otururken "Off Mihrican neden izin vermesinler ki altı üstü aklama kadar evde oturacağız" dedi Bilmediğin şeyler var o yüzden lütfen ısrar etme dedim sadece. Bende isterdim arkadaşlarımla vakit geçirmek ama hayat herkese eşit davranmıyor. Evet zenginliğin bir ailenin çocuğuyum ama keşke bir lokma ekmek bulamayıp başı sevgiyle okşanan bir çocuk olsaydım. Para ve güç herşey değil maalesef. Hocanın sınıfa gitmesi ile düşüncelerimden sıyrıldım. Tüm gün girip çıktığım dersler canıma okudu resmen. Son ders hocasıda çıkınca derin bir oh çekip yerimden kalktım.Dilşahla yanyana çıkşa yürürken "Dilşah" diyen sert bir sesle durduk.Poyraz her hafta sonu olduğu gibi yine gelmişti. Dilşah abicim diyerek koşarak sarıldı Poyrazı görünce bir kaç saniye duraksadım. Yaklaşık bir doksan boylarında Sert yüz hatları ve kirli sakalı ile çok yakışıklı biriydi. Derin bir nefes alıp" Pazartesi görüşürüz Dilşah "dedim ve çıkışta beni bekleyen arabaya doğru yürüdüm.Neden her gördüğümde böyle oluyorum ki kalbim kafesteki kuş gibi çırpınıyor Konağın kapısından girdiğimde yine Hasan amcamın bakışları karşıladı beni. Hiçbirşey demeden odama gitmek istedim ama "Buraya gel" dedi. Ürkek adımlarla yanına gittiğimde kafamı kaldırmadan "Buyur amca "dedim "Amca değil ağam diyeceksin bana uğursuz" dedi. solan gözlerimi görmesin diye başımı kaldırmadan "Buyur ağam" dedim bu sefer."Ferhat gelecek hanımağan odasını temizliyor git yardım et "dedi "Tamam ağam" deyip hızla uzaklaştım. Ferhat abimin odasına girdiğimde yengem kıyafetleri dolaba yerleştiriyordu "Kolay gelsin hanımağam" dedim "Hanımağayıda nerden çıkardın yengem" dedi. " Tabiki hanımağam diyecek ana dedi. Civan abi bu Ferhatla sen fazla yüz veriyonuz bu uğursuza" diye ekledi. bi içimden bir ses ben uğursuz değilim diye bağırsada sustum yıllardır olduğu gibi Babaannem "yoktur yardıma hacet torununun elyalarına dokunupta uğursuzluğunu bulaştırma" dedi. Ya bende senin torununum üstelik hem yetim hem öksüz bir kerede benim başımı okşa be kadın bir kere sadece haykırmak istesemde yine sustum. Yengem halime acıyıp teselli etmek ister gibi "yok kuzum hadi sen mutfağa bak birazdan acıktık derler "dedi buruk bir gülümseme ile tamam deyip çıktım.Yarım saat sonra herkes sofraya oturmuştu Hazel yengem mutlulukla "Çok şükür Allahım yarın akşam Ferhatımda bizle olacak "dedi. Babaannem "Çok şükür gelin artık kız bakmaya başlarız" dedi Civan abiye dönüp "Ferhat gelmeden bana evlen demeyin diyordun Civan efendi şimdi ne diyon" dedi "Yaza kadar sık dişini Keje sultan" dedi Civan abim O niyeymiş dedi babaannem "Var bi sebebi" dedi Civan abim.Sonra bana dönüp "Sen bizimi dinliyon kız uğursuz" dedi "Yok abi estağfurullah isteğiniz olursa diye bekliyorum" dedim "Abi değil Civan ağam diyeceksin şimdi git nereye gidiyorsan bizim konuşacaklarımız var" diye zaten eğreti oturduğum masadan beni kovdu. ayağa kalkıp "Müsadenizle odama çıkabilirmiyim vize sınavlarım yaklaşıyor ders çalışmam gerek "dedim. "Okuyupta başımıza âlim olacan zaar git gözümün önünden" dedi babaannem. Odama girene kadar tuttuğum gözyaşlarımı saldım. Benim ne suçum vardı ki. Ders çalışmakmiçin oturduğum masanın başında ne kadar ağladım bilmiyorum. Kapının açılma sesi ile gelene bakmak için kafamı kaldırdığımda hüzünle bakan yengemi gördüm "Ah benim gece gözlüm sen bu yengemin kusuruna bakma" dedi bana sarılarak. "Ne kusurun var ki yenge "dedim "Seni daha fazla koruyamadığım gibi birde doğurduğuna söz geçiremiyorum" dedi "Yok be yenge alıştım artık hem sen ve Ferhat abim olmasa halim nice olurdu benim" dedim. "Hadi bak saat çok geç oldu yat artık yarın çok işimiz var Keje Sultan'dan laf dumya durduk yere" dedi. Yanağımı öpüp çıktı odadan. Yatağa sırt üstü uzandığımda yine aynı düşünceye daldım.Üniversiteye ilk başladığım sıralardı. Ders bitmiş çıkışa doğru yürürken yanımdan geçen kızın söylediği cümle ile kafamı kaldırıp görmüştüm O'nu. Uzun boyu sert ama bir okadar yakışıklı yüzü ile sadece benim değil etraftaki diğer kızlarında dikkatini çekmişti. "Abicim" diyerek koşan Dilşaha gülümseyip kollarını açtığında ise tüm dünya birkaç saniyeliğine durmuştu sanki.İlk başlarda bana kimsenin böyle sevgiyle bakmamış olması düşüncesi ile etkilendiğini düşünmüştüm ama zamanla yanıldığımı anladım. Dilşahla zamanla ilerleyen arkadaşlığım sayesinde abisi hakkında bir çok şey öğrenmiştim.Evin tek oğluymuş Amerika da okumuş iki yıldır kendilerine ait olan şirketi yönetiyormuş kadınlat ve çocuklar kırmızı çizgisiymiş fırsat buldukça da kardeşini görmek için Diyarbakıra geliyormuş.Dildar adında bir kız kardeşleri daha varmış. Poyrazı her gördüğümde biraz daha bağlanıyordum. Ne tuhaf değilmi benden haberi olmayan birini seviyorum üstelik bugünkü ne kadar hiç sevilmedim ben Sahi ya sevilmek nasıl bir duygu acaba. Poyrazdan Dilşah evin en küçüğü hepimizin gözdesi bu yüzden biraz fazla nazlı aşırı şımarık büyüdü. Üniversite okumak niçin Diyarbakırı tercih etmesi gerçekten mucize gibi bir şey. Ben İstanbul der tutturur diyordum Allah'tan çok uzağa gitmedi. Dildar ile birlikte birkaç çalışanımızı yanlarına katıp annemin babasından kalma küçük konağa yerleştiler.Okula başladığı ilk gün yanında olmak istesemde işle yüzünden yurt dışına çıkmak zorunda kalmıştım. Döner dönmez ilk işim kardeşimi okulu'ndan almaya gittiğim gün hayatımında hiç yaşamadığım duyguyu yaşadım kalp çarpıntısı.Göğsüne bastırdığı kitapları ile başını eğmiş yürürken bir anda kafasını kaldırdı o an gördüğüm gözler yıldızsız geceler kadar derindi.Dilşahın" Abicim "diye bağırmasıyla kilitlendiğimm gözlerden kopabildim. Koşarak bana sarılıp" abicim ne zaman geldin seni çok özledim" diyen kardeşime sıkıca sarılıp. "Yeni döndüm fındık kurdu ilk işim seni görmek oldu" dedim.Tekrar gece gözlü kızı görmek için etrafa bakındığımda gitmişti. "Hayırdır Poyraz bey kime bakıyosun" diyen Dilşahı kolumun altına alıp arabaya yürürken "Kardeşime değen göz varmı diye bakıyorum abim" dedim. "Aman abi iyisin hoşsun da şu kıskançlığın olmasa "dedi kardeşim gülerek arabaya bindik. Sonraki günlerde birkaç kez Dilşahı okula bırakırken gördüm adını dahi bilmediğim Gece gözlü kızı. Masumane yüzüyle düşüncelerimi işgal etmesinin sebebi neydi günlerce bu soruyla boğuştum. ilk yıl hep uzaktan izledim adını dahi bilmediğim kızı.İkinci yılın başlarında birgün kardeşimi almaya gittiğimde Dilşahla konuşurken gördüm ilk defa gülüyordu bu kadar güzel gülünmezki.Başım büyük belada artık farkındayım da kim bu kız nereli. Beni farkeden Dilşah el sallayarak yanıma geldi "Abim hoşgeldin "dedi "Hoşbuldum fındık kurdu nasılsın bakıyorumda arkadaş edinmeyi başarmışsın "dedim "Of abi ya ne yapayım kolay kolay güvenemiyorum kimseye ama Mihrican çok başka biri sanki bu dğnyanın pisliğine bulaşmamış bir melek ya "dedi. "Mihrican" dedim kendi kendime" kimmiş bu Mihrican" diye sorduğumda "Buralı abi Bozan diye bir aşiret varmış onların kızıymış" dedi. "Hımm Bozanları biliyorum hatta Civan diye bir oğulları var umarım kardeşi falan değildir rezilin teki" dedim. "Yok abi tek çocuk annesi Mihricanı doğururken babasıda aynı gün kaza yapıp ölmüş" dedi. "Off çok kötü" dedim. yüzündeki hüznün sebebi yaşadıları demek'ki. Aklım Mihrican lan doluydu birden "Abi yarın cuma dersim yok Mardin'e gidelim mi? "dedi Dilşah "Tamam abim gidelim de sana birşey soracağım Dildarın nesi var "dedim. "Bilmiyorum abi ne oldu ki" dedi "Geçen sefer geldiğimde çok durğundu bu günde sana gelmeden eve uğradım ağlamıştı "dedim "Yok abi keyfi gayet yerindeydi ben çıkarken" dedi. O gün akşam Mardinde keyifle yemeğimizi yerken "Poyraz vaktin geldi be oğlum "diyen annemle şaşırdım "Hayırdır Esma Sultan neyin vakti" dedim anlamamış gibi "Oğul yaşın oldu yirmialtı bak bi kız buldum he de yarın haber salayım "dedi "Yok anam ben kendi gelinimi kendim bulurum "dedim gülerek " sana kalırsak bu konağın avlusunda çocuk sesi duyamayız" dedi babam " Belkide buldum ne biliyorsunuz" dedim "Kim "diye hep bir ağızdan sordular "Sonra "dedim daha vakti var. Gece gözlü bir güzele çok fena kapıldım ama kızın benden haberi bile yok. Bir yolunu bulup konuşmam lazım da nasıl olacak. En iyisi Dilşahla konuşmak. Yatmak için odama çıkmadan önce Dilşahla konuşmak için yanına gittim. Kapısını tıklatıp abicim gelebilir miyim dedim "Gel abi" dedi içeriye girdiğimde telefonla konuşuyordu. *Müsait değilsen? "dedim "Yok abi bir saniye "dedi konuşmaya devam etti "Tamam Mihrican pazartesi görüşürüz" deyip kapattı. " Hayırdır "dedi "Ders abi asıl sana hayırdır bu saatte odama geldiğine göre durum karışık gibi" dedi gülerek. "Karışıkta nasıl ve nerden başlayacağımı bilmiyorum" dedim "Hımm peki ben yardımcı olayım ozaman kız kim" dedi "Annemler hiçbirşey söylemek yok ama" dedim " Tamam sen dökül bakalım "dedi "Mihrican" dedim "Hadi be "dedi sadece " Abim be valla turnayı gözünden vurdunda ne ara "dedi *Henüz haberi yok dedim koca gözlerini mümkünmüş gibi dahada açıp nasıl ya" dedi "Kızım bunda anlamayacak ne var kızın benden haberi yok sadece hayatında biri var mı yada kalbinde bana bunu söyle" dedim "Kalbinde biri varmı bilmem ama o taraklarda bezi yok hayatı ev okul arasında " dedi " Eminsin değilmi ? "dedim "Eminim sınıfta birtek benle konuşuyor pek anlatmadı ama Mihrican çok yaralı be abi sarabilecek misin? "dedi "Sararım dedim o gece gözleri bana aşkla baksın yeter" dedim(ben o yaralıya daha ne yaralar açacakmışım da haberim yokmuş)
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE