Mihricandan
Ağlayarak uyuduğum gecenin sabahında Babaannemin odama dalmasıyla uyandım.
"Hele uğursuza hele sen daha yatıyonmu kız kalk o yataktan çabuk "diye bağırıyordu
Korkuyla açtığım gözlerimi babaanneme dikmiş ne olduğunu anlamaya çalışırken kaldırdığı bastonu sırtıma şiddetle indirdi
"Kalksana ne bakarsın öyle yüzüme uğursuz" diye bir kez daha bağırdı. Canımın acısı bir tarafada söylediğ her kelime taş olup oturuyordu içime. Nefesini toplayıp ayağa kalktıpımda bu kez de şiddetli bir tokat attı yüzüme.
"Ferhatım askerden gelecek sen hala yatarsın ha. "Cevap versem ne olacak ki, sesimi çıkarmadan banyoya geçip yüzümü yıkadım gözyaşlarım benden bağımsız akarken yengemin sesi geldi.
"Ana ne yaparsın sen daha saat kaç Ferhat öğlen gelecek. " dedi
"Kaçsa kaç "dedi babaannem
"Ana yazık etme eyleme "dedi yengem
"Ne yazığı benim ciğerim yanmış o uğursuz yüzünden bir merhametli edecem söyle insin mutfağa" diye bağırdı. O an gelen ses.
"Aferin Keje Sultan, ben erkenden bu manzara için mi geldim ha "dedi. Ferhat abim.
"Ferhatım "dedi bu sefer Keje Sultan.
"Sakın babaanne sakın sen Oğlunun emaneti olan yetime sahip çıkmayıp eziyet et bana gelince Ferhatım de oh ne ala " dedi
"Oğlum öldü onun yüzünden." dedi babaannem
"Babaanne Ecel Allahın emri. Şimdi oğlun kapıdan girse emanetine böylemi baktınız dese ne diyecek ha varmı bi cevabın" dedi.
"Eee senle anan değilmi zaten bunu böyle arsızlaştıran "dedi ve gitti babannem. Yengem yanıma gelip yüzümü avuçlarının arasına aldı.
"Sen bakma ona gece gözlüm "dedi.
"Tamam yenge bak oğluna kavuştun onun mutluluğuna gölge düşürme" dedim.
"Hadi ama dedi Ferhat abim sen mutlu olmadın mı geldiğime minik fare" dedi gülmeye çalışarak.
"Hoşgeldin abi" dedim sırtımdaki acıyı boşverip gülümseyerek.
"Hoşbuldum abicim "dedi kollarını açtı bana tıpkı artık buradayım sana kimse birley yapamaz dercesine önce bana ardından yengeme sarıldı.
Kahvaltı sorfasında Keje sultan beni gözleriyle tekrar tekrar döverken Ferhat abim sıcacık bakışlarıyla sarıyordu acıyan her yerimi.
"Ee avukat hanım okul nasıl gidiyor" dedi bir ara ben daha ağzımı açmadan Civan abi
"Çok şükür daha kuyruğuna kimseyi takmadı" dedi.
"Takmadı derken abi "dedi Ferhat abim
"Diyorum ki adımıza leke süremedi sürdürmedik daha doğrusu yoksa babasının katili bu uğursuz dan herşey beklenir "dedi hiç acımadan boğazıma dizilen lokmaları umursamadan.
Bu konuşma daha devam ederdi amcam yeter artık susun demese. Hergün mü aklım yetti yeterli aynı muameleye maruz kalsamda içimdeki çocuk hergün ağlıyordu.
Ferhat abimin dönmesi beni biraz rahatlatsada acımadan canımı yakmak için fırsat kollayacaklarını biliyordum( tahmin edemediğim daha kötü şeyler yaşayacağım günler gerideymiş ne bileyim)
Bahar döneminşn sonlarına kadar pek üzerime gelen olmadı. Okul ve ev arasında arada duyduğum incitici sözlere aldırmamaya çalışarak geçti günler. Bazen Ferhat abim geliyordu beni almaya. En sevdiğim gün artık Cumaydı çünkü Poyraz Dilşahı almaya geliyordu.
Final haftasından önceki haftanın son günü ders çıkışı Dil şahlanan yürürken Ferhat abimle Poyrazı konuşurken gördüm. Bunlar tanışıyorlarmıydı ya. Dilşah koşarak abisine sarıldı bende yavaş adımşarla yanlarına yaklaştım.
"Merhaba" dediğim de bana dönen abim
"Bende seni bekliyordum güzellik" dedi kolunu boynuma atarken. kısa bir an Poyrazın çatılan kaşları çekti dikkatimi.
"Şöförle gelirdim abi ne diye zahmet ettin ki "dedim. Poyrazın gerilen yüzü rahatlar kendi Dilşah.
"Ferhat abi senin amcanın oğlumu "dedi Dilşah şaşkınlıkla
"Amcamın kızı dedi Ferhat abim ama kıymetlimdir" diye ekledi. Kaçamak bakışlarla baktığım Poyraz sinirle bir nefes verdi.
"Dilşah hadi abicim Dildar bekliyor "dedi
"Tamam ya bi dakika abicim bu sınıftaki arkadaşım Mihrican" dedi kısa bir bakış atıp
"Memnun oldum Mihrican" dedi sert ama soğuk bir sesle Bende diye bildim zoraki. Abime dönüp
"Görüşürüz Ferhat "dedi banada selam verip arabasına doğru yürüdü. Dilşah
"Çok sinirli ya neyse Pazartesi görüşürüz" dedi el salladım Ferhat abimle arabaya doğru yürürken
"Ee minik fare anlat bakalım Poyrazın sana bakışlatı neydi öyle "dedi.
"Ne diyorsun abi sen ya adamla ilk defa selamlaştım o da sen varsın diye" dedim
"Ama sana bakışları "dedi
"Nasıl bakıyordu ki" dedim.
"Mihrican abicim ben Civan değilim "dedi.
"Biliyorum abi sen bu dünyada beni koruyan tek kişisin" dedim.
"İnşaallah bir gün biri ile evlenirsen bu Poyraz olur "dedi.
"Hoppala nereden çıktı abi bu şimdi" dedim.
"Neyse boşver sen içimden geldi Adam gibi adamdır kendisi ondan sebep" dedi.
"Tanımam bilmem abi bana böyle şeyler söyleme hem sırada Civan ağa ve sen varsın, sahi abi yok mu biri "dedim.
"Var dedi varda neyse boş ver "dedi
"Kim "dedim
"Tanımazsın Mardinli "dedi.
"Sanki buralı olsa tayanıyacağımda" dedim.
"Neyse yaz sonu Civan ağayı bir halledelim de gerisi kolay alırım ben Nazlı çiçeğimi" dedi.
"Adı ney "dedim
"Dildar "dedi sadece. Mardinli ve adı Dildar.
"Abi Dilşahın ablasının adıda Dildar" dedim. Bana öyle bir baktı ki tek bir cümleye gerek kalmadı.
"Dilşah biliyormu "dedim
"Hayır an itibari ile bir tek sen" dedi.
"Ehh artık tanıştırırsım" dedim.
Kolay değil öyle küçük fare abisi Poyraz adı gibi eserse ne Mardin kalır ne Diyarbakır "dedi.
"O kadar diyorsun yani" dedim.
"Aynen güzelliğim." dedi konağın önüne geldiğimizde.
"Yinede bir fırsatını bulursan tanışmak isterim yengecimle" dedim.
Akşam yemeğinden sonra gece yarısına kadar ders çalıştım kimse bilmiyor ama üst sınıf derslerimide veriyordum bir taraftan.
Sabah telefon sesi ile uyandım. Arayan Dilşahtı. Amcasının vefat ettiğini ve pazartesi günü gelemeyeceğini giremediği derslerin notlarını ona atmamı
istedi çünkü sonraki hafta finaller vardı. Biraz daha konuşup kapattık telefonu.
Kahvaltı sofrasında Keje sultan yine ve yeniden uğursuzluğumdan girip gurursuzluğumdan çıkmıştı. İnsan hiçmi bıkmaz ya. Allah'tan bugün halamlara gidecekti. Civan abi babaannemi götürmek için evden çıkınca Hazel yengem bana dönüp.
"Sen bu hafta hiçbirşeye elini vuruyorsun odana çık ve derslerine çalış amcanı ben idare ederim arada bir görün yeter kızım" dedi.
"Sağol yengem "dedim boynuna sarılıp yanağına kocaman bir öpücük kondurdum. Bu kadar kolaydı aslında beni mutlu etmek ama herkes en zoru seçti nedense.
Poyrazdan.
Dilşahla konuştuktan sonra biraz rahatlamıştım. O yataklarda bezi yok demişti kardeşim hayatında biri olsaydı bilirdi bunun rahatlığıyda vardı.
Artık her hafta gidiyordum kardeşimi almaya uzaktanda olsa gece gözlerini görmek kapıldığım aşk ateşini har kasada inatla her hafta gittim. Bazen gözlerinde gördüğüm acı ve hüzün karışımı bakışı bazen küçük bir tebessümü ama en çokta masumiyeti, bu kız çok başkaydı Dilşahın dediği gibi sanki bu dünyadan değildi.
Dilşah bir kaç kez konuşmaya çalışmış ama her defasında lafı ağzına tıkmış okul hayatım biter böyle birşey yapamam diye. En sonunda kendimce karar almıştım. Bu yaz en azından ailemle gidip isteyecek ve gerekirse evlendikten sonra okumasını engellemeyeceğim sözünü verecektim. Zaten üsten almış çoğu dersi güzel olduğu kadar da zeki belli.
Yine haftanın son günü ve Dilşahı almaya gittim bu gün amacım bir şekilde tanışmaktı ben nasıl tanışrım diye düşünürken arkamdan gelen ses ile şaşırdım
"Poyraz ağa hayırdır senin ne işin var burda" dedi
"Ferhat "dedim uzun zaman olmuştu görüşmeyeli.
"Nasılsın kardeşim" dedi elini uzatırken.
"İyiyim sen nasılsın en son askere gittin diye duymuştum" dedim.
"Evet ya vatanı görev sonuçta çıktı aradan sen ne yapıyorsun burda hayırmı" dedi
"Kardeşimi bekliyorum "dedim.
"Kardeşin hani şu Dilşah olan" dedi.
"Evet Hukuk ikinci sınıfta" dedim. o sırada abicim diye bana koşan kardeşimle konuşmamız kesildi.
"Fındık kurdu nasılsın" dedi Fehat
"İyiyim Ferhat abi sen nasılsın hayırdır" dediği anda
Merhaba diyen naif sese döndüm Ferhatın sarıldığı kız Mihricandı. Ne kadar sinir hücresi varsa bende hepsi ayaklandı. amcasının kızıymış ama kıymetlisiymiş öyle dedi. Dildar bizi tanıştırsada. ben ilk konuşmamızı böyle hayal etmemiştim ki
Onlar kendi aralarında konuşurlarken sinirli bir şekilde Dilşaha dönüp hızlı olmasını Dildarın bizi beklediğini söyledim ve arabaya doğru yürüdüm.
Dilşahta geldiğinde hızla yola çıktım ama aklım Mihrican da.
"Abi yavaş olırmusun bu ne sinir ya" dedi kardeşim.
"Sinirli falan değilim abicim "dedim.
"Belli belli kızı abisinden kıskandın "dedi Sert bir frenle durup
"Ne abisi lan adam amcasını oğlu üstelik kıymetlim diyor sen buraları bilmiyormusun akrabalar arasında yapılam evlilikleri "dedim.
"Abi bilmediğin şeyler var "dedi ağlamaklı sesi ile
"Neymiş bilmediğim" dedim.
"Mihricana söz verdim abi anlatamam" dedi.
"Anlatacaksın dedim an lâ ta çak sın" diye tekrarladım üstüne başa basa.
"Tamam ama önce yanlız olacağımız bir yere gitsek" dedi.
"Neden arabada yada evde anlatamazmısım "dedim
"Duyunca delireceksin çünkü" dedi.
Neydi beni dedirtecek olan.
Dicle Nehri'nin kenarına neredeyse kimsenin olmadığı bir yere oturduk Dilşahla.
"Abi önce sakın olacaksın" dedi.
" Anlat "dedim. Lafımı kesme ama dedikten sonra söze nasıl başlayacağını bilemez bir halde anlatmaya başladı
" Sana demiştim ya çok yaralı diye, o hafta senin için onunla konuşmaya çalıştım biri varmı yada ne bileyim hoşlandığın biri varmı diye sordum.Benim tek derdim okulu bitirim yaşadığım cehennemden kurtulmak dedi bir an. Ne cehennemi dedim, gözleri doldu taşıyamadığı yükleri olduğunu anlıyordum ama abi öyşe şeyler anlattı ki aklımı kaybediyorum sandım."dedi
" Ne gibi" dedim.
" Kesme dedi. Annesinin ve babasının ölümünden somrumlututuyormuş hep ailesi. Uğursuz diyorlarmış Mihricana birtek bu Ferhat varya o koyuyormuş birde Hazel yengesi yani Ferhatın annesi. Çocukluğundan beri hep işkence görmüş abi. Sevmek ve Sevilmek nedir ben bilmem sadece acınan biriyim diyor hatta o hafta sonu babaannesi bastonla dövmüş yine bu Fehat almış elinden. Anlayacağın abi koca aşiretin yok sayılan kızıyım Ferhat abim olmazsa değil okumak şimdiye satmışlarsı beni belkide yaşlı başlı bir adam yada ölmüştüm bir kenarda gerçi yaşıyormuyum oda belli değil ya dedi. Anlayacağın abi yaralı değil sadece çok ama çok derin yaralar var hem ruhunda hem bedenin de"dedi kardeşim. Sonra bana dönüp
"Boşuna kıskandın abi O adam olmasaydı aşık olduğum kız belkide bugün yaşamıyordu" dedi akan göz yaşlarını silerken.
Şok olmuştum nasıl bir vicdan el kadar bebeği uğursuzlukla suçlar nasıl bir yürek gencecik bir kıza bukadar eziyet eder. (benimde onlardan farkım kalmayacakmış)
" iyiki sen iyiki ailem" dedi bana sarılan kardeşim. saçlarını öpüp.
" İyiki sen kardeşim iyiki" dedim.
Kararım kesin artık bu yaz parmağa o yüzük takılacak.
"Okula gider gitmez Mihricana konuş ve onunla evlenmek istediğimi okulu dert etmemesini söyle "dedim.
"Abi sen ciddimisin" dedi
" Evet abicim şimdi gidip şu Dildarı alalımda Mardin de yolumuzu bekleyenler daha fazla kızmasın "dedim Mardin'de bizi bekleyen acıdan haberimiz yok henüz.