Ferhat'tan
Ben Ferhat Bozan.Arhat ağanın torunu Hasan ağanın küçük oğlu, küçük dediğime bakmayın yirmaltı yaşındayım bir abim var Civan benden iki yaş büyük birde Harun amcamın emaneti doğduğu günü hayal meyal hatırladığım Mihrican yaşadığı acılar boyundan büyük. Konağını tek ve yok sayılan kızı,
Zelal yengem doğumda ölmüştü ve nasıl oldu bilmiyorum ama ölürken yanındaydım. kucağındaki minicik bedene sıkıca sarılıp önce anneme sonra amcama ardından bana bakıp size emanet dedi, gerisi sağır bir sessizlik ve amcamla annemin ağıt sesleri.
Çocuk aklı o gün ne olduğunu anlamasamda akşam ikinci bir feryat düştü asırlık Bozan konağına bu sefer bağıran Keje sultandı. Oğlum diyerek dizlerine vurması hep gözümün önündedir. O kara günde bir evlat annesiz kalırken bir ana evlatsız kalmıştı. Mihrican okadar güzel bir bebek tiki gözümü alamıyordum bana emanetti sonuçta emanet neyse onuda bilmiyorum ya.
Babaannemin yaktığı ağıtlara arada minik bebeğin ağlama sesleri karışıyordu. İki gün o kadar kalabalıktı ki konak annemi birtek Mihricanın yanına geldiğinde gördüm. Ben gözümü kırpmadan beşikte yatan bebeğe bakıyordum sürekli ya onada birşey olursa diye sanki yüzünü ezberlemek istiyorum. Bembeyaz bir ten kırmızı minicik dudaklar ve arada açılan kopkoyu gözler. Elinde biberonla gelen anneme bakıp.
"Anne bu bebek çok güzel değil mi? "dedim gözyaşlarını yazmasının ucuyla silen annem.
"Evet oğlum bahtı güzel olur inşaallah" dedi ne demekse.
"Anne emanet ne demek" dedim. Mamasınını içen bebeğe beğeni bakarak.
"Neden sordun oğlum "dedi annem.
"Zelal yengem size emanet dedi ya" dedim.
"Abisinin ya hep koruyup kollamanı istedi Mihricanı" dedi annem. İşte o gün söz verdim minicik elini tutup
"Seni hep koruyacağım güzel kız" demiştim Şimdi düşünüyorumda ben o sözü vermeseydim ne olırdu Mihricanın hali.
Dedem Keje sultan en çokta Civan abimle babam yapmadıklarını bırakmadılar. daha iki günlük bir bebekken Babaannemin uğursuz diye attığı tokatla minicik bedeninden yükselen çığlık hep kulağımdadır. Ne kadar kötü yanıldım bilmiyorum ama elimden geleni yaptım Mihrican için öl deseler ölürüm o derece çok değerli gözümde.
Mihrican büyüdükçe O'na yapılanlardan büyüdü. Sırf onu korumak için Üniversiteyi bile Diyarbakırda okudum, Kader bu ya hayatımın aşkıda orada çıktı karşıma.
Büyüdükçe güzelliğide Mihricanla beraber büyüdü, görenin bir daha baktığı. Daha çocuk yaşta kapıya görücülerin dizildiği anlar bile oldu. Dedeme kalsa daha onbeşinde gelmeden verecekti Mihricanı babası yaşındaki adama. İlk büyük kavgamızı ozaman yaptık babamla Verdirmem dedim. Orta okulu yeni bitirdi daha çocuk O dedim ayak dilerim en sonunda ikna edebildim evet evin küçük oğluyum ama Dedem hep amcamın huyuna sahip olduğunu söyler.
Küçüklüğüm Keje Sultan'dan amcamın yaptıklarını dinlemekle geçti az çok biliyorum. Zelal yengem için üç aşireti birbirine katan adamın deliliğini. Çok sevmiş yengemi okadar çok sevmiştim kaybetmenin acısı belkide amcama o korkunç kazayı yaptıran.
Elimden geldiğince gücüm yettiğince isteklerini emir gibi gördüm Mihricanın Liseyi derece ile bitirdi bu kadar acıya ve hakarete derslerine sığınarak katlanıyordu belkide. Üniversite sınavında neredeyse Türkiye derecesi yaptı. Bir kavgada o yüzden çıktı bizimkiler yeter desiler, okuyup başımıza alimmi olacak dediler yine ortalığı birbirine kattım en sonunda Verin babasından kalan malını ozaman gitsin hayatını yaşasın siz yapmazsanız ben yaparım dedim Çaresiz sustular. Tek şart koştu babam burada Diyarbakır'da okuyacak.
Askerlik geldi çattı ama kıza birşey yaparlar korkusu var içimde ya ben yokken yine yağmur altında ağaca bağlarsa babam yada amcamların ölüm yıl dönümünde o çok korktuğu mahzene kapatırlarsa. Keje sultan isteseydi Mihrican çok güzel bir hayat yaşardı ama annemin anlattığına göre Zelal yengem ise hiç istememiş tüm sorun bu aslında.
Bir tek Mihrican değildi giderken bıraktığım bir de Dildar var üç yıldır içimde sakladığım. Mardin'in en büyük aşiretinin kızı. Üstelik babası tüm aşiretlerin ağası Cihan ağa.
Altı ay boyunca hep aklımdaki Mihricandı. konuşmalarımızda iyi olduğunu söylesede biliyorum durmazlar. Dildardan yana içim çok rahattı babası ve abisi mert adamlar.O'nu hiçbir şeye zorlamayacaklarını biliyorum. Tek hayalim Dildarla evlenip Bozan konağından uzaklaşmak veMihricanı yanıma almak. Dildara anlatmıştım Mihricanı ve yaşadıklarını.
Döndüğüm gün Keje sultan Mihricanı yine hırpalıyordu. Amcamla yengeme nasıl vereceğiz bu kızın hesabını. Kimse bana acıyorsun demesin ben Mihricanın yaşama azmine ve gücüne hayranım başkası olsa dayanamaz canına kıyardı. (daha zoruna hazırlıyormuşuz aslında bilemedim ki)
Birgün okula Mihricanı almak için gittim. tesadüf bu ya Poyraz Karadağ burada. Yanına gidip
"Selamün aleyküm Poyraz" dedim
"Aleyküm selam Ferhat nasılsın ?"dedi samimiyetle.
"İyiyim seni sormalı burda ne geziyorsun hayırdır "dedim.
"Kardeşim Dilşah burda okuyor onu almaya geldim sen ne yapıyorsun "dedi tam cevap verecekken Dilşah abisinin boynuna atladı. Arkasındanda Mihrican Yanıma gelip selam verip bana
Neden zahmet ettin abi şöförle gelirdim dedi. Dilşah şaşkınlıkla bize bakarken benim dikkatimi Poyraz çekti Mihricana çok derin bakıyordu sanki önceden tanır gibi bende tepkisini merak ettiğimden kolumu omuzuna dolayıp. Amcamın kızı ama kıymetlimdir gibi birşey söyledim. Poyrazın verdiği tepkiler çok tuhaftı gerildi sinirlendi sanki Mihricanı benden kıskandı. İçimden İnşaallah dedim sadece İnşaallah gönlü Mihricandadır çünkü bizimkilerin şerrinden Mihricanı birtek Poyraz korur. (Bilemezdim duamın o an kabul olacağını)
Mihrican dan
Finallere kadar babaannemin olmaması işimi kolaylaştırdı Hazel yengem sağolsun sadece yemek yemek için odamdan çıkmama müsaade etti okul sonrası hep ders tekrarı ile geçti. Çok iyi hazırlandığım Final haftasında Üçüncü sınıf derslerinin tamamıda bitecek hatta dördüncü sınıftan bile ders vereceğim.
Dilşah cenazeden dolayı bir haftadır yok. Sabah aradım pazartesi öğleden sonra başlayan finaller için not almamı istemişti benden telefonla konuşarak avluya indiğinde Ferhat abim ve Civan abim sofradaydı. Dilşah bana notları bahane edip bir yerlerde çay içelim diye ısrar ediyordu.
"Dilşah sen okula gelip alamazmısın ben gelemem "dedim. Tamam görüşürüz diyerek kapattım telefonu. Ferhat abim
"Hayırdır nereye gidememişsin "diye sordu.
"Dilşah amcası vefat ettiği için son hafta gelemedi de notları verecem bir yerlerde buluşalım diyor" dedim bir cesaret. Civan abi
"Ne buluşmasıymış adımızımı çıkaracan sen bizim ha uğursuz" diye bağırdı.
"Kız ben gelemem dedi abi duymadın mı ne bağırıyorsun" diye beni savunan Ferhat abime minnetle baktım.
"Ayrıca abi lokanta cafe köşelerinde kızlarla gezerken onların namusu yokmu Mihrican ara arkadaşın nereye diyorsa çıkışta ben götürürüm abicim seni hem sanada değişiklik olur finaller öncesi" diyen abime gülümsedim.
Kahvaltıdan sonra beni okula Ferhat abim bıraktı tam arabadan inerken.
"İyi dersler abicim Dilşaha söyle yanlız gelmesin" diyen abime
"Kimle gelsin "dedim.
"Mihricann "dedi uyarırcasına.
"Tamam tamam sen kızma abilerin bitanesi görüşürüz *dedim.
Okula doğru yürürken Dilşahı aradım ona Ferhat abimin beni getireceğini ama abşm yanımda olduğu için yanlış anlaşılmaya sebep vermeyelim sende ablanla gel istersen dedim. İnşaallah abisi ile gelmez bu sefer Ferhat abimin dilinden kurtulamam.
Tüm gün boyunca girip çıktığım derslerin sonuna geldiğimde derin bir oh çekmiştim. Önümüzdeki iki haftayıda atlattımmı neredeyse ikl dört yıl bitecekti.
Çıkışa doğru yürürken sınıfta olan ama neredeyse hiç konuşmadığım Buğlem yanıma yaklaşıp.
"Seninki gelmiş bekliyor" dedi.
"Anlamadım" dedim.
"Diyorumki bu aralar seni almaya gelen yakışıklı yine kapıda helal olsun valla sana" dedi tekrar.
"Ne yapmışımda helal oluyomuş ?"dedim.
"Diyorum ki hanım hanımcık kız pozları çiziyorsun da senide gördük" dedi.
"O nasıl laf be sen kimsin de benle böyle konuşuyorsun haa merak ettiysen söyleyeyim o benim abim "dedim sinirle.
"Abin mi? hadi be kusura bakma bizde şey sandık kızlarla" dedi gözündeki ışıltıyla.
"Valla ne sandınız bilmemde abimin kız arkadaşı var canım anlayacağın sana dönüp bakmaz bile şimdi müsadenle" deyip abime doğru hızla yürüdüm.
Arabaya bindiğimde abime bakıp gülmeye başladım
"Hayırdır "diyen abime
"Ya bizim sınıfta bir kız varda seni erkek arkadaşım sandı abim diyincede gözleri parladı bende sahibi var dedim" diyince abimde gülmeye başladı.
Diyarbakır sokaklarında ilerlerken yaşadığım şehrin güzelliklerini hiç bilmediğim içim burkuldu. Dilşahla buluşacağımız yere geldiğimizde abime dönüp
"Ablasıda gelecekti" dedim
"Hadi be neden söylemedin" dedi abim
"Yani kesin değil yanlız gelmemesini söyledim sadece" dedim cafeye girerken Dilşah ve ablası gelmiş oturuyorlardı abime yaklaşıp
"Güzelmiş be" dedim
"Öyle "dedi bakışlarını Dildardan ayırmadan.
Masaya yaklaşıp kısa bir selamlaşmanın ardından oturduk ben Dildarla tanışıtken hiç birşey bilmiyormuş gibi davranmaya çalıştım. Abim bize kahve ısmarlamayı teklif etti. Yaklaşık yarım saat sonra
"Siz burada ne yapıyorsunuz" diyen sesle yerimden sıçradım Poyrazdı Dilşah
"Abicim Mihrican gidemediğim derslerin notlarını getirmişti de onun için" dedi ama Poyraz bir kaşı havada hala bize dik dik bakıyordu.
"Poyraz otursana" diyen abime çevirdi öfkeli bakışlarını.
"Ne oturması Ferhat! "diyen Poyrazın sesi bayağı öfkeliydi.
"Şey siz yanlış anladınız galiba ben notları verecektim ama yanlız dışarı çıkmam yasak o yüzden abimle geldim buyrun sizde bize eşlik edin" dedim nerden geldiğini bilmediğim bir cesaretle.
Bana dönen Poyrazın bakışlarında öfke yada kızgınlık yoktu Ferhat abimin yanındaki sandalyeyi çekip oturdu. Ferhat abim
"Başınız sağolsun Bedri ağa iyi adamdı." deyince. Poyraz başını salladı
" Dostlar sağolsun" diyebildi sadece. Havadan sudan klasik muhabbetin ardından hep beraber kalktık.
Konağa geldiğimizde Civan abim avluda volta atıyordu beni görünce
"Neredesin sen bu saate kadar" diye bağırıp üzerime yürüdü. Ferhat abim
"Benim yanımdaydı abi bir sorunmu var? "dedi.
"Yalan söyleme lan cafe köşelerinde erkeklerle oturuyormuş bizim çocuklar görmüş" dedi bu sefer
"Ne yalan söyleyecem be beraberdik hatta masada Poyraz Karadağ'da vardı" dedi. Poyrazın adını duyan Civan abinin yüzü bir anda değişti
"Amerika'dan dönmüş mü ?"dedi sadece
" Dönmüş abi dedi Ferhat abim dönmüş"