"Amacım korumaktı, başıma bela oldu!"

2123 Kelimeler
Aslan Şakir Soydan ile koca bir arazi üzerinde anlaşma yapmış, büyük bir otel yapacaktım. Şakir ağa da toprak, bende para çoktu. Arazide bir kız at üstüne dolaşıyordu. Normal de dikkatimi çekmezdi ama dönüp bakmama neden oldu. Bir şekilde gözleriyle temas kurmaya çalışıyordum ama o inatla beni fark etmemişti. O beline kadar çok güzel kıvırcık saçlara hafif balık etli vücudu ile atın üstüne olduğundan daha hırslı, daha çekici görünüyordu. "Aslan ağa, buraya imza atarak son işlemleri halledelim." Şakir Soydan elinde tespih ile parmağıyla nereye imza atacağımı gösterirken ben kalemi elime aldım sinirle."Ben siz değilim ağayla mağayla uğraşayım. Bana düzgün hitap et."Dedim sinirle dişlerimi sıktım. Sonra parmağıma atın üstündeki kızı göstererek "Bu Çiftlik kapalı değil mi?"Dedim asıl amacım kızın kim olduğunu öğrenmekti. "Vay seni pisik!"Dedi homurdanarak. "Kamuran, götürün onu burdan. Onu bir yere kapatın ve beni bekleyin."Dedi elinde olsaydı benim yanımda yapmak istediğini yapardı. Döndüm Şakir Soydan'a, "Hayırdır, bu kim ki böyle ona karşı heybetlendin?"Dedim kaşlarımı çatarak gözlerine baktığımda o da kenafir gözlerini belerterek gözlerime baktı. "Kızımıdır Aslan bey. Sen boş ver onu şimdi! İşimize odaklanalım."Dedi şerefsizin toprağına yatırdığım para karşılığında bana köpek dâhi olurdu. Kaşlarımı yukarı kaldırdım anlamsız gözlerle kısa süreliğine gözlerine baktım. Evrakları imzalayıp teslim ettim. Önce o ata, sonra o kıza baktım... Daha sonra onu umursamadan işlerime geri döndüm. Botan abim ile yaptığımız sevkiyat ile önce Norveç'e sonra İtalya'ya gidecektim. Kolay kolay aklıma kadın, kız düşmez ama o yılan gibi atın üstündeki kız, aklımın ucunda kendine yer edinmişti başıma bela olacağından haberim olmadan. Önce eve geçip Spor salonuna gitmek için hazırlandım. Hiç kimseye konuşmadan çantamı aldım arabaya doğru giderken babam çıktı karşıma."Oğul, sen ne zaman gideceksin Botan'ın yanına?"Diyen sese doğru döndüm. "Baba!"Dedim elini öptüm ve istifimi düzelttim. "Bir haftaya kadar çıkarım."Dedim başını aşağı yukarı hareket ederek"O deliyi al getir oğul, evlenmek nedir bilemezsiniz, evinize gelmek nedir bilmezsiniz."Dedi sıkıntıya. "Bırak baba Allah için, her seferinde bu konuşmayı yapmaktan bıkmıyormusun?" Arabanın kapısını açıp çantayı içine koydum. "Hem Botan'a bulaşma ne hali varsa görsün. O öyle mutlu."Dedim Botan aile ile asla yaşamayı kaldırmayan bir insandı. "Oğul, siz beş erkek evlatlarımızdan niye kimse evlenmiyor? Torun görmek istiyorum. Bizim bir ayağımız çukurda, ve yarın başımıza ne gelir bilemeyiz."Dedi gizlice başımı yakacağından haberim yoktu. Babamın söylediklerini duymazdan gelerek "Şimdi değil baba. Daha erken." Dedim. "Neyin erkeni oğul? Abin otuzu geçiyor, sen ise otuza merdiven dayadın."Dedi sıkıntıya nefes alıp verdim. "Baba, kurban olayım sal beni ya!"Dedim hiçte sevmediğim konulardan biriydi evlilik konusu. "Öyle olsun oğul, ben torun sahibi olmadan kara toprağa girecem belli."Dedi kırgın ses tonuyla konuşarak arkasını dönüp gitti. Vardı bir planı ve kolayca konuyu kapatması beni işkinlendirdi! "Hey Allah'ım ya, bizim deli yurt dışında gününü gün etsin cenebesini biz çekelim arkadaş."Dedim kendi kendime konuşurken babamın arkasından bakarak arabaya binip yola çıktım. Spor salonuna geldiğimde Faruk'tan başka kimse yoktu. "Aslan, hayırdır kardeşim? Ne bu halin?"Dedi aletlerle bakarak " Babamın can sıkıcı konuşulanları."Dedim elimdeki çantayı masanın üzerine bıraktım. Elimi kasık kemiğimin üstüne koyup Faruk 'u izledim. "Sen niye bu saatte buradasın?"Dedim nöbeti de vardı bugün halbuki! "Ceren ile ters düştük. Bir tane öğrencisi ile tartışmış kız diklenmiş bizim hatuna her halde. Bende hastaneden sinirle yanına gidince olanların önüne geçmedim."Dedi çok kötü toslamıştı duvara. "E öğretmen öğrenciyle nasıl ve neden tartışır?" Saçma gelmişti bana! "Ben nereden bileyim abi, zengin aile kızı işte!"Dedi üstümü başımı değiştirip oturdum. Spora başladım ve yarım saatlik sürede kulaklık ile şarkı açıp bitirdim. Aleti yerine takarak havlumu alıp kalktım. Faruk bana bakarak güldü. "Oğlum, vücudunda yer kalmamış lan dövmeden! Bu kadar dövme yaptırırken aklın neredeydi ki?" Gözlerine bakarak "Fena da değil!"Dedim kolumdaki dövmeye gözü takıldı. "Ama varya, bu yılan efsane olmuş."Dedi üç boyutlu yeşil gözlü yılan resmini yaptırmıştım. "Öldürücü türden!"Dedim Faruk bana bakarak güldü ve başını sağa sola sallayarak giyinmeye gitti. Bende duşa girdim. Duştan sonra çıkıp bir gri eşofman ve siyah tişörtü giyip "Hadi kardeşim, ben kaçar. Sonra paslaşırız "Dedim çantayı alarak çıktım salondan. Arabada ki sözleşme protokolünü gözden geçirirken o atın üstündeki kız yine gözümün önüne geldi. O adam benim kızım demişti ve o korumaya ne için emir verdi bir yere kapatın dedi ki? Diyerek düşüncelerimi alt etti. "Sanane lan!"Dedim kendi kendime konuştum. Ama içim de rahat değildi! Arabayı çalıştırıp araziye bakmak için yola koyuldum... Araziye vardığımda o Çiftlikğe yakındım ama umursamadım amacım araziye bakmaktı ki zaten Çiftlik kapalıydı. Üç beş adım attıktan sonra sigarayı yakıp öylece temiz havayı içime çektim bir süre. Birdenbire çığlık sesi ilişti kulağıma! Dönüp etrafıma baktım ama her hangi bir insana dair silüet bulamadım. Önüme döndüm sigarayı bitirdikten sonra Şakir Soydan'ın Çiftlik evinden çıktığını gördüm. Ellerimi cebime koydum kısık gözlerle baktım, arabama doğru giderken "Aslan bey!"Diye seslenip o kısa ve tombul bedeni ile bana doğru koştu. "Hayırdır İnşallah burada ne işiniz var?"Etrafta bakıyordu. "Öyle bir bakayım dedim araziye."Dedim kısa boyuna bakarak "Hem senin ne işin var burada? Çiftlik kapalı sanırım?"Dedim o korumanın kucağında o kız arabaya koydu. "E-evet. Eve gidiyordum."Dedi kaşlarımı çatarak baktım, ne olduğunu anlamaya çalıştım. "Müsaitseniz, bir gün bir bardak çayınızı içmeye gelmek istiyorum?"Dedim aniden konuştum. Ne konuştuğuma ben bile şaşırsamda laf ağızdan bir kere çıkmıştı. "Ttabi büyür gelin."Dedi arabanın kapısını açtım." Belki gelişinizin hayırlı bir nedeni olur!"Dedi sinirnden damarlarım kasıldı. Döndüm gözlerine baktım. "Ben senden toprak aldım. Sen neyin hesabını yapıyorsun Şakir ağa?" Dedim adam pis bir şekilde güldü. "Geliş sebebini merak ediyorum."Dedi kurnazlığı fazlasıyla beynine etki yapıyordu. "Sende gelebilirsin."Dedim bu anlamsız davetlerin ardı arkası kesilmiyordu. "Yok... Sen gel yetiyor. Başım gözüm üstüne."Dedi arkasını dönüp gidecekken tekrar durup bana baktı. "Bana yanlış yaparsan, bedeli ağır olur."Dedi ağzımda biriken tükürüğü yere tükürdüm... "Sen sözünde duran bir adamsın, bence sorun olmaz."Dedim arkamdan iş çevirirse yedi ceddinin içinden geçerdim. Amacı kızını bize verip işlerini daha çok sağlama almaktı tabi ben bunu anlamamıştım. Arabaya binip yola çıktım. Konağa varınca direk evrakları alıp kasya koyarak çalışma odasına girdim. Gerginliğimi atmaktan başka çarem yoktu. Masaya Botan'ın Carlos'a göndermek için hazırlattığı maldan koydum ve tattım. Aniden etkisini göstermeye başladı. "Sikeyim lan!...Mal aynı sahibine benziyor."Dedim adamın beynini yakıyordu. Başımı sağa sola sallayarak gözlerimi kapatıp tekrar açtığımda telefonum çaldı. Alıp kulağıma koydum. "Alo," "Aslan, bizim şu departman müdürü doğum iznine çıktı. Yeni departman müdürünün yerine kimi alacağız geçici olarak!"Dedi arayana baktım."Bedirhan, kadına ben mi müdahale edeyim? Banane lan. Git bir müdür bul koy o masaya."Dedim yerimden kalkarak banyoya girdim. "Abi bugün gelecek ama yetişmesi mümkün değil! Önemli sevkiyatın plakalarını ve kayıtları sen ve Selen hanım, biliyor."Dedi anda ayıldım. Çünkü sevkiyat İtalya'ya Botan'a gidecekti! "Tamam. Birazdan geliyorum."Dedim duştan sonra yola çıkarak şirketin yolunu tuttum. Şirketteki işi dikkatli ve titizlikle hallettikten sonra sevkiyatı gönderip plakaları sisteme geçtim. İşim üç saatin sonunda işim bitti. Evrakları alarak çıktım şirketten. Arabayı çalıştırıp yola çıkarken telefonum çaldı. Arayan Faruk 'tu. "Alo kardeşim!" "Nerdesin Aslan?" "Şirketten çıktım, eve gidiyorum." "Ben şirketin oradayım. Gitmediysen bana uğra Bedirhan, evrakları burada unuttu."Dedi "Salak yemin ediyorum! Birgün kendini de unutacak. Tamam. Tam olarak neredesin."Şirketin çaprazında ki üniversitedeyim."Dedi tamda önünde durdum. "Tamam kapıdayım." "Yuh amına koyim! ışınlandın mı?" "Buradayım zaten."Dedim telefonu üstüne kapattım arabadan inip içeriye girdim. Okulun girişinde kantin vardı ve Faruk ile sevgilisi kahve içiyordu. Kendime kahve alıp onların yanına gidecekken o saçları gördüm. Önce durup izledim hiç benim tarzım olmayan hareketleri yapıyordum nedensizce. Kız döndüğü anda gözlerim gözlerine ilişti. Yeşil gözlü, muhtemelen 1.70 boylarındaydı. Dalmıştım onun saçlarına. Bir lavuk onu çağırdı vardı bir karın ağrısı belliydi. Yanındaki kız arkadaşı zoru ile o yabancı lavukla konuştu. Birdenbire kız arkadaşı beni fark etmiş olmalı ki o kızı dürtüp beni gösterdi. O kız bana doğru bakarken ben pür dikkat gözlerine baktım. Aklımı karıştırmıştı sanki! Öylece elimdeki kahveyle duvar dibinde kalmıştım. Zil çalmıştı ve onlar gözden kaybolana kadar da baktım. "Aslan!" Faruk elini kaldırıp beni çağırdı. Faruk 'a doğru yürüdüm. "Hayırdır lan ne dağıldın öyle kıza?" "Onu daha önce gördüm!"Dedim hala bakıyordum arkasından. Ceren hafif masaya eğilip "Öğrencime bakmayı kes Aslan!"Dedi amacı dalga geçmekti! "Ceren, o benim ortağımın kızı." "Onu bunu bilmem. Ama Esin senin başka kızlara baktığını görürse ilk seni imha eder." "Niye benim neyim ki Esin? Annem değil, kardeşim değil, eşim değil!"_" "Sevgilin." "Değil! Nereden çıkardın ki?" "Aslan, Esin 'in duyguları ile oynayamazsın." Dedi sanki onu ben bırakmıyormuşum gibi konuşması beni iyice germişti. "Oynamıyorum Esin'in duygularıyla. Ben Esin ile ciddi düşünmediğimi belirttim zaten." "Bilmiyorum... Ama Esin sana fena aşık."Dedi dişlerimi sıktım. "Kapatın oğlum konuyu ya! Nereden nereye geldik!" Ellerimi masanın üzerinde birbirine geçirdim. "Faruk, şu evrakları ver kardeşim, biraz daha kalırsam hiçte iyi şeyler olmaz."Dedim önce Ceren 'e sonra da o kızın gitti yöne bir kez daha baktım. "Al kardeşim."Dedi evrakları alıp okuldan dışarı çıktım. Okula bakıp, bana toplantıda imzaladığımız evrakları getiren Arif 'e baktım. "Ârif_"Dedim bana evrakları uzatırken gözlerime baktı. "Buyrun Aslan bey." "Burada Soydan soyadın da bir kız var ve hakkında bütün bilgileri istiyorum."Dedim başını aşağı yukarı hareket ederek "Tamam efendim."Dedi evrakları alıp arabaya bindim. "At üstünde gördüm neyin tribini çekiyorum lan ben?" Kendi kendime konuşup arabayı çalıştırdım. Aklımdan çıkartmıyordum ki nasıl gözlerine bakıp daldıysam gözleri en çok kazınmıştı beynime. İki ay boyunca o üniversitenin önünden geçmedim bir daha görmek istemiyorum onu. Otel için uğraşıyordum. Arif'i arayıp hiç bir şekilde bilgi istemedim o kız hakkında. kendimi toparlayıp daha çok işime odaklandım. Buraya kadar sıkıntı yoktu taki o şerefsiz kızın okula gittiğini duyduğu anda araziyi terk edip gidene kadar. "Kamuran, eve götür ben geliyorum."Dedi ve gitti. Peşinden onu takip ederek gittim. Yolda Ârif 'i arayıp bilgi istedim bu sefer. "Arif, şu Soydan kızı hakkında bilgi istemiştim. Bana bugün içinde o bilgileri getir." Dedim bir anda Arif konuştu."Aslan bey, kızın adı Bade Soydan. Yirmi iki yaşında ve Üniversite son bölümü bilişim uzmanığı koyuyor. Ama bu bilgileri hep gizli tutuluyor, çünkü ailesinin haberi yok. Baran Kara, Aysu Akbal ile çok yakından arkadaşlar. Şimdilik bu kadar bilgiyle sahibim."Dedi bu it kıza şiddet uyguluyorsa? Düşündüğüm şeyler inşallah doğru değildir. "Sen ne ara buldun bu bilgileri?" "Beyim, bana demiştiniz ya, bana bilgiyi getir diye! Bende siz boş ver kalsın diyene kadar kısmen bilgileri topladım bekledim." "Boşuna seni sağ kolum yapmadım."Dedim o şerefsiz kendi evinin önünde durdu. "Tamam gel."Dedim telefonu kapattım. Bende arabayı durdurup uzaktan izledim ve Arif gelince çatıdan gönderip içeride neler oluyor, neler bitiyor bilgi verecekti. Ârif yarım saatlik süre içinde geri döndü. Arabaya gelip bindi. "Beyim, afedersiniz ama bunların insan kaynakları yönetimi yanış. Ben acımasızca kızını döven bir babayı İlk defa gördüm."Dedi sinirle dişlerimi sıkarak "Evde kimse yok mu lan?"Dedim artık olayların içinde bende vardım kendimi kaybettim. "Annesi bilmiyorum bir şeyler söylerken arada o kadında kaydı."Dedi gözlerim fal taşı gibi açıldı. Tam arabadan inecekken Arif kolumu tutak inmemi engelledi. "Beyim durun! Nerye gidiyorsun?" "Bırak Arif, o kızı o itin elinden Alacam."Dedim bana anlamsız bir şekilde baktı. "Ne için?... Hangi sıfatla?"Dedi yerime çivilenmiş gibi oturdum. "Beyim, bana bir şey konuşmak düşmez ama siz niye bu kızı korunmaya çalışıyorsunuz?" gözlerimi belerterek yola baktım. "Kıza dokunamaz! Sende kadına kıza karışan şerefsiz görürsen sessiz mi kalacaksın?" "Beyim, üstüme düşeni yaparım ama babasını takip ederek kapısına kadar gelmem. Adamını arayıp hayatı ile ilgili bilgiler, hayatında biri varmı bilgisi edinmem." Dedi içimdeki korku ve yüreğimdeki düzensiz nefes canımı alacakmış gibiydi. "Ne demek istiyorsun lan sen?"Yakasını tutup kapıya yapıştırdım. "Kusura bakmayın beyim, ama siz bu kızı seviyorsunuz!"Dedi onu ittirip kapıya vurdum. "Yok lan öyle bir şey!"Diyip bağırdım. "YOK LAN ÖYLE BİR ŞEY!"dedim gene bağırdım. "Var. Sen ne yaparsan yap sen ondan başkasını görmeyecek kadar kör olmuş bir şekilde aşı_" "Kes lan sesini!" "Kendine gel Aslan!... Yaptığın ne o zaman senin? Söylesene yaptığın ne? Amacın ne senin burada ne işin var söylese?"Dedi beni ittirdi. "Bir iş yapıyorsan yada aklına koymuş yol alıyorsan ilerle abi, kalma yolun ortasında."Dedi Aradan beş dakika sonra Arif kendini toparlayıp"Özür dilerim beyim, amacım saygısızlık yapmak değildi_" Elimi omuzuna koyarak"Yok Arif, aksine teşekkür ederim. Bazı, hatta çoğu şeylerin farkına vardım."Dedim arabaya binip eve doğru giderken telefonu alıp bir kaç kişiyi ayarladım. O şerefsize ertesi günü güzel uyarıda bulundular. Daha da alakamı kesmiştim ki annemle, babam benden habersiz konuşup o kızı isteyeceklerdi ortaklık daha iyi ilerlesin diye. Ama sadece amacım o kızı korumaktı tâbi ki de! İşler istediğim gibi de olmamıştı. Bade delinen o kız, Baran itiyle daha çok samimi olmuş, sevgili olmuşlardı. Her gün takip eder gölgemi hissettirip kendimi göstermezdim. Farkına varıyordu birinin onu takip ettiğine ve her seferinde o Baran iti çıkıyordu karşısına. Babam imamı aramış Soydan'ların evine gitmişti. Beni arayıp "Oğul, kızın babası yüklü para karşılığında kızı verdi ve kızın yerine nikahı kıyacak. Hadi gel."Dedi şok içerisinde telefonun ucunda kala kaldım. "Neyin nikahı baba?"Dedim babamın yaptıkları aklımı başımdan alacak kadar delirtti beni. "Sana söyleseydim kabul etmezdin! Haliyle ben olaya el attım." Gözlerim sınıftan çıkan o kıza ilişti. Amacım seni korutmaktı ve başıma bela oldun demek! Dedim içimden. "Olmaz baba. Ben istemeden hiç bir şey olmayacak!" "Buna sen karar vermezsin Aslan. Ben ne dersem o."Dedi telefonu yüzüme kapattı. Bu da neyin nesiydi böyle? Ben ne ypatım neye bulaştım? Dedim içimden hırsla telefonu sıkarak. Sanane oğlum. Sanane, ne diye uğraşıyorsun o kızı korumakla? Böyle başına bela olur işte! Babam ne işe kalkışırsa o işi rayına koymadan asla rahat durmadı. "KAHRETSİN YA!... KAHRETSİNN..."Diye bağırdım okuldan çıkarak arabaya binip babamın söylediği konağa doğru yol aldım.
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE