Bade
Kapıdan içeri girince gözlerim fal taşı gibi açıldı. Ne sabahım belliydi, nede gecem! Okuyup öğretmen olmaktı hayalim. Ama uzman olacaktım. Babam "Seni Botan Xamerzan'a isteyecekler."Dediği zaman başımdan aşağı kaynar su döküldü sanki! Önceden konuşmuş anlaşılmış zaten neyini bana söylüyor ki!
Olmazdı! Olmamalıydı! "Baba ben İstemiyorum_"Yüzümün ortasına öyle bir tokat yedim ki acısını hala taşıyorum.
İki gün boyunca babam beni yedek eşya deposuna kilitledi ve hiç bir şekilde dışarıya çıkmadan, yemek yemeden, su bile içmeden o odada kilitli kalmıştım. Bu muydu bana layık görülen hayat? "Baba nolur ben okuyorum, az kaldı bilişim uzmanı olacam menzuniyete törenimiz var baba!" Diye konuşup itiraz etmek isterken yerinden kalkıp "Ben söz verdim Kenan ağa'ya, bu konu burda kapatılsın. İki güne düğün var kalkın hazırlık yapın."Demesiyle bütün hayatım yıkılmıştı.
Ablam okuyup hayatını kurtarmıştı. Tâbi babamın sözünü çiğneyip İtalya'ya yerleştiği için evlatlıktan reddetti. Bazı işleri olduğu için bir haftalığına gelmişti Şırnak'a. Annem hep babam tarafından hor görülen bir kadındı. İki tane kız çocuğu doğurduğu için, zihniyetin gelişmemiş çağın insanları hala kız , erkek ayrımcılığı yapabiliyordu.
Okula gidemiyordum. Sevdiğim vardı, hayalim vardı ve en önemlisi ne biliyor musunuz? Bana yüzük alıp aramızda söz yapmamızdı. Baran beni çok sevindirdi. Benimkisi sadece hoşlantıydı ama Baran ciddi düşününce beni bırakmaz ve sevdiğim adamla evlenirim sanmıştım.
O iki gün geçene kadar. İki gözüm iki çeşmeydi. Gözüm yüzüm şiş, ses tellerim zarar görmüştü ağlamaktan.
Annem beni depodan almaya geldi. k
Karşımda babam ve tanımadığım onlarca insan! Annem ve ablam kolumdan tutarak beni odama çıkardılar. Annem ağlıyordu ablamın beti benzi atmıştı. İki gün beni babam o odaya kapattı... "Abla ne oluyor?"Dedim babam vazgeçmiş sandım."Ablam..."Dedi Ablam bir süre bir şey konuşmadan göz yaşlarını silerek. "Babam seni Xamerzan'lara gelin vermiş."Dedi bana çok anlamsız ve mantıksız gelmişti. Ablam benden altı, yedi yaş büyüktü ve neden ben?
"Nasıl yani?" Odama girince Annem karşımda eline gelinliği aldığı gibi ağladı "Anne!..."Dedim ayaklarım tutmadı ve yere düştüm. "Kızım..."Demesiyle daha çok ağladı. "Anne ne olur verme beni? Neden bu insanlar bizim evimizde? Gitsinler anne...Ne olur gitsinler! Babam vazgeçmedi mi?"Dedim ağlayarak. Ablam yanıma çömelip "Bade, babam_" Dedi yüreğim bu acımasız hayata bir kez daha nefes aldığı için kızdım kendime, yüreğime.
"SUSS... SUS ABLA SUSS!..."dedim dişlerimi sıkarak ağladım. "Böyle bir şey olamaz!"Dedim sesimin tonunu ayarlayamayarak başımı hızlı hızlı iki yana salladım. "Olmaz anne... İstemiyorum!..."Dedim tam içeriden çıkacakken iki tane kız girdi içeriye.
"Bade hanım, kim?"Dedi o iki kız ellerindeki çantaları masaya bırakarak. Ablam göz yaşlarını sildi."Beş dakika müsade edin."Dedi elini başıma koyarak "Ablacım... Yapma böyle_"Gözlerimi belerterek baktım ablamın gözlerine. "Ney yapmiyim abla? Ben okuldan eve geliyorum travma yapacak görüntülerle karşılaşıyorum! iki gün depoya kapatıldım... ve yapmiyim!... Ne yapmiyim abla!"Dedim odamın kapısı hiddetle açıldı.
Babam içeriye girdi o iki kız dışarıya çıktı. Babam beni yerde görünce kolumdan tutarak ayağa kaldırdı. "Sabahtandır seni bekliyoruz sen gelmiş burada ağlıyorsun!"Dedi kolumu sıkarak sarstı beni. "Baba!...Kurban olayım yapma_"Dememle yüzüme tokat yemem bir oldu. Annemin elinden gelinliği alıp kulağıma eğilerek "Sen bu gelinliği giyip Xamerzan'lara gelin gideceksin. Hele bir sorun çıkart_"Dedi beni bırakıp annemin saçından tutarak silahı çıkarıp annemin başına dayadı. "Yeminim olsun ki en çok sevdiğin ananı öldürürüm. DUYDUN MU? YAPARIM" Diyince korkudan "TAMAM. TAMAM."Diye bağırdım. Annemi ittirip saçımdan tutarak beni yerden kaldırdı. Bir kere daha "DUYDUN MU? GEBERTİRİM ANANI!"Dedi bir kere daha. Başımı aşağı yukarı hareket ederek "Tamam."Dedim bütün umudum, bütün hayallerim yerle bir oldu. Yine yıkıldım!
Babam kapıya doğru giderken dönüp anneme bakarak "Al giydir şu haddsizi Botan, karısını bekliyor."Dediğinde beni ne çabuk elalemin karısı yapmıştı! Adamı görmedim bile, hiç olmuştum artık babamın gözünde.
Hareket etmeden annem ağlayarak beni giydirdi. Annem benim soğuk ölüyü andıran bedenime bakarken ben annemin gözlerine baktım. "Kızını yirmi dakika içinde hazırlayıp avluya getir adamı zıvanadan çıkartmayın!"Dedi kapıyı açıp "Girin içeriye yirmi dakikanız var!"Dedi o iki kıza! Onlar içeriye girince annem ve ablam ruhsuz bedenimi ayağa kaldırdı. Ablamın telefonu çalınca beni öylece bırakıp gitti. Zaten ne bekliyorsam ablam'dan! Annem göz yaşları içerisinde zorda olsa onlar için gelinlik ama benim için kefenimi giydirdi.
Ben kolumu kaldırmayı bırakın adım atamıyordum. İki gün önce okula gitmişken... Ne ara ben bu raddeye geldim? O kuaför kız beni sandalyeye oturtup benimle birlikte çömelip ağladı. "Yazık o güzel gözlerine! Yapma."Dedi içimde fırtınalar koparken zoraki bir gülümseme ile"İçim kan ağlıyor, gözlerim yaş dökse ne olur ki!"Dedim korkudan buz gibi olan elimin tersiyle göz yaşlarımı sildim...
Yüzümü ovuşturarak gözlerimi sıkıca kapatıp açtım. Anneme bir şey yapmasın, sırf anneme dokunmasın diye kabul etmek zorundayım. İstifimi düzeltip"Başlayın."Dedim göz yaşlarımı zorla tutarak. Aklıma birdenbire Baran geldi! Makyöz işini yaparken benim aklıma çantam geldi! Etrafı aradım ve yatağın altında çantamı gördüm. İçimde denizin kum tanesi kadar küçük bir umut doğusa da umutlanmıştım. Çantam burada! İnşAllah telefonumun şarjı bitmemiştir! Dedim içimden.
Annem göz yaşlarını silip aynadan gözlerime baktı. "Anne, çantamı verebilirmisin?"Dedim annem etrafına baktı. "Nerede?"Dedi yatağın altına baktım gene. "Yatağın altında!"Dedim annem çantayı alarak bana verdi. "Ne yapacaksın kızım?"Dedi korkuyordu benim bir şeyler yapmamdan! Telefonu alıp gelinliğin tülünün altına koydum..."Yok bir şey anne, bari çantamı götüreyim!"Dedim Baran'ı arayıp ondan yardım isteyecektim.
Kuaför saçımı yaparken makyajsız ölü bir gelin olmuştum. Daha da konuşamadım annem bana bakarak kahroluyordu. "Kızım, yavrum konuş, ağla bir şey yap ama böyle durma kurban olduğum hasta olacaksın." Diyip yanıma gelip yüzümü okşarken ben konuşamıyordum bile. Yok! Olmuyor. Konuşamıyorum. İstemiyorum diyemiyordum. Yardım edin diyemiyordum. Çünkü hiç bir şekilde oluru yoktu! Ya gelinliği giyip mezara diri diri girecektim, yada ölüp mezara cansız girecektim.
Benim seçeneğim ikinciydi ama ona bile benim söz hakkım yoktu. Kuaför kızlar işlerini bitirirken birinin ağladığını hissettim. Gözyaşı omuzuma düştü başımı kaldırıp baktığımda gözünü sildi.
Tekrar önüme dönüp "Biliyor musun? Ben ruhu bile bedenini istemeyen bir insanım. Ben bile halime ağlamayı bırakmışken sen niye ağlıyorsun ki?"Dememle "Pardon özür dilerim. Asla amacım sana acımak değil ama böyle giderse iki güne çok kötü değişik hastalığa kapıların."Dedi
"Neden kanser mi olurum? Merak etme ben o kadar şanslı değilim."Diyip önüme döndüm. Sadece maskara ve ruj sürdüler, başka da izin vermedim. Kapı çalmadı ama tekmeyle kırılacak şekilde açıldı. Babam sinirle karşımızda duruyordu."Hazır mı?"Dedi kızlara. Kızlar "Evet. Hazır."Dedi Babam kolumu sertçe sıkarak beni odadan alıp çıktı. Elimdeki telefonu sıkarak merdivenlerden aşağı indim. Başım eğik telefon sesizde olduğu için ses çıkmıyordu ama şarjım azdı. Sadece bir mesaj attım Baran 'a. "Bana yardım et!" Diye.
Birisinin yanıma yaklaştığını hissettim. Başımı ağır ağır kaldırıp yanıma yaklaşan silüete baktım. Bana lacivert'in koyu tonuyla gözlerine karanlık yerleştirmiş, öfke, nefret ile bakan yabancının gözlerine ilişti gözlerim. Yanıma yaklaştı ve üç tane açık düğmeli gömleğinin yakasını düzelterek sol tarafıma geçerek yerini aldı. O an anladım ki beni bu nefesi kan kokan seri katile vermişler.
Başını sağ sol yapıp boynunu kıtlatarak ellerini önünde birleştirdi. Onun her hareketiyke irkiliyordum! Babam elinde kırmızı kuşakla bana doğru geldi. İki adım geriye doğru çekip anneme baktım. Başımı 'Gel' Anlamında salladım. Annem yanıma geldiğinde annenin kulağına eğildim. "Anne, benim acilen lavaboya gitmem gerekiyor!"Dedim babam gözlerini kısıp bize bakıyordu.
Annem, babama lavaboya gitmem için kaş göz işareti yaparak beni mutfağın çaprazında ki lavaboya götürdü. "Anne, sen git ben gelirim."Dedim Baran bana mesaj göndermişti. "Tamam. Çabuk gel kızım."Dedi ve gitti. Ben lavaboya girip direk telefonu açarak mesajına baktım. "Bade, beni bu işe karıştırma. Sana mutluluklar dilerim. Benden sana hiç bir şey olmaz."Demiş! Lavabonun önünde çömeldim. "Allah seninde belanı versin tamam mı!"Dedim yüksek sesle konuşurken gözlerimin yaşları kefenimin üstüne düştü.
Allah'ım bana bir yol göster! Bir kurtuluş yolu vardır illaki! Dedim kendi kendime. Telefonum çaldı ve arayan Baran 'dı telefonu açıp bağıracakken "Bade, Bade seni köşe başında bekliyoruz çabuk gel. Sana o mesajı atmaktan başka çarem yoktu inan ki! Sana bütün nedenini açıklayacağım ama o evden çıkman gerekiyor."Dedi aklım karıştı ve delirmek üzereydim.
"Baran_"Dedim telefon kapandı. "Kahretsin yaa!..."Dedim arka bahçeye kimseye görünmeden geçtim. Kapıyı açarak çıktım ve arka sokağa girdiğimi kimsenin görmediğini sanmıştım ama yanıldım. Baran ve bir arkadaşı beni beklerken ben hızlı adımlarla ilerliyordum. Biri kolumu tutup beni kendine çekerek sarıldı. Başımı tutarak Baran 'a doğru ateş etti. Bağırmak istesem bile göğüsünden dolayı bağıramıyordum. Ben ellerimi göğüsüne koyarak onu ittim. Gözlerimin içine bakarak "BUNU YAPMAYACAKTIN! " Dedi bu yanı daha çok kıyamete benziyordu. Gözlerinin içinden alev fışkırıyordu sanki!
Çaresizlik nedir bilir misin? Kalbinin kanatlandığı gittiği yere bedeninin gidememesidir. "Aslan bey, isterseniz ben hallederim?"Dedi babam konuştuklarından hiç bir şey anlamadım. "Hiç bir şeye karışmayacaksın_"Dedi babamla konuşurken benim gözlerimin içine bakıyordu. Daha sonra babama dönerek "Benim karıma bu saatten sonra sen dâhi kimse karışamaz!..."Dedi korkudan bocalarken ayaklarımın bağı çözüldü ve yürüyemiyordum. Korku her an her dakika ilmek ilmek tenime işliyordu. O adam kolumdan tutarak beni arka bahçeden içeriye götürdü. Beni ittirince sırtım duvara çok kötü çarptı. "Benim nikahımdayken başkasına kaçarsın ha! Bunun bedeli sana ölüm ödül olur!"Dedi yakasını düzelterek burnunu çekti. Kolumdan tutarak beni avluya babamın önüne getirdi ve gözlerim annemi aradı. Avluda babam kırmızı kuşağı bağlarken annem elinde kırmızı duvakla yanıma gelip başıma örtüyü örttü. İmam nikahım kıyılmıştı benim ben okulda ders görürken. Babam hocaya onay verip vermişti beni önceden! Beni evden çıkartırken benim kınam dâhi yakılmadı! Dul'muydum? Hayır. Namussuz muydum? Hayır.