Aslan
O kızı annesi ve meymenetsiz ablası başka bir odadan alıp başka bir odaya götürdü. Ablası çok tuhaf görünümü bir kişiliğe sahipti. Babam, Şakir Soydan'a bakarak "Botan 'a değil_"Bana dönerek "Aslan'a aldım kızı!"Dedi ben aniden babamın gözlerine baktım. "Zaten ben Botan ağa'ya veremedim kızı, Aslan beye verdim."Dedi şok içerisinde öylece babam ve o midesiz adama baktım.
"Siz kızı abime mi istediniz?"Dedim babama. "İlkte Evet. Ama hocanın karşısına çıkarken Şakir sana verdi ve öyle senin adında senin eşin olarak kabul edildi." Dedi söylediklerinden hiç bir şey anlamadım. "Baba, benim haberim olmadan neyin dinî nikahından bahsediyorsun sen?" Hırsa yerimden kalkıp kapıya doğru yürüdüm. "Aslan!..._" Babam dişlerini sıkarak yanıma yaklaştı.
"Sen o kapıdan çıkarsan sağdece o kız ölmez bilmiş ol."Dedi babama dönerek ceketimin yakasını düzelttim. "Baba!..._"Dedim daha sakin görünen dış görünüşümün ruh halim delirmiş bir fırtına misaliydi. "Ben soyadımıza laf gelecek bir hata yapmam. Ama şunu da bil ki en ufak bir sorun olursa affetmem. Çünkü_"Parmağımla annesinin o kızı götürdüğü odaya uzatarak" O da istemiyor. Hata kaçınılmaz olur."Dedim babam başını ağır ağır aşağı yukarı hareket ederek "Tamam oğul, hiç bir sorun olmayacak."Dedi kapıya doğru yürüdüm. "Ee nerye gidiyorsun?" Dedi derince nefesi içime çekerek "Darlandım. Müsadenle hava almak istiyorum."Dedim elini kapıya doğru uzatarak "Müsade senin."Dedi kapıya çıktım... Faruk gelmişti babamın istediklerini getirmişti. "Aslan, yeminle aklınızı yemişsiniz." Kehribar olan gözlerine baktım.
"Lan az laf çok iş." Arabadan elinde paketlerle indi."Oğlum, sen evlenilecek adam değilsin yazık lan kıza!"Dedi ellerim cebimde Faruk efendiye döndüm. "Faruk, şöyle zaten ellerim karşıyacak adam arıyor bu sen olma kardeşim."Dedim kapıdan içeri girdik. Ne içeriye nede dışarıya sığıyordum. Sanki bedenim kocaman dünya beni taşıyamıyormuş gibiydi. Sanki Dünya bana değil, ben dünyaya ağır geliyordum.
Merdivenlerden annesi ve o kız indi. Bir gelinlik insana bu kadar güzel yakışmaz! Dedim içimden. Başımı sağa sola sallayarak ne oluyor lan bana? Dedim içimden kendime geldim. Önce Faruk 'a baktım, sonra o kızın yanında yerimi aldım. Hafif başımı sağa doğru çevirirken eline bir şey gördüm. Işığı yanan bir şey vardı ve gelinliğin altına başı eğik bir şeyler yazdı. Düşündüğüm şeyler inşallah olmaz! Eğer olursa birazdan kıyamet kopacaktı.
Önüme döndüm. Çünkü kaçacaktı belliydi her halinden. Gözlerimi kısıp tekrardan Faruk 'un gözlerine sabitledim. İki adım geriye doğru giderek annesini çağırdı. Annesi onu alıp götürürken ben ufak bir öksürük ile boğazımı temizledim. Faruk' a başımla işaret ederek kapıya çıktık.
"Hayırdır kardeşim, ne oldu?" sokağın girişine baktım. "Bu evin_"Dedim işaret parmağımla evi göstererek "İlla bir arka çıkışı vardır!" Tekrar sokağın girişine baktığımda bir tane BMW X5 girdi arka sokaktan. Babası dışarıya çıkıp bana doğru geldi. "Hayırdır Aslan bey, bir sorun mu var?"Dedi Faruk'a bakıp "Sorun mu?" Tekrardan Şakir Soydan'a döndüm. "Kızın kaçtı. Daha nasıl sorun olacak?"Dememle gözlerini belerterek aniden içeriye girdi. On dakika içinde yanıma gelip elime silahı verince güldüm. O silahı kafasına koyup "Ben senin kızının değil, senin canını alırım lan!"Dedim Faruk kolumu tutup "Kardeşim müdahale et. Gidecek!"Dedi.
Babası koşarak o sokağa giren arabaya doğru giderken ben arkasından gittim. Önümüzde peri kızı gidene baktım, karşıdaki it kızı beklerken. Kızın kolundan tutup kendime çektim ve başını göğüsüme koyup belimdekini çıkartıp o arabaya doğru ateş ettim. Bilerek o itin canını almadım ama yanındaki it bir iki kurşundan faydalandı.
Babası ben varken bir şey yapmazdı. Ama benim nikahımdayken başkasına kaçacak kadar canına susamıştı. Bu saatten sonra olacak olaylardan kendisi sorumlu. Onun kolundan tutup eve doğru yürüdük. Babasına dönüp "Sen kapıdan gir, benim on dakika işim var."Dedim kızı on kapıdan içeri koymaya çalışsaydım babam kaçtığını anlardı.
Arka bahçeden eve girdik. Gözlerime baktığında beni alt etmeye çalışıyordu sanki o yılan gibi bakan gözleriyle. "Bunu sen seçtin! Seni ben özgür bırakacaktım ama sen kalktın benim nikahımdayken başkasına kaçtın!"Dedim bir süre sonra avluya gittik. Babası elindeki kırmızı kuşağı sıkıca tutuyordu elinde olsa o kuşakla boğacakmış gibiydi kızı.
Gözlerimi bir an olsun ondan aynadan öylece baktım. Başını kaldırıp kimseye bakmıyordu. Sağdece annesine bakıyordu. Gözlerinden yaşlar süzülürken, benim ona vereceğim cezaya ağlasın! O beni istemiyordu bende onu istemiyordum ama plan tabiki de değişti. Babası hırsla kuşağını bağlarken mahcup olmuştu bizim verdiğimiz para karşılığında kızı kaçmıştı ve ben kendim görmüştüm.
Annesi ağlayarak kırmızı duvağı başına örtü ablasıydı galiba geldi sarıldı ona! "Ablacım..."Dedi ağlamıyor ama kendi zorluyordu ağlamak için. Sinirden gözlerimin içi yanıyordu. Gelen ağlıyor giden ağlıyor! Onun kulağına eğilip "Bu kim lan?"Dedim kadında öyle bir enerji vardı ki etraftaki insanların sakin kalması imkansızdı. Başını kaldırıp bana bakmadı bile.
O kadın bana bakarak elini uzattı. "Mutluluklar dilerim enişte!"Dediği anda dişlerimi sıkarak "Sen dileme baldız."Dedim bana kötü kötü bakıyordu elini sıkıp bıraktım. Annem bize doğru geldi ve babamla beraber bir şeyler takıp takıştırdı ona! Ben önden yürüdüm annem onun kolundan tutarak kapıya kadar getirdi. "Aslan, oğlum karını alarak git Yavrum."Dedi anneme döndüm o bana bakarken.
Bende baktım o yılan gibi bakan gözlerine. Yapmayacaktın be yeşil gözlü! Yapmayacaktın ki ikimizde özgür kalacaktık. Dedim içimden. Faruk koluma vurup "Kardeşim, daldın gittin lan! Yenge hanım, kaçtı diye bir delilik yapma oğlum, belli ki istemiyor iki güne istenmeyen bir düğünle karşılaştınıs!"Dedi Faruk'a bakarak hiç bir şey söylemeden onun kolundan tutup arabaya bindirdim.
"Faruk_"Dedim kapıyı kapattım. "Bende istedim mi lan? Babam tutup al dedi önüme attı. Bana da şimdilik kabul etmek düştü. Akacak kan damarda durmasını bende isterim. Ama durmuyorsa benlik bir şey yok kardeşim." Sıkıntılar içerisinde öylece sıkışıp kalmıştım. "Şimdilik?" Faruk'un kulağına yaklaştım. "İki güne nasıl düğün olduysa! İki güne boşayacam onu."Dedim Faruk kaşlarını yukarı kaldırıp gözlerime baktı.
"Esin ne olacak?"
"Bilmiyorum... Kafamın içi o kadar dolu ki herkesi dinliyorum ama anlayamıyorum kardeşim. Babamın benim başıma getirdiği olayı idrak edemiyordum."
"Kendine gel Aslan, herkes evleniyor_"
"Siktir et abi, ne ifade eder ki bu saatten sonra? Seçemezsin anlıyor musun? İnsan kendi aileni, eşini seçemez." Faruk sıkıntıya nefes alıp verirken telefonu çaldı.
"Ceren arıyor!"Dedi benden üç adım kadar uzaklaştı. İki dakika sürmeden geri yanıma geldi. "Aslan, Esin, Ceren 'in yanında. Ve Ceren duymuş evleneceğini. Esin duyarsa?"Dediğinde gözlerimi belerterek baktım.
"Duymayacak."
"Nasıl duymayacak? Oğlum, düğün yapıyorsun ve duymayacak!"
"Faruk, Ceren 'in ağzını kapatıp Esin'in duymasını engelleyeceksin."
"Sen bilirsin kardeşim, ama bir şekilde duyacak."Dedi elimi Faruk'un omuzuna vurarak"Hadi kardeşim."Dedim babamlar ile birlikte hepimiz arabalara binip yola çıkarak düğün salonuna doğru yol aldık.
Arabada ikimiz tek vardık ve başı eğik hiç bir şekilde kaldırmıyordu başını. "Başımı belaya soktun!... Bunun bedeli ağır olacak."Dedim dişlerimi sıkarak birbirine sürttüm. Hareket etmiyor başını çevirip bakmıyordu. Sinirlerim daha fazla gerildi. Beni duymamazlıktan geliyordu. Direksiyona elimi vurarak "Sana diyorum yılan, senin amacın neydi ki bu duruma düştüm ben!"Dedim başını çevirip bana gözlerini belerterek baktı. "Benim sevdiğim vardı_"Dediği anda heybetle fren tutunca öne savrulduk.
"O ite mi kaçacaktın?"Dedim üstüne hafif eğildim. "S-sanane! Seni tanımıyorum bile!"Dedi gözlerimin içindeki damarların kabardığını hissettim. "Tanışalım KARICIĞIM! Ben celladın..."Daha çok üstüne eğilip "Senin kendini tanıtmana gerek yok çünkü benim kurbanımsın."Dedim sinirle güldü.
"Yanında kalacağımı da kim söyledi?" Konuştuğunda ben tam nefes alırken, nefesi içime girdi. Önce duraksadım!... Başımı hafifçe sağa omuzuma yatırarak "Yine mi kaçarsın?" Dedim.
"Seni istemeyen birini yanında tutamazsın."Dedi tam konuşacaktım arabanın camına biri vurdu.
Yerime oturup camı açtım. "Ne oldu oğul? Bir sorun mu var?"
"Yok baba_"Dedim onun yılan gibi bakan gözlerine baktıktan sonra babama döndüm tekrar."Karımla iyi anlaşıyoruz."Dedim aklımda planlar yaparken kader bizimle nasıl oynayacağı biliyordu. Kornalar çalarken benim Sağdıçlar ortalığı ayağa kaldırmışlardı. Meşale şov yapıyorlar ve yolda durup halaylar çekerek eğleniyorlardı. Mutlu bir gelin yada damat yokken!
Öyle ya insan oğlunun bir dakikası bir dakikasını asla tutmaz... Bunda benim için bir trajediydi. İki gün öncesi arazide, atın üstünde gördüğüm kız, karım olmuştu. Oysa ki amacım ona yardımcı olmaktı. "Tamam hadi, konvoy sizi bekliyor."Dedi babam başımı aşağı yukarı hareket ederek arabayı çalıştırdım.
Düğün salonuna geldik ve ben çok değişik davranıyordum. Kabulleniş! Evet artık kabul ettim olarak görünecektim herkesin gözünde. Ta ki o yılanı iki gün sonrasında boşayana kadar. Odama dahi almayacam o yılanı. Düğüne giriş yaparken sinirnden yüzümün alev alev yandığını hissettim.
O mu? Bağlantısı kopmuş bir şekilde ben nereye çeksem oraya yön alıp gidiyordu. Ona böylesi müstahak. Herkes bizi alkışlarken ben içten içe kor oluyordum babamın yaptığı hatanın bedelini ben ödüyordum. Piste geçerek Dans etmeye başladık. Dans devam ederken ben ona dokunmak istemiyordum ama yapmak zorundaydım. O zor tutuyordu kendini bana dokunmuyordu. Dans bittikten sonra oturduk. Bade bir kez olsun başını kaldırıp bakmadı sinirlerim daha çok gerilmişti. Başında hala o kırmızı duvak dururken yüzü gülmüyordu. Neden zoruma gidiyordu onu da anlamıyordum. Arkadaşlarım beni çağırdı kalkıp halaya girdim. Kabullenişin en kötü yanı görmemezlikten gelip, duymamazlıktan gelerek her şeyin normalmiş gibi davranmak zorunda olmamdı." Aslan, Ceren geldi." Faruk bana seslenerek Ceren 'i gösterdi.
" Ne yapayım amına koyayım gelirse gelsin." Dedim birdenbire Esin geldi aklıma. "SİKTİR!"Dedim Faruk'a baktım tekrar! "Siktir işine yarar mı bilemem ama benim hatun orada."Dedi halyadan çıkarak Ceren'in Yanına gitti.
Faruk, Ceren'e bir şeyler söyledikten sonra yanıma geldi hepimiz halaya girdik. Halay başı çekerken davullar zurna'lar önümde çaldı. Düğün çok güzel geçiyordu ama işte isteyerek olmadığı sürede ne anlamı kalır ki? Bir saatin sonunda nikah memuru geldi. Babam beni çağırdı. " Aslan, karını al gel nikah memuru geldi."Dedi içimde fırtına kopuyordu. Kendimi toparlayıp onun yanına giderek kulağına eğildim."Nikâh memuru geldi." Dedim başını kaldırıp gözlerime baktı, yalvarırmışcasına.
Ceren ve Faruk şahidimiz olacaktı. Ceren beni öldürecekmiş gibi baksa da umursamadım. Ama Ceren, ona bakarken gözlerini aniden açıp ikimize baktı. Ceren "Bade!" Diye seslendi. Bade sessizce başını kaldırıp gözlerine baktı. "H-hocam!"Dedi Ceren başını sağa sola sallayarak "Hayır hayır, bu gerçek olamaz!"Dedi Faruk sevgilisini köşeye çekip bir kaç şey söyledi ve sakinleştirdi. o yumruklarını sıkarak derin nefes alıp verdi. Nikah memuru yerini alarak bir kaç konuşma yaptıktan sonra bize bakarak "Bade Soydan, siz Aslan Xamerzan'ı kocanız olarak kabul ediyor musunuz?"Diyince konuşmamakla kararlıydı.
Babam bana bakıp gözlerini açarak başını sağa sola hareket etti. 'Ne olur?' Dedi. Bende onun kulağına eğilip silahı belimden çıkararak duvağın altından beline koyup "Sıkıysa kabul etme! Anneni çok seviyormuşsun yılan!"Dedim yüzünü bana döndü o yılan gibi bakan gözlerinden yaşlar süzüldü. "Siz Bade Soydan, Aslan Xamerzan'ı kocanız olarak kabul ediyor musunuz?"Dedi memur3 tekrar ederek.
Silahı beline bastırarak dürttüm onu! "E_evet."Dedi sesinden acizlik akıyordu. Sesi sanki bedeni ayakta ama ruhen yokmuş gibi çıkıyordu! Çıksın bu onun daha iyi günleriydi. "Siz Aslan Xamerzan, Bade Soydan 'ı karınız olarak kabul ediyor musunuz?"Dedi önce babama, sonra Faruk'un gözlerine bakarak sinirle güldüm. Başımı aşağı yukarı hareket ederek"Evet."Dedim bu saatten sonra olacakları yılan düşünsün. Dedim içimden.
Memur,"Bende sizi Cizre belediyesinin bana verdiği yetkiye dayanarak sizleri karı koca ilan ediyorum."Dedi nikâh şahitleri eşliğinde imzaları attık ve defteri Bade'ye verdi memur. Bade defteri alıp masaya bıraktı. Öğretmeni öfkeyle karşılık verdi tâbi ki de! Faruk'un sayesinde sakinleşmişti.
Herkes halaya girerken biz gelin damat masamıza geçtik. Yerimize otururken takı merasimi düzenlendi ve babamlar başımızda toplandı. Takı üç saat süremi? Yanımdaki yılan telfi ederek çıngıraklı yılan olmuştu. Üstü başı komple altın takılar ile doldu. Düğün sonuna doğru yaklaşırken yavaş yavaş akrabalar dağılmaya başladı. Annem ve Evin bize doğru geldi. "Abi, mutluluklar dilerim."Dedi Evin 'e göz kırpıp "Mutsuzluk bize farz oldu ufaklık."Dedim "Yaa, neden öyle diyorsun ki? Hem yengem çok güzel."Dedi elini onun koluna koyup aşağı yukarı hareket ederek okşadı. "Neyse ne. Hadi eve gidelim."Dedim berbat bir günü geride bırakarak arabalara binip yola çıktık.