Lina masadaki lezzetli yemeklerle karnını doyururken hayranlıkla onu izleyen Sarp’sa ruhunu doyuruyordu adeta. Keyifle geçen saatler Lina’ nın huzuru iliklerine kadar hissetmesine vesile olmuştu. Kendini ait olduğu yerde hissediyordu. Sarp onun yemekler yüzünden bu kadar mutlu olduğunu düşünmesine rağmen Lina’yı asıl mutlu eden şey içinde hissettiği bu derin huzur duygusuydu. Hem mekanın güzelliği, çeşit çeşit çiçekleri, heybetli çınar ağacı, denizin sakinleştiren mavisi, Sakine ablanın tatlı dili… her şey o kadar kusursuz gelmişti ki Lina’ya. Mekânın içine sinen bu huzur havası Lina’ya kendini bu mutlu tabloya ait bir figür gibi hissettirdi. Sanki buraya ilk kez gelişi değil gibi. Sakine ablayı çok önceden beri tanıyormuş gibi. Saksıdaki çiçeklerin bile ilk dikim anın hatırlıyor gibi

