BÖLÜM ŞARKISI : BENGÜ - YALVARAMAM
" Nasıl ya partiden kastınız oturup okey oynamak mıydı ? " diye sorduğumda herkes pür dikkat gömüldüğü şeylerden kafalarını kaldırıp bana baktılar .
Nasıl bir ruhsuzluktur bu ya ?
" Daha iyi bir fikrin varsa ? " dedi B. Kişisi elini sallarken . Senin o elini kırarım .
Sen şimdi görürsün.
Tüm ıstakaları bir anda tepetaklak ederken hepsinin surat ifadesi bir anda buz gibi oldu. Hak ettiniz ne yapayım.
" Küçük bir çocuk gibisin. " diyen B. Kişisine döndürdüm yüzümü. Gözlerimi kısarak baktığımda oda beni taklit edercesine kıstı gözlerini.
" Hadi dışarıya çıkalım. Ben çok sıkıldım. " dediğimde Burcu sert bakışlarını bir anda bana çevirdi. Şu an hiç hoş şeyler olmayacak anlaşılan.
" Akıllanmayacaksın sen. Kafanı çarptın halbuki yerine gelmesi gerekmez miydi ? " dediğinde ortamdaki herkes gülmeye başladı.
Haha.
Berrak yanıma gelip sahte tebessümüyle beni teselli etmek istedi. Ama koluma dokunduğu an çektirdim. Napıyorum ya ben şu an.
Dakikalar sonra kapı çaldığında ben ayaklandım açmak için. Sonuçta çok değişik bir şey hayatımda şu an. Kapı açmak..
Kapının kulpunu çevirdiğimde gördüğüm suretle gülümsedim. Gelen Periydi.
Peri Berrak ın üniversiteden tek arkadaşı. Çok sıcakkanlı samimi bir kız. Dışardan sanırım arkadaşımız da diyebileceğim tek kişi. Malum ben Melisten sonra pek kimseyle arkadaşlık yapmadım üniversitede.
" Hoş geldin Peri gelsene. " dedim gülümseyerek.
Suratıma uzun uzun bakıp gözlerini bir anda alnımdaki bandajda durdurdu.
" Geçmiş olsun Leyla. İyi misin ? " diye sorduğunda gülümsemem büyüdü. Bugün kabul günüm malûm.
" İyiyim iyiyim. Ciddi bir şey yok. " dedim.
Hala kapıda konuştuğumuzu bir an hatırlayıp kapıyı araladım. " Buyur geç. " dedim " Berrak içeride. "
İçeriye buyur ettikten sonra kapıyı kapatıp bende arkasından ilerledim. Salona girdiğimizde Berrak ortalarda görünmüyordu. Sanırım balkona çıktı.
" Sen bekle istersen ben bir bakayım. " dedim yanından ayrılırken. Tam balkona çıkacağım sıra Canın Periye bakışlarını gördüm. Fütursuzca kızı gözleriyle yiyordu adeta.
Sen dur Can bey. Şimdi yapacağımı biliyorum ben.
Balkona çıktığımda Berrak la Mehmet oturmuş bira içiyorlardı. Zıkkım için.
" Berrak Peri geldi bak istersen. " dedim imayla . Berrak Mehmet'in yanından kalkıp elindekini de masaya bıraktı.
Yanımdan geçerken çimdirdim kolunu. " Gözlerini oyacağım senin . " dedim hışımla .
Acıyan kolunu tutup çığlık attı. Ne bağırıyorsun geri zekalı.
" Gel canım arkadaşım. " dedim kolunu tutarak. İçeriye girdiğimizde Can Perinin yanına gitmiş çoktan tanışmışlardı.
Peri bizi gördüğünde yanımıza gelip Berrak la sarıldılar. Ben de o ara Can a imayla baktım. Oda bakışlarımı anlamış olacak ki gözlerini kaçırıp koltuğa oturdu.
" Kıyafetlerini bir türlü getiremedim Berrak. " dedi Peri. Bula bula bugünü bulmuş olman ne bileyim yani .
" Olsun canım kalsa bile olurdu. " dedi Berrak. Gözlerimi bir anda Cana çevirdiğimde göz göze geldik. Kahkaha atmamak için kendimi zor tutuyordum.
Peri bir kaç dakika Berrakla konuştuktan sonra gitmek için hareketlendi. Bir anda Peri ye bakıp " Aa Peri kalsana. Hem Can parti düzenledi bu gece burada. " dedim sahte bir gülümsemeyle.
Hadi bakalım Can bey şimdi beni eğlendirmeyin de görelim.
B. Kişisine bakışlarımı çevirdiğimde kısa bir an bana imayla kıs kıs gülüyordu. Anladı tabi ima mı. Zeki adam.
" Yok ben rahatsızlık vermiyim." dedi Peri. Yok kız ne rahatsızlığı ev zaten Suriye geçiş kapısı. Gelen giden belli değil. Millet tatile memleketine gidiyor burda.
Sırıtıp tam söze atılacaktım ki Berrak benden önce davrandı. " Ya evet Peri. Kalsana sende. " dedi. Aferin kız kedi olalı fare yakaladın diyeceğim de sen korkarsın fareden.
" Tamam o zaman. " dedi Peri. Ahh yavrum sen dünden razıymışsın da istemem arka cebime doldur diyormuşsun.
İç sesimin yine düğmesi açık kalmış. Tanrım..
İlerleyen saatler boyu herkes kendince takıldı. Biz B. Kişisiyle işleri konuşurken arada Can da bize katıldı. Berrak Mehmetle sudoku oynadı. Aman Yarabbi nasıl da zekasını birbirlerinin gözüne sokmaya çalışan bir çift.
Burcu da Kemal'i uyuttu dizinde. Ben niye uyuyamıyorum ya niyee.
Peri yanında duran cips tabağını alıp yanımıza geldi. Bıkkın bir sesle " Film mi izlesek ? " dedi. Tabi senin çok başka hayallerin vardı demi Periciğim. İnan bu tepkiyi bende saatler önce vermiştim lakin kimse beni takmadı.
Canın gözleri ışıldarken bende Periye destek çıktım. " Buna izin vardır herhalde. " dedim bağırarak. Tüm ev ahalisinin dikkate bana çekildi.
" Film diyoruz izleyelim. Beynim kızmaz heralde bana bu fikirden ötürü. " diye bağırdım tekrar.
Berrak oturduğu yerden kalkıp " Ne bağırıyorsun Leyla. Ateşin mi var ? " diyerek yanıma geldi. Elini alnıma bastırıp bir şeyler mırıldandı ama ben oralı olmadım.
Ellerini çektirip " Git film koy. Değilse imdat diye bağıracağım en sonunda. " dedim oflayarak.
Bir kaç dakika sonra herkes koltuklara koşturdu. Ben tekli berjere otururken B. Kişisi de onun eşi olan karşısındaki berjere oturdu. Can ve Peri ikili koltuğa otururken Burcuyla Kemal yere kıvrıldılar. Diğer ikisi yan Berrakla Mehmette tekli koltuğa ikisi oturdu. Ahh bir düşün siz ordan yada koltuğu kırın da nasıl aldırıyorum yenisini size görün !
Niye komedi filmi izlenmez ki bir araya gelince ? Ya romantik bir film konulup salya sümük ağlayana kadar pür dikkat izlenir. Ya da ilişkiler ortamda çok yeniyse korku filmi konur ki bu hayatın en büyük klişesidir net! kadın korkup erkeğe sarılacak da bilmem ne bilmem ne. Saçma sapan bir sürü işler.
Şimdi bana kızıyorsunuz sen nasıl bir insansın diye de. Napabilirim arkadaşlar bu ülkenin klişe sayısı, bankalardaki iban numaralarınızdan daha fazla rakamlı.
Kimse farklılık yapmaya yanaşmayınca benim düşüncelerde nötrleşiyor bir yerde. O zaman sen yapsana! Diyenleri duyar gibiyim. Fikrimi söyleyeyim. Eğer insanların yanında gülme fikri size uzak geliyorsa tek başınıza izleyeceğiniz komedi filmlerine ölümcül bakışlarınızı atabilirsiniz. Çünkü onlar artık ölüdür sizler için.
Bir insan yanındakine aldırış etmeden gülecekse var bu komedi filmleri. Yanlış mı düşünüyorum sayın okurlar.
'Yanındakine aldırış etmeden' dedim evet. Siz şimdi cımbızla çekersiniz orayı ne diyor bu diye. Hemen oraya da açıklık getireyim. Siz muhterem okuyucularıma.
İnsan gülebildiği kadar insandır. Özellikle kadın. Kadın başkalarının yanında gülemez ironisine burdan okkalı bir gönderme yapmak istiyorum.
Kadın başkalarının yanında gülebildiği kadarda özgürdür efendim. Yanındaki insanlar haklarında ne düşünürse düşünsün üstelik. Kahkaha atmakta işin süsü. Ve biz kadınlar suratlarımıza süs geçirmeyi çok severiz.
Neyse bir filmden nerelere geldik. Bugünkü kamu spotunu da layıkıyla insanların bakıyorum ama anlamıyorum anlayışlı beyinlerine bir nebze aşılayabildiysek şayet ne mutlu bana.
Filmin ismi Çığlık. Hadi oturun izleyin bakalım.
***
Ertesi sabah yedi de herkes birer birer çil yavrusu gibi dağıldığında rahatça nefes aldım. İlgi odağı olmak ne zormuş ya.
B. Kişisi kapıdan çıkarken de bana bugünlük izin verdi sağolsun. İzin sebebi de şey ' beynin yerine gelsin öyle gel şirkete ' demesi. Nasıl da beni ve beynimi düşünüyor. Her patronun harcı değilken üstelik.
Kafamın bandajını değiştirip iyi olup olmadığımdan emin olup uykuya dalan Berrakla Burcunun yanlarına gittim. İkisi de deliksiz uyuyorlardı. Dur şunların bir fotoğrafını çekeyim. Belki bir gün lazım olur.
Odama doğru yürürken nasıl yorulduğumu hissettim. Benim yorgunluğumun yarısı fiziksel yarısı ruhsal. Belki yatıp dinlenirim fiziksel yorgunluğumu atmak için ama ruhsal yorgunluğumu bugün düşünmek dahada köreltecek sanırım.
Cenk.
Niye geldin ki bunca yıldan sonra ?
Niye beni kaç yıl önceye götürdün bir anda ?
Beni yanlış anlamayın. Ona karşı hiç bir şey hissetmiyorum ama içim parçalandı gördüğüm vakit. Bana yaptıkları geldi bir anda. Bunca yıl içimde hep saklamışım meğer kinimi.
Güven duygusunu bastırmışım içerlerde bir yerlerde. O beni sadece aldatmadı. Beni benden söküp aldı. Ben hayatımda sadece bir kez yenildim. Bir kez kalkamadım düştüğüm yerden ve ne olursa olsun ömrümün sonuna kadar bunun pişmanlığını da dibine kadar yaşayacağım.
Size neden böyle düşündüğümü anlatayım o halde.
O gece yüzüne tükürüp çıktığım o otel odasında ben benliğimi bırakıp çıktım. Size mübalağa yapmıyorum. Oradan çıktıktan sonra hayatımda bir kez bile düşünmediğim şeyi o gece yaptım ben.
İntihar ettim.
Ruh halimin doğru düzgün nefes alamadığını hissettiğim an yaptım bunu. Dedim ya ömür boyunca bu ağırlığın altında ezileceğim.
O gece sabaha karşı bir parkta buldum kendimi. Ne eve gidebildim nede başka bir yere. Saatlerce yürüdükten sonra bir parka gidip oturdum. Ona dair her şeyi o gece tükettim içimde. Tükettiğim an da yerde bulduğum cam parçasıyla da kestim bileklerimi. Bir anlık gaflet insanın canından edebiliyormuş. Ve ben o gece herşeye rağmen bu hayatın belki de en şanslı insanıydım.
Gözlerim kararmaya başladığı an yere düşen o cam parçasının sesini hâlâ kulaklarımda hissediyorum. Ve pişmanlığım ta o dakika başladı.
Bileklerimi kavramaya çalıştığımda hissettiğim o ılık sıvı, dilimde burnumda duyduğum o metal koku belkide kırmızıdan nefret etmeme bir sebep. Yalnızca bir sebep..
Yere düşerken karşımda bağıran kadının sesleri. " Naptın kızım sen ? " yakarışları, ardından bileklerimi kavrayıp " ambulans ! " diye bağırtıları. Çok şanslıydım çok..
O kadın sayesinde hayattayım ben o sessiz, virane, kimsesiz, parka inat. Ben o gece hayatımda bir kez yenildim her şeye.
Daha sonra aylarca süren psikolojik tedaviler, içtiğim hap sayılarını hatırlayamıyorum. Kızlara sırtımı dönüşüm. Onlara yabancı gibi her baktığımda Berrakın haykıra haykıra ağladığını hala görüyorum gözlerine her baktığımda.
Ben o zamanlar birde annesizliği iliklerimde daha net hissettim. Belki de hayatımda ilk kez ama hissettim. Bir babam olsaydı belki dedim böyle olmazdı. Beni çekip alırdı ve asla bırakmazdı.
Ama onlar seni,sen daha bunları yaşamadan bıraktı Leyla dedim hep. Onlar senin ayağının altındaki tabureyi acımasızca çeken taraf oldu. İpi boynuma henüz geçirmemişken hemde.
Neyse ben o olaylardan bir buçuk yıl sonra kendime gelebildim. Yalnızca bir buçuk yıl.. Normal insan ömrü bir buçuk yılda belkide duyguların bir bölümünü yaşar. Belki de hepsini bilmiyorum. Ama benim o bir buçuk yılım normal insan ömrüne kıyaslanamaz.
Mesela bir insan intihar edebilir ama her gün kurtulduğu için hem şükredip hem de çevresindeki ailem dediği insanlara kan kusturmaz.
Ya da içtiği antidepranlara hem sövüp hemde bir an önce iyi olmak için ilaç vakitlerini geçirmemeye çalışmaz.
Bu zıtlıklarla bir insan hiç yaşayamaz.
O yüzden insan ömrünün bir buçuk yılı hem uğraş verip hemde boşa gideceğini düşünebilecek kadar uzun bir süre değildir. Ben bu hayatın ta kendisini yaşadım.
İşte böyle..
Nefessiz..
Keskin..
Mağlup..
BÖLÜM SONU
Nasıl bir bölüm yazdığımı inanın okuyunca farkettim jdjdjf
O iç sesinin aslında varlığına şükrettiği kızın içinde meğer ne fırtınalar kopuyormuş. Şimdi daha iyi anladınız her şeyi. İçimizde içindeki şeyleri bastırmaya çalışırken, aslında her şeyin farkında olup kendine sahip çıkmaya çalışan çok insan vardır.