BÖLÜM ŞARKISI : CENGİZ KURTOĞLU - SAKLI DÜŞLER
B. Kişisinin istedikleri atmak için sakin dediğim bir yere çektim arabayı. Sonuçta yirmi dakika dedim ama B. Kişisine iki dakika bile yeter tüm şirketi yakmaya. Böyle de şiddet potansiyeli yüksek bir adam.
Ben yandaki çantamdan tableti almaya eğilmiştim ki arkadan kulağımı patlatmaya yetecek bir ses ve öne doğru sendelememe sebep olacak o çarpma etkisi.
Kafamı ağır bir şekilde aynaya vurdum ama korkumu anlatacak bir kelime gelmiyor aklıma.
Ben elimi başıma götürmemle, dikiz aynasına bakmam bir oldu. Arkada dev gibi bir adam hemen dibimdeki arabasından inip bana doğru yaklaşıyordu. Sanırım duran arabaya, bana çarpma gafletinde bulunan hulk sensin.
Sen bana nasıl çarparsın diyerek hışımla bir anda arabanın kapısını sökercesine açıp " Siz ne yaptığınızı zanned- " diyerek başlayan söylenmelerim gördüğüm kişi karşısında yarım kaldı.
Ellerimin ayaklarımın boşaldığını hissedebiliyorum.
Nasıl ya !
Bana çarpan 'Cenk' mi ?
Şu an bacaklarımın beni ayakta tutmaları için savaş verdiklerinden eminim. Gözlerim de hiç yardımcı olmuyor ama bana !
Nasıl ayakta duracağım ben şimdi ?
Cenk bana doğru yaklaşırken kalbimin un ufak oluşuna bizzat şahit oluyordum.
" İyi misin ? " diyerek şaşkın bakışlarını gizlemeye çalıştığından eminim. En az benim kadar.
İyiyim çok iyiyim. Hatta o kadar iyiyim ki tüm vücudum uyuştu. Hissedemiyorum.
O bana adım atacakken ben dur diyerek elimi havaya kaldırdım. Nefes alamıyorum. Yutkunmak gittikçe daha da zor olmaya başladı benim için.
Dört yıl sonra ilk defa..
İlk defa onun yüzünü görüyorum.
Ellerim ve bacaklarım zangır zangır titriyor. O bana bir adım daha attığında " Gelme ! " diye bağırdım. O an yaşadığım o koskoca bir buçuk yıl gözümün önünden film şeridi gibi geçti. O gittikten sonraki bir buçuk yıl.
Bağırışlarım, haykırışlarım, bağımlılıklarım, tedavilerim, gece nöbetlerim, kızların çırpınışları...
" Leyla bırak yardım edeyim. İyi görünmüyorsun. "
İsmimi onun ağzından yıllar sonra ilk defa duymanın verdiği sinirle bir anda haykırdım. " Sakın ! sakın yardım etme bana. SAKIN ! " dememle kararan gözlerime engel olamayıp bir anda dört yıl önce çok iyi tanıdığım o kokuya kendimi teslim ettim.
***
CENK'İN AĞZINDAN
İstanbul'a geleli tam bir hafta oluyor ve ben köşe bucak kaçıyorum. Anılardan, yaşanmışlıklardan, birlikte geçirdiğimiz o yıllardan bucak bucak...
Canımın yangını henüz dinmemişken, yaptığım hatanın bile pişmanlığını tam anlamıyla yaşayamamışken sürüldüm Türkiye'den.
Hem de o malûm gecenin ertesi sabahı. Hayatımdaki tek pişmanlığım, tek çaresizliğim, tek yok oluşum.
Keşke zamanı geriye çevirebilseydim şimdi Leyla'yla evlenmiş bile olabilirdik.
MALÛM GECE
" Hadi ama Cenk beni özlediğini biliyorum." Melis bunları söylerken umarsızca kolumdan çekiştirip odaya sokup kapısını hızla çarptı.
Alayla yüzüne gülerken, o bu durumdan memnun olmamışcasına " Seni o değil ben mutlu edebilirim. " deyip sinirle beni yatağa ittirdi. Kafamın dumanından dengemi sağlayamayıp arkamda duran yatağa devrildim.
Melis üzerime doğru eğilip gömleğimin düğmelerini açmaya başladı. O haline gülümseyip sarhoş sesimle mırıldandım " Leyla dan korkmuyor musun ? Hani en yakın arkadaşındı ? "
Bu kız bana zevk veriyor ama aynı zamanda vicdanımı kanatıyor neden ?
Melis ellerini omzuma koyup o şeytani gülümsemesiyle kulağıma yaklaştı. " Senin de sevgilindi ama benimlesin şu an. " kulağımda duyduğum kahkahasıyla dudaklarına yapıştım. O an sanki ben ben değildim. Hiç bu kadar ileriye gitmemiştim.
Dudağıma bıraktığı öpücüklerle gömleğini çıkarttı hızla.
Tam tekrar üzerime eğilecekken kapının açılma sesini duydum. Sağ tarafıma kafamı çevirmemle üzerimdeki Melis'i reflekse savutturdum.
O an kalbime ilk bıçak darbesini yedim. Dünyam başıma göçtü sanki.
Dolan gözlerle bana bakan Leyla ile göz göze geldiğimde bir an aldığım nefesi geri veremediğini hissettim.
Ben bunu nasıl yaptım sana ? O aşkla bakan gözlerine nasıl ihanet ettim ? Yaralı yüreğin benim sayemde sevmeyi öğrenmişken, nasıl kazık attım o titrek kalbine ?
Bunları düşünmek için geç kaldım. Çok geç kaldım.
Doğrulup gömleğimin düğmelerini iliklerken o bomboş gözlerle bana bakıyordu.
Gözlerimi gözlerine dikip " Leyla sandığın gibi değil ! " dediğimde kendimden tiksindim. Neyin açıklaması !
Ben bir şeyler daha söyleyecekken bir hışımla yanıma gelip tokadı bastı suratıma. Benim sağa savrulan yüzüme tükürüp " Ne sandığım gibi değil hayvan herif ! Alt alta üst üste olmanızın hangi masum açıklaması olabilir !? "
Ben gözlerimi yumarken yanımdan geçip Melis'e ilerledi. Kolundan tuttuğu gibi yerde ki gömleğiyle çantasını kafasına geçirip " Hemen buradan def olup gitmen için on saniyen var sürtük ! " diye bağırdığında gözlerindeki hayal kırıklığını o an daha net anladım.
Bir kaç saniye sonra kapının sertçe örtülmesiyle yatağın yanına çöküp bacaklarımı karnıma çektim. Kafamı da dizlerime gömüp başımı da ellerimin arasına aldım. Ne kadar küçüktüm şimdi. Yerin dibindeyim ziyadesiyle.
Anladığım diğer şey ise ayılmak için kahveye ya da soğuk suya ihtiyaç yokmuş sadece. Hayal kırıklığıyla bakan bir çift kahverengi göz de bu işlevi yapıyormuş acımasızca.
Benim için cehennem şimdi başlıyor.
Leyla başıma dikilip, elleriyle saçlarını geriye attı. Yıkılmaz bir duvar olduğunu bir kez daha kanıtladı alçak ruhuma.
Derin bir nefes alıp " Ben sana olmayan babamı anlatırken, bir gün senin de gidebileceğini hesaba katarak anlattım. Ben yüreğime ağır gelen her şeyi, seninle hafiflettim. Bunu senin benden daha iyi biliyor olman gerekirdi ! " Leyla verdiği nefesle bunları söylerken ayılan bedenimi bir anda çekip kaldırdı.
Kollarımdan sımsıkı tutup " Bak gözlerime ! Bundan sonra sana, hatta hiç kimseye güvenemeyecek olmamın bedelini ruhum ödeyecek. Hayatımdan defolup gideceksin anladın mı ? " tiksintiyle yüzüme tekrar tükürdüğünde hızla arkasına dönüp beni bırakıp gitti.
Ben o gece hayatımda ilk defa hıçkıra hıçkıra ağladım.
Ben.. Ben Cenk Sipahi.
Bunun bedelini kanayan vicdanımla yıllarca ödeyeceğimi o an anladım.
***
" Leyla aç güzelim gözlerini. "
Bakmaya, dokunmaya kıyamadığım o beden cansız gibi dururken ellerimin titremesine engel olamıyordum. Yapma bunu bana nolur.
Leylanın sendelediğini anladığım an, ne kadar yaklaşma diye bağırsa da kendimi tutamayıp yanında aldım soluğu. Düşeceği an tuttum onu. Tıpkı yıllar önceki gibi..
Bir anda kucaklayıp arabama doğru hızlı hızlı yürürken, arabasından gelen telefon sesini duydum. Aralıksız çalıyordu.
Leyla'yı sürücü koltuğunun yanına oturtup, kemerini bağladım. Tek nefesle kapısını örtüp arabasına doğru ilerledim.
Hala çalan telefonu elime aldığımda kararsız kalıp açacağım sıra kapandı. Oh deyip elim yanda duran çantasına gittiğinde arabadaki anahtarları da alıp arabanın kapısını kapattım.
Arabama doğru yürürken Leyla'nın telefonu tekrar çaldı. Gözüm kimin aradığına kaydığında ekranda Serçem yazısını gördüm. Burcuydu bu. Demek rahberini değiştirmemiş. Hitap şekilleri aynı.
İnatla çalan telefona baktım. Açıp açmamakta kararsız kalsam da merak ettiklerini düşünüp açtım.
Derin bir nefes alarak arabaya bindiğimde sesini hoparlöre verdim.
" Efendim. " dedim düz bir sesle.
Burcu Leyla'nın koruma kalkanı gibiydi adeta. İlk tanıştığımız gün daha elimi sıkmadan " Kötü bir insansan eğer, iyi bir insan olmayı ödev edin kendine. Değilse seni değil de başka bir yüzünü tanıdıysa Leyla, seni onun hayal kırıklığında boğarım. " demişti.
Tuhaf bir arkadaşlık ama gıbta edici de aynı zamanda.
Bu aile de söylemek istediği şeyi, direk eyleme geçirmek genetik olacak ki, bunun abisi tarafından sürüldüm Türkiye den.
Yavuz Kadayıfçıoğlu yüzünden..
" Sende kimsin? Leyla'nın telefonunun sende ne işi var ? Eğer çaldıysan fil-" demesine izin vermeyip söyledim kim olduğunu. Hoş şu an bahsettiği hırsız olmayı istemedim değil. Çünkü birazdan kıyamet kopacak.
" Sakin ol Burcu. Cenk ben. " dediğimde arkadan tanıdık bir ses daha duydum. Berraktı bu.
" Cenk mi hangi Cenk ? " hâlâ ben olduğumu idrak edemediklerine göre ki Burcu'ya ismiyle hitap etmeme rağmen, bırakın tanımayı hiç tanışmamışız gibi çıkartmışlar beni hayatlarından.
Onların şu an şaşkın bakışlarını göz önüne alarak atladım lafa. " Benim kızlar. Cenk Sipahi. Leyla'yla ufak bir kaza yaptık. Şu an baygın ama iyi. " dediğimde kulaklarımın zarı patlayacak bir gürültüyle Burcu bağırdı.
" Hangi hastaneye götürüyorsun söyle ! Onu bıraktıktan sonra da hemen defol oradan ! "
En yakın hastanenin ismini söylediğimde arabayı çalıştırdım.
" Ahh Leyla. Gözlerini bir kez daha görebilmek için nelerimi vermezdim ! "
***
" Susun susun kendine geliyor ! " gözlerimi açarken duyduğum bu cümlelere anlam veremiyorum. Bu Berrak'ın sesiydi. Peki bana noldu ?
Elimle bir anda ağrıyan başıma götürdüğümde araladığım gözlerimle yutkundum.
Bir çift kahverengi göz bana endişeyle bakarken sol elimde hissettiğim baskıyla, elimi oynatamadım. Elimi tutan B. Kişisine çevirdiğinde bakışlarımı " İyiyim. " diyebildim sadece. Tuttuğu elimi çektirdiğimde aklıma en son ki halim geldi.
Kaza yaptım ve bana çarpan..
Cenk.
Evet Cenk'ti.
Beni o mu getirdi hastaneye ?
Yattığım yerden doğrulacağım sıra omzumdan itilmemle durdum.
" Saçmalama Leyla. Valla yolarım saçını başını. " Berrak bağırma kulağımın dibinde.
Yüzümü buruşturup " İyiyim ben. Noldu bana ? " diye sorduğumda B. Kişisinin endişeli bakışları hâlâ üzerimdeydi.
Bir anda hışımla yanımdan dişlerini sıkarak uzaklaştı. Noluyor bu adama be.
Ben gözlerimi kırpıştırıp onun boşalttığı yere baktım. Bu sefer Burcu tuttu ellerimden.
" Bayılmışsın kuşum. " dediğinde başımın soluna saplanan acıyla elimi alnıma götürdüm.
Bandaj mı ? Ah!
" Bastırma Leyla. Kafanı vurmuşsun. Ben doktoru çağırayım. " dediğinde ellerimi bırakıp ayaklandı. Ardından Berrak ta bende su alayım diyerek çıkınca biz B. Kişisiyle yalnız kaldık.
Pencerenin önünde kolunu duvara yaslayıp derin derin dışarıyı seyrediyor. Noldu ayol bu adama ?
Onun o haline bakıp tam ne olduğunu soracaktım ki bana bakmadan konuşunca söyleyeceklerimi yuttum.
" Benim yüzümden oldu değil mi Leyla ? " suratıma baksana be adam.
Ben yüzümü tekrar buruşturup " Saçmalama Barlas. Ne alakası var ? Olacağı varmış ! " diyerek omzumu silktim.
Kolunu duvardan bir anda indirip, gözlerinin arkasında yine ne olduğunu kestiremediğim o bakışları atıp bir adım yanıma geldi.
" Ben o lanet şeyleri senden istemeseydim, sen şu an burda böyle- " deyip arkasını döndü.
Gözleri mi doldu onun ? Heey !
Ben ağrıyan başıma elimi götürüp " Ya yüzüme baksana sen. Tamam kafam kaza yüzünden ama bayılmam on- " cümlemi tamamlayamadan doktor kızlarla içeriye girdi.
Doktor yanıma gelip " Nasıl hissediyorsunuz Leyla Hanım ? " diye sorduğunda arkama yaslanıp " İyiyim biraz başım ağrıyor sadece. " dedim.
Doktor biraz daha yaklaşıp ön cebinden çıkarttığı ışığı gözüme yaklaştırıp " Merak etmeyin o çarpmanın etkisinden kaynaklanıyor. Arkadaşınız getirdiğinde baygındınız. Biz kazadan dolayı diyerek tüm tetkikleri yaptık ama sonuçlar temiz çıktı. Bayılmanız yasadığınız ağır sinir ve stresten kaynaklanıyor olmalı ya da en son ne zaman yemek yediniz ? " deyince aklmda gündüz tekrar canlandı.
Cenk.
Hayatımı darmaduman eden aşşalık adam.
Benim cevap vermemi bekleyen doktor tekrar söze girdi. " Leyla Hanım.. " dolan gözlerime aldırış etmeden " Sabah, en son sabah yedim ama şimdi iyiyim. Çıkmak istiyorum. " dediğimde elim serumlu koluma gitti. Bir anda çekip çıkarmamla kızlar bağırışmaya başladı.
Onlara dolan gözlerle baktığımda seslerini kestiler.
Şaşkın şaşkın B. Kişisi de bu hallerimize bakıyordu. Şu an deli olduğumu filan düşünüyordur muhtemelen.
" Doktor bey Barlas bizi yalnız bırakabilir misiniz ? " dedim.
Doktor omzunu silkip " Beslenmenize dikkat etmeniz gerek. Kafası için krem yazdım. Bu gece uyumasın. Direnci içinde vitamin. Gitmeden reçeteyi alın lütfen. Geçmiş olsun Leyla Hanım. " deyip arkasını dönüp çıktı.
B. Kişisine baktığımda o da doktorun arkasından ilerlerken Burcuya bakıp " Reçeteyi ben alırım. Siz arabaya gidin." dediğinde Burcu kafasıyla onayladı.
Kapı örtülme sesini duyunca kızlara dönüp " Nerede o ? " dediğimde ikiside yanıma geldiler. Biri sağ, diğeri sol tarafıma oturup ellerimi sımsıkı tuttular.
" Merak etme kovdum onu. Gitmemek için direndi ama kovunca gitti. " bunu diyen Burcuya dönüp sımsıkı sarıldım.
Deminden beri sıktığım göyaşlarımı bırakıp boğuk çıkan sesimle " Teşekkür ederim. " deyiverdim.
Elimin tersiyle gözyaşlarımı silip ayrıldım.
" Siz olmasaydınız bu kadar güçlü olamazdım. " dediğim an hıçkırdım.
Berrak tuttuğu elimi sımsıkı kavrayıp " Şişşt Leyla ağlama. Yemin ederim bende ağlayacağım şimdi. Susturamazsınız da beni biliyorsun. "
Ahh evet. Kolay kolay ağlamayan Berrak, ağlarsa onu susturmak deveyi hendekten atlatmaktan daha zor hale gelir.
Abartmıyorum. Cidden bu böyleydi.
Söylediği işte gülümseyip yüzüne baktım. Oda bana dolu gözlerle bakıyordu.
Burcu daha fazla dayanamayıp ayaklandı.
" Hadi kızlar Barlas ı bekletmeyelim." dediğinde ayakkabılarımı almak için dolabın yanına gidip kapağını açtı.
Sahi ya bu adamın nerden haberi olmuştu ki ?
" Siz mi söylediniz B. Kişisine ? " ikisi birbirine bakış attığında önce Berrak atladı lafa.
" Seni bizden önce arayan oymuş. Şirkete gelme direk şantiyeye geç demek için. Seni bir kaç kez aramış ama ulaşamayınca Burcu'yu aradı. Benim içime zaten o an bir huzursuzluk çöktü. Sabah da normal ayrılmadık zaten biliyorsun. " dediğinde Burcu ayakkabılarımı ayaklarımın dibine koyup beni belimden tutarak kaldırdı.
Aşkım iyiyim yapma şöyle şeyler.
Berrak da doğrulup " Sonra işte Burcu da seni on beş kez filan aramış olabilir. Son aramada o it çıktı karşımıza. Olanları anlatınca biz zaten soluğu burada aldık. Yolda gelirken de Barlas'ı aradık. " dediğinde ayakkabılarımı ayağıma geçirip elimden tuttu.
Bir kez daha ayağa kalkmak için bu iki deli kıza tutundum. Ve yine beni yanıltmadılar.
Hastanenin dış kapısından çıkarken, önümüzde bankta oturan Can bizi görünce elindeki bardağı yanına koyup ayaklandı.
Bir kaç adımda yanımıza gelip " Geçmiş olsun Leyla. Bizi çok korkuttun." dediğinde gülümsedim.
" Özür dilerim. " deyip burnumu kırıştırdım.
Kızlar kollarımı sıktığında ilerlemeyi Unuttuğumu anladım. O an aklıma arabanın orda kaldığını hatırladım.
" Araba orda kaldı. " dedim duraksayıp.
" Hadi Leyla akşam araba kapınızın önünde olur. Ben bırakırım sizi. " bu sözler jet gibi geçen B. Kişisine aitti.
Seni gidi buzdolabı seni.
Arabasının kapısına doğru yöneldiğimde açmadan bir kez daha duraksayıp " Aslında biz taks- " diyecekken sürücü kapısı hışımla çarpıldı.
Bak bak bana. Allahın gıcığı seni.
Benden gözlerimi devirip açtığım kapıyla arabaya binip sırf ona gıcıklık olsun diye onun şiddetinde çarptım kapıyı.
Yanımdaki adamın tepkisine bakmak için kafamı yana çevirdiğimde sırıtıp kafasını sallıyordu. Çok komik haha.
Kızlar da arkaya bindiklerinde gitmek için hazırdık.
***
" Kızım çek şunu burnumun ucundan ya. İçmeyeceğim bu kokan şeyi. " dediğimde önümde kaşıkla duran Berrak'ın elini ittirdim.
Berrakta sinirle soludu. " İçeceksin bunu Leyla. Doktoru duymadın mı ? Bir daha açlıktan bayılmayacaksın. Tok evin aç kedisi seni. " dediğinde karşı koltuğa oturup kahkaha atan adama çevirdim kafamı.
Ona ölümcül bakışlarımı atarken ellerimi göğsümde birleştirdim.
Bu niye gitmedi ki hâlâ ?
Tekrar o kokan şeyi Berrak burnumun ucuna dayadığında kafamı yukarı kaldırdım oflayarak.
Berrak inatla diretirken imdadıma zil yetişti.
Allahım şükür sana.
Burcu lavobada sanırım. Berrak açmak için elindeki tepsiyi yandaki sehpaya koyup ayaklandı. " Geliyorum kalkma. " nereye gideceğim zaten allahın paranoyağı.
Arkasından dil çıkarttığımda kafamı çevirip B. Kişisiyle göz göze geldik.
Çocuk gibisin aşkım.
Can elindeki torbalarla salonun kapısından girerken gözlerim açıldı.
" Hayırdır Can ? Kıtlık çıkacak da ona mı bu hazırlık ? " dediğimde Can la B. Kişisi gülmeye başladı.
Şaşkın gözlerle Canın yüzüne baktığımda yanıma geldi. Omzuma dokunup " Haberin yok galiba. Bugün burda parti var. " dediğinde kafamı Berrak'a çevirdim.
Kız çiroz siz gene neler karıştırıyorsunuz acaba ?
O da bana bakıp ' ben bilmem ona sor ' deyip eliyle B. kişisini gösterdi.
Sinirle bu sefer bakışlarımı ona çevirdiğimde bir anda ciddileşip " Uyumamam gerek. Doktoru duydun. Aklıma bu geldi. Burcu nun da haberi var. " dedi.
Sen kafana göre ne güzel de organize etmişsin ya öyle. Kızları da ayartmışsın. Uyumayacaksam sana ne be adam.
Kafamı Berrak'a tekrar çevirdiğimde kulağına bir şeyler demek için eğil işareti yaptım elimle. Tam eğileceği sıra da kapı tekrar çaldı.
Gerinen yüzünü buruşturup gözlerini havaya dikti. Sana huzur yok aşkım merak etme.
Kapıyı açmak için yanımdan ayrıldığında B. Kişisine baktım. Rahatça yerine kurulup telefonundan bir şeyler bakıyor. Allahım bu adam niye bu kadar rahat ki ya !
Saçlarımı çekiştirip ahladım. Kendimden ne istiyorsam.
Kapının açılmasıyla içeriye Kemal'le Mehmet girdi. Siz eksiktiniz buyrun buyrun.
Uyandığım yerden doğrulup, bu iki şaşkın adamın endişeli yüzlerine çevirdin bakışlarımı.
" Leyla geçmiş olsun. " deyip boynuma ilk atlayan Kemal oldu.
Tabi Kemal benim sadece eniştem değil. Size bahsetmiştim. Burcu nun çocukluk arkadaşı aynı zamanda bizim de. Berrakla benim yani.
Sarılmasına karşılık verip " Sağ ol Kemal." dedim.
Bir kaç saniye öyle kalıp geri çekildik. Ardından Mehmette sarıldı. Geçmiş olsun faslını uzatacaklar anlaşılan. Bu kadar ilgiye alışkın değilim bre gafiller.
Az öteye gidin !
Burcu da saatler sonra sahalarda göründüğüne göre tamamdır. Takım tamamlandı.
BÖLÜM SONU.