BÖLÜM ŞARKISI : BURCU GÜNEŞ - GÜL KOKUSU
Evin önünde durduğumuzda ikimizde karşıya bakıyorduk.
Yeni yetme misiniz aşkım siz ? Sessizliği sen boz diyen iç sesime alkıışş.
Bir anda titrek sesimle kafamı ona çevirip " Teşekkür ederim. " dedim.
O da kafasını kaldırıp gülümsedi. " Rica ederim. " dediğinde niyetim arabadan inmekti ama yine mantığım devre dışı kalıp, açmaya ramak bıraktığım kapıdan ellerimi çektiğim gibi tekrar B. Kişisinin yüzüne döndüm.
" Aslında kahve içebiliriz. " dedim. Yüzündeki ifade 'gelmek isterdim ama malum' der gibi gibi.
Eve mi çağırıyorsun Leylaşkım ? Hayır kibarlık olsun diye şey yapmıştım ben.
Hafifçe gülümseyip başını salladı. " Burcu'ya gözükmesem sanki daha sağlıklı olacağım. " dediğinde bende sırıtmaya başladım.
Aynen çocuğu kahveden soğuttu iki dakika da. Hem de kapı ağzında. Bir de bana derler çatal dilli diye. Hakkım yeniyor sayın hakim !
" Ama.. " dedi elini bana uzatırken " Kahve sözün olabilir. "
Hiç düşünmeden kafamı sallayıp " Anlaştık. " diyerek bana uzattığı elini sıktım.
Ben hafif bir şekilde sıkarken, o sanki bir daha hiç bırakmayacakmış gibi tuttu elimi. Hissedebiliyorum.
Ben elimi çekmek için yeltendiğimde o daha da sımsıkı tuttu elimi.
Peki benim kalbim, ancak yıllar önce, alışık olduğu pozisyona nasıl geldi bir anda ? Niye hızlandı böyle ?
Yanağıma doğru yaklaştığında gözlerimi sımsıkı yumdum. Bir kaç saniye nefesini yanağımda hissettim.
Bekledi.
Sanki benden onay almak ister gibi. Eğer izin vermeyip, geriye gitseydim öpmeyeceğinden adım gibi eminim.
Çok naif hareket.
Bir anda yanağımda hissettiğim sıcak dudaklarıyla o, insanın eskilere götüren kokusu doldu burnuma.
Yine o his.
Eski kokuyor ya. Çocukluk kokuyor. Anı kokuyor bu adam.
Peki ben niye geri çekilmedim ? İç sesimle bu gece çetrefilli bir kavga var anlaşılan.
Ben gözlerimi açtığımda geri çekilip, elimi bıraktı. Gülümsüyor gözleriyle. Bunu ikinci kez fark edişim. Çok güzel çook.
Olayın şokunu atlatıp bir anda " İyi geceler. " diyerek indim arabadan. Kapının önüne sendeleyerek geldiğimde, çantamda asla bulunmak istemeyen anahtarları aradım. Sanırım bunda ellerimin zangır zangır titremesi de büyük rol oynuyor.
Oysa hala benim içeriye girmemi bekliyor. Asla arkamı dönüp bakmadım. Saçmalamayın.
Arkamı dönmeden zor kötek bulduğum anahtarla kapıyı açıp hışımla geri kapattım.
***
Sabah soldan sağıma dönerken, aynı zamanda tek gözümle komodinin üzerinde duran saate baktım.
Saati gördüm ama aynı zamanda başka bir şeyle daha karşılaştım.
Yine bir kutu.
Allah'ım niye ya ? Niye normal insanlar gibi uyanamıyorum ben ?
Nereden geldi bu buraya ?
Ben yine soruları birbirine uladım. Sorry.
İçini açtığımda yine silik kağıtlar bunlara alıştım. Ama dikkatimi kutun altındaki yazılı kağıda çevirdim.
Ellerime alıp kağıtta yazılan yazıyı okudum. " Daha anlamadın değil mi ? Canın çok yanacak ama ne zaman ? Bu gerçeği bilmeden yaşayacaksın. Ta ki ben öğrenmeni isteyene kadar. " bir hışımla kağıdı da kutuyu da yere savurdum.
Deli gibi hıçkırıp bağırmaya başladım. Ellerimi kafamın arasına alıp oturduğum yerde küçüldüm adeta.
" Berrak Burcu neredesiniz ? "
Şu an aklımdan bin bir türlü şey geçiyor. Kim bu Allah'ın belası ? Niye benimle uğraşıyor ?
Ben deliler gibi başım kollarımda sallanırken bir anda kapının açılmasıyla çığlık attım.
Bana hayret dolu gözlerle bakan Burcu ve Berrak koşarak yanıma geldiklerinde sorgusuz sualsiz sarılıp sımsıkı sardılar. Bende onlara sarıldım.
Çünkü benim korktuğum zamanda bu ikisinden başka sığınabilecek kimsem yok. Diğer tüm duygularımı yaşarkenken de olduğu gibi.
" Leyla noldu güzelim ? Kabus mu gördün ? " diyen Burcuya kafamı çevirip yerdeki kağıtları işaret ettim. " Bunu buraya kim koydu ?" dediğimde ikiside yerdeki kağıtları almaya eğildiler.
Berrak hayretle okuduğu kağıda bakarken, Burcu elindeki kağıdı çekiştirip aldı.
" Nasıl ya ? Barlas sana söylemedi mi ? " dediğinde bu sefer gözleri hayretle açılan ben oldum.
" B. Kişisi ne alaka Burcu ? O mu getirdi bunu buraya ? " dediğimde kafasını suratıma çevirdi.
" Sabah kapıda buldum ben bunu. Kimse yoktu. Alıp kapıyı kapattığımda, ardından kapı tekrar çaldı. Açıp baktım. Gelen kişi Barlas tı. Ben önce ondan şüphelendim ama niye böyle bir şey yapsın ki diye düşündüm. Hem surat ifadesi de bunu destekliyordu. Leyla uyuyor dediğimde, sana da günaydın Burcu. Uyandıralım diyerek içeriye girdi. " biz Berrakla Burcuyu can kulağıyla dinlerken titrememin geçtiğini, sakinleştiğimi anladım. Demin ki halimden eser kalmadı.
B. Kişisinin ismi bile bana nasıl bu kadar güven veriyor anlamıyorum.
" İçeriye geçerken elindekine bakıp keyifli keyifli Kemal'den mi diye sorunca bir anda sana geldiğini söyleyiverdim. Elimden bir hışımla alıp sen ver bana ben veririm dedi. O an itiraz edecektim ama telefonum çalınca arkasından gidemedim. O da zaten çoktan senin odana girmişti. Malum artık odanın yerini biliyor. " allah'ım bir insan hiç mi unutmaz ya. Burcu taşı gediğine oturtmakta üstüne yok bebeğim.
" Eeee sonra ? " diyerek heyecanlı sesiyle Berrak'a döndüm.
" Beni niye uyandıran olmadı peki ? " asıl soru bu işte.
Burcu başını elindeki kağıttan kaldırıp " On dakika sonra odana geldiğimde, Barlas yoktu. Hatta sakladın mı diye banyoya filan baktım ama sende uyuyordun zaten. " manyak paranoyak deli.
" Niye saklıyayım Burcu manyak mıyım ben ? " dediğimde Burcu omuzlarını silkti.
Bu sanırım onun dilinde ' Evet öylesin ' demek.
" E kızım kutuya baktı mı Barlas ? Baktıysa da niye tepki vermedi ? Giderken sana niye gözükmedi ? Leylayı niye uyandırmadı ? " yavaş be yavrum makinalı tüfek saniyede senin çenenden daha az saydırıyor.
Ben anlamsız bakışlar atarken " Şimdi anlarız. " deyip komodinin üzerindeki telefona uzandım.
Arama kaydına girip B. Kişisinin ismine dokundum. İkinci çalışta açtı zaten. Ha mübarek bunu mu bekliyordun?
" Efendim Leyla. " diyerek açtı telefonu.
Bense hiç vakit kaybetmeden bodozlama girdim konuya " Sabah gelmişsin. " dedim. Hiç bakmayın öyle meraktan öleceğim.
Derin bir nefes alıp " Evet. Şantiyeye birlikte geçeriz diye gelmiştim ama uyuyordun. " dediğinde buraya kadar doğru geldiğini anladım. Ha gayret hadi.
" Uyuyordum, uyandımadın. Ve ben şimdi öğreniyorum geldiğini. " dediğimde kıkırdama sesi geldi arkadan. Komik de bir şey söylemedim ama.
" Evet kıyamadım. " dedi alayla. Gıcık.
Bana söylemen gereken şeyi söyleyip beni kıvrandırmasan mi ki acaba ?
Gözlerimi devirip ikinci etaba geçtim. Bunu sen istedin.
" Bana gelen kutuyu görmüşsün. İçine bakmadın diye umuyorum. " dediğimde nefesini hızla dışarıya verdi.
Sen o telefonu ne kadar uzaklaştırsanda ben anladım canım. Hadi hadi.
" Evet gördüm ama merak etme bakmadım. Şirketten arayınca hemen çıkmak zorunda kaldım. Acildi. " deyince ohhlayıp gözlerimi kapattım.
Sonuçta bilmesini istemiyorum. Hatta hiç bir şey bilsin istemiyorum. Gerek yok.
" Peki madem bir saate geçerim ben görüşürüz. " deyip kapattım telefonu. Acaba o da bir şey diyecek miydi ki diye düşündüm. Kapattıktan sonra mı aşkım ?
Burcu noldu dercesine gözlerini kırpıştırdı. Ben daha fazla kıvrandırmadan " Evet gördüm ama bakmadım dedi. " dediğimde Burcu da elini bağrına götürüp ohh dedi. Bu kız benim gibi düşünüyor. Ruh ikizim ruuh.
" Şirkete birlikte gidelim diyecektim dedi. Ama telefon gelince çıkmak zorunda kaldım dedi. " deyince Burcu atladı lafa. " Ha iyi bari. " dedi.
Ben yataktan doğrulup ayağa kalktım. İkisininde yüzünden düşen bin parça. Tamam bende korktum hala korkuyorum ama bu her kimse korktuğumu anlarsa güç bulacak korkumdan. Bende Leylaysam buna asla izin vermem.
Ayağa kalktığımda Berrak'a seslendim dolabıma doğru ilerlerken " Berrak bana şu kırmızı elbiseni verir misin bugün. Giymek istedim bir an. " dediğimde Berraktan ses gelmedi.
Ne kadar hissettirmemeye çalışsam da onlar benim ses tonumdan anlarlar.
Berrak sesini çıkartmayınca Burcuya kaş göz yapıp elini yüzüne vurmasını söyledim.
Burcu bir anda yüzüne tokat atınca Berrak kendine geldi. " Gevura mı vuruyon Allahsız. " dediğinde biz kahkahaya boğulduk Burcuyla.
O saçma sapan surat ifadesini tekrar takınınca " Berrak noldu kızım ? " diyen bu sefer bendim. Yanına gittiğimde Burcu daha da sokuldu bize.
Gözlerini bana dikip korkak sesiyle " Leyla çıkma ya bugün dışarıya. Hatta bizde çıkmayalım. " dediğinde sesindeki endişeyi çok net anladım.
Berrak içimizdeki en korkak gibi gözüken, ama aslında en korkusuz olanımız. Ya bende karar veremiyorum bunun arasını. Tek bildiğim bu korkunun çok saf olması. Kendi için korkmaz ama söz konusu biz olunca asla yapacağından geri kalmaz.
Size farkını şöyle anlatayım. Yeri geldiğinde yolda yürürken sokak serserilerine sırf bize laf attılar diye Gucci çantasını hiç düşünmeden kafalarına geçiren de oydu, Burcunun doğum gününde sırf ona Serçem diye hitap ettiğim için, gidip ona serçe aldığımda her ne kadar kıskanmış olsa da iki gün sonra öldüğünde sırf bize ait bir şeydi diye oturup saatlerce ağlayan da.
Bu kızın yüreğinin yarısı demir, yarısı pamuk. Hangisi daha ağır bende bilmiyorum, bakmayın öyle.
***
Merdivenlerden inip arabanın yanına geldiğimde gözlüğümü tek elimde çıkarıp önümdeki minnoşlara bakarak " Akşam görüşürüz beybiler dikkat edin. " dediğimde Burcu başıyla görüşürüz işareti yaptı.
Ben B. kişisine 1 saate gelirim dedim ama benim evden çıkmam zaten 1 saati buldu.
1saatte duş alıp, bir şeyler atıştırıp, son gelen maillere bakıp, elimdeki taslaklara göz gezdirip bir de üstüne Berrak'ı ikna etmek zor oldu takdir edersiniz ki..
Çenem uyandığımdan iki saat sonra yoruldu yemin ederim.
Şantiyeye doğru yola koyulmuştum ki bu akıcı (!) trafikte telefonum çaldı. Kulaklığı takıp cevapladım. Arayan Can'dı. Evet Canla resmi olarak tanıştık.
Mezuniyetin üstünden tam iki hafta geçti arkadaşlar. O iki haftada bir çok kez B. Kişiyle tabi ki bir araya geldik. Kahve sözünü defalarca hatırlattı ama ben o daha lafa başlamadan kızardığım için her defasında pasladım.
Can'a gelirsek sıcak, samimi, ben kadar olmasa da çılgın biri. İyi anlaştık.
" Efendim Can. Rüyanda beni mi gördün diyeceğim ama vakit epey öğlen oldu. " dediğimde hafif kıkırtısını duydum. Dedim size iyi anlaştık diye. Çünkü esprilerini anlayıp, sindirip, bir de üstüne mizah katarak cevap veren herkesle hep iyi anlaşırım zaten.
Şöyle bir baktım da mülakatta bu kadar çetrefilli şeyler istemiyorlar insanlardan.
" Rüyayı bırak, gerçekte de seni göremiyoruz ki Leyla Hanım. Dediğin gibi öğlen oldu. Hala ortalarda yoksun. Eğer bir yerleri kurtarmıyorsan hemen şirkete gel. Barlas Bey bugün çok mutlu. Dağıtmadığı bir tek yüzüm kaldı. " dediğinde kahkaha attım. Komik çocuk seni..
" Hayırdır hangi işi rast gitti de, ortalığı dağıttı o B. Kişisi ? " evet ona B. Kişisi dediğimi Can da biliyor artık. Tabi şirkette beyli hanımlı mesafeli ilişkiye devam.
" Jale ustalarla şantiyede. Son dokunuşları yapıyor. Senden de mail istemiş. Atman gereken bir kaç taslak, renk, aranjman varmış. Atmamışsın. " dediğinde beynimde şimşekler çaktı.
Sabah ki olay yüzünden ben tamamen unuttum onu.
" İyi de Can beni niye aramıyor. Sabahtan beri kafa mı kaldı bende ? O mailleri benden beklemiyor mu bu adam ? " kuyruğu dik tutmakta önemli arkadaşlar.
Can nefesini dışarıya bırakıp " Seni ararsa alacağı cevaptan korkuyor zavallım. Malum sendeki dilin dur durağı yok. " haklı da bu çocuk. Kırıcı ama doğru konuşuyor.
Gülüp " Tamam Can hemen durup bir yerde atıyorum istediklerini. Yirmi dakikadan da yanınızdayım zaten. " dediğimde pat diye kapattım telefonu. Bu huyumdan vazgeçmek istiyorum ama zaten ne gerek var. Çevremdeki herkes alıştı artık bu duruma.
B. Kişisinin istedikleri atmak için sakin dediğim bir yere çektim arabayı. Sonuçta yirmi dakika dedim ama B. Kişisine iki dakika bile yeter tüm şirketi yakmaya. Böyle de şiddet potansiyeli yüksek bir adam.
Ben yandaki çantamdan tableti almaya eğilmiştim ki arkadan kulağımı patlatmaya yetecek bir ses ve öne doğru sendelememe sebep olacak o çarpma etkisi.
Kafamı ağır bir şekilde aynaya vurdum ama korkumu anlatacak bir kelime gelmiyor aklıma.
Ben elimi başıma götürmemle, dikiz aynasına bakmam bir oldu. Arkada dev gibi bir adam hemen dibimdeki arabasından inip bana doğru yaklaşıyordu. Sanırım duran arabaya, bana çarpma gafletinde bulunan hulk sensin.
Sen bana nasıl çarparsın diyerek hışımla bir anda arabanın kapısını sökercesine açıp " Siz ne yaptığınızı zanned- " diyerek başlayan söylenmelerim gördüğüm kişi karşısında yarım kaldı.
Ellerimin ayaklarımın boşaldığını hissedebiliyorum.
Nasıl ya !
Bana çarpan 'Cenk' mi ?
BÖLÜM SONU.