BÖLÜM ŞARKISI : ELİ TÜRKOĞLU - HÜZÜN BASTI
Şu an üçümüz de ağlıyorduk. Berrak da gelip yanımıza oturduğunda eliyle omzuma dokunup " Yer cücesi seni. Hesap soralım dedik, burnumuzdan getirdin. " derken burnunu çekiyordu.
Tamamen mecazi kullanmamıştı o deyimi.
" Bir daha sakın Leyla sakın dışarda bizsiz içmek yok sakın. " diyerek çekiştirdi beni Burcu.
Yanağına sulu bir öpücük kondurup " Yok Serçem. " dedim.
Berrakta başını bana çevirip, yanağını işaret ederek " Ama burası üşür Kuşum. " diyerek güldüğünde " Gel buraya. " diyerek üzerime düşürdüm.
Burcu yanımızdan doğrulup " Şapşallar. " diyerek dışarıya çıktı. Berrakta akan göz yaşlarımı silip " Çok tatlıydın ama Barlas'ın kucağında aşkım. " deyip kahkaha attığında yanımda gördüğüm yastığı kafasına bastım. Gülmekten boğuluyordu salak. Ama gülmekten.
" Kötekle hakkından geleceğim senin. " diyerek yastığı daha sert bastırdım. Sesi bir anda kesildi. " Berrak. " diyerek yastığı kaldırdığımda suratıma tükürerek içinde kalan o kahkahayı patlattı.
" Seni küçük şeytan. " diyerek gıdıklamaya başladım ve ellerimden bir anda kurtuldu. Dil çıkartıp odadan çıkarken bende tekrar yastığa gömdüm kafamı.
O sırada telefonuma mesaj geldi. Kafamı kaldırıp, ekranı yukarıya doğru kaldırdığımda B. Kişisinin mesajıyla doğruldum.
Akşam kaçta alayım seni ?
Hayal görmüyorum değil mi ? Rüya filan da değil ? Daha az evvel kızlarla konuştum, hatta Berrak kolumu çimdikledi. Ee bu adamın ağzı ne konuşuyor o vakit ?!
Zaten utancımdan yerle birim şu an akşamda nereden çıktı ? Ayrıca nereye gidec-
Hayır Allah'ım sakın ! Ben sakın sarhoşken bu adama benimle mezuniyete gelirsin filan demedim inşallah.
DEDİYSEM.
Dedim demi ? Kesin dedim. Ben bir malım çünkü.
Ne yazacağım şimdi ? Hiç bir şey de hatırlamıyorum ki.
Ne ya ? Herkesin başına gelebilir. Hadi be Leyla. Öğren ne olduysa. En kötü karar bile kararsızlıktan iyidir.
He getir sen galeyana kendini, getir.
Akşam için ne planlamıştık?
Yazıp gönderdim. Çok güzel bir karar aferin aşkım. Ben adeta yatağın üzerinde hop hop hoplarken mesaj sesi geldi telefonuma.
Mesaja bakın hele arkadaşlar. Kaçacak tek deliğim yok. Peki bunu kim yapmış elleriyle. Tabiki de B E N !!
Bir fotoğraf . Fotoğrafta yazılı bir kağıt.
B. Kişisi yarın akşam bana eşlik edecek. Bizde söz senet.
Yazıyordu. Altına da imzamı çakmışım. Peki B. Kişisinin bana alay dolu mesajında ne yazıyor dersiniz ?
Hatırlamayacağını bildiğim için bu yola başvurdum. Yazıyı ben yazdım ama imza senin. Üzgünüm ?
Allah da benim belamı versin. Ki vermişte zaten. Ne vardı şuraya şunu yazdırıncaya kadar içecek. Aptal Leyla. Mal Leyla.
İmzam kaymış arkadaşlar ama ben onu oraya nasıl attığımı bile hatırlamıyorum hoş, kafamın dumanından mütevellit tam atamamışım. Oraya bir açıklık getireyim.
He akıl küpüm. Şu an tek sorun senin kayan imzan demi ?
Ah Leyla ah.
Neyse be tamam. Bizde söz senet dedik bir kere de. Adam benim tükürdüğümü yalattırdı be. Güzel yalattırdı hem de. Adamı davet etmemiştim çok acı olacak demişti. Dediği gibi de oldu. Çok acı oldu çok. Dediğim dedikliğini burada da gösterdiğin için çok sağ ol ya.
Kafamın dumanından faydalanmışsın, bu hiç hoş olmadı. Neyse söz senet klişesi. Akşam sekiz uygundur.
Napabilirim arkadaşlar. İnsan kendi topuğuna da füze atabiliyormuş. Attım.
" Ne bağırıyorsun kızım ? Uyandırdığımıza pişman ettin. " deyip kapıyı tekmelercesine açan bir adet Berrak.
" Şu an yazımı kışa çevirdiler Berrak ım. Gelme üzerime. " dediğim an tam aksini yaparak üzerime geldi. Tam da burnumun ucuna. Bu kıza ne dersem aksini yapıyor. Tuhaf..
" Noldu kız ? " derken bir yandan da göz ucuyla ekranı açık telefonuma bakıyordu.
Bir anda hışımla elimdeki telefonu çektirip aldı.
" Leyla. Aşkım köprüden atlamayı düşünüyor musun ? Şu an tam yeri ve zamanı. " dediğinde ağzının üstüne bir tane vurdum.
Kötekle hakkından geleceğim demiştim.
" Sakın yorum yapma yeminle parçalarım seni. Zaten hala idrak edemiyorum. " deyip kollarımın arasına başımı aldım.
Tam o esnada kapıdan bir ses daha geldi. " Neyi idrak edemiyormuş o güzelim beynin aşkım ? " diyerek içeri girdi Burcu.
" Gel gel Burcu. Bizim ki son yüzyılın en büyük çamını devirmiş. Şimdide oturmuş kara kara düşünüyor nasıl kalkar bu diye. " haykır sen haykır Allahın çirozu.
Ellerimi silkeleye silkeleye yataktan kalktığımda Burcu gözleriyle mesajları yiyordu sanki. Allahım ne günahım vardı benim ya.
Onlar arkamda saçma sapan yorumlarını havalarda savururken ben banyoya doğru yol aldım. Elimi yüzümü yıkayıp mutfağa geçtim. Buzluktan su çıkarıp bir güzel içtim. Bunun üstüne soğuk su iyi giderdi çünkü.
***
" Su damlası mısın mübarek be. " diye evde haykırırcasına bas bas bağıran Berrak şu an beni övüyor arkadaşlar.
" Leyla aşkım alkol kullanmak yok. Aksi halde neler olabileceğini sen benden daha iyi biliyorsun. Değil mi kuşum ? " sakin tavrınla beni hep mest ettin bebeğim Burcu.
Kafamı öne arkaya salladıktan sonra bir anda kulaklarımıza kapı sesi doldu.
Neden bu kadar heyecanlıyım ? Kalbim ağzımda atıyor.
Burcuyla Berrak koşarak kapıyı açmaya gittiler. Bende arkalarından ilerledim.
Kapıyı açtıklarında karşımdaki adama kapının yanından baktım.
Üzerinde beyaz dar bir gömlek, siyah bir ceket ve tam ortalarında şerit çekmiş gibi siyah bir kravat vardı. Altında siyah bir pantolon ve saçları gelişigüzel taranmış. Ne özensiz, ne de saatlerce uğraşılmış gibi.
İçim yandı. İçim yangın yeri.
Berrak bir anda sessizliği bozup " Güven Barlas Bey önemli. " ne diyorsun ağzına çarpacağım şimdi üstümdeki elbiseye bakmadan.
Burcu Berrak'ın bel boşluğuna dirseğini geçirince içimin yağları erimedi desem çarpılırım.
Bazen ne konuşacağını bilmiyor bu kız ya.
B. Kişisi suratlarına saf saf sırıtıyor. Allahım niye bu kadar güzel gülüyorsun ya sen ?
" Kusura bakmayın Barlas Bey. Kahve içmeye buyurun diyeceğim ama evdeki tüm kahveyi Leyla'ya içirdik. Malum dün gece normal gelmedi eve. "
Burcu şu an ağlara götürüyor topu aşkım benim devam et.
B. Kişisi bir anda bozuldu ama tebessümünü bozmadı. Burcu tüm soğukkanlılığıyla sesi bile titremeden devam etti.
" Eğer bir daha öyle bilhassa sizin yanınızdayken gelirse şayet, ortada tatlı dil de kalmaz güler yüzde. " veeee goooooll.
B. Kişisi bir anda boğazını temizleyip içine kaçan sesiyle bir şeyler mırıldanacaktı ki kapının arkasından önlerine doğru geldim.
B. Kişisi gözlerini bana çevirip yirmi saniye filan dili tutulmuş taklidi yaptığına eminim.
Ben yüzüne gülerken kafamı kızlara çevirdim. Onlarda bana hayran hayran bakıyorlardı.
B. Kişisi sanki ağzından kaçırmış gibi bir havayla " Büyüleyici görünüyorsun. " demesin mi ?
Kızlar bir anda büründükleri havadan çıkıp suratına çevirdi kafalarını.
" Sen fazla büyülenme istersen. Hacıyla hocayla uğraştırma bizi. " diyerek gözlerini devirdi. Ahhhh Berrak.
Bu kızın espri anlayışı hep etkiledi beni. Şu anda olduğu gibi. Iyyyy çekil şurdan.
Berrak ve Burcu yla vedalaştıktan sonra arabaya bindik. Ama nasıl nazik bu B. Kişisi. Bir de mütevazı. Beyaz bir Range Rover la gelmiş arkadaşlar beni almaya. Hayalimdeki araba.
Ya şimdi bizim arabada Passat arkadaşlar eziklemeyin. Yavuz abim okulun ikinci yılı aldı bizim üçümüze. Neden aldı biliyor musunuz ?
Metrolarda, dolmuşlarda sürünmeyelim diye değil YATIRIM AMAÇLI.
İstanbul'a sık geldiği zamanlar araba kirasıyla uğraşmamak, gideceği bir yer olursa bizim ona şoförlük yapmamız ve o arada da işte -bizi çok düşünüp- sizde çarpmadan kullanırsınız diye aldı. Bakın bu kadar düşünceli bir insan daha yok.
Tamam aşkım savur beynindekileri şimdi onları hatırlamanın zamanı mı ?
Benim kapımı açıp beni bindirdi. Kendi de bindikten sonra bu gece bize ayrılan otele gittik. Yol boyunca hiç konuşmadı, bende konuşmadım. Zaten ne diyeceğim ki. Ya da ne diyecek. Dün geceye dair hiç bir şey hatırlamakta duymakta istemiyorum. Oda bunu anlamış olacak ki beni utandırmamak adına ağzını bıçak açmadı.
Otelin balo salonunda mezuniyet ayarlamışlar. Ben saraylar yatlar diye beklerken otele gidiyoruz.
Otelin önüne durduğumuzda vale kapımı açtı. Kendimi bir ufaktan Elizabeth gibi hissetmedim değil. Elbisemin hafiften uçuşması da cabası.
B. Kişisinin yanına geldiğimde kolunu bana doğru uzatıp, gözüyle gülümsedi. Evet arkadaşlar gözüyle gülümseyebiliyor. Çok ilginç ama bunu yapabiliyor.
Ben koluna yavaştan yanaşınca merdivenleri ağır adımlarla çıktık.
On santim topuklarla bugün düşmezsem başka da hiç düşmem.
Ama karşımdaki adam o kadar anlayışlı ki tedirginliğimi sanki anlayıp sol elini benim, kolunun üzerinde duran ellerime koydu.
Çok naif bir hareket bu. Yani bence..
İçeriye girdiğimizde aslında hiçte beklediğim gibi olmadığını gördüm. Her yer saçma sapan balonlarla filan süslüdür diye düşünüyordum. Ama salonun öyle bir havası var ki burayı organize edenler çok iyi iş çıkarmış. Nostaljiyle kaplı her yer.
Tavandan sarkan bir lamba ama ne çok gösterişli nede yadsınabilir. Ne yalan söyliyim disko topu koyarlar diye düşünmüştüm.
İçimde bir çingene yatıyor sanırım.
Duvarlarda yeşilçam yıldızlarının portreleri. Köşede duran bir saksafon. Bayılıyorum tarih kokan huzurlu mekanlara.
Ortamdaki ışık rahatsız edici cinsten değil ama flash ışıkları çok fazla.
Ben içimde verdiğim savaşa devam ederken B. Kişisi kolumdan çıkıp eliyle oturacağımız masayı işaret etti.
Ben hala etrafı incelerken karşımdaki adamın bakışları yoğun bir şekilde benim üzerimdeydi hissediyorum.
Yanıma gülerek gelen Ceydaya çevirdim başımı. Yanında da söylediği gibi kardeşi Ozan.
" Çok güzel olmuşsun Leyla. " dedi sarılarak.
" Sende Ceyda maşallahın var. " dedim.
Yanındaki kardeşi Ozan el uzattı önce bana sonra yanımdaki adama.
Gece boyu alkol almadım hafif hafif geçiştirdim. Çünkü 'Burcunun gazabı' der, susarım.
Bu alkol muhabbetini de size bir ara anlatacağım.
Bu arada da her dakika başı yanımdaki adama hayran olup, " Beni de tanıştır, aa Leyla beyfendiyle tanıştırmayacak mısın bizi, ben Leyla'nın samimi arkadaşlarındanım ya siz ? " gibi saçma sapan bahaneler üretip burnumun dibinde biten kızlardan bahsedip de yıpranan sinirlerimi bir kez daha yıpratamayacağım şekerler. Üzgünüm.
Ama size en can alıcı olayı anlatayım. Çok keyiflendim çünkü. Sizde keyiflenin.
Sena diye biri var bizim sınıfta. Bakınız bu kızın görüşmediği, konuşmadığı erkek yok kampüste. Artık son dönemlerde bizim oralardan da sıkılmış olacak ki yanımızdaki mühendislik fakültesine de el atmaya başlamıştı.
Neyse konumuz şu an o değil.
Bu Sena gecenin sonuna doğru bizim masaya gelme teşebbüsünde bulundu arkadaşlar. Evet yaptı bunu.
Benim yanıma gelip " Leyla canım nasılsın ? " diyerek sevimli sevimli konuşmaya çalıştı benimle.
Ya sen dört yıl benim semtime uğrama. Mezuniyet günümü canın oldum ben senin. Üç kağıtçı Sena.
" Sen gelene kadar mı 'CANIM'" deyince kız beni yem olarak görmediğini anlamış olacak ki elini B. Kişisine doğru uzatıp " Merhaba ben Sena. Leyla'nın arkadaşıyım. " demesin mi ?
Üzerine de minicik elbiseyi giymiş. Göğüsleride fışkırıyor yerlerinden. Kendini bu kadar halka mâl etmeseydin keşke..
Ben sinirlerimi içimde püskürtmeye çalışırken Sena'nın eli hala havadaydı. Acaba B. Kişisi ne yapacak diye ona doğru göz ucuyla baktım. Eğer elini uzatıp ta tanışırsa, benden şimdiye kadar ki en büyük eksisini alacak. Hadi bakalım bol şanss..
Ama sizce ne yapmış olabilir ? Şimdiye kadar gelen herkesle bir şekilde nazikçe tanışıp, kimseyle muhattap olmadan, önündeki kokteyle gömülmüştü. Şimdi sanki cevap verecekmiş gibi kızın yüzüne bakıp alay vari sırıtıyor. Bir gözüyle yandan bana bakınca bende hafifçe gülümsedim.
Elini uzatmadan " Sanmam. " dedi bir anda. Daha sonra elindeki bardağa tekrar indirdi gözlerini. Ama nasıl rahat tavırlar sergiliyor bir görseniz.
Sena elini yumruk yapıp yere indirirken " Pardon, anlamadım. " dedi. Tabi sen ayakkabı numarasıyla eş değer IQ kullanırsan aşkım pek anlamaman normal. Ha bu arada Senanın ayakları küçük arkadaşlar otuz beş filan.
B. kişisi gayet rahat tavrından ödün vermeden elindeki bardaktan başını kaldırıp, " Leyla arkadaşlarını özenle seçer. Onun arkadaşı olabileceğinizi size düşündürten ne hım Seda Hanım ? " ya senin ağzın neler konuşuyor şapşik. gel buraya ağzını burnunu yiyeceğim senin.
Yabancı dizilere çok mu bakıyorsun acabağ ? İsmini bilerek değiştirmeler filan. Ama çok cool hareket değil mi canlarım ?
Sena anladığını belli eden davranışlar sergileyerek -hayret- arkasına bakına bakına uzaklaştı. Bütün gece de bir daha görmedim.
Laf yemek koyduysa demek. Tuvalete erkek atıp ağlıyordur şimdi omzunda. Kıyamam ama ya.
Ben B. Kişisinin yüzüne zafer kazanmış gibi bakarken, oda elindeki bardağı hafifçe kafasına doğru dikip yandan bana göz kırptı.
Gözlerine kurban senin bee.
Ve evet arkadaşlar durum bundan ibaret. Başka da anormal bir şeyle karşılaşmadık çok şükür. Sakinlikle bitti gece.
BÖLÜM SONU..