BÖLÜM ŞARKISI : YÜZ YÜZEYKEN KONUŞURUZ - SEN VARSIN DİYE
Son bir şey sormak için durdurdum onu. Oda durup yüzüme baktı.
" Beni neden araştırdın yani insanlar durduk yere tanımadığı birini araştırmaz. O kadar psikopat gözükmüyorsun da ? " dedim bakışlarımla onu süzerken.
" Gerçekten bilmek istediğine emin misin ? " dedi " Kızmayacağının garantisini verirsen sana gerçeği söylerim. " yanıma bir adım yaklaşarak.
" Söz.! bizde söz senettir. " dedim göz kırparak.
" Peki o halde. " dedi gülerek kulağıma yaklaşırken, ılık nefesini tenimde hissettim. Sanki zaman durdu o an.
" Hoşuma gittin. "
Allah'ım şu an beni yedi kat yerin dibine sokun. Toprakla filan da uğraşmayın, direkt beton dökün arkadaşlar.
Evet tamda şu an böyle hissediyorum . Ne desem ne yapsam ?
B. Kişisi bana o cümleyi söyledikten sonra bir adım geriye gitti. Her an vurabileceğimi düşünmene sevindim. Sonuçta o tokadı hak ettin sen .
Peki ben neden yapmadım ? Yapamadım mı ? Yapmadım mı ? Off bunların arasında dağlar kadar fark var ama şu an sence arasındaki 3837 farkı bulmanın zamanı mı aşkım ?
Hala suratıma sırıtarak bakman için ne yapmış olmalıyım allah ' ın cezası ?
" Her hoşuna gittiğinin , seceresini mi araştırıyorsun Arhangil ?" dedim bir hışımla .
Sırıtmasını daha da arttırarak yanımdan uzaklaşıp arabasının kapısını açarken suratıma baktı alayla " Hayır. Sana özeldi . " dedi arabasına binerken.
Bende şaşkın şaşkın baktım arkasından. Ne dedi şimdi bu bana ? Niye öyle söyledi ?
Allah ' ım Berrak ' a kızıyordum ben arada bir beynini kullan diye . Onun konumuna mı düştüm ben şimdi ? Çok acı ..
Tam bir saat oldu ama ben trafikte mahsur kaldım off yaa off . Camdan dışarıyı izlerken neler yaşadığımı düşündüm bir kaç saat önce .
Bir an da kendime gelip çantamdaki asla bulunmak istemeyen telefonu bulmaya çalışırken hah buldum . Arayan Burcu ' ydu .
" Efendim aşkım ?" dedim arkasındaki sese aldırmadan.
" Leyla benim Kemal. " dedi ağlamaklı bir sesle.
" Noldu Kemal ? O sesinin hali ne ? Burcu ya mı bir şey mi oldu ?"
" Hastanedeyiz Leyla. Sakin ol. Yine atak geçirdi Burcu. Ama seni istiyor şimdi yanında. Ben de seni aradım hemen. " dedi telaşla.
Evet Burcu astım hastasıydı. Doğuştan kalmış. Annesi doğumda hem çok zorlanmış, hemde Burcu karnında nefessiz kalmış. Şimdi ise arada böyle cok ciddi ataklar geçirip bana da kalp krizi geçirtir sağ olsun.
Ama iyi olsun. O hep iyi olsun. O yüzden onun yanında çok dikkat ederiz. Deterjanları özenle seçip alırım mesela kokusuz, antibakteriyel. Biz parfümleri bile yanında asla kullanmayız.
Ben korkuyla hastanenin kapısından girdiğimde Kemal'i aramaya koyuldum. Bizimki gene acilde yatıyor. Hemen yanına doğru gittiğimde ağzında havayla bana baktı.
Elini sımsıkı tutup " Naptın da böyle oldu aşkım ?" dediğimde ağzındaki zımbırtıyı çıkartıp " Evdeki kitaplığın tozunu alırken, Berrak' ın parfüm şişesi yere düştü. Aslında almayacaktım ama dayanamadım. " dediğinde elindekini tekrar ağzına götürdü.
" Nasıl geldiğimi biliyor musun sen Burcu ? Zaten haftada bir kaç kez Ayşe Abla geliyor ya aşkım temizliğe . Sen niye yapmaya çalıştın ? Bu hafta gelemeyecekti sadece , duramadın demi yerinde ? " dedim alnına yaklaşıp öperken .
" İlacımı bulamadım . Değilse yarım saatte olacak şey değil bu . " dediğinde kaşlarım havaya kalktı.
" Nasıl sen yarım saat o halinle ilaç mı aradın ? Berrak neredeydi ? Sizi yalnız bırakmaktan korkar oldum artık . "
" Mehmet'le beraber Berrak . Ona söylemeyelim. Ağlayarak trip atar şimdi . Hiç nefesimi bir de ona harcayamayacağım Leyla . " dedi gülerek .
Allah ' ım yaa gülsem mi ağlasam mı ?
Ciddi ciddi soruyorum .
" Neyse sen bir iyi ol da . " dedim saçlarını geriye atarken .
O arada arkadan tanıdık bir ses geldi. Sanki hissetmişim gibi. Daha yeni keşfetti beynin sesini neresine alıştın ki hemen ?
İç sesime bir dakikalık saygı duruşu arkadaşlar.
" Geçmiş olsun Burcu. Umarım iyisindir şimdi ? " dedi Burcu ya doğru adım atarken.
" Sen. " dedim meraklı gözlerle. " Nereden çıktın ? " yerimden doğrulurken bunları söyledim evet.
Hemen arkasından Kemal girdi odaya. " Barlas Bey sağ olun. Sizde zahmet ettiniz buraya kadar. Birazdan taburcu olacağız zaten. Sizin beklemenize gerek yok. " dedi sakin bir ses tonuyla.
Bana ise sağdan soldan geliyorlar. Gelmeyin yaa hastanede yapmayın bari.
" Önemli değil Kemal. Yapabileceğim bir şey varsa seve seve. " dedi bakışlarını bana çevirirken.
" Bir dakika ya siz nereden tanışıyorsunuz ? " dedim bir anda.
Kemal bana gülümseyerek " Aslında çok yeni tanıştık. İki gün önce. Barlas Bey bana yeni açacakları bir merkezin mühendisliğini yapmamı teklif etti. " dedi sevecen bir tavırla.
" N-nasıl ? " diye kekelediğimde Kemal yine lafa atladı. " Buraya da birlikte geldik zaten. Burcu beni zor kötek aradığında sizin kafede buluşup işle ilgili konuşuyorduk ama Burcu aradığında hemen sizin eve koştuk anlayacağın. " dedi .
Allah ' ım bu adam benim evime de mi girmiş ? Nasıl buna kadar yapar ya ? Nasıl oluyor da adamı uzaklaştırmaya çalıştıkça dibime kadar girip , arkadaşlarımı da zehirler ?
Ben tam bir şeyler söyleyecekken doktor içeriye girdi. " Evet Burcu nasıl hissediyorsun kendini ? " dediğinde bu hitabın Burcu ' nun buraya sık gelmesinden kaynaklandığını söylememe gerek yok her halde .
" İyiyim Sertaç Bey . Çıkmak istiyorum. " dedi kolundaki serumu çekiştirirken .
" Ya bir dursana kızım. Kolunu mu oyacaksın ? " dedim elini çekiştirip .
" Burcu sana defalarca söyledim. Bu evrelerde çok dikkatli olman gerek. Kolonya bile kullanmayacaksın. Sen bir şişe parfümü boca etmişsin çevrene. Geçen hafta kontrole de gelmedin." dedi ellerini cebine sokarken.
" Nasıl ya Berrak'la gideceğiz demiştin. Benden kafeye bakmamı istediniz ya. Bende okuldan apar topar gelmiştim. Gelmemişler mi ? " diye sordum doktora yüzüme çevirmişken.
" Gelmediler. Hatta aradım iki sefer ama bana müsait olmadıklarını, ilaçlarını aldığını, iyi olduğunu söyledi. " dedi doktor.
Burcu ' ya sinirli sinirli bakıp " Sıpaya gittiniz demi adiler beni atlatıp, hem de kontrol gününde. " dedim yanına eğilirken.
" Başka türlü senden kaçamıyoruz ne yapabilirim ? Ayrıca pişman da değilim . Aklım hala yapamadıklarımda . " dedi ağzındakini tıkıştırırken .
" Yasak Burcu yasak sana . Anlamıyor musun güzelim ? Neyse eve gidelim de tüm yasakları o şeytana da uygulayacağım . Sen merak etme . " dedim kızgın kızgın bakarken .
" Şimdi çıkabilirsiniz ama iki gün sonra kontrole gelmek zorundasın Burcu . " dedi uyarıcı ses tonuyla .
" Tamam doktor bey ben elimle getireceğim siz hiç merak etmeyin. " dedim elini sıkarken .
Doktor odadan çıkarken B. Kişisiyle göz göze geldik. Ben sinirli sinirli bakarken oda sırıtıyordu. Çok komik hı.
" Hadi bakalım. " dedim Burcu'yu kaldırırken.
" Aslında eve gitmesek mi ya ? Zaten tam iyi değilim. " dedi suratıma nolur bakışları atıyordu aynı zamanda.
" Ben biliyorum o bakışları. Şu an benden bile daha iyisin. Ertelemek lehine olur güzelim hadi. " dedim çekiştirirken.
Kaldirip ayakkabılarını giydirdikten sonra Kemale seslendim. " Sen burada bu deliyle ilgilen. Ben hemen geliyorum. " dedim.
Kapıdan çıkarken B. Kisine bakıp 'sen benimle geliyorsun' dedim işaret parmağımı ona doğru sallayarak.
'Hay hay' dedi yaslandığı yerden doğrulup.
Hastanenin kapısından çıktıktan sonra arkamı dönüp durdum. Oda yanıma gelip gözlerimin içine bakıyordu.
" Evet sizi dinliyorum Leyla Hanım. " dedi rahat bir tavırla.
" Birincisi şu gereksiz nazikliğini bir kenara bırak öncelikle. Sinir bozucu.. İkincisi hem bu kadar dış kapının dış mandalı gibi dururken, hem de hayatımın merkezine merkezine girmeyi nasıl beceriyorsun bilmiyorum ama bundan vazgeç. Elli kere söyledim sana benden uzak dur diye. Garip bir şekilde amacını anlayamıyorum. Kemal'i nasıl ikna ettiysen şimdi vazgeçireceksin anladın mı beni ? İş miş yok. Bende vazgeçtim zaten. " dedim elimi omzuna vurdum hafifçe.
" Naziklik konusunda bir şey diyemem. İkimizin de bu konuda ki görüşleri farklı anlaşılan. İkincisi Leyla, kimseye zorla bir şey yaptırmıyorum ben. Kemal mühendis değil mi ? " diye sordu bir anda konumuzla ne alakası olabilir ki diye düşünürken.
" Evet. " dedim bir anda.
Eee yani çikolata kafa ne olmuş ?
" Mimarlarımı kendim seçtiğim gibi mühendisleri de kendim seçerim. Bu benim prensibim. Bunda da hem fikiriz diye düşünüyorum. " salakca benden onay beklercesine ellerini çevirdi.
" Kemal'le çalışmak istedim. İkinizin birbirini tanıdığını bilmiyordum. Her şey tesadüfen gelişti. İş yemeğinde tanıştık Kemal'le. Arkadaşımın arkadaşı. Gidip kendinde sorabilirsin istersen. " dedi önümden çekilirken.
" Oradan salak yazısı beliriyor galiba alnımda. Külah getireyim bekle de ona anlatırsın ya sen bunları. Senin benim her şeyimi bildiğini adım gibi biliyorum ben. Olanların tesadüf olabileceğine önce sen kendini inandır B. Kişisi. " dedim alayla.
" Peki sen bilirsin. Nasıl düşünmek istiyorsan öyle olsun. Ama Kemal'le inan bu işe gireceğiz. Yeterince geç kaldık zaten şirket olarak. Ağustosa yetişmesi gerek. Anlıyor musun ? Senin içinde teklifim hâlâ geçerli. Eğer devam etmek istersen yarın sizin kafede çalışacak elemanlarla grup toplantısı yapılacak. Diğer ortağınızla konuşup organize ettik her şeyi. " dedi kafasını yüzümde gezdirirken.
Berrak salağıyla mı konuştun sen ? Oda atlamıştır hemen. Ağzını burnunu kıracağım sen bekle. Bugün gözüme gözükmeden bu kırdığın ikinci pot kızcem.
Ben tam ağzımı açıp bir şeyler söyleyecekken Kemal'le Burcu yan yana sarılmış bize doğru geliyorlardı. Neyse şimdi Burcu'yu germek istemiyorum değilse senin hakkından gelirdim bende kötekle filan da dua et sen.
" Nasılsın aşkım ? " dedim boynuna kolumu atarken.
" Daha iyiyim ? " dedi bitkin sesle.
Ya sen böyle konuşursan ben nasıl ayağımın altına alacağım seni minnağım. Hareketlen biraz.
Arabaya doğru yürürken B. Kişisiyle göz göze geldik. Oda Kemal'le konuşuyordu.
Tokalaşıp ayrıldılar. Ben Burcuyu arkaya oturttuktan sonra kapısını örttüm. Öne oturacakken karşımda sırıtan adama baktım bana eliyle başına götürüp görüşürüz dedi.
Sen o sempatik hallerinle beni tavlayabileceğini mi sanıyorsun aptal ?
Saçmalama Leyla adam buna mahal verecek bir şey yapmadı. Yani henüz.. diyen bilin bakalım kim ?
Ben yapmacık sırıttıktan sonra Kemal Burcunun yanına oturup kapıyı kapattı.
Arabayı çalıştırıp evin yolunu tuttum.
Konuyu bir şekilde açıp öğrenmem gerek ya. Meraktan öleceğim.
" Ee Kemal işten bahsetmiştin. Hayırdır ? " dedim bir anda.
Kemalde bana bakıp " Anlattım ya kızım. İş teklif etti Barlas. Bende kabul ettim. Leyla çok para kazanacağım kızım ya." dedi heyecanlı sesiyle.
Yapmacık gülerek " Ya ya ne güzel. Peki nasıl tanıştınız ki siz ? Daha önce arkadaşın değildi sanki. " dedim merakla ama sakin tavrımla.
" Evet yeni tanıştık. Geçen Ömer'le yemeğe çıkmıştık ya aşkım.. " dedi Burcuya dönerek.
Kemal bana bak. Şu an konuyla alakadar olan benim. Beni bir aydınlat hadi be enişte.
Burcu onaylar bakışla Kemale bakarken " Hah işte. Orda karşılaştık. Bizim Ömer'in arkadaşı. Daha öncede birlikte iş yapmışlar. Çok otoriter, çok disiplinli, işinin her ayrıntısını çok ince yapar dedi Ömer. Merak ettim bende. Tam ayrılıcakken Barlas'la Ömer karşılaşıp selamlaştılar. Sonra yanımıza gelip benimle tanıştı. Masasına davet etti bizi. Ondan sonra onların masasına oturup yeni açacakları iş hakkında konuştuk. Bende mühendisim deyince daha bir özveriyle dinledi yaptıklarımı. Sonra işte numaralarımız alıp 'sana ihtiyacım olacak kaydet' dedi ayrılırken. İşte bugünde buluşup işi teklif etti. " dedi bir solukta.
Ne yani o dingil doğruyu mu söylüyor. Peki ben buna neden inanmıyorum. Allah'ım bu nasıl bir araf yaa?
Evet arkadaşlar beynimin kullanım süresi sona erdi. Uygun bir vakitte tekrar görüşmek üzere. Aşkım özletme kendini.
Ben bu saçma sapan düşüncelerle eve vardık. Arabadan inerken evin anahtarını aldım çantadan. Önce ben gittim. Döktüğü parfüm şişesini çöpe atıp, kokusuz sabunla sildim her yeri.
" Gelebilirsiniz. " diye bağırdım kapıda beni bekleyen Burcu'yla Kemale. İçeriye girip kendini koltuğa attı Burcu. Minnağım benim.
" Siz dinlenin. Ben bir çorba yapayım. Akşama kalırsın demi Kemal. " diye sordum.
" Kalırım. " dedi ceketini çıkartırken. " Aşkım işin varsa benim iç- " derken Burcu sözü kesildi. " Saçmalama Burcu. Şuan en önemli işim sensin benim. Zaten vicdan azabı çekiyorum. " dedi bir hızla.
Ben mutfağın yolunu tutup Berrak' ı aradım herşeyden önce.
Telefonu " Birazdan geleceğim. " deyip açtı benim ömür törpüm. Bu kadar sonuç odaklı çalışan bir beyne sahip olmanı neye borçluyuz diyeceğim de neyse hiç halim yok şuan.
" Acele etme. Geldiğinde kaçmak için o paraya kıyıp aldığın ayakkabılarına bile ihtiyaç duymayacaksın benim meleğim." dedim.
" Yine naptım ben ? " dedi alayla.
Bakın beyin mis. tıkır tıkır işliyor.
" Sen eve gel. Sürprizim var sana çikolatam. çok beğeneceksin. " dedim pis pis gülerek.
" Valla çok büyük bir şeyse ben gelmeden 3. K köprüden atacağım kendimi. Hiç uğraştırmayayım seni aşkım. " dedi.
Bakın arkadaşlar aklı sıra gözüme girecek. Ama Leyla Çelik bunları yer mi bee.
" Bana sen lazımsın. O hafif kalır. Gelirken de ekmekle süt al. Bir de onları unutta kat kat katlansın aşkım cezan. " dediğimde ağlama numarası yaparak telefonu suratıma kapattı.
Çok seveceğim seni ama acılı seveceğim bebeğim.
Ben telefonu bırakıp çorba yapmaya koyulduğumda içerden televizyon sesi geliyordu.
İçeriye gidip baktığımda ikisi de birbirinin omuzlarına başlarını koymuş uyuyorlardı.
Ahh benim meleğim. Ah benim nefesim.
Sen soluksuz kaldığında, kalan nefesimi sana verebilsem keşke dedim üzerlerini örterken.
Minik serçe' m benim.
Bir kaç saat sonra kapı sesi çaldığında elimdekileri bırakıp kapıyı açtım. " Anahtarlarını unutmamak için omega işlerine devam aşkım. " dedim mutsuz içeri giren Berrak'a bakarken.
" Hoş buldum. Hatta o kadar hoş buldum ki bin yıl hoş geldin lafı duymam ağzından. " dedi sırıtarak.
" Sen mutfağa geç. Ses çıkarma. Burcu uyuyor. Kemal de burada. " dedim.
" Leyla bir şey var sende. Noldu ? " dedi elindekileri mutfağa koyarken. Ben de arkasından ilerledim.
" Endişelenme önce. Burcu atak geçirdi yine. Hastaneden geldik bir kaç saat önce. "
" Benim yüzümden. " dedi ellerini başına götürürken. " Kontrole gitmedik diye demi? "
" O tetikleyici bir faktör. Onu seninle daha sonra konuşacağız canım arkadaşım. " dedim kafamı sallarken.
" Şimdi nasıl peki ?" dedi endişeyle.
" Daha iyi. O acile gidip o suni havayı alması gerekiyor her defasında. " dedim.
" Oh çok şükür. Bir daha ellerimle götüreceğim. Yemin ederim bir daha ne derse desin ikna edemeyecek beni. " dedi rahatlamış halde.
" Asıl sen beni nasıl ikna edeceksin bakalım muhteşem zeka ? Hastaneye gidiyoruz deyip sıpaya gitmek nedir ? Hadi o canından bezmiş hareketler yaparak beni sinir ediyor . Sana noluyor da onun aklına uyuyorsun.? Bir de beni kandırıp bak bak bak.. Siz ölmeyi bayılmak mı sandınız kızım ? " dedim bağırarak.
" Yemin ederim tehdit etti beni. Leyla'nın ayakkabılarını giydiğini birde topuklarını kırdığını söylerim. " dedi.
" Ne ! " dedim haykırırcasına.
" Allah'ım niye ağzımı dikmiyorsun tam da şu an da ? "
Ben koşturup odada ki bir servet verip aldığım o muhteşem ayakkabılara bakarken gözyaşlarım pıt. Nasıl ya ? " Bu bebeklere nasıl kıyarsın hayırsız evlat ? " Diye bağırırken Berrak odama gelip arkamdan sarıldı.
" Yemin ederim bilerek yapmadım. Araba çarpıyordu bana kızaam. Kaçmak isterken oldu." ben şaşkın şaşkın yüzüne bakmaya arkamı dönerken.
" Ne dedin sen ? " dedim merakla.
" O gün Mehmet'le buluşacağımız kafeye giderken bir araba çarpıyordu. Ben de hızla koşturunca bir anda ayağım burkuldu. Düştüm. Bir baktım ki ayakkabının topuğu kırılmış. O kadar dikkatte ettim Leyla. Adımlarımı dikkatle attım ama oldu. " dedi pişman bir ses tonuyla.
" Gel buraya geri zekalı. Bunlar senden daha mı önemli ? Neden sen söylemedin bana ? Senin köpeğin olsun bunlar aptal kız. " deyince bir anda kucağıma atladı.
Tamam kalbim tuzla buz oldu içime bilmediğim bir öküz oturdu ama merhametsiz değilim arkadaşlar. Abartmayın.
Biz öyle saçma sapan sarılmaya devam ederken Burcu uyanmış olmalı ki yanımıza geldi.
" Demek bensiz. Sizi hainler. " deyip üzerimize atladı. Bağırış çığırış derken Kemal bağırdı mutfaktan.
" Yanıyor bu Leyla. " Allah kahretmesin sizi çorbam yanıyor komşular yetişin.
Ben koştura koştura mutfağa depar attığımda Kemal altını kapatmış dumanlar çıkıyordu muzdarip çorbamdan " kötü değil, içilebilir sanki. " dedi sırıtarak.
" Çekil enişte. Şaheserimi mahvettiler." elime aldığım kaşığı tencereye daldırdım. 'Hııım. Kesinlikle mimar olmasam, aşçı olurmuşum enişte' deyip güldüm.
Mütevazilikte sınır tanımam. Görüyorsunuz anlatmaya gerek yok.
Kızlar gülüşerek mutfağa girdiklerinde gelip yanıma sarıldılar kocaman. Ah minnoşlarım nasıl seviyorum sizi.
Ayrıldıktan sonra Berrak tabakları dolaptan çıkardı. Ben tabi ki de sofrayı hazırladım. Salata bile yaptım bu delilere. Ama kıymetim bilinmiyor sevgili okurlar.
" Ya Kemal benim gelecek hafta, mezuniyet töreni var. Sen benimle gelir misin ? " diyerek ellerimi çenemin altına aldıktan sonra sevimli sevimli baktım.
" Valla Leyla gelmeyi çok isterdim hele ki şu suratsız sevimli haline rağmen ama haftaya annemlerin yanına gideceğim Bodrum'a. O yüzden hiç şansın yok. Üzgünüm. " dedi çorbasına gömülürken.
Deminki halimden eser yok şimdi. " Aman sana kaldık. Mehmet kankimle giderim ben, hem yanımda zaten kısa kalırsın. " dediğimde kahkahalara boğuldular.
Espri yapmadım arkadaşlar heey.
Berrak lafa atladı o saçma sapan kahkahasına son verip. " Bir soralım aşkım bir planı yok diye biliyorum ama Mehmet bu her an her şey olabilir. " deyince bende kahkahaya boğuldum.
Yemeği yedikten sonra sofrayı topladım. Bulaşıkları halletmeye geçtim. Tabi Leyla'nın çilesi bitmez. Hepsi de içeriye geçip film izliyorlar. Ben kendimi külkedisi gibi hissediyorum. İçerdekiler de sevimsiz, kötü, kaknem kardeşlerim. Elimi bulaşık suyundan çıkartıp alnıma ters koyup 'Ahh manolyam ne kadar da cefakarsın' deyip güldüm.
Deliriyorum harbiden.
İçeriye dört çay kupasıyla gidince hepsi alkışladılar. Aptallar deyip gözlerimi devirdim.
Hepsi çayları koyduğum masaya gidip aldılar. O kadar da değil kalkın alın. Ayağınıza kadar getirdim. Bide içireyim. Yok yaaa.
Filmi başa alıp, yerime oturup, bana bakan pis bakışlara aldırmadan çayımı içmeye başladım.
Hiçbirinden çıt çıkmıyor. Biliyorlar tabi ki bu kadarına katlanmamın cezasını çekeceklerini.
Kemal hareketlenip " Ben kalkıyorum ya ortam başa döndü. " dedi. Bense hala bakışımdan ödün vermeden " Hayırlı geceler. Yine bekleriz. Hizmette sınır yok. " diyerek gecenin son lafını da soktuğuma göre rahatça uyuyabilirim.
Burcu onu atlatmak için kapıya kadar geçirdi. Berrakta şu an muhtemelen telefonuyla Mehmet'le mesajlaşıyordu. Kafasına attığım yastıkla bana baktı. " Katilsin sen. Güzel anılarımın katili. " dedi somurtarak. " Ağzını kapat aşkım. Sinekler dolacak. " dedim bağıra bağıra gülerek.
" Geri zekalı. " dedi hışımla yanımdan geçerken. Bense hala deli gibi gülüyordum. Niye yapıyorum bunları diye hiç sormadım kendime biliyor musunuz ? Çünkü canım kendim.
Burcu da odasına geçip uyudu sanırım. Gelmedi çünkü on dakikadır. Bende sıkılıp kalktım. Burcunun odasına baktım. Girmiş yatmış. Gamsız baykuş. Üzerini örtüp yanağına kocaman öpücük kondurduktan sonra çıktım.
Yatağıma yatıp sabahki olayları düşünmeye çalıştım. Neler yaşadık şu son bir kaç saatte. Düşündükçe tuhaf oluyorum. Tam arkamı dönüp uyuyacakken telefonumun mesaj sesi çaldı.
Gönderen B. KİŞİSİ.
'Düşünüp akıllı kararlar vereceğinden eminim. Reddetmeden bir kez daha düşün. Yarın yine gözlerim senin üzerinde olacak. Seni masadakilere 'mimarımız' diye tanıtmak istiyorum. Karar senin Leyla. iyi geceler'
Allahın ukalası. Çok düşündün mü acaba bu saçma şeyleri yazarken.
Ben ne yazacağım şimdi buna ya ? Cevap vermek zorunda değilim ama istiyorum napim.
Niye ısrarcısın bu kadar ? Ya da her kararında bu kadar ısrarcı mısın ? Diye de düşünmeden edemiyorum.
O anki ruh halime bağlı. Zeki biri olduğuma dair hem fikir olmamıza sevindim. Gözlemlerin perfect. Sana da B. KİŞİSİ. Sana da iyi geceler.
Evet tam da bunları yazıp gönderdim. Asla pişman değilim. Az bile diye düşünürken telefonum yine çaldı. Gözlerimi devirip telefona baktım.
Mütevazilikte sınır tanımıyorsun. Bu sebepsizce benim hoşuma gidiyor. Narsistim sanırım :) yarın görüşürüz o zaman.
Sen çok biliyorsun gıcık. Yoron goroşoroz miş miş miş. Ok. KiB. By B. KİŞİSİ.
Sabah kalktığımda direk Berrak'ın yanına gittim. Uyuyor ya niye uyansın ki. Milletle sen kur organizasyonu bize söyleme bile.
" Kalk Berrak. Sürümeden seni hemen kalk. " normalde sabahları bu kadar sinirli olmam ama gece sabaha kadar kuruldum kendi kendime.
" Rüyanda beni görme sen ya. Görme görme defol git. " dedi bağırarak.
Bakınız canına susadığını belli edercesine saldırıyor bu arkadaşımız. Tutmayın. Kışkırtsın beni.
" Sen elin adamlarıyla kafede organizatörcülük oyna. Şimdide defol git. Yok öyle bir dünya. Hemen aç gözlerini valla üşenmem hortumla dalarım sana. " yapabileceklerimin sınırının olmadığını bildiği için hemen doğruldu yatağından.
" Ne istiyorsun canım arkadaşım ? " dedi gözlerini ovuşlarken.
Nasıl bir geri vites bu ya.
" B. kişisiyle konuşmuşsun. Bugün toplantı için bizim kafeye geleceklermiş. Sende çanak tutmuşsun. " dedim bağırarak.
Ama tatlı bir bağırış.
" Evet. Noldu ki geldi konuştuk. Rica etti. Bir de çok önemli sizin burası sakin dedi bende tamam dedim. Kötü mü yaptım ki. " dedi ayağa kalkarak.
" Dünyanın en iyi şeyini yapmışsın aşkım. Hatta cennete gideceksin sen bu tek iyilikle. Sen böyle devam et. " diyerek odadan ayrıldım.
Arkamdan bağırıyor ama tabi ki de kulaklığımı taktım kulaklarıma.
" Ben çıkıyorum. Burcu kahvaltı yapmadan sakın evden çıkma. Bu sefer affetmem. Tamam mı kuşum ?" diye bağırdım.
Burcu kalkmış lavaboda olduğunu anladım.
" İlaçlarını çayın yanına bıraktım. Röntgenini çektirme bana. Onları almadan gelme kafeye duydun mu uuu u? "
Hahuudigujuu diye bir ses geldi. Bu Burcunun dilinde tamam demek arkadaşlar. Çünkü şu an dişlerini fırçalıyor. O hep böyle konuşur. Aksanını bilmediğim bir dil yerleşiyor diline benim minnoşumun.
Olsun onu öyle seviyorum ben.
Kafeye girdiğimde Lale'yle göz göze geldik. Gözlüklerimi çıkarıp Leyla'ya göz kırptım. Çantamı kasaya doğru bırakmaya giderken Barın önündeki dörtlü birleştirilmiş masaya baktım. Burası onlara ayrılmış. Rezerve yazıyordu. Hım iyi bakalım. Gözlerimi devirip 'Tuncay bana bir kahve' diye bağırdım içeriye doğru.
Tuncay kahvemi getirince " Bugün iş adamları buraya gelecekmiş. Sabahtan beri Lale koşturuyor. Berrak sıkı sıkı tembihledi. " dediğinde saçma bir şekilde güldüm. " Ah Berrak. " dedim içimden.
Bir kaç saat sonra Berrakla Burcu geldiler. " Selam şekerim. " diyerek yanağımdan makas alan Berrak'a sinirli sinirli baktığımda " Bir tane bardak tutmam. Nasıl ayarladıysan bugünü idare et aşkım. " dedim.
" Relaks bebeğim. Dünden kalma olmuşsun sen. Sakin. " diye yüzüme yüzüme güldü.
" Mehmet'i aradın mı sen? Gelecek mi bugün ? " diye sordum.
" Gelecek aşkım. Konuştum ama haftaya işlerim var dedi sordum da. " deyince benim kaşlar çatıldı.
" Nasıl ya? Ben ona güvendim. Bir kaç saatlik bir şey zaten. Amma naz yaptılar ya. " dedim sinirle.
Berrak ağzını açıp bir şey söyleyecekken kapıdan kalabalık bir grup girdi.
Bunlar onlar. Hadi bakalım başlıyoruz.
" Aha geldiler Berrak. Git karşıla misafirlerini. " deyince Berrak gözlerini devirerek yanımdan geçti.
" Hoş geldiniz Barlas Bey. " deyip elini uzattı. Bu kızı boğsam yine hırsımı alamam.
El sıkıştıktan sonra bana doğru bakıp başıyla selam verdi. Bende hafifçe başımı kaldırıp indirdim yapmacık bir gülümsemeyle.
Kemal de göründüğüne göre masa tamamen dolmuştu. Berrak bizzat ilgileniyor canım arkadaşım benim.
Masadaki grubun altısı erkek üçü kadındı. Sanırım podyuma çıkacaklar. Değilse bu kadar açık ve seksi giyinmenin başka bir açıklaması olamaz arkadaşlar.
Bir tanesi vardı ki hele resmen B. Kişisini gözleriyle yedi bitirdi.
Sana ne Leyla deyip bakışlarımı çevirdim ama niye içi içimi yiyor kurt musun be sen ?
Siparişleri masaya gelmiş, hararetli hararetli yapacakları planı konuşuyorlardı.
Yanında oturan o yelloz hâlâ gözlerini çekmiyor.
Baktığı adam da yakışık- olsa bari diyecekken içimden bir ses 'hemen tövbe et çarpılacaksın' dedi. Haklı olabilir mi ?
Ama su an öyle tatlı ki. mavi bir kot pantolon. Lacivert bir lacost ve üzerinde ise siyah ince bir ceket var. Saçları dağınık ama nasıl yakışıyor. Böyle-
" Leyla Hanım bir bakar mısınız ? " diyene dönerek düşüncelerden sıyrıldım.
B. Kişisi beni çağırıyor. Allahım ne diyeceğim ben şimdi.
Allahtan gruptan bir köşeye ayrılmışta herkesin içinde emrivaki yapmayacak yine.
" Buyurun." diyerek yanına gittim.
" Kararını dinliyorum. " deyince masaya yaslanmış. Ellerini de çenesine koyup vereceğim cevabı bekliyordu.
Arkama dönüp baktığımda pis yellozun gözleri hâlâ B. KİŞİSİndeydi.
" Tamam. Kabul ediyorum. " dedim bir anda. Allahım sen utandırma.
" Çok sevindim. " diyerek beni belimden tutup masaya da doğru çekiştirdi.
" Evet arkadaşlar. Bu da mimarımız Leyla Hanım. Çok iyi bir grup olacağınızdan şüphem kalmadı. Çok büyük işlere imza atacağız. " dedikten sonra hepsiyle tek tek tanıştım.
Masaya oturup bir kaç kişinin fikriyle alakalı tartıştık. Hepsi iyi insanlar ama şu adını Jale öğrendiğim yılışık hâlâ gözlerini çekmedi. Valla yolacağım ben bunu.
Hangi sıfatla aşkım ?
Sus be sende !
" Peki o halde bazı konularda anlaştığımıza göre size enfes keklerimizden tattırmanın vakti geldi. " deyince hepsinin gözlerinin içi parladı.
Jale kılıksızı tepkisiz bir şekilde telefonuna bakıp gülüyordu.
Konu mankeni de mi istemiştin sen B. KİŞİSİ acabağ ?
Tam yanından geçerken masada duran limonatayı gözüme kestirdim.
Biraz elim değdi sayın okurlar. Mini minnacık.
Sen bir dökül üstüne. Ama bu yelloz sanki ateşe düşmüş gibi bir bağırıyor. Haspam. Daha önce limonata dökülmedi sanki üzerine. Bunlar hep olağan şeyler oysaki.
Çığlık çığlığa kaldı. " Pardon ya ben görmedim ama sende niye gel dökül der gibi masanın ucuna koydun ki bardağı ? Cazibene dayanamadıysa demek. " dedim cıklayarak.
B. KİŞİSİ ne baktığımda sanki bilerek yaptığımı anlamış gibi ellerini göz pınarlarına bastırıp gülüyordu.
Seni böyle ikinci kez görüyorum. Nasıl da güzel gülüyorsun sen öyle. Haksızlık.
" hemen peçete getiriyorum. " deyip masadan ayrıldım.
Geri geldiğimde B.KİŞİSİnden hareket yok. Kızın yanına gitmemiş bile.
İlk artını aldın B. KİŞİSİ. yolun açık olsun.
Ben peçeteyle ıslanan yerlere bastırınca yüzüme sinirli sinirli bakıp " şimdide sıvıyor musun ? " diye haykırdı.
" Ya şey ben hani geçmesin diye şey etmiştim. " deyince B. KİŞİSİ yanımıza gelip " Jale sen istersen git. Zaten yapış yapış olmuşsun sıcakta. Yarın şantiyede görüşürüz. " diyerek yüzyılın ayarını çekti kıza.
Aferin sana Aferin öğreniyorsun. Telepati yoluyla.
Kız ayaklanıp masadan kalktığında " haklısın Barlas ben gideyim. Zaten yarın görüşeceğiz. " deyip elini sıktı.
Ben arkamı dönüp gittiğimde kızı taklit ettim. Şu an lisede bile yapmadığım şeyleri yaptığım için kendimden nefret ediyorum.
" Hokloson borlos yoron goroşoroz. " gıcık.
" Hey sen.. " diyen sese döndüm yüzümü. " Ben mi ? " diye işaret ederek. " Evet evet." deyip yanıma geldi.
" Niye yaptın ? " dedi sırıtarak.
" Neyi ? " dedim. " Deminki yaptığın şey Leyla. Hoş değildi. " dedi.
" Üzüldün mü ? " diye sorduğumda dilimi eşek arılar soksun diyerek yana doğru konuştum.
" Üzülmek değil de hiç etik bir davranış değildi diyelim." dedi bilmiş bilmiş ben tabi içimden yansımasının alasını yaptım beni bilirsiniz. Affetmem.
Tam ağzımı açıp bir şey diyecekken Emre arkamdan bağırdı. " Ha Leyla burda mıydın ? Bende sana bakıyordum. Mehmet'le konuşmuş Berrak da. Senin işin yaş. " diyerek omzuma dokundu. karşımdaki adamın yavaştan gerildiğini kafasını sağa sola çevirdiğini gördüm. Noluyor ya niye seyriyorsun arkadaşım ?
" Hadi ya neyse artık. Bakacağım başımın çaresine. " dedim başımı öne eğerek.
" Ama istersen ben gelirim seninle. " dedi gülerek.
" Ciddi misin ya Emre?. Yapar mısın bana bu iyiliği ? " diye sordum gözlerimi ışıldayıp.
" Yaparım güzellik. Seni mi kıracağım? " deyip burnuma dokundu. Yanımdaki adam git gide daha da sinirleniyor garip bir şekilde .
Beni kısk- diyecekken Berrak bağırdı 'Leyla aşkım bak bi' deyince Emre'nin elini sıkıp " tamam Emre yine konuşuruz. " deyip ayrıldım yanlarından.
Onları baş başa bırakmak istemedim garip bir şekilde.
Arkamı dönüp baktığımda demin ki halinden eser kalmayan adam bir anda geçip masasına oturdu.
İkizler burcu kesin bu. Valla bak.
Akşam üzeri ortam daha da sakinleşmeye başlayınca bizim masada haliyle dağıldı. En son B. KİŞİSİ çıkacakken yanıma geldi.
" Anlaştığımıza sevindim Leyla Hanım. Yarın şantiyede görüşürüz. Akşam saati ve mekanı mesaj olarak atarım. " deyip çekip gitti.
Bu neydi ya şimdi ? Trip mi yemiştim ben az önce ?
" Berrak canımsu ben eve gidiyorum, yoruldum. " deyip çantamla telefonumu masadan alıp çıktım kafeden. Tek amacım eve gidip ılık bir duş almaktı.
BÖLÜM SONU
kesinlikle iyi şeyler olmuyor arkadaşlar ?
Gelecek bölüm görüşürüz. Böyle de uzun bir bölüm yazarım işte ?.