SUKEYNÂ'nın Dilinden
Son hazırlıklarımızı da tamamlayıp havaalanına doğru yola çıktık.
-Babacım size bir haberim var.
-Hâyırdır kızım
-Nasip olursa düğün dönüşü bir daha düğünümüz var.
-(Mihriban) Maşallah kızım. Düğün aylarındayız herhalde.
-(Yağız) Haklısın sultanım. Sıraya girmişler sanki. Sıra kimdeymiş kızım, kim evleniyor?
-Bu seferki evlilik değil. Küçük Abdullah'ımız erkekliğe adım atıyor. Sünnet düğünümüz var.
-(Yağız) Maşallah benim aslanıma. Kızımıza söyle yavrum elimizden gelen ne varsa yapalım.
-(Mihriban) Kızım daha önce niye söylemedin. Giderdik kızıma. Annesigil zaten burda yok. Elimizden geleni yapmaya çalışırdık.
-Benim de biraz önce haberim oldu annecim. Ahmet abi gelmiş doktorla konuşmuşlar. Günü belirlemişler. Ahsennur yola çıkacağımız vakit haber verdi. Size de çok çok selâmı var. Akılları bende kalmasın. Kayınvalidemlerle her şeyi hallederiz dedi.
-Ve aleyküm selâm kuzum. Çok şükür kaynanasıgil ailesinin yokluğunu ona hiç göstermemeye çalışıyorlar. Allah razı olsun.
-Âmin annecim. Babacım bi de Ahsennur; Yağız amcam ne olur gelsin dedi. Babamın yaptıklarından dolayı gelmemezlik etmesin dedi.
-Babası ne yapmış olursa olsun o benim de kızım. Söyle kızıma amcası ailesi ile birlikte düğünde olacak nasipse.
-Tamam haber veriyorum. Eminim çok sevinecek.
Haber vermek için aradım. Telefonu babama verdim. Güzel haberi ondan duysun istedim.
-"Efendim kardeşim"
-"Selâmun aleyküm kızım"
İ
-"Yağız amcam. Ve aleyküm selâm. Kusura bakma kardeşim dedim."
-"Önemli değil kızım. Senden bir ricam olacak"
-"Buyur amcam. Elimden geleni yaparım."
-"Benim küçük aslanımın sünnet düğünü için Yağız amcan ve ailesi içinde yer ayırır mısın?"
-"Allah razı olsun amcam. Ayırmam mı hiç. Başımın üstünde yeriniz var. Siz yeter ki gelin."
-"Tamam o zaman kızım. Nasipse düğünde görüşürüz."
-"Kuzum bir eksiğin bir ihtiyacın olursa çekinmeden söyle."
-"Sağolun Mihriban teyzem. Allah razı olsun kayınvalidem ve kayınpederim bizden daha heyecanlı. Onlar hallediyorlar."
-"Allah razı olsun. Tamam kuzum selâm söyle."
-"Ve aleyküm selâm teyzem söylerim."
-"Kardeşim Sivas'tan bir isteğin var mı?"
-"Yok Sukeynâm. Allah razı olsun. Hâyırlı yolculuklar."
-"Allah razı olsun canım. Allah'a emanet olun. Selâmun aleyküm."
-"Sizde canım. Ve aleyküm selâm."
Ahsennur babamın da geleceğine o kadar çok sevindi ki. Kardeşim benim hep yüzün böyle güler inşallah...
Yolculuğumuzu tamamlayıp havaalanına geldik.
Telefonumu kapatmak için elime aldığımda mesaj geldi.
-"Siyah incim hâyırlı yolculuklar..."
Mesaj Sevdiğimden gelmişti.
-"Allah razı olsun... :-)"
-"Bana hâyırlı yolculuklar demek yok mu?"
-"Hâyırlı yolculuklar olsun da nereye gidiyorsun ki?"
-"Söyleyeyim mi :-)"
-"Söyle :-)"
Yanımıza geleceğini hiç tahmin etmemiştim.
-Selâmun aleyküm Yağız amca. Selâmun aleyküm teyze.
Annem ve Babam da benim gibi şaşırarak cevap verdi.
-(Mihriban) Ve aleyküm selâm oğlum.
-(Yağız) Ve aleyküm selâm oğlum. Nasılsın?
-Çok şükür amcam. İyiyim. Siz nasılsınız?
-Çok şükür oğlum bizde iyiyiz. Hâyırdır oğlum yolculuk nereye?
-Nasip olursa amcam Sivas'a gidiyorum. Zeyd ve Zeynel kardeşim beni de düğüne davet ettiler.
-Desene beraber yolculuk yapacağız.
-Öyle amcam.
-Beyim benim seninle konuşacaklarım vardı biraz gelir misin?
-Tamam Sultanım.
Annem ve babam yanımızdan ayrıldılar.
************************************
-Hâyırdır gönlümün sultanı.
-Önemli bir şey yok canım. Çocukların konuşacakları vardır diyerek çağırdım yanıma seni. Farketmedin mi bizim kızın halini bizim yanımızda konuşmaya utandı oğlanın yüzüne bile bakamadı.
-Eee annesinin kızı benim kızım. Utangaç edepli...
Gel madem sultanım uçak kalkana kadar kocan sana çay ısmarlasın.
-Davet eden kocam olunca hiç hayır dermiyim...
************************************
-Selâmun aleyküm mühür gözlüm.
-Ve aleyküm selâm. Hoşgeldin.
-Hoşbuldum. Nasılsın
-Çok şükür iyiyim. Sen nasılsın?
-Çok şükür bende iyiyim.
İkimiz aynı anda
"İzin" deyince gülümsedik. Sevdiğim
-Önce sen söyle. dedi.
-İzin alabildiğine sevindim diyecektim. Peki ya sen?
-İzin alabildiğime sevindin mi diye soracaktım cevabımı aldım ve çok mutlu oldum.
-Bende mutlu oldum.
Aramızda bir kaç dakika sessizlik oldu. Konuyu biraz dağıtabilmek için
-Kızlar nasıl iyiler mi? dedim.
-Çok şükür iyiler. Kızlarında annem ve babamın da selâmları var.
-Ve aleyküm selâm.
Getiren gönderen sağolsun.
-Alanda sağolsun dedi gülerek.
Uçak anonsu yapılınca, Sevdiğim
-Gitme vakti geldi. dedi
-Hâyırlı yolculuklarımız olsun.
-Olsun sevdam...
Annem ve babamda yanımıza geldiler.
Uçak biletlerini vererek uçağa bindik.
Babam ve annem bir beyin yanına oturdular.
Ben yerime baktığımda benim yerime oturulmuştu.
-"Özür dilerim beyfendi yerime oturmuşsunuz."
-"Burda ben oturacağım önce ben geldim ve ben pencere kenarından başka bir yere oturmam. Yanım boş otur." diyerek çirkin yüz ifadesi ile beni tersleyince
Babam bana dönüp
-"Kızım ne oluyor orada"
Daha ben cevap vermeden yanımıza Mirza bey gelip cevabını verdi.
-"Önemli bir şey yok. Beyfendi kalkacaktı da... dedi."
Yerime oturan bey cevap verdi
-"Siz kim oluyorsunuz"
Mirza beyi ilk defa kaşlarını çatmış olarak gördüm
-"Bu hanım benim sevdiğim. Şimdi burdan kalk istersen yoksa kaldırmasını bilirim."
Yanımıza hostes hanım gelip
-"Bir sorun mu var beyfendi?"
-"Yok hanımefendi. Beyfendi benimle yer değiştirmek istedi de bende kabul ettim. Demi beyfendi."
Yerime oturan bey yüzü kireç gibi olup kalkarak
-"Evet doğru kabul ettim. Yeriniz neresiydi ben gideyim."
Mirza bey yerini gösterince adam gitti.
Hostes hanımda iyi yolculuklar diyerek ayrıldı.
-Buyur otur sevdiğim.
-Taa. mam teşekkür ederim.
Benim yanımı boş bırakarak baş tarafa oturdu.
-İyi misin?
-İyiyim. Teşekkür ederim. Sen iyi misin?
-İyiyim.
************************************
-(Yağız) Allah'ın izniyle gözüm arkada kalmayacak sultanım.
-(Mihriban) Mirza oğlumuz kızımızı koruyup kollayacaktır Yârim.
************************************
MİRZA'nın Dilinden
Abdullah abi izin verince çok sevindim. Mühür gözlüme sürpriz yapıp söylemeyeceğim. Acaba o da sevinir mi?
Uçak biletini ayarlayıp Ahmet'in yanına gittim.
-"Selâmun aleyküm kardeşim."
-"Ve aleyküm selâm Mirzam hoşgeldin."
-"Hoşbuldum kardeşim. Çayla bahçe keyfi yapıyorsun. İnsan kardeşini çağırmaz mı?"
-"Vallahi kardeşim kusura bakma da hiç aklıma gelmedin. Benim oğlanı görünce ailemi görünce kimse aklıma gelmedi...
Sen gül gül. Nasipse seni de göreceğiz."
-"Nasip. İnşallah o günleri bende yaşarım.
-"Al buyur kardeşim çay iç."
-"Sağol kardeşim. Bu arada yenge ile çocuk nerde?"
-"Bizim oğlanın uykusu gelmişte hanım içerde uyutuyor."
-"Uyusun paşam. Kardeşim ben seninle konuşmaya geldiydim. Nasip olursa ben Sivas'a gideceğim."
-"Sukeynâ gille mi?"
-"Büyük ihtimalle aynı uçak olacak kardeşim ama onların haberi yok daha."
-"Desene sürpriz olacak. Kaç gün kalacaksın."
-"Nasipse düğün olsun döneceğim."
-"Hâyırlı yolculuklar kardeşim."
-"Allah razı olsun. Ankara daki işte bi terslik var mı?"
-"Yok kardeşim her şey yolunda. Sen orayı düşünme. Sen şuanda sadece mutluluğunu düşün."
-"Nasipse düğünden sonra kız istemeye gidiyoruz."
-"Çok sevindim. İnanıyorum ki Sukeynâ kardeşimle çok mutlu olacaksınız."
-"İnşallah... Duâlarını eksik etme. Siz ne yapacaksınız kardeşim. Her şeyi ayarladınız mı?"
-"Bir tek şey kaldı. Diğerlerini ayarladık çok şükür."
-"Ne kaldı? Elimden gelecek bir şeyse yardım edeyim."
-"Zaten senden başkasını düşünmedim. Oğlumun kirvesi olur musun amcası."
-"Şeref duyarım kardeşim. Desene kirve amcada olacağım."
-"İnşallah kardeşim."
Biraz daha muhabbet ettikten sonra vedalaşıp ayrıldık kardeşimle.
Eve gelip ailemle muhabbet ederken Sivas'a gideceğimi de söyledim.
Hatta küçük cadı sürprizi bozmakla tehdit etti beni.
-"Tamam küçük cadı. Ne istiyorsun"
-"Hımm. Bi düşüneyim. Sen Sivas'a gidince iki gün boyunca kızının anahtarı bizde olacak. Kabul... "
-"Hayır. Olmaz cimcime başka bir şey iste. En son siz cadılara verince arabanın canına okudunuz resmen."
-"Aşk olsun ne yaptık ki"
-"Hele sen büyük cadı hiç konuşma. Nerden ben sana araba kullanmayı öğrettimde ehliyet aldırdım ki. Araba su kaynatmış nasıl sürdüysen.
Ah Mehmetim ah nerdesin gelde kurtar abini bu cadıların elinden"
-"Şimdi Mehmet abimi karıştırma abi. Hadi ablama o yüzden kızgınsın bana niye kızgınsın."
-"Arabanın içini çöp arabaya döndürmüşünüz. Ne yaptıysanız. Arabayı yıkatmaya götürdüğümde oğlan bile söyledi abi arabanın içinde parti mi yaptın dedi."
-"Bunlar doğru mu kızlar" diye babam sorunca kızlar başlarını öne eğip
-"Doğru" dediler.
-"Abiniz size arabayı vermemekte haklı o zaman kızlarım."
-"Şey bi daha olmucak desek."
Ah abilik
Ah şu vicdan
Kızların halini görünce dayanamadım
Affet beni kızım
İnşallah seni üzmezler
Hemen kendime ciddi bir tavır takınarak
-"Döndüğümde eğer bir tane kıl dahi görürsem, küçücük bir arıza dahi olursa bir daha asla vermem kızımı size. Alın bakalım anahtarı"
-"Abi Allah aşkına söylesene araban senin öz akraban bizler üvey miyiz. Bu ne sevgi yaaa."
-"Siz benim güllerimsiniz o da benim kızım. Kıskanmayın."
Tatlı bir muhabbetin ardından günümüzü bitirdik.
Sivas'a gitme günü geldiğinde hazırlanmaya başladım.
Yanıma ıslık çalmayı başaramayan Güler'im geldi.
-"Islık ıslık. Islık çalmayı başaramıyorum bari söyleyeyim dedim. Abi bu ne yakışıklılık."
-"Islık çalma o zaman da maşallah de. Daha makbule geçer."
-"Maşallahhh..."
-"Söyle bakalım Sukeynâ ablan da beğenir mi. Sen benden daha çok tanıyorsun."
-"Sukeynâ ablam seni görünce yüzüne bakmaktan hâyâ ederken seni bu yakışıklılıkla başka kızlar görmesin diye etrafında kız uçurtturmayacak.
Abi bi düşünsene sen kıskanç bir erkeksin zaten sen erkekleri kaçırtıyorsun ablam kızları..."
-"Sen hiç büyümüyeceksin demi küçük cadı. Sukeynâ'mın başka kızları kovalamasına gerek yok. Çünkü...
-"Çünkü senin gözün başkasına bakmaz. Tıpkı Onun da bakmayacağı gibi..."
-"Aynen öyle küçük cadım. Hadi ben geç kalmadan gideyim."

Evdekilerle vedalaşarak ayrıldım.
Sukeynâ'mlar gelmişler.
Mühür gözlüme mesaj attım.
-"Siyah incim hâyırlı yolculuklar..."
-"Allah razı olsun... :-)"
-"Bana hâyırlı yolculuklar demek yok mu?"
-"Hâyırlı yolculuklar olsun da nereye gidiyorsun ki?"
Biraz kıskançlık mı var sevdiğimde...
-"Söyleyeyim mi :-)"
-"Söyle :-)"
Söylememmi hiç.
Yağız amcaların yanına giderek selâm verdim.
Beni görünce şaşırdılar.
Biraz muhabbet ettikten sonra sevdiğimle muhabbet ettim.
Ah sevdiğim...
Ah benim utangaç yârenim...
Uçak anonsu yapılınca uçağa bindik.
Sukeynâ'mın yeri annesi gilin karşı tarafındaydı.
Bir adam Sukeynâ mı tersleyince yanına gidip adamı ben tersleyip cevabını verdim.
Ciddi olduğumu anlayınca adam konuyu fazla uzatmadan benim yerime geçti.
Bende adamın yerine oturdum.
Sukeynâ'm ilk defa benim sinirli halimi görünce şaşırdı herhalde.
Kusuruma bakma sevdam.
Konu sevdiklerim ve haksızlık olunca ben de kendimi tanıyamıyorum...
Sonra yanımıza 10 yaşlarında bir çocukla hostes hanım geldi.
-"Geç bakalım küçük bey bu abla ile bu abinin ortasında ki koltuk senin yerin."
-"Teşekkür ederim."
Küçük beyimiz merhaba diyerek yanımıza oturdu.
-"Merhaba abi, merhaba abla"
-Merhaba hoşgeldin.
Sukeynâmdan sonra bende Merhaba dedim.
-Merhaba delikanlı hoşgeldin.
-"Hoşbuldum."
-Tek başınasın galiba
-"Evet abi. Burda dedemler oturuyor. Annem ve babamdan izin alıyorum. Beni uçağa bindiriyorlar dedemleri görüp tatilimi yapıp tekrardan Sivas'a dönüyorum. Genelde ailecek geliyoruz ama arada tek geldiğimde oluyor."
-Tek başına iken korkmuyor musun ablacım.
-"Yok abla. Ben yiğit çocuğum korkmam."
-Peki yiğit çocuk tanışalım öyleyse ben Mirza bu ablanın ismide Sukeynâ. Senin ismin nedir?
-"Benim ismim de Yusuf Demir."
Sukeynâ'mla ikimiz aynı anda
-"Demir mi?" dedik.
-"Hı hı Yusuf Demir YAZICI ismim..
Siz niye ikiniz aynı anda sordunuz."
-(Mirza) Biz uçakta bir Demir isimli çocukla tanışmıştık.
-(Sukeynâ) Oda senin gibi çok yakışıklı idi ve biz onu çok sevdiydik.
-"Siz evli misiniz?"
Sukeynâ'mla yüz yüze geldik. Sukeynâ'm hemen başını öne eğdi.
-Yok yakışıklı daha değiliz. İnşallah çok yakında. Hatta bizim tanışmamıza da senin adaşın vesile oldu.
-"Şu yakışıklı adaşım mı abi?"
-Evet O.
-"Siz o yüzden onu çok sevdiniz"
Yusuf Demir'in söylediğiyle hepimiz güldük.
Uçakta çok güzel vakit geçirdik.
Uçak indiğinde Yusuf Demir bize teşekkür etti.
-"Abla abi çok teşekkür ederim. Ailem yokken canım sıkılır yanımdakiler benimle muhabbet etmek istemezdi. Çok güzel vakit geçirdim sizinle. İnşallah sizde çok mutlu olursunuz."
-Asıl biz teşekkür ederiz yakışıklı. Bizde çok keyifli vakit geçirdik. Demi abisi.
-Evet delikanlı. Çok teşekkür ederiz.
Yusuf Demir bana ve Sukeynâ ablasına sarılarak aşağıya inmek için sıraya girdi.
Sevdiğime dönüp
-"Bizim hikâyemizin başladığı yerdeyiz."
-"Haklısın tanışma yerimiz."
-"Ne gündü ama"
-"Üzüntüm acım burukluğum içinde tanıştım seninle. Bir söz vardır ya şeri şer olarak görme altında bir hâyır vardır. Sen benim hâyırlım oldun..."
-"Sende benim hâyırlım oldun sevdam."
Sıraya girip aşağı indik.
Yağız amca
-"Oğlum buyur başka işin yoksa Zeydlere beraber gidelim."
-"Teşekkür ederim amcam. Kardeşimden bahsetmiştim burda askerlik yapıyor. Önce onu ziyaret edeceğim. Nasip olursa daha sonra Bekir'le birlikte gelirim."
-"Tamam oğlum bizden de selâm söyle.Allah'a emanet ol"
-"Ve aleyküm selâm sizde Allah'a emanet olun."
Sukeynâma da başımla selâm verip yanlarından ayrıldım.
Onlar düğün evine...
Ben askerîyeye doğru yola çıktım...

SUKEYNÂ'nın DİLİNDEN
Gülnur'un yanına geldiğimde nişanı yapılacağı gün geldi aklıma. O kadar güzel olmuştu ki, tıpkı şu anda da olduğu gibi.
-Melekleri kıskandıracaksın benim güzel kardeşim. Bu ne güzellik böyle.
-(Berra) Kızı daha çok utandırma kardeşim. Biraz önce Kerem abi ne söylediyse yarım saat kendine gelemedi.
-Özel değilse ne dediğini söyler misin?
-O kadar güzel olmuşsun ki seni şu anda hanımlardan bile kıskanıyorum. Sukeynâ bacım gibi peçe yapsana. Seni benden başka hiç kimse görmesin.
Odadaki tüm kızlar
-"Oooo" dedi.
Sonra kızlar Gülnur'u utandırma seanslarına devam etti.
Tabi benimde yüzümü kızartmayı başararak
-"Evet kızlar bugün itibariyle aramıza bir peçeli daha katılıyor. Sukeynâmız yalnız kalmayacak. Yalnız bu hanım peçeyi hanımlara da yapacak."
-"Bir peçeli hanım olarak Sukeynâ'm Mirza abimizde sana böyle ithaflarda bulunuyor mu? Yoksa peçeyi yapınca bitiyor mu?"
-"Evet Gülnur hanım mikrofon tarağımıza ne söylemek istersiniz duygularınızı alalım."
-(Gülnur) Şuan da sizi yanımdan kovmak istiyorum. Yaaa utandırmayın beni daha fazla.
-"Gülnur hanım mikrofon tarağımıza yorum yapmadı. Bizde Sukeynâ hanıma dönelim.
Evet Sukeynâ hanım müstakbel eniştemiz size güzel ithaflarda bulunuyor mu?"
-Hı hı.
-"Biraz açar mısınız? Bu arada yüzünüz çok kızarmış hangi makyaj ürününü kullanıyorsunuz?"
-Bana çok güzel ithaflarda bulunuyor. Onunla evlilik konusunda görüştüğümüz günden beri ismimi kullanmadı desem yeri var. Yüzümü bir kez görmüş olmasına rağmen. Peçe yapınca bitmiyor yani. Siyah İncim de kullandığı güzel sözlerden bir tanesi.
-(Yağmur) Yakup gibi. Daha ondan bende tanıştığımız ilk günden beri ismimi duymadım desem yeri var.
-"Allah'ım Yakup kulun gibi Mirza kulun gibi bir yâr da bize gönder"
-"Âminnnn." dedik kızlarla birlikte.
Gülme seslerimiz salona gidince bizi uyarmaya geldi bir ablamız.
-"Kızlar sakin olun biraz. İçeri geliyor sesiniz. Ne konuşuyorsunuz siz?" dedi gülerek.
-"Abla Sukeynâ'ya mikrofon tarağımızla soru sordum cevabı yarım kaldı."
-"Ne sordun ki?"
-"Yüzünüz çok kızarmış hangi makyaj ürününü kullanıyorsunuz diye sordum."
-"Onun yerine cevabı ben söyleyeyim makyajdan değil arkadaştan. Kıza ne diyorsanız artık."
Odada bir daha gülme sesi kopunca ablamız
-"Şiişt. Ben buraya susturmaya geldim. Beni de kendinize benzettiniz. Susun bakayım."
Gülnur'un yanına geçip
-"Kuzum akşam namazından sonra seni içeriye çağıracağız. Ona göre hazırlığını yap."
-
"Tamam ablacım."
Güzel bir muhabbetin ardından akşam namazlarımızı edâ edip kardeşimi salavatlar eşliğinde salona götürdük.
Gözyaşları duâlar içinde kırmızı başörtüsünü yüzüne kapattılar.
Berra'nın annesine kınayı yakması için çağırdılar.
-"Hanımlar hanımlar bu gelinin avucu bağlanmış. Bunun nasıl çözüldüğünü bilen var mıdır?"
Gülnur'un kayınvalidesi gelerek
-"Ben bilirim." Altını avucuna katıp alnından hâyır duâsı ile öptü.
Daha sonra kınası yakmaya devam edildi.
Kur'an tilaveti, salavatlar, ilahilerle kına sohbetimiz yapıldı.
Güzel muhabbetler eşliğinde ikramlar yenildi.
Yatsı namazlarımızı edâ eyleyip yakından gelen misafirlerimiz hâyır duâları ile ayrıldılar.
Etraf durgunlaşıp kızlarla başbaşa odaya çekildik.
Kızların yine işini buldu.
Bu seferki görevleri Demet'e takılmak.
-"Demet hanım sizin burada ne işiniz var. Biz evlileri almıyoruz. Misal Yağmur hanımı bile kovduk."
-"Ah ah bende kocişimle kalmak istiyorum da bazı yakın misafirlerini ağırlamakla meşgul. Misal müstakbel Mirza eniştemizi."
-Kızlar ne yaptınız ne ettiniz konuyu dönüp dolaştırıp ucunu bana değdirdiniz. dedim gülerek.
-(Berra) Huyumuz kurumasın dedi.
Odayı kahkaha sardı.
Güzel bir neşeli sohbetin ardından Gülnur'u annesinin yanına yatmaya gönderdik.
Baba evindeki son gecesi.
Yarın sevdiğinin evinde uyuyacak.
Rabbim iki cihanda da yüzlerini güldür...
MİRZA'nın DİLİNDEN
Kardeşimi öyle özlemişim ki doyamadım onunla geçirdiğim vakte.
Hâyırlısı ile az kaldı aslanım.
-"...Evlensen bile seni yakın yere oturtturacağız."
-"Tamam abi olur. Benim sizden ayrılmaya hiç niyetim yok."
Kardeşime sımsıkı sarılıp vedalaşıp ayrıldık.
Bekir ile birlikte düğün evine geldik.
Hanımlar için birinci katı, beyler için üçüncü katı hazırlamışlar.
Kerem'in heyecanı eve ilk girdiğimiz gibi belli oluyordu.
Evdekilerle selamlaştıktan sonra güzel bir muhabbete başladık.
-"Kerem hâyırlı olsun kardeşim. Sonunda kavuşuyorsunuz."
-"Çok şükür kardeşim. Darısı senin ve tüm bekarların başına."
Ordan bir bey
-"Oğlum kendi başını yakıyon bizim başımızı niye yakıyon."
-(Zeyd) Gardaşım bu öyle bir yangın ki sevdin mi gönüllü atlıyon.
-"Nasip be gardaşım benim ki gırgır. İnşallah bizde hâyırlısı ile o günleri görürüz."
-"Âminnnn" dedik.
-"Zeynel sıra sana geliyor. İşinde oldu. Evinde hazır. Hatta şuanda içindeyiz. Şimdi sıra nasibini bulmakta."
-"Nasip be Alim. İnşallah o günleri bende görürüm."
-(Mirza) Hâyırlı olsun kardeşim işe başlamışsın.
-(Zeynel) Sağol abi. İmam oldum çok şükür. Atamanın Sivas'ın bir köyüne olması benim en büyük nasibim oldu.
-(Mirza) Çok sevindim. Hem işini yapıp hem ailenden uzak kalmayacaksın.
-(Yakup) Eee imam efendi. İmam olarak ilk cemaatin biz olsak da akşam namazlarımızı kıldırsan. Ezana az kaldı.
-(Kerem) Ne yazıkki geç kaldın bacanak. Kayınbiraderimin ilk cemaati biz olduk.
-(Zeynel) Abi yalnız ilk defa bu kadar kalabalığa imam olacağım.
-(Yakup) Gördün mü bacanak bizde bir ilkte olmuş olduk.
-(Kerem) Gördüm gördüm. dedi gülümseyerek.
Zeynel'in imamlık heyecanını
Hele o küçük aslanlar Yusuf Yiğit ve arkadaşlarının kendilerine aldıkları seccadiyelerle namaz kılmak istemelerinin heyecanını görmek muhteşemdi.
Zeynel'i imam, taze damadımızı da müezzin yapıp akşam namazlarımızı edâ eyledik.
Zeyd hanımlardan gelen kınayı elime verip
-"Buyur kardeşim Kerem'in kınasını sen yak"
-"Abi ben daha önce hiç yapmadım ki. Hem bu işi teyzeler yapmıyor mu?"
-(Bekir) Bu olayın esprisi kardeşim bu. Seni yakıyorum benimde yanmam yakındır diye.
-"Bu söylediğini Sukeynâ bacın duysa varya seni abilikten reddeder."
-"Benim bacım abisine kıyamaz. Ayrıca bizim tayfalar arasındaki şakalaşmamızı oda biliyor."
-"Bunu da o söyledi deyin tam olsun."
-(Zeyd) Yok şimdi bacım dedi diyerek günahına giremem. Aşağıdan gönderdiler bende sana verdim.
-"İyi o zaman"
Kerem'in yanına gittik.
Gırgır şamata hiç eksik olur mu?
Ordan birisi örtü getirin damadı ağlatalım diyor
Birisi hani kınayı getir aney türküsü diyor
Eminim aşağıda gözyaşları içinde kınayı yakmışlardır biz burda kahkaha atarak yakıyoruz.
Kardeşimin serçe parmağına kınayı yaktık.
Tabi küçük aslanlarımız özenince onlarında parmaklarına kınayı yaktık.
-"Var mı başka yanmak isteyen"
-(Bekir) Yakma bizi de... dedi gülerek.
Salonda olan büyük küçük herkes hâlimize güldü.
Neşeli bir şekilde vaktimiz yatsıyı buldu.
Namazlarımızı edâ ettikten sonra yavaş yavaş insanlar gitmeye başladı.
En son Kerem ve ailesini yolcu edince ortam baya sakinleşti.
-(Bekir) Kınan tutmamış kardeşim. Bir daha yakalım mı?
-(Mirza) Sağol kardeşim almayayım.
-(Zeynel) Bekir abi senin kınanı en çok ben yakmak istiyorum. Çünkü kim senin başını yakacak çok merak ediyorum. Sana kimseyi beğendiremedik bu güne kadar.
-(Bekir) Yok sağolun ben almayayım. Ben rahatım.
-(Mirza) Senin gönlünüde bizim gönlümüze düşen gibi bir inci düşerse görürüm ben seni.
-(Bekir) Yok abi sağolun. Bu gönül inciye de, altına da gümüşe de kapalı.
-(Zeyd) Kardeşim aramızda yabancı insan yok. Hâlâ unutamadın mı. Kaç sene geçti üstünden. Ölenle ölünmüyor.
-(Bekir) Sen Demet'i hiç unutabildin mi? Diyeceksin belki ben onu görüyordum. Benim de Dilan'ımı rüyamda görmediğim tek bir gün olmadı.
Bekir sessizleşince bizde üstüne gitmedik.
{Bekir'in Dilinden}
-Üniversite sonuçlarımız çıkmış Dilan'ım.
-Aynı yere çıkmıştır inşallah Bekir'im
-Benimkisi İstanbul Mimarlık
-Benimki de O. Yalnız ben görebilecek miyim o günleri.
-Böyle deme Dilan'ım. Biz ailemizin önünde imamın karşısında nikahımız kıyıldıktan sonra ne söz verdik. Ne olursa olsun, ümitsizliğe kapılmayacak bu hastalığının hep birlikte üstesinden geleceğiz.
-İnşallah canım inşallah.
-Sen kötü düşünmeyi bırakta hafta sonu gelinliğini almaya gideceğiz. Onu düşün.
-Çok güzel oldu Bekir'im. Bir görsen bir daha bana aşık olursun.
-Ben seni her halinle seviyorum Dilan'ım. Sen ne giysen yakışıyor zaten.
...
Gelinliğe bakmaya gideceğimiz gün hazırlanıp Dilan'ımın yanına gittim.
Yalnız kapının önünü çok kalabalık görünce korktuğum başıma geldi.
Dilan'ım kansere yenik düşmüş...
Dilan'ın son isteği üzerine bana haber verememişler.
O üzülmesin O üzülmesin demiş.
Son kez yüzünü göremedim.
Tabutuna sarıldım.
Hele gelinlikçi biz gelmeyince gelinliği göndermiş. Onu da tabutunun üstüne koyduklarında daha fazla dayanamayıp orda Dilan'ım diyerek bayılmışım.
Ben ayıldığımda Dilan'ımı Mardin'e aile kabristanına defnetmek için götürüyorlarmış.
Son vedamı yapmak için arabaya nasıl bindim yetişebilmek için nasıl sürdüm bilmiyorum.
Rabbime yolcu ettim en değerli emanetimi...
En değerli emanetimi...
-(Mirza) Kardeşim teheccüd namazı kılacağım birlikte kılalım mı?
-(Bekir) Olur kardeşim.
Teheccüd namazlarımızı edâ edip uyumaya çalıştık.
Çalıştık çünkü Bekir'in yaşadıklarını bana anlattıklarında aynı şeyi ben yaşasaydım ne halde olurdum bilmiyorum.
Allah'a şükürler olsun Bekir imanıyla inancıyla sevdiklerinin yardımıyla toparlanmış.
Sabah namazlarımızı camide edâ edip kahvaltımızı yaptık.
Güzel bir günün ardından düğün saati yaklaştığında damat evi geldi.
Hocanın duâsından sonra tekbirlerle salavatlarla gelini evden çıkartıp düğün olacak mekâna doğru yola çıktık.
Aynı Zeyd'in düğününde olduğu gibi bey ve hanımlara ayrı yerler hazırlamışlar.
Resmi nikâhı daha önce yaptıklarından hocanın güzel bir sohbetinin ardından Kur'an tilaveti ilahiler ve salavatlar okundu.
Takı töreni için o kadar hassas davranılmışki inşallah diğer insanlara da örnek olur.
Durumu olmayan durumu olanın yanında mahçup olmasın, gösteriş olmasın diye zarfın üzerine ismini yazarak hediyesini katıp kutunun içine atıyorsun.
Herkes yavaş yavaş dağılırken aile fertleri Gülnur ve Kerem kardeşimize hâyır duâlarını ederek uğurladılar.
Onlar erdi muradına darısı tüm sevenlerin başına...