SUKEYNÂ'nın Dilinden
Mirza bey ve ailesinin gelmesinin üzerinden on gün geçti.
Babamın kararını vermesini bekliyoruz.
Annem bugün beni yanına çağırdı
-"Efendim annecim"
-"Gel kızım otur şöyle, baban senle bir şeyler konuşmak istiyor"
-"Buyur babacım"
-"Yavrum, ben Mirza oğlumuz ve ailesini araştırdım. Allah'a şükürler olsun yanılmadım. Düşündüğüm gibi iyi insanlar çıktılar.
Hatta bir yetime bile sahip çıktıklarını duydum. Askerde olan yetim kardeşleri imiş.
Kısacası kızım benim ve annenin kararı olumlu yönde. Eğer senin kararında olumlu yönde ise kızım haber ver. dedi.
Utanarak başımı öne eğdim
-"Sizde nasıl uygun gördüyseniz babacım. Müsadenizle."
-"Müsaade senindir kızım." dedi ve ben odama çıktım.
-(Mihriban) Kızımız kararına çok sevindi. deyip yarimin elini tuttum.
-(Yağız) Farkındayım gönlümün sultanı. İnşallah hâyırlısı olsun. İnşallah çok mutlu olurlar.
-(Mihriban) Âminnn âminnn cümlemiz içinde...
Odama çıkıp hazırlamış olduğum hediye paketini alıp annemlerden izin alarak dışarı çıktım.
Güler'den Mirza beyin iş adresini öğrenmiştim.
Mirza beyin iş yerine varınca sekreter hanıma
-"İyi günler, kolay gelsin."
-"Teşekkür ederim. Sağolun. Nasıl yardımcı olabilirim?"
-"Rica etsem bu paketi Mirza YİĞİTOĞLU'na teslim edebilir misiniz?"
-"Mirza beye kim gönderdi diyelim."
-"Sukeynâ TOPRAK deyin"
-"Tamam Sukeynâ hanım."
-"Teşekkür ederim iyi çalışmalar."
-"Rica ederim iyi günler."
Şirketten ayrılıp en yakın camiye gittim.
Herşeyin hâyırlısı olması için duâ etmeye yüce Allah'ın huzuruna çıktım...

MİRZA'nın DİLİNDEN
-"......"
-"Mirza oğlum aklın nerde senin"
-"Kusura bakma Abdullah abi. Buyur ne demiştin?"
-"Diyorum ki senin yerine Ankara'ya giden Ahmet isminde benim bir oğlum varya hani. Onunla hiç konuştun mu?"
-"Toplantıdan önce konuştum abi. Çok şükür yaramaz bir durum yokmuş. Allah'ın izniyle işi tam vaktinde teslim edebileceğimizi söyledi."
-"Senin bu halin ne peki. Hâlâ haber gelmedi mi?"
-"10 gün oldu abi. Hâlâ haber yok. Ailesi onay vermezse ne yaparım ben."
-"Oğlum ne yapmış Sukeynâ kızımız sana böyle."
-"Bilmiyorum abi. Onun yanında iken hatta ismini duyduğumda bile zamanın durduğunu hissediyorum. Huzur kaplıyor içimi.
Sanki başka alemdeymişim gibi oluyorum... daha ben sözümü tamamlamayamadan sekreter hanım bizi görünce bana seslendi.
-"Mirza bey bende yanınıza geliyordum. Bir hanım size paket bıraktı. Sukeynâ hanımdı yanılmıyorsam."
-"Siyah giyimli peçeli bir hanım mıydı?"
-"Evet öyleydi"
-"Sukeynâ" diyerek dışarı doğru koştum.
Ne yazıkki yetişememişim.
Gitmiş...
Geri dönünce Abdullah abi gülerek bana baktı
-"Sevda kalbe düşünce akıl vücuttan gidermiş diye boşuna dememişler. Oğlum daha kızın cümlesi bitmediydi. Sukeynâ kızım biz toplantıdayken gelmiş. O gideli çok olmuş."
-"Ne bileyim abi. Onu belki bir daha görürüm sanmıştım."
-"Neyse al aç bakalım paketini."
-"Tamam abi."
Paketi açtığımda ilk elime beyaz bir başörtüsü geldi.
Abdullah abi gülerek
-"Çok şükür" dedi.
-"Abi ne oldu?"
-"Eski Anadolu geleneklerinden bir tanesidir. Başörtü adeti. Seven kız sevdiği oğlana verir. Seninle evlenmek istiyorum. Kabul ettim der yani."
-"Ne yani şimdi Sukeynâm kabul etti mi?"
-"Kabul etti oğlum."
-"ALLAAHH. Allah'ım şükürler olsun."
-"Dur. Deli oğlan sakin. Bak bakalım başka bir şey var mı?"
-"Tamam abi. Bir tane tesbih, bir takke ve Kur'an-ı Kerim çıktı.
Ve bir mektup."
-"Ben kaçtım hadi eyvallah" diyerek Abdullah abi gitti.
Mektubu açarak okumaya başladım.
"Selâmun aleyküm...
Nasılsınız?
İlk defa bir şey yazarken bu kadar zorlandığımı hissediyorum.
Hatam kusurum olursa affola.
Hayatta söylenmesi en zor iki şey vardır.
Birincisi sevdiğin insana Seni Seviyorum diyebilmek.
Diğeri ise sevdiğin insana sevdiklerinin vefat haberini vermek.
Ben ikincisini hayatımın en zor anlarından biri olarak yaşadım. Muhammed abimin vefat haberini sevdiği Hatice ablama ben söylemek zorunda kalmıştım.
İlkini ise ilk defa söylemeye çalışıyorum.
Başörtüsü Sevgiliye hediye edilir. Senin karın ailenin gelini olmak istiyorum demeyi anlatır.
Teklifinizi kabul ediyorum.
Ailem de müsaade etti evliliğimize.
Şimdi benim size bir teklifim var.
"Evlilik dert denizinde
Sabır gemisiyle yürümektir"
demiş bir büyüğümüz.
Bu sabır gemisinde Kur'an ve sünnet ışığında beraber yürümeye,
Dertli ve sıkıntılı günlerimizde Ya Sabır diyerek tesbih çekip el ele vermeye,
Evlilik gemimizin kaptanı, namazlarımızda ki imamımız olur musun?
Sevgiyi yaratan
El-Vedud olan yüce Allah'a emanet olun.
Selâm ve duâ ile..."

Mektubu bitirip yüce Allah'a el açtım.
Ey Rabbim.
Ben Senin için ne güzellik yaptım ki
Bana Sukeynâ'mı verdin.
Şükürler olsun Allah'ım
Şükürler olsun...
Sukeynâ mı Mühür Gözlümü aradım hemen. Telefonu kapalı idi.
Rabbimin huzuruna çıkıp duâlarımı kabul ettiği için namaz kılmak istedim. Şirkete en yakın olan camiye gittim.
Caminin bahçesinde Mühür Gözlümle karşılaştım.
Elimdekilere verdiği hediyelere baktı.
-"Ben Seni Çok Seviyorum Mühür Gözlüm.
Rabbim bana senin gibi bir sevgili nasip etti, kabul etmem mi?
Rabbim bana sabır gemisinde seninle yürümemi nasip etti, kabul etmem mi?
Rabbim bana zor günlerimde elimi tutacak senin gibi bir yâr nasip etti, kabul etmem mi?
Rabbim bana sevdiğimin imamı olmamı nasip etti, kabul etmem mi?
Kabul ey Yârim
Kabul ey Sevdiğim
Kabul ey Mühür Gözlüm
Şuan da okunan Ezan-ı Muhammed şahidim olsun ki
İki cihanda da kabul
İki cihanda da kabul
İki cihanda da kabul...
Mühür gözlümün de gözleri doldu.
Artık ne gözlerimiz bizi dinliyor
Ne dillerimiz bizi dinliyor
Gözlerimizden de dillerimizden de sevda akıyor...
Yanımıza cami hocası gelip
-"Ey sevdalı yürekler.
Haydi buyrun gelin En Sevgilinin huzuruna çıkma vakti..."
Sukeynâm hanımlar bölümüne, ben de hocamız ile birlikte beylerin olduğu bölüme geçerek namazlarımızı eda eyledik.
Hocam yanıma gelip
-"Allah mübarek eylesin."
-"Allah razı olsun hocam."
Dışarı çıktığımda hanımların da çıkmaya başladığını gördüm yalnız Sukeynâm hâlâ çıkmadı.
En son çıkan bir teyzeye sordum.
-"Afedersiniz teyzem. Yukarıda başka hanım kaldı mı?"
-"Var oğlum. Senin biraz önce sevdanı haykırdığın kızımız var. Duâ ediyor."
-"Bennn..."
-"Utanma oğlum. Sevdalanmak kötü bir şey değildir. Yeter ki helâlini yaşayın. Güzel kızımızda birazdan çıkar. Çok mutlu olun inşallah oğlum. Haydi Allah'a emanet olasınız."
-"Sağolun teyzem. Allah razı olsun."
-"Sizdende cümlemizden de razı olsun."
Dakikalar geçmesine rağmen Sukeynâm hâlâ aşağı inmedi, artık meraklanmaya başladım.
Yoksa kötü bir şey mi oldu
Geldiğimi haber vermek için merdivenlerden yukarı çıktığımda sevdiğimi ilk safta hâlâ duâ ederken gördüm.
Merdivenin en üst basamağına oturdum.
-"Ey sevdam duâlarını da beni ekler misin?"
(Sukeynâ seslenenin sevdiği olduğunu duyunca peçesini yapıp şaşkınlıkla yavaşça arkasını döndü)
-"Gönle giren duâya girmez mi hiç?"
-"Ey benim kabul olmuş duâm
Ey benim secde aşığım
Ben sevdiğimle secdeye kapanmak istiyorum.
Vuslat vakti tez gelsin artık."
-"Müsait olduğunuz bir gün gönlümüzün de başımızın da üstünde yeriniz var. Buyrun gelin."
-"Allah razı olsun sevdam.
Sevdam bir şey sorcam ama seni kırmaktan korkuyorum."
-"Estağfurullah buyur"
-"Senin kokunu hiç duymadım. Yanımda olmak zorunda olduğunda bile aramıza 1-2 metre mesafe katarak durdun. Bana hediye ettiğin başörtünde en azından kokunu duymak kokunu hissetmek isterdim."
-"Ey duâ'm...
Kadının kokusu kendine helâl olmayan erkeğe haramdır.
Haram olan bir şeyi helâl oluncaya kadar benden yapmamı bekleme."
-"Ben senin namazlarının imamı olayım, sen de benim ömrümün hocası ol. Dizinin dibine oturayım taleben olayım. Benim senden öğreneceğim çok şey var."
-"Estağfurullah ben daha talebeyim.
Beraber öğreneceğimiz çok şeyimiz var."
-"Beraber öğrenmek..İnşallah..Âminn"
-"İnşallah... Ben müsaade istesem."
-"Haklısın. Müsaade senindir. Hediyeler için çok teşekkür ederim."
-"Rica ederim."
Ben indikten sonra Sukeynâ'mda indi aşağıya.
-"Arabayla mı geldin Mühür Gözlüm?"
-"Evet karşıda."
-"Allah'a emanet ol sevdam. Dikkatli git."
-"Peki. Müsaadenle. Sende Allah'a emanet ol. Evdekilere çok çok selâmlar."
-"Ve aleyküm selâm. Sende söyle."
Sukeynâm arabasına binerek gitti.
Allah'ın izniyle Vuslatımız yakın sevdam...
Çok yakın... ~♥~
MİRZA'nın Dilinden
Mühür Gözlüm ile vedalaşıp ayrıldıktan sonra eve geldim.
-"Annelerin sultanı nerdesin? Annelerin sultanı..."
-"Oğlum ne bağırıyorsun bahçede burdayım."
Annemi kucağıma aldığım gibi etrafımda döndürdüm
-"Dur oğlum dur.
Deli oğlan bir yerini sakatlayacaksın."
Annemi yere indirip cevap verdim
-"Annem senin bu zayıflığınla sakatlanmam merak etme."
-"Deli oğlan seni.
Hâyırdır oğlum bu sevincin nedir senin böyle. Yoksa..."
-"Kabul ettiler annemm. Uygun bir zamanda kız istemeye gidiyoruz..."
-"Şükürler olsun Allah'ım bu günleri de gösterdi. Çok mutlu oldum oğlum. Hâyırlısı olsun inşallah hakkınızda"
-"Âmin anacım âmin."
-"Hadi oğlum içeri geçelim."
İçeri girdiğimizde kardeşlerimde aşağı iniyordu.
-"Selâmun aleyküm güllerim"
-"Gül abla dünyanın sonu mu geldi?"
-"Bildiğim kadarıyla gelmedi Güler'im."
"O zaman abim bize cadı diyeceğine niye güllerim dedi."
-"Size de iyilik yaramıyor cadılar. İnsan bir selamımızı alır. Ve aleyküm selâm. Kendi selâmımı kendim aldım."
-"Ne yaparsın abim. Kulaklarımız nadir duyduğundan dolayı inanamadık."
-"Güler haklı abi. Yalnız abi bu sevincini neye borçluyuz?"
-"Hazırlanın kız istemeye gidiyoruz."
-"Ne, ne zaman, nerde, nasıl, kimi?"
-"Güler'im, abim bu sorunda ciddi misin? Sence kimi olabilir?"
-"Sukeynâ ablamı mı?"
-"Evet. Bugün kabul ettiğini ve ailesinin de kabul ettiğini söyledi."
-"Abimmm çok sevindik" diyerek kızlar bana sarıldılar.
-"Abim oturuyorsun ve en ince ayrıntısına kadar anlatıyorsun."
-"Abi bu hediye paketi nedir?"
-"Gül'üm, Güler'im oturalım anlatacağım. Sende otur annem."
Sukeynâ'mın şirkete gelip hediye vermesini camide olan konuşmalarımızı anlattım.
Gül benim kulağımdan çekip
-"Abi sen hanımların bölümüne mi çıktın?Ayıp ayıp. Biraz daha beklemen gerekirdi" dedi gülümseyerek.
Gülün elinden kurtulup cevap verdim.
-"Yukarıda kimsenin olmadığını biliyordum. Geç kalınca meraklandım. O yüzden çıktım. Zaten ben merdivende oturdum. Yani bir hanımın geldiğini gördüğümde çıkardım. Sukeynâ'nın iyi olduğunu görüp 1-2 dakika durmadan çıktık."
Güler telefonuna bakıp gülüyordu.
-"Sen niye gülüyorsun küçük cadım?"
-"İşte buna abicim" diyerek telefonunu gösterdi.
Gül'ün kulağımı çektiği anı ne ara çekti ise fotoğrafını çekmiş.

(Gül ile Mirza'nın temsili fotoğrafı)
-Abicim o fotoğrafı sakın kimseye gösterme.
-Sukeynâ ablam gördü bile.
-Ne dedim ayağa kalkarak.
Ne yaptın ne yaptın?
-Fotoğrafı Sukeynâ ablama gönderdim.
-Abicim ne olur şaka yaptığını söyle. Rezil olmadığımı söyle.
-Galiba biraz gönderdim dedi gülerek. Annem ve Gül de hâlimize gülüyordu.
-Buraya gel küçük cadı. Seni bir yakalayım cezalardan ceza beğen.
Güler hem bahçeye doğru koşuyordu hem cevap veriyordu.
-Sağol canım abicim. Hiç şınav mekik çekecek havamda değilim. İp atlamak belki olabilir.
-İp atlamak mı seni ağaç dalından sarkıtçam...
-Baba beni kurtar diyerek bahçe kapısından giriş yapan babamın arkasına saklandı.
-Dur kızım dur oğlum ne oluyor. Hatunum kızım siz niye gülüyorsunuz.
-Babam müsade et Güler'i ağacın dalına asayım sana sonra her şeyi anlatacağım.
-Babacım müsade verme.
-Dur oğlum bir dakika işin aslını astarını anlatın bi hele. Abini peşinden koşturacak ne yaptın cimcime?
-Babacım Sukeynâ ablamı istemeye gidiyoruz. Hem ablam hem de ailesi kabul ettiler.
-Abin bu habere seni koşturmaz kızım. Havalar da uçacağından yerle teması olmaz çünkü.
-Şey baba
-Ney kızım söylesene
-Abimin kulağını Gül ablam çekerken onlara çaktırmadan fotoğraflarını çektim. O fotoğrafı da şeye gönderdim.
-Sakın bana Sukeynâ kızımıza gönderdim deme
-Gönderdi baba. Vallahi rezil oldum kıza...
-Ne yapmayı düşünüyorsun kızım. Seni ben bile kurtaramam abinin gazabından.
Güler babamın duyabileceği kısık sesle bir şeyler söyledi ama ben anlamadım.
Babamda başını sallayıp "o olur" deyince Güler babamın arkasından benden özür diledi.
-Abim ben ettim sen etme. Affet kardeşini dedi gülerek.
-Hem beni rezil et, hem affet de hem de gül hangisine inanayım cimcime hanım. Dur sen dur. Şu çalan telefonuma bakayım sonra hesaplaşacağım senle.
-"Efendim"
-"Yârim affetsen"
-"Mühür...
Sen ne dedin biraz önce"
-"Affetsen dedim Güler'i"
-"Ondan önce. Affetsen de önce ne dedin."
-"Şey dedim işte boşver. Güler'i affetsen olmaz mı? Sen bana karşı rezil olmadın ki. Daha çok şakalaşmanıza sevindim."
-"Peki küçük hanım. Bir şartım var. Siz kabul ederseniz bende Güler'i affedeceğim." dedim gülümseyerek.
-"Peki kabul buyur söyle."
-"Telefonu açtığımdaki duyduğum ilk kelimeyi tekrar duymak istiyorum."
Bir kaç saniye bekleyip cevap verdi
-"Yârim"
-"Yârenim"
-(Güler) Abi biz kaçtık. Ablama yerime teşekkür edersin artık dedi gülerek.
-(Ali) Oğlum kızımıza söyle düğünden sonra kahvelerini içmeye geleceğiz. omzuma vurarak gitti.
-"Duydun mu gönlümün sultanı"
-"Duydum. Başımız üstünde yeriniz var. Buyrun gelin."
-"Yârenim Sivas'ta çok kalacak mısınız?"
-"Nasip olur gidersek iki gün kalıp dönmeyi düşünüyoruz. Gülnur söyledi, Zeyd ve Zeynel abim seni de davet etmişler gelebilecek misin?"
-"Büyük ihtimalle gelemem. İşlerin yoğunluğundan dolayı"
-"Anlıyorum. Allah yardımcınız olsun."
-"Allah razı olsun sevdam."
-"Şey özür dilerim Ahsennur arıyor. Daha sonra konuşsak olur mu?"
-"Olur sevdam. Yengem ile Ahmet'e zaten borçluyum. Haklarını ödeyemem. Kapatalım o zaman"
-"Allah razı olsun. Allah'a emanet ol"
-"Senden de sevdam. Yengeme selamlar. Duâlarını eksik eyleme olur mu"
-"Duâyı eksik etmeme hiç gönlüm müsade eder mi? Duâlarım sizinle."
Dedi selamlaşarak ayrıldık.
Bir şey daha öğrendim Sukeynâ'mdan. Nasıl ilk karşılaşmanda selamlaşıyorsan, vedalaşırken selamlaşmanda sünnet sevabıymış.
Allah'ım ben Sukeynâ'mdan razıyım Sende razı ol...
SUKEYNÂ'nın Dilinden
Evde bugünkü yaşadıklarımı düşürken telefonuma mesaj geldi.
Güler'imden.
Kıyamam sevdiğimin kulağını çekiyorlar.
Habersiz çekim yapmış cimcime.
-"Kıyamam sevdiğime. Ne yaptı o size?" diye yazıp Güler'e gönderdim.
-"Bugünkü olanları anlattı. Ablam da sen hanımların bölümüne nasıl girersin diyerek kulağını çekti :-)"
-"Sizi gidi cimcimeler sizi :-)"
Bir kaç dakika sonra Güler aradı beni, konuşmuyor sadece dinletiyor.
Mirza abisi ile atışmalarının hepsini dinletti.
Araya babası girip ortamı sakinleştirmeye çalışsada olmadı.
Bu sefer Güler de benden yardım istedi.
Sevdiğimi aradım hemen
İlk defa Yârim dedim.
Nasıl çıktı ağzımdan bilemedim
Yüreğimden nasıl dilime kadar geldi bende hayret ettim.
Beni utandırmak sevdiğimin çok mu hoşuna gidiyor ki tekrar söylememi istedi.
Hatta şart koştu söylemezsen affetmem diyerek.
Zaten yüzüm kıpkırmızı oldu.
Sende çarp kalbim hiç sakinleşme zaten
Sukeynâ kim ki...
Derin bir nefes alıp söyledim.
-"Yârim" oda bana
-"Yârenim" deyince aklıma babaannem ve dedemin rüyamdaki hâlleri geldi. Onlar da birbirlerine hep böyle seslenirlermiş.
Onlar sevdalarını inşallah Cennet-î âlâ da yaşıyorlardır.
Güler'lerin abisi ile konuşurken ki seslerini duydum.
Güler teşekkür ediyor ve nasipse düğünden sonra geleceklerini söylediler.
Vuslat vaktine ilk adım
Tuzlu kahve zamanı yaklaşıyor mu yani...
Rabbim Senin rızan doğrultusunda olacaksa bu evliliğimiz
Sen nasip eyle Sevdiğim ile kavuşabilmemizi...
Arkadaşlarım söylemişti sevdiğim Zeyd abim ile Demet'imin düğününe katılmış.
Gülnur ve Kerem abimin düğününe de davet edilmiş gelebilecek mi acaba?
Düğüne sevdiğim gelemiyormuş yoğunluktan dolayı
Nasip değilmiş bir düğünde de beraber olamamız.
Biz sohbet ederken Ahsennur aradı. Müsade isteyerek vedalaşıp kapattık.
-"Efendim kardeşim"
-"Selâmun aleyküm Sukeynâm nasılsın?"
-"Ve aleyküm selâm Nurum. Elhamdülillah iyiyim siz nasılsınız?"
-"Elhamdülillah canım bizlerde iyiyiz. Sen kimle konuşuyordun? "
-"Mirza abinle konuşuyordum güzelim"
-"Hımm. Muhabbetiniz daim olsun güzelim. Hâlâ seviniyorum ikiniz için. Birbirinize çok yakışıyorsunuz."
-"Allah razı olsun canım. Düğünden sonra kahve içmeye geleceğiz dediler."
-"Çok sevindim canım. Allah mübarek eylesin."
-"Âmin canım. Bu arada, Borcum var kardeşim ile yengeme dedi. Kapatalım yengemle konuş ve selâmımı da söyle dedi."
-"Ve aleyküm selâm canım. Ahmet abin sizin durumu öğrenince Ankara'ya kendi gitmek istedi. İnşallah hâyırlısı ile tamamına ersin diyerek. Borcu morcu yok abimin. Siz mutlu olun yeter canım. O günleri bende yaşadım. Babamın inadı yüzünden çok sıkıntılı geçti. Siz çok huzurlu ve güzel geçirin inşallah."
-"Âmin canım. Allah sizlerden razı olsun. Düşünceli bir abim ve kardeşim var elhamdülillah. İyi ki varsınız."
-"Sende canım. Bu arada ben seni niçin aradım biz ne konuşuyoruz."
-"Buyur canım dinliyorum seni"
-"Canım benimle yarın hastaneye kadar gelir misin? Kayınvalidemgili telaşlandırmak istemiyorum. Abdullah tuvaletini yaparken zorlanıyor. Onu göstermek istiyorum."
-"Tamam canım gelirim. Sende sıkma canını bir şeyi yoktur benim paşamın. Ben yarın nasip olursa sana uğrarım beraber gideriz."
-"Sağol canım Allah razı olsun. Annengile selâm söyle canım."
-"Ve aleyküm selâm kardeşim" diyerek vedalaşıp kapattık.
Anneme haber vermek için mutfağa indim.
-"Kolay gelsin Sultanım. Mis gibi kokuyorlar."
-"Sağolasın kızım. Kızım sen bak bakayım bana. Sen Mirza oğlumla mı konuştun?"
-"Annem nasıl anladın?"
-"Nasipse anne olunca sende anlayacaksın kızım."
-"Nasip annem. Bu arada şey...
Mirza bey ve ailesi düğünden sonra kahvemizi içmeye gelmek istiyorlarmış."
-"Yüzüne niye renk geldiği anlaşıldı şimdi. Buyursunlar kızım."
-"Annem bide ben yarın Ahsennur ile Abdullah'ı hastaneye götüreceğiz. Müsadenizle bir şey yoksa gideceğim."
-"Gidin kızım. Önemli bir şey yoktur inşallah."
-"Bilmiyorum annem. Tuvaletini yaparken zorlanıyormuş. Onu göstermek için gideceğiz."
-"Tamam kızım Allah şifa versin. Hadi gel sofrayı kuralım. Baban birazdan burada olur."
-"Tamam annem" diyerek sofrayı kurup yemeklerimizi yedik.
Annem durumu babama izah etti. Babamda buyursunlar dedi.
Elhamdülillah gönlümde razı gördüğüm insanı, annem ve babamda razı gördüler.
Ahsennur'un yaşadığı zorlukları çok şükür yaşamıyorum.
Kardeşim babasından ne eziyetler görmüştü. Çok şükür Ahmet abi gibi bir eşi varda Ona çektiği sıkıntıları unutturmaya çalışıyor.
Huzurlu bir geceden sonra, sabahleyin kardeşim ile birlikte hastaneye gittik.
Çok şükür korkulacak bir şey yok. Küçük beyimizin sünnet olması gerekiyormuş.
-"Benim oğlum erkekliğe ilk adımını mı atacak."
-"Evet annesi. Teyzesinin yiğeni erkek oluyor. Şimdi ne oldu canım gözlerin doldu."
-"Ne bileyim canım. Annelik başka bir şey işte. Bazen böyle ağlıyorum."
-"Merak etme canının yanmasını hiç hissetmiyecek paşamız.
Sen paşamızı bana ver canım. Sende abime haber ver. Meraklanmıştır."
-"Tamam canım sağol. Şuraya geçip oturalım. Hemde ben haber veririm."
Bir çay bahçesine geçip oturduk. Ahsennur Ahmet abi ile konuştu.
En kısa zamanda geleceğini söylemiş.
-Teyzesi yavaş yavaş kalkalım mı? Oğluşum uyumuş.
-Tamam canım. Ben ücreti ödeyeyim siz de bebekle arabaya geçin.
Ahsennur her ne kadar ısrar etmek istesede kabul etmeyeceğimi bildiğinden paşamla birlikte arabaya geçtiler.
-Canım yola ne zaman çıkacaksınız?
-Babam daha önce uçak biletlerini halletmiş canım. İki gün kalıp dönmeyi düşünüyoruz.
-Yağız amcamı bilirim uçak bileti bulamazsa da arabayla gider gelir O. İki günmüş farketmez Onun için.
-Senin de bildiğin gibi canım. Babamın aynı kandan hiç kardeşi yok. Yalnız o kadar çok can kardeşleri varki, Onlar babam, babam Onlar için fizana olsa bile giderler.
-Bu huyunu babandan almışsın canım. Sende benim için aynı şeyleri yapmadın mı?
-Sen yapmadın sanki. Can kardeşiyiz biz. Yine olsa yine yapardım.