♥İlk Telefon Konuşması♥
Mirza'nın Dilinden
Dakikalardır telefona bakıyor, cesaret edipte bir türlü arama tuşuna basamıyordum...
Bana yardımcı olsa olsa Bekir olur.
Bekir'i aradım...
-Efendim devrem.
-Selamünaleyküm devrem ben senden bi konuda yardım isteyecektim.
-Ve aleykümselam devrem. Ben Sivas'ta sen İzmir'de sana nasıl yardımım olacak bilmiyorum ama buyur.
-Olur olur. Kardeşim benim Sukeynâ hanımı aramam lazım. Nasıl arayacağım.
-Kardeşim telefon kullanmayı mı unuttun?
-Evet... ne diyorum ben yaa.
Tabi ki unutmadım da...
-Da sı ne kardeşim?
-İki saattir numaraya bakıyorum. Yalnız bi türlü arayamadım.
Müsait midir değil midir.
Uygun olur mu olmaz mı.
Konuşmak ister mi istemez mi aklıma bin türlü şey geliyor.
-Anladım ben senin derdini. Şimdi kapat biraz sonra arayacağım.
-Tamam kardeşim.
SUKEYNÂ'nın Dilinden
...
-Efendim Bekir abi.
-Bacım benim senden bir ricam olacak. İzmir'de bir kardeşimizin yardıma ihtiyacı varda. Eğer müsaitsen yardımcı olur musun?
-Müsaitim abi de. Konu neydi?
-Ben şimdi sana bir numara vereceğim bacım. Benim arattığımı söyle. O sana hangi konuda yardım istediğini söyleyecektir. Ben numarayı sana mesaj olarak gönderiyorum.
-Tamam abi.
SUKEYNÂ ve MİRZA'nın Dilinden
Telefonum çalınca ekrana bakmadan telefonu açtım.
-Devrem
-Selâmun aleyküm. Numaranızı Bekir abi verdi. Yardıma ihtiyacınız varmış. Nasıl yardımcı olabilirim size?
Sukeynâ hanımın sesini duyduğum gibi, inanamadım ve ekrana baktım.
Ekranda "MÜHÜR GÖZLÜM" yazısını görünce inandım.
Ah devrem ah yapılır mı böyle oyun?
-Afedersiniz sesim geliyor mu? Duyabiliyor musunuz beni?
-Ve aleyküm selâm Sukeynâ hanım. Duyabiliyorum. Benim Mirza.
Mirza beyin sesini duyduğum gibi ne diyeceğimi bilemedim.
Kelimeler boğazımda tıkandı.
-Mirza bey siz misiniz?
Bekir abi arayıp yardıma ihtiyacı olan biri var deyince
-Aradınız ve benim olabileceğimi düşünmemiştiniz.
-Evet
-Anlıyorum. Peki sormayacak mısınız?
-Neyi sormayacak mıyım?
-Ne konuda yardıma ihtiyacım olduğunu.
-Şey afedersiniz. Şaşkınlığıma verin.
Buyrun size nasıl yardımcı olabilirim?
-Ben evlenmek istediğim kişi olarak ilk defa bir hanıma gül verdim ve o hanımı benim verdiğim gülü koklayarak ay ve yıldızları seyrettiğini gördüm. Bende onunla beraber seyrettim. Aramızda mesafeler olsa bile O benim kalbimde olduğundan dolayı yanı başımdaydı.

Ve o hanım o günün sabahında ailemi ailesiyle tanıştırmak istediğini söyleyerek bana dünyalardan daha büyük bir hediye verdi. Ben bu hediyesine karşılık O'na birşey vermek istiyorum. Ne verebilirim?
Duyduklarıma inanamadım. Mirza beye cevap verdim.
-Siz zaten O'na bu dünyada ki verilebilecek en değerli hediyeyi, kalbinizi vermişsiniz. O nasipli hanım için bu, dünyadaki en büyük hediye...
-Ey sevdam, gönlüm sana emanet...
-Bu acizin gönlü de sana emanet...
-Kalbime gönlüme bayram getirdin. İki bayram yaşıyorum sayende.
Bayramın mübarek olsun sevdam.
-Her şey yüce Allah'ın sayesinde olur.
Bu aciz kul sadece vesile oldu.
Sana vesile olmak bana üçüncü bayramımı yaşattı.
İlki bu mübarek bayramımız
İkincisi seni tanıdığım için bayram
Üçüncüsü ise senin gönlüne bayram getirdiğimi duymak bayramım oldu.
Bayramlarımız mübarek olsun.
-Allah'ım lütfen bu bayram çabuk geçsin. Seni bir kere daha görebileceğim gün hemen gelsin.
Bu arada Ey gönlümün sahibi seni ailemle tanıştırmak istiyorum da rica etsem ev adresini söyler misin?
-Kalbim müsade verdi, ailemde müsade verdiğine göre söyleyebilirim.
Yanında kağıt kalem var mı?
-Kağıt kalem bi dakika...
-İstersen mesaj olarak atayım
-Olur da. Mesaj atman için telefonu kapatman gerekiyor demi.
Ben bu konuşmamız bitsin hiç istemiyorum.
Sen ilk defa benimle bu kadar uzun konuştun.
Kapatmasak olmaz mı?
-Ailem dışında ilk defa bir beyle bu kadar uzun konuştum.
O beyde eşim olmasını istediğim bey oldu.
O beyden rica etsem uygun olanı, güzel olanı, helâl olanı yapmaya devam etsek.
Ben O'nu bekliyor olacağım.
-Anladım gönlümün sahibi.
Sen nasıl istersen o olacak Allah'ın izniyle.
Bana güven olur mu?
Seni zora sokacak, zor durumda bırakacak bir şey yapmam.
-Ananem sormuştu. O'nu ilk gördüğünde kalbin ne hissetti dedi.
Güven dedim.
Önce Güven girdi kalbime,
Ardından Saygı çaldı kapımı
Ve en son ki değerli misafirim Sevgi oldu...
-Allah'ın izniyle o kalbindeki değerli misafirler hiç çıkmasın diye nikah kilidi ile kilitleyip, anahtarı olan yüzüğü parmağına takmak istiyorum.
-Başım gözüm gönlüm üstüne...
-Hiç kapatmak istemesemde, kapatmak zorundayım.
Allah'a emanet ol sevdamm.
-Sende Allah'a emanet ol diyerek vedalaşıp kapattık.
Allah'ım telefona bakıp tebessüm etmekten kendimi alamıyorum.
Deliriyor muyum Allah'ım.
Allah'ım sen aklıma mukayyet ol.
Euzû besmele çekerek mesaja evimizin adresini yazıp gönderdim.
Allah'ım söylediklerimi düşünüyorum da, kalbimde neler hissettiysem hepsi dökülmüş dilimden.
Ben neler demişim öyle
Yaa yüzüm niye kızarmış böyle
Yaa ben niye gülüyorum böyle...
-Sevdadan annem. Sevdadan...
-Annecim sen burda mıydın?
-Kızım senin elinde ne var bak bakalım.
-Telefon ve suuu.
Annecim ben sana su getirecektim demi.
Ben şey şeye dalınca unuttum.
-Kızım o şey şeye dalınca kendim gelip alayım dedim. Öyle dalmıştın ki beni farketmedin. Kızımın bu hallerini ilk defa görünce bende seyretmeye doyamadım.
-Yaa annem sen söyleme bari.
-Yanakları al al olmuş hanım suyumu alıp gidebilir miyim ben.
Annem bi yandan suyunu alıp bi yandan da gülerek gitti.
●●●
Bekir, devremim cansın sen cansın...
O bana dönmeden ben onu aradım...
-Efendim yardıma muhtaç kardeşim.
-Sen aramadan ben arayayım dedim. Sen var ya cansın can.
-Anlaşıldı. Muhabbet güzel geçmiş.
-Sana nasıl teşekkür etsem az kalır kardeşim. Rabbim seni hiç darda bırakmasın. Rabbim seni sevdiğine kavuştursun.
-İnşallah bir gün olursa Âmin cümlemizi.
Sen kapat hadi şimdi ev misafir dolu ben biri deli iki kişi ile uğraşıyorum.
-Kardeşin deli bacın akıllı. Acaba beni deli eden kimin bacısı.
-İnşallah bacımı da kendin gibi deli etmezsin. Ya da boşver. Benim bacım akıllı kalsın sen deli deli gezmeye devam et.
-Allah'ın izniyle Onu benden artık kimse alamaz beyfendi.
-Sevdalıların arasına girmekten Allah'tan korkarım.
Hakkınızda herşeyin hâyırlısı olsun kardeşim.
Bacım da sende çok mutlu olun.
-Sağol kardeşim diyerek vedalaşıp kapattık.
Allah'ım sen hakkımızda ne hâyırlısı ise onu nasip eyle.
Beni sevdiğime Sukeynâ'ma kavuştur Allah'ım.
Allah'ım ailelerin tanışmasında inşallah ters bir durum olmaz.
Sukeynâ'm...
İlk defa senli benli konuştu.
İlk defa kalbinden geçenleri saklamadan söyledi.
İlk defa bir erkekle bu kadar uzun konuşmuş.
O benim evvelim olduğu gibi
Bende onun evveli olmuşum.
Ey gönlümün sahibi
Ey sevdiğim
Rabbim helâlim olmanı da nasip eylesin
Âmin Âminn Âminnn...
MİRZA'nın Dilinden
-Annem, büyük cadı, küçük cadı hadi ya daha hazırlanmadınız mı?
-"Geliyoruzzz"
-Geliyoruz geliyoruz diyorlar kaç dakikadır inmediler aşağı.
Geç kalacağız çabuk olun.
Babam saat kaç?
-En son sorduğunun üzerine iki dakika ekle.
-Geç kalcaz geç.
-Oğlum Allah aşkına otur.
Başım döndü.
Bir oyana gidiyon bi bu yana gidiyon.
Geç kalmadık oğlum bi otur.
Ayrıca bırak hanımları sen acele ettircikte insanların eli ayağı birbirine karışıyor.
-(Gül) Allah razı olsun babam konuş. Sabahtan beri acele etmesinden ne yapacağımızı şaşırdık.
-(Güler) Eh abi. Bu zamana kadar sana kız beğendiremedik. Şimdi gideceğimiz kızı bi gözüm tutmasın onu yengem olarak kabul etmem ona göre.
-(Aliye) Dur kızım dur. Kırk yılda bir benim oğlum bir kıza evet demiş. Kararından vazgeçmeden gidelim.
-Siz merdivende beni çekiştirceğinize inseniz de gitsek artık.
Geç kaldık...
-Allah'ım oğlumun ağzından bunları da duydum ya.
İnşallah hakkınızda hâyırlısı olsun kuzummm.
-Âmin hatunum âmin.
Hadi oğlum masanın üzerindeki hediyeleri alda çıkalım.
-Tamam babam diyerek hediyeleri alarak çıktık.
Annem ile babam hâyır duâlarını dillerinden düşürmezken, bizim cadılar, hain plânlar yapma peşinde.
Ben size onları yapmanıza izin verir miyim hiç?
-Kızlar siz benim evlenmemi istemiyor musunuz?
-"İstiyoruz"
-O zaman bu düşündüğünüz plânlar ne öyle?
-"Gelinin sabrını ölçeceğiz abicim."
-"Bakalım biz ne yaparsak yapalım sessiz mi kalcak, yoksa bizi evden mi kovacak."
-"Abimizi kolay kolay elimizden alamaz."
-Diyorsunuz. Peki ben bunları yapmanıza izin verir miyim.
-Vermez. Vermesinde oğlum.
Babam hâlimize gülerken kızlarda suspus oturdular.
Sukeynâ'ların evinin önüne yaklaşınca Güler,
-Annecim bak şurdaki evde de Sukeynâ ablamlar oturuyor.
-Ne deyip arabayı durdurdum.
Küçük cadı sen Sukeynâ'yı nerden tanıyorsun?
-Ben Sukeynâ ablamı 5 yıldır tanıyorum abi.
Çokta severim de.
Sen niye sordun ki Sukeynâ ablamı?
-(Gül) Abi yoksa senin bahsettiğin kız bu kız mı?
-(Güler) Hadi canım. Abi ablamı da tanıştırdım geçenlerde, ablamda tanıyor. Cidden Sukeynâ ablam mı?
-Kızlar ömrümden beş yıl çaldınız. Bunun hesabını eve gidince size tek tek sorcam. Özellikle sana küçük cadı.
-(Güler) Sorr diyerek gülerek alkış çaldı.
Ay çok sevindim Sukeynâ ablam yengem olacak...
-(Mirza) İnşallah inşallah...
-(Ali) Kızlar siz biraz önce plân yapmıyor muydunuz?
-"Kim biz yanlışınız vardır."
-"Biz şaka yaptıydık ciddiye almışınız."
-"Sukeynâ ablama yapılır mı?"
-(Ali) Sizi cimcimeler sizi...
-(Aliye) Sür oğlum sür arabayı ben bu kızı daha çok merak etmeye başladım.
Arabayı evin önünde durdurdum.
Küçük cadı yanıma geldi.
-Abi kapıyı ben çalayım mı? Sukeynâ ablam kim bilir nasıl şaşıracak.
-Tamam küçük cadı hadi bakalım.
Dilimizde hâyır duâları ile kapıyı çaldık...
SUKEYNÂ ve AİLESİ'nin Dilinden
-Eyvah bir şey kırıldı. Bir şeyin var mı kızım? diyerek babam mutfakta olan sakar kızına bağırdı.
-Merak etmeyin bardak kırıldı sadece.
-Ah kızım ah. Yardım etmeme de izin vermiyorsun ki.
-Siz oturun ben yaparım. Annem saat kaç?
-Kızım mutfakta saat yok mu?
-Gönlümün sultanı bu kızın hali nedir böyle.
-Heyecandan ne yaptığını bilemiyor. Eli ayağı birbirine dolaştı. Sakarlığı da tuttu. Kendine bir şey olmaz inşallah. Yardım etmeme de izin vermiyor ki. Bi işin ucundan tutayım.
-Bizim kızın bu oğlanda gönlü var gibi geliyor bana.
-Gibisi fazla yârim var. Haklarında hâyırlısı olsun inşallah.
-Âmin sultanım âmin.
-Oy benim kocamın gözü yaşlanmış. (Gözyaşını silip) Dur daha yârim tanışmaya geliyorlar. Kızı alıp gitmeyecekler yaa.
-Onu hiç söyleme sultanım. Sen Sivas'ta durumu söyledikten sonra hep aklıma gitmesi geliyor. Kızını besle, büyüt yetiştir. Gelsin elin oğlu alsın götürsün.
Düşünmek bile istemiyorum.
-Peki bende babamın kızı değil miydim? Sen beni alıp getirmedin mi?
-Çok zormuş be sultanım. Babamı şimdi daha iyi anladım.
-Annem babam biraz gelir misiniz?
-Hadi gel yârim. Tut elimi. Bakalım kızımız neler döktürmüş. Sana tattırmadan misafire yedirmez.
-Bilirim sultanım. Hadi bakalım.
Güzel kızıma halimi belli etmemek için gülmeye çalıştım.
-(Yağız) Kızım maşallah çok güzel. Ellerine sağlık. Ben bi koşu gideyim kuş sütü de getireyim tam olsun.
-(Mihriban) Maşallah kızıma. Allah nazarlardan korusun.
-Babacım, annem bi tadar mısınız? Tatları da övdüğünüz kadar güzel olmuş mu acaba.
Annem ve babam tadlarına bakınca yüzlerinden güzel oldukları okunuyordu.
-"Ellerine sağlık kızım çok güzel olmuşlar."
Daha sonra annem bana dönüp
-"Hadi kızım git hazırlan. Birazdan gelirler."
-"Tamam annem" diyerek odama çıkıp hazırlanmaya başladım.
-Hatunum şunun neşesine baksana...
-Sen benim yüzümü güldürmek için her şeyi yaptın. İnşallah kızımız içinde kocası aynı şeyi yapar.
-Koca deme bana. Duydukça sinirleniyorum.
-Nasıl sen benim kocacığımsan kızımızın da kocacığı olacak birtanem.
-Diline düştük ya geç dalganı.
-Oy oy ben sevdiğime kıyamam. diyerek kocacığıma sarılınca oda bana sarıldı.
-Upps. Yanlış bir zamanda mı geldim? Geri gidebilirim.
-Gel kızım gel. Annen kocacığının gönlünü almaya çalışıyordu.
-Alabildi mi bari?
-Aldı aldı... diyerek babam bana ve anneme sarıldı.
Kapı çaldı. Sanırım geldiler...
SUKEYNÂ ve MİRZA'nın Dilinden
-Açayım mı anne?
-Kızım o nasıl soru açsana kapıyı.
-Ben ne dediğimi biliyor muyum annem? Başörtümü düzeltip peçemi yaptım. Euzû besmele çekerek kapıyı açtım.
Güler'i karşımda görmeyi hiç beklemiyordum.
-Hoşgeldin gülüm.
-Hoşbulduk ablam. Beni davet etmiyecek misin?
-Kusura bakma gülüm dalmışım buyur geç.
-Burdan geçiyordum. Sana da uğrayayım dedim. Tek gelmedim yalnız. Ailemle geldim. Müsadenle onlar da gelsinler.
-Şey tabi gülüm buyursunlar.
-Abla misafir mi bekliyordunuz? Sanki biraz isteksiz buyur ettin gibi.
-Yok canım estağfurullah. Misafir geri çevrilir mi? Buyursun gelsinler.
-Peki madem benden günah gitti. Çağırayım da gelsinler.
Buyrun gelin. Müsaitlermiş.
Tanıştırayım ablam bu babam
-"Hoşgeldiniz buyrun geçin."
Bu annem
-"Hoşgeldiniz teyzem buyrun geçin."
Bu ablam tanışmıştın zaten
-"Hoşgeldin canım buyur geç."
Bu da benim yakışıklı abim
Başımı kaldırdığım gibi Mirza beyi gördüm
-Mi.r.za bey
Mirza bey senin abin mi?
-Evet ablacım. Kulağıma fısıldayarak ("Seni kaçırmaya geldi.")
Neyse ben geçeyim.
Güler'in söylediğine ve karşımda Mirza beyi elinde çiçek çikolatasıyla görünce dalmışım.
Annemin seslenmesi ile kendime geldim.
-Kızım oğlumuzu da buyur etsene. Kapının önünde kaldınız.
-Şey afedersiniz. Buyrun hoşgeldiniz.
Mirza bey benim duyabileceğim kısık bir sesle
-Ben halimden gayet memnundum. Sen bana öyle bak ben dışarda beklemeye razıyım deyip göz kırptı.
Allah'ım bu adam beni kalpten götürecek.
-Hoşbulduk. Bunlar sizin için buyrun diyerek içeri girdi.

Ben çiçek ve çikolatayı mutfağa götürdüğümde arkamdan Gül ve Güler geldi.
-Alacağınız olsun kızlar. Çok mahçup oldum.
-(Gül) Hiçte mahçup olma abla.
-(Güler) Nasıl şaşırdın ama abla.
-Güler elimden çekeceğin var. Ben sana sorarım.
-(Güler) Sorun sorun. Ne bu sevdalılardan çektiğim. Akşama abim soracak, seni beş yıldır tanıyorum abime niye söylemedim diye. Sende şaka yaptım diye sor.
-(Gül) Siz beraber soruşurken ben şu yemekleri mideme indirerek, midem beğendin mi diye sorsam olmaz mı? Bu güzellik ne böyle. Ellerinize sağlık.
-Biraz daha beklesen gülüm. Güler sen, beni ve abini bırak da söyle bakalım. Yer sofrasında mı yemek yersiniz masaya mı kurayım?
-Ablam babam ayağının rahatsızlığından dolayı masada yemek yer. Bizlere farketmez.
-Tamam canım sağol.
İçeri geçelim oturalım. Daha sonra kuralım.
-"Tamam ablam" dediler içeri geçtik.
Biraz hoş beş muhabbetten sonra beylere salonda masaya sofra kurduk.
Hanımlara oturma odasında yer sofrası kurarak yemeğe oturduk.
-Kızım gel bakalım yanıma otur. Gül ile Güler yapsın ikramı.
Peçemi açarak Aliye teyzemin yanına oturdum.
-Buyrun.
-Oğlumun da dediği gibi nur yüzlü bir kızmışsın gerçekten.
Utanarak başımı öne eğince Aliye teyzem başımı kaldırıp
-Utanma kızım.
Yavrum ben ilk defa oğlumu böyle gördüm. Yalan söyleyecek değilim çok kıza gittik. Ama oğlum hiç bir kıza evet dememişti. Ta ki sen oldun. Oğlum ilk defa evet dedi.
Seni Güler de anlata anlata bitiremezdi.
Tanışalım o ablanla ailesiyle diyordum nasip bu zamanaymış.
Mihriban hanım kızınız oğluma sormamış ama ben söyleyeyim
Oğlum inşaat mühendisidir.
Çok şükür kötü alışkanlığı yoktur.
Abdestinde namazındadır.
Evi arabası vardır.
Sukeynâ kızımda o evi kabul ederse orda oturacaklar.
Bizim oğlan sizin kızın yaşantısına yüreğine tutulmuş.
Sukeynâ kızımın yüzünden onun da boş olmadığını görüyorum.
Dilerseniz araştırın sorun soruşturun bizleri sizde uygun görürseniz eğer Allah'ın emrini koymak isteriz.
-Aliye hanım iki taraf içinde haklarında ne hâyırlısı ise o olsun.
Dilerseniz sizlerde bizi araştırın.
Kızım ev hanımı. Yeri gelince bakıcılık yaparak para kazandı.
Ailesine katkıda bulunmaya çalışır.
Sohbet ehlidir. O yüzden haftada iki üç gün sohbetlere gitmek isteyecek veya eve alacaktır.
Benim kızım kendine helâl olmayan ortamlarda böyle giyinir.
Çok şükür kızımın da kötü alışkanlığı yoktur.
Mirza oğlumuz ne kadar kabul etmiş olsa da, bir kız evlenince o aileyle de evlenir.
Sizde kabul eder misiniz?
-Biliyorum Mihriban hanım. Oğlum her şeyi anlattı kızımız hakkında.
Oğlum kabul etmiş. Biz de kabul ettik tabi.
Sukeynâ kızımızdan öğreneceğimiz çok şeyimiz var.
-Estağfurullah
-Öyle öyle
-Sizden ve kızımdan ricam odur ki
Siz kızıma kaynanalık değil annelik yapın
Kızım da size gelinlik değil kızlık yapsın
-O konuda gözünüz arkada kalmasın. İki kızım vardı üçüncü kızım olmuş oldu.
İnşallah hâyırlısı ile bu iş olurda bende Sukeynâ kızımın ikinci annesi olmuş olurum.
-Hâyırlısı olsun inşallah. Hadi buyrun yemeğe geçelim. Daha fazla soğumasınlar.
-Çok güzel gözüküyor ellerinize sağlık.
-Onu bana değil kızınıza söyleyeceksiniz.
-Öyle mi? Ellerine sağlık kızım.
-Afiyet olsun.
-(Gül) Hiç öyle utanıp başını öne eğme abla çok güzel olmuş gerçekten.
-(Güler) Ben daha önceleri de bildiğimden hiç şaşırmadım.
-(Gül) Sen bence susta. Son lokmalarını güzel yut. Abime daha beş yılın hesabını vercen.
-(Mihriban) Ne beş yılı kızım?
-(Gül) Sukeynâ ablamı Güler beş yıldır tanıyıp tanıştırmayınca ömrümden beş sene çaldın diye abim hesap soracak.
Benim su boğazımda kalıp öksürmeye başlayınca
-(Aliye) Helâl kızım helâl. Utandırmayın kızımı da rahat rahat yemeğini yesin.
Bizimkiler halime gülerek neşeli bir şekilde yemek yedik.
************************************
Mühür Gözlümün kapıda beni görünce ki şaşkınlığı nasıldı öyle.
İsmimi söyleyemedi.
Hele ben ona göz kırpınca ki başını öne eğerek utanışı.
Eminim yüzü kıpkırmızı olmuştur.
İnşallah hâyırlısı ile helâlim olursun da yarim yüzünü rahat rahat görebilirim.
Benim saklı hazinem, siyah incim...
Sofrayı bey ve hanımlara ayrı kurdular.
Yalnız yemekleri kim yaptıysa ellerine sağlık. Yemeklerin tadına doyamadım.
Harika olmuş.
Ah şu sofrada beraber oturacağımız günde gelecek mi acaba?
Yağız amcanın sesiyle hâyâlden çıkıp gerçek dünyaya geri döndüm.
-Teşekkür ederim oğlum. Sukeynâ bize her şeyi anlattı. Hem bana hem de kızıma yardımlarından dolayı Allah razı olsun. Hakkını helâl et.
-Estağfurullah helâl olsun. Ne yaptım ki.
-Yaptın oğlum. Sağol varol.
-Siz sağolun amcam.
-Yağız bey oğluma veya bana sormak istediğiniz soru varsa sorabilirsiniz.
-Ali bey. Kızım zaten gerek gördüklerini sormuş cevabını almış. Nasip olursa bu iş olursa sormak istediğim değil sizden ricam olacak.
-Tabi buyrun.
-Mirza oğlum, Ali bey, kızımı inancı gereği yaşamasından koparmaya çalışmayın. O hiç dünyalık için yaşayan bir insan değil. Öte dünyası için yaşar. Bu dünyadanda sadece gerektiği kadarını ister ve onun için koşturur. Kızımı inancı gereği yaşamasından koparmaya çalışırsanız onu diri diri toprağa gömmüş olursunuz...
-Sözünü kesiyorum Yağız amca özür dilerim. Yalnız şunu bilki kızınızın kılına zarar gelmemesi için çalışacağım. Ben onun talebesi olup eksikliklerimi tamamlamaya çalışacağım. Ben daha onun yüzünü bile görmeden inancını yaşamasına hayran oldum. Gözünüz arkada kalmasın.
-Gözünüz arkada kalmasın Yağız bey.
-Çok teşekkür ederim Allah razı olsun...
Güzel bir akşamın ardından müsade isteyerek ayrıldık.
Yüreğim ne kadar ayrılmak hiç istemese de.
Sabır yüreğim sabır.
Nasipse vuslata az kaldı...
Eve doğru giderken babam konuya girdi
-Ne diyorsun hatunum
-Ben çok beğendim. Oturuşu, kalkışı, sohbeti, elinin lezzeti, yüreğinin saflığı yüzüne vurmuş maşallah.
-(Gül) Elinin lezzeti demişken, abi eğer evlenirseniz ablam seni yüz kilo yapar. O yemeklerin güzelliği neydi öyle.
-Yemekleri Sukeynâm mı yapmış?
-Sukeynâ ablam daha senin Sukeynân değil abi. Ayrıca evet o yapmış. Ben daha önce de bildiğimden dolayı elinin lezzeti çok güzeldir.
-Sen hiç konuşma küçük cadı. Eve gidelim seni sorguya çekeceğim ben.
-Abi Sukeynâ ablam sana bir şey söylemedi mi?
-Ne söyleyecekti ki.
-Tüh unuttu o zaman. Ondan bir şey rica etmiştim de.
-Sen ne. Bi dakika mesaj geldi.
Mesaj Mühür Gözlümden gelmiş.
-"Her nasip vaktine esirdir.
Bizim esaretimizde Güler ile değil
Muhsin Demir ile çözülmesi yazılmış.
...Ey gönül ses etme
Bekle
Ya nasip de
Allah'a bırak...
Her şeyin en güzelini bilen Rabbimiz
Bizim hakkımızda da elbet
En güzel vakti yazmıştır..."
-Güler'im sana bir şey demeyeceğim merak etme.
-Mesaj Sukeynâ ablamdan geldi demi.
-Hı hı
-Allah'ım Sukeynâ ablama yengem dememi de nasip eyle...
-(Mirza) ÂMİNNN...