ÂŞIK OLMAK...

1193 Kelimeler
SUKEYNÂ'nın Dilinden Aslan amca ve Gül teyze bugün dünürlerini bırakmadılar. Bugün misafirimiz olun yarın yola çıkarsınız dediler. Annem ve babamla birlikte ne kadar ısrar etsekte bizi de bırakmadılar. Akrabalarınızda yarın kalırsınız bugün bizde kalın dediler. 3 katlı bir aile apartmanları var. Aslan amca ben ölmeden evlatlarımı da ev sahibi yapayım da gözüm arkada kalmasın derdi. Üç evladının üçüne de bir ev bıraktı. Gülnur anlatırdı;Zeyd abi ile Zeynel abi onu kızdırınca siz yukarıya evlerinize gitsenize burası annem, babam ve benim evim diyerek tatlılıkla kovarmış. Beyleri 3.kata gönderip biz hanımlar birinci katta kaldık. (2.kat Zeyd abi ile Demet'in evi.) -Abim de evlendi. -Gülnurum sıra sana geliyor. -Zeyd abim araya kaynadı Zeynel abimde araya kaynarsa hiç şaşırmam. Ben abimlerden herşeyi bekliyorum artık Sukeynâm. -Yok yok yapmaz Zeynel abim. Gülnur'un telefonuna mesaj geldi. -Abimler köyevine varmışlar. Hazırladığımız sürpriz için çok teşekkür ediyorlar. İnşallah bir haftalık tatilleri çok güzel geçer. -Eminim kızlarla çok güzel sürpriz hazırlamışsınızdır. Bu arada orası onların ilk karşılaştıkları yerdi demi. Size köyevine kızlarla ziyarete gelmiştik. -Evet canım. Kızlar hatta burası çoook güzel deyip durduydu. -Kim beğenmez ki orayı. Yanında ırmak akıyor. Bahçenin içinde mis gibi bir ev. İnsan içi huzur doluyor orada. -Haklısın canım. Bu arada babamlar Zeynel abimi de evlendirip oraya yerleşmeyi düşünüyorlar. Bu evi de arada sırada gelmek için bozmayacaklar. -Şehir hayatı köy hayatı gibi sıcak olmuyor. Onlar da köy hayatını hep daha çok sevdiler. Artık emekliliklerinin tadını çıkartmak istiyorlar. Haksız da sayılmazlar. dedim gülümseyerek. -Doğru söylüyorsun güzelim. Bizim okulumuz du işimizdi derken şehir hayatına katlandılar. Şimdi sakinlik onlara da iyi gelecek... Gül teyzemin seslenmesiyle salona geçtik. -Kızlar siz Gülnur'un odasında kalın. Biz büyükler için de salon ile oturma odasını ayarlayacağız. Hadi gelin de hazırlayalım. El birliğiyle yatakları hazırladık namazlarımızı kıldık derken yatma vakti gelmişti. Lakin gözümde tek damla uyku yoktu. Ne oluyor bana böyle bir türlü anlam veremiyorum. Kızlar uyuduktan sonra biraz nefes alabilmek için balkona çıktım. Balkonlarını öyle güzel yaptılar ki kış bahçesi oldu. Çiçekleri kokladım. Nefes almaya çalıştım. Kalbim öyle sıkılıyor ki, ne zaman sevdiklerime zarar gelse veya onlar ne zaman üzülse hep böyle oluyorum. Sessizce gözyaşı dökerek Rabbimi anmaya çalıştım. Ancak böyle biraz huzur buluyor, rahatlaya biliyordum. MİRZA'nın Dilinden Bekir'e Sukeynâ hanımla nasıl karşılaştığımızı, başımızdan geçen olayları, İzmir'e döndüğümüzde yaşananları hatta kazayı dahil hissettiklerimle her şeyi anlattım. -... Bugün de belediye de karşılaştık. Onu gördüğümde onunla konuştuğumda yüreğimin yerinden çıkacağını zannettim. -Oğlum ne ara karşılaştınız da konuştunuz. Benim bi 5 dakika bile sürmedi yanındaki yokluğum. -Seninle konuşurken bir bey çağırmıştıya seni, bende Mehmet'in yanına gidecektim. Asansöre binecekken karşılaştık. Babasına yardım edenin benim mi olduğumu, arabanın durumunu sordu ve Allah razı olsun diyerek helâllik isteyerek ayrıldı. Bugüne kadar onunla yaptığımız en uzun konuşma bu oldu. Senin deyiminle bi beş dakika bile sürmedi. O benimle yalnız kalmamak için asansöre bile binmedi. Benim bimmemi istedi. O merdivenleri kullandı. -Biraz önce de dediğim gibi harama bulaşçam korkusundan helalden bile vazgeçer. Hiç şaşırmadım. Bizim komşu kızından da böyle davranmasını beklerdim. -Komşu kızı diyorsun. Sukeynâ hanımlar burda mı yaşadı? -Ananesigil bizim mahallede oturuyorlardı. Bugün gittiğimiz düğün sahipleri Zeyd'in ailesi onlar ve biz çok samimiydik. Aile dostlarıydık. Sukeynâ bacımlar her İzmir'den gelişte ananesigil de kalırlardı. Benim kız kardeşimle Sukeynâ çok samimi dosttular. Zeyd'in kızkardeşi benim kardeşim Sukeynâ bacım ayrılmaz üçlü olurlardı. Sukeynâ'nın dayısının geçen sene tayini Elazığa çıktı. Hanımı da çalıştığından çocuklara bakmak için ananesigil Elazığ'a taşındı. O yüzden eskisi kadar sık gelmiyorlar. -Anladım. Şimdi Sukeynâ hanımın bir suçunun olmadığını sadece benim yüreğime engel olamadığımı anladın mı? -Anladım. Şey yumruk için kusura bakma kardeşim. Bi anda bacımın ismini duyunca abilik damarım kabardı herhalde. -Önemli değil kardeşim. Eğer durumumu Sukeynâ hanıma söylersem abileri varsa bakarsın onlarda yumruk atar. Alıştırma olmuş oldu benim için. -Abi... Abileri vardı... 2 yiğit abisi vardı. 3 sene önce iki can kardeşimi de toprağa verdik. Trafik kazası sonucu vefat ettiler dedi ve öyle bir Af Allah'ım dedi ki gözünden yaş geldi. -Çok üzüldüm kardeşim. Allah rahmet eylesin. Sevdiklerine, anasına babasına Allah peygamber sabrı versin. -Âminnnn kardeşim âmin. -Kardeşim senden bir şey isteyebilir miyim? -Söyle kardeşim. Yapabileceğim bir şeyse yaparım. -Bana Yürek Yangınımı Sukeynâ'nın hayatını anlatır mısın? -(Bekir) Tamam anlatayım. Sukeynâ bacım benim bacım Berra ile yaşıt. 23 yaşında. Annem babam anlatmıştı. 5 kardeşlerdi. Biri zaten erken doğum olduğu için fazla yaşamadan vefat etmiş. Bir kardeşini 5 yaşında piknikte iken kaybettiler. Ölü mü sağ mı hâlâ bildikleri yok. Zaten Mihriban yengenin erken doğum yapmasına bu olay vesile olmuş. 3 yıl önce de iki can parçalarını daha toprağa verdiler. İçinden geçiriyorsundur belki bunlar nasıl sabrediyorlar diye. Allah'ın yolunda olmaları onları ayakta tutup onlara sabır verdi. Düşünsene İzmir gibi bir yerde dinini yaşamaya hatta tavizsiz bir hayat sürmeye çalışıyorsun. Birgün ailecek Yağız amcalara gittik akraba ziyaretinden dönerken. Ben kendim şahit oldum ya Berra ile Sukeynâ bacımı arkadaşları çağırmış. Abi bizi bırakır mısın dediler. Tamam dedim çıktık yola. Sukeynâ bacımı bir bakan bir daha bakıyor. Ettikleri lafları saymıyorum bile. Ya Sabır dedim devam ettik. Sukeynâ bacım da abi boşver, bilmiyorlar, Allah hidayet versin diyor devam ediyoruz. Bir kafenin önünden geçip kızların arkadaşlarının olduğu lokantaya gideceğiz. Kafenin önünden geçerken sarhoşun biri içki bardağını Sukeynâ bacımın üzerine "Sizin vatanınız burası değil sizin vatanınız İran defolun" diye üzerine atmaz mı sandalyeyi kaptığım gibi adamın üzerine gittim. "Burası Onunda vatanı sen git defol lan" diye bağırdım. Kafenin müşterileri elimden sandalyeyi almaya çalışıyor. Berra ile Sukeynâ bacım beni sakinleştirmeye çalışıyor ama yok hâlâ bağırıyorum adama. Sonra bir adam geldi kafenin sahibiymiş. Adamı "defol buradan sen yapmıyorsun bari yapana saygı göster" diye adamı kovdu. Neyse beni sakinleştirdiler. Berra ile Sukeynâ bacım ağlıyor. Oradakiler bir kaç şey söyledi ama ben duyamıyorum bile. Sonra kafe sahibi bacımdan özür diledi. Özür dilemesi gereken başkası iken. Oradan ayrıldık. Berra kızlara haber verdi. Bacımın benden isteği ise abi,Berram bu durumu annemlere söylemeseniz. Üzülmesinler. Tamam bacım dedik eve döndük. Kim bilir o bu olaylarla kaç defa karşılaşıyor yine de taviz vermeden dinini öğrenmeye ve yaşamaya çalışıyor. Ben daha Onun hakkında sana ne söyleyeyim ki kardeşim daha ne diyebilirim ki... Bekir'in anlattıklarını dinleyince Sukeynâ'nın yaşadığı acı dolu günlerden sonra yüreğim daha çok yandı. Ayağa kalktım. Uçurumun kenarına geldim. Gözümden yaşlar bir gram eksilmeden yüreğim adeta ağzımdan taştı. -"SUKEYNÂÂÂ SENİ SEVİYORUM" diyerek haykırdım. Durmadan defalarca tekrarladım. Bekir yanıma gelip beni durdurdu. -"Kardeşim yapma dur. Boğazın yırtılacak nerdeyse." -"Kardeşim ben onu seviyorum çok seviyorum." dedim kardeşime isımsıkı sarılarak... Artık O üzülmesin. Üzülmesin... SUKEYNÂ'nın Dilinden "Mirza bey durun durun Yârimmm durrr..." diyerek kanter içinde uyanmışım. Karşımda Gülnür ve kuzenini gördüm. -Canım iyi misin. Balkonda oturduğun yerde uyuya kalmışsın. Kabus gördün herhalde. İçeri geçelim gel. Biz Gülnurla içeri geçerken kuzeni bana bir bardak su getirdi. -Kardeşim al iç şu suyu. Ne olduğunu anlatabilecek misin? -Geceleyin uyku tutmadı senin balkonuna çıktım. Yerde otururken uyuya kalmışım rüyamı hatırlamıyorum. Gerçekten hiçbir şey hatırlamıyorum. -Gece namazı için kalkmıştık seni göremedim kuzenim balkon kapısı açık belki oradadır dedi. Balkona çıktığımızda seni yerde otururken bulduk. Soğuk soğuk ter döküyordun. Seni uyandırmaya geldik. Sen Mirza bey durun durun Yârimmm durrr diyerek uyandın. Ne gördüğünü hatırlamaman normal canım. Kendini iyi hissediyorsan gel bi elini yüzünü yıka. Tamam dedim ve banyoya girip abdest aldım. İçeriye geçtiğimde gece namazımı kıldım. Gülnur'un benimle konuşmak istediğinin farkındaydım. -Farkındayım güzelim Mirza bey kim diye soracaksın. Yalnız senden ricam bana biraz zaman ver. Neyin ne olduğunun bende farkında değilim. Allah'ın izniyle söz veriyorum zamanı gelince herşeyi anlatacağım...
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE