SUKEYNÂ'nın Dilinden
Ankara'ya geldiğimizde bizleri Demet'in ailesi karşıladı.
Selamlaşmadan sonra babam beylerin yanında kaldı. Annem ve bende Demet'in yanına gittik.
Nasip olursa Demet ve Zeyd abimin bugün kına gecesi olacak, yarın da düğünleri...
Yukarı çıktığımızda Demet'in ailesi, arkadaşları, çevresi gelmiş, herkes bir işin ucundan tutmaya çalışıyordu.
Annemi Demet'in annesinin yanında bırakıp bende kızların olduğu tarafa geçtim.
-Heyecanından bu vakitte tırnaklarını yemeğe başlamışsın.
-Güzelimmm hoşgeldin
diyerek sarıldık.
-Hoşbulduk güzelim.
Diğer kızlarla da selamlaştıktan sonra Demet'in yanına oturdum. Gülnur'a takıldım.
-Kızım sen erkek tarafı değil misin burda ne işin var? Erkek tarafı ile beraber gelmen gerekmiyor mu?
-Ben erken geldim. Bakayım gelinimiz güzel hazırlanıyor mu? Kızlar damat hakkında dedikodu ediyorlar mı? Kaynana kayınpederi çekiştiriyorlar mı?
Gülnur'un söylediklerine hepimiz güldük. Demet'te Gülnur'a takılıp
-Yaa aslında bir görümcem var.Allah d...
-Allah düşman başına mı versin?
Gülnur'un cevap vermesiyle Yağmur şaka niyetiyle vahlanıp ellerini vurarak
-Ahh yazık daha sevdiğine kavuşamadan.
-Haklısın Yağmur'um ben sevdiğime, Zeydime kavuşuyorum çok şükür herkes kavuşsun.
Allah dostumu Kerem abinin başına versin.
Kızlarla gülerek hep birlikte "Âmin" dedik.
İçeriye annem geldi.
-Demet kızım Yağız amcan kayınpederinle konuştu. Erkek tarafının gelmesine az kalmış. Babanlar bu yüzden imamı çağırmaya gidiyorlarmış.
Sende son hazırlıklarını yap kızım.
Kınanızdan önce dini nikahınız kıyılacak.
-Taaa...mam teyzem.
Annem Demet'in yanına gelerek elini tuttu
-İyi misin kızım?
-İyiyim teyzem. Heyecan bastı bi anda. Bi de şey. Ben daha önce hiç dini nikâha katılmadım.
Ne denir ne yapılır bilmiyorum.
-Anlıyorum kızım. Kavuşma heyecanı normal. Senle biraz konuşalım ister misin?
Demet evet diyerek başını sallayınca annem Demet'in annesi Derya teyzemi çağırmamı istedi.
Derya teyzem, Demet ve annem Derya teyzemlerin odasına geçerek konuşmaya başladılar.
DEMET'in Dilinden
Annemlerin odasına girdiğimizde Mihriban teyzem elimden tutarak karşısına oturtturdu, annem de yanıma oturdu.
-Güzel kızım heyecanlanman çok normal. Sevdiğini bunca yıl bekledin ve nasipse biraz sonra kavuşmuş olacaksın.
Allah katında senin hayat yoldaşın olacak.
Nikâh mevzusuna gelince abdestli bir şekilde hocanın karşısında oturacaksın.
Kimi hocalar soruyordu şu anda soran pek kalmadı.
32 farzı sorarsa söylersin.
Mehrini soracak.
Mehri belirlediniz mi güzelim?
-Babam güçlük çıkartmak istemem. Sizin durumunuz için ne uygunsa onu yapın dedi. Onlarda 100 gr. altın uygundur dediler.
Babamda sizin için uygun olan bizim için de uygundur dedi.
-Çok güzel kızım. Zorluk çıkartmayıp kolay kılmışsınız. Allah mübarek etsin.
Nikâh şahitlerini belirlediniz mi kızım?
-Benim en zor anlarımda yanımda olan Sukeynâ, Arzu, Sude ve kuzenimin olmasını istiyorum. Olur mu?
-Olur kızım. Bekarlara bakın ben evleniyorum siz de mi evlenin diyorsun?
Mihriban teyzem insanın heyecanını sıkıntısını üzerinden almayı başarabiliyor.
Şu anda bi yandan tebessüm ederken bi anda da rahatladığımı hissediyorum.
-İmam, 3 defa evlenmeyi kabul edip etmediğini soracak. Seninde kabul edeceğini bildiğimden söylüyorum. Kabul ettim diyeceksin. Hoca diğerlerine de sorduktan sonra duâ edip bitirecek.
Annem ellerimi tutup gülümseyerek
-Hâyırlısıyla kuzum evlenmiş olacak.
-İnşallah bacım. Siz ana-kız dertleşin biraz. Konuşacaklarınız vardır.Ben çıkayım.
-Çıkma bacım. Senden gizlimiz saklımız yoktur. Yavrum Demet'im gel yat şöyle dizime.
Sana büyüklerin çok tavsiye verecektir kızım. Onları iyi dinleyesin. Yavrum eşine ve ailesine saygısızlık, hürmetsizlik yapmayasın. Dışarı çıktığında damadım senin nerde olduğunu bilsin. Evine yalan girmesin kızım. Helâl yoldan kazanç sağlayın,evinize haram sokmayın. Evinden Kur'an nurunu eksik etmeyesin...
Annem hem başımı okşuyor hem de bana tavsiyelerde bulunuyordu. Kapı çalındı. Annemi ve beni çağırıyorlar. Herhalde Zeyd'im ve ailesi geldi.
Ailem geldi...
Kayınvalidem ve gelenler ile selamlaşıp hoş bir muhabbetten sonra dini nikahımızın kıyılması için beyler dışardan çağrıldı.
Zeyd'im, imam, Zeyd'imin yakın dostu Umut abi, annem ve babam, kayınvalidem ve kayınpederim, kızlar ve ben oturma odasına geçerek dini nikahımız kıyıldı.
Heyecanımdan elimi koyacak yer bulamazken hocamın sorusuyla kalbim yerinden çıkçaktı...
-"Allahü teâlânın emri, Peygamber efendimizin (sav) sünneti, amelde mezhebimizin imamı olan İmam-ı a'zam Ebu Hanife hazretlerinin ictihadı ve hazır olan Müslümanların şahitlikleriyle, 100 gr altın mehr-i müeccelle Osman kızı Demet, Aslan oğlu Zeyd'i kocalığa kabul ettin mi?"
-Kabul ettim
Hocam 3 defa tekrarladı üçünde de "Kabul ettim" dedim.
Hocam bu sefer Zeyd'ime sordu
-"Allahü teâlânın emri, Peygamber efendimizin (sav) sünneti, amelde mezhebimizin imamı olan İmam-ı a'zam Ebu Hanife hazretlerinin ictihadı ve hazır olan Müslümanların şahitlikleriyle, 100 gr altın mehr-i müeccelle Aslan oğlu Zeyd, Osman kızı Demet'i zevceliğe kabul ettin mi?
-Kabul ettim
Hocam üç defa tekrarladı üçünde de "Kabul ettim" dedi.
Hocam şahitlere döndü onlarda onayladıktan sonra duâ ederek bitirdi.
-"Allah mübarek etsin yavrularım iki cihanda da çok mutlu olun" dedi.
-"Âminnn" dedik.
Umut abi bizi tebrik edip hoca ile odadan ayrıldı.
Zeyd'im ile ben annelerimizin ve babalarımızın ellerini öperek hâyır duâlarını aldık.
Son olarak kızlarda bizi tebrik edip, bizleri yalnız bırakmak için ayrıldılar.
Zeyd'im ellerimi tuttu.
-Sevdiğim, Helâlim şuan da dünyadaki ne kadar güzel söz varsa senin gözlerinin içine bakarak usanmadan yılmadan söylemek istiyorum.
-Yârimmm...
-Yârenimm...
Artık sözcükler kifayetsiz kaldı. Zeyd'imle gözlerimiz konuştu.
Bunca yılın özlemi hasreti gözlerimizden akan yaşlarla sona erdi.
Birbirimizin gözyaşlarını silerken arkadan yenilerinin geldiğini görüyorduk.
Zeyd'im beni gözü yaşlı biçimde alnımdan öptü.
-Seni seviyorum.
Elimi yanağına götürerek cevap verdim.
-Bende seni seviyorum...
SUKEYNÂ'nın Dilinden
Zeyd abi ve Demet'i odada yalnız bırakıp ayrıldık.
Kına gecesi için son hazırlıkları tamamlayıp akşam namazlarımızı edâ eyledik.
Demet'e bindallısı çok yakıştı.
Salavatlar çekerek Demet'i misafirlerin arasındaki yerine getirdik.
Rukiye hocamız biz hanımlara çok güzel sohbet verdi.
Sohbet bitiminde hocamız gelinimizin kınasını yakalım dedi.
Gülnur Demet'e dönerek
-Annem eline altını katacak. Elini ondan önce açma.
Kınayı yakması için annemin yapmasını söylediler.
-Hatunlar gelin elini açmıyor hatunlar. Bunun anahtarı kimdedir? dedi gülerek
Gül teyzemde gülümseyerek gelip
-Bilirim bilirim bendedir onun anahtarı dedi.
Altını Demet'in avucuna katıp alnından öptü.
Annem duâlar ederek kınayı yaktı. Demet'i öperek yerine geçti.
İlahiler ikramlar muhabbetler ile çok güzel bir gece geçirdik.
Yarın nasip olursa düğün için Sivas'a gidiyoruz.
Demet bugün annesinin yanında yattı.
Bugün onun baba evindeki son günü.
Buruk mutluluk nedir diye sorsalar herhalde bir cevabı da
"Baba evinden ayrılmanın burukluğu ile sevdiğinin yanına gitmenin mutluluğunu yaşamaktır herhalde..."
MİRZA'nın Dilinden
Ankara'ya geleli kaç gün oldu hâlâ kendimi işe veremiyorum.
O kadar çok dalıp gidiyorum ki yanımda çalışan arkadaşlarımda durumu farkettiler, bir şey olup olmadığını soruyorlar.
Babamın beni yolcu ederken ki sözleri geliyor aklıma.
"Oğlum Abdullah beyle konuştum. Arkadaşınla konuştuklarını anlattı. Bu olay senin iyi düşünmen için çok güzel bir fırsat.
Yalnız oğlum unutma ki sen nereye gidersen git,nereye kaçarsan kaç yüreğinde seninle beraber gelecektir. Senin bir planın olduğu gibi unutma ki Allah'ın da bir planı vardır ve elbet ortaya çıkacaktır..."
Telefonum çaldı. Askeriye'den arıyorlar.
-Efendim
-Selamun aleykum abi. Alacağın olsun. Ankara'ya gelmişsin insan bi kardeşine de uğrar. Ankara Sivas arası kaç dakika? Sabah çıksan öğlene burdasın...
-Aslanım bi dinlicen mi beni.
-Tamam.
-Ve aleyküm selam. Kardeşim hem yeni yerleştim. Hem işler fırsat bulamadım. Daha Ankara'ya geleli kaç gün oldu ki. Allah'ın izniyle elbet gelcem. Bi kendimi toplayayım bi müsade et. Ayrıca sen benim Ankara'ya geldiğimi nerden biliyorsun?
-Polis oğluyuz. Bizim de kendimize göre bi kuşlarımız var yani. dedi gülerek.
-O Gül ile Güler'e söyle. Mirza abimin size büyük selamı varmış de. Ben senin yanına habersiz gelmeyi düşünüyordum çünkü...
-Olsun abi. Sen gel ben habersiz gelmiş gibi yaparım. Yarın hazır çarşı iznim var. Senle de konuşmuş oluruz.
-Tamam aslanım tamam. Nasip olursa yarın gelirim.
-Aslansın abi.Hadi ben kapatıyorum. Allah'a emanet ol.
-Sende Allah'a emanet ol aslanım.
Telefonu kapattıktan sonra yanımda çalışan arkadaşlardan üç tanesi ve başlarındaki ustabaşı geldi.
-Buyrun. Kardeşimle konuşuyordum. Kusura bakmayın beklettim.
-"Estağfurullah beyim. Bizim bir mazuratımız vardı da?"
-Buyrun dinliyorum
-"Beyim birkaç işçinin yarın Sivas'ta düğünleri varmış. Ben müsade versem de sorumlu sizsiniz. İzniniz olursa yarın gelmeyecekler."
-Hayırlı olsun. Tabi gidebilirsiniz dedim işçilere dönerek.
-"Sağolun beyim"
-Yola yarın mı çıkacaksınız?
-"Nasip olursa evet beyim. Sizde müsade verdiniz bugün biletleri alır. Yarın yola çıkarız."
-Boşuna biletlere para vermeyin. Yarın nasipse ben de kardeşimi görmeye gideceğim. Sabahleyin hazır olun sizi de götüreyim.
-"Size zahmet olmasın beyim"
-Olmaz. Siz sabah 7 gibi hazır olun.
-"Sağolun beyim" dediler ve müsade isteyerek ayrıldılar.
Arkadaşlar çıktıktan sonra aklıma Sivas yolculuğum geldi.
Daha doğrusu Sivas'tan dönüş yolculuğum.
Sukeynâ hanımla yolculuğumuzu hatırlayınca kalbim yine sıkışmaya başladı.
İnsan açık alanda nefes alamaz mı
Açık alandayım ama nefes alamıyorum şu anda...
Allah'ım sen yâr ve yardımcımız ol...
Gece namazından sonra bi daha uyuyamadım. Hoş gece namazına kadar da kaç dakika uyudum Allah bilir. Sabah namazımı camide kılıp biraz yürüyüş yaptım.
Nefes alabilmek ne büyük bi nimet...
Arkadaşları alıp arabayla Sivas'a doğru yola çıktık. Güzel bi sohbet ederek yolculuk yaptık. Kâh hatıralarımızla hüzünlendik kâh hatıralarımızla güldük.
Yolculuk bitiminde arkadaşlardan biri bana bakarak
-"Beyim Allah razı olsun. En azından benzin parasını verelim."
-O parayı çocuklarınıza verin. Allah razı olsun demeniz yetti arttı bile. Tekrardan hayırlı olsun.
-"Peki beyim. Sağolun. Biz akşam ki son arabayla döneriz beyim"
-Bugün kalın. Hem düğününüzü yapın. Hem ailenizle hasret giderin. Yarın dönersiniz.
-"Tekrardan çok sağolun beyim"
-Siz sağolun dedim vedalaşarak ayrıldık.
Kardeşimi almaya gittim. Kardeşim beni görünce
-Selamun aleykum abim. Abilerin bi tanesi gelmiş. Hoş gelmiş.
-Ve aleyküm selam aslanım hoşbulduk. diyerek sarıldık.
-Nasılsın abim?
-Çok şükür aslanım. Sen nasılsın?
-Çok şükür abi. Seni gördüm daha iyi oldum.
-Bende aslanım bende. Evet akşam 5'e kadar hizmetinizdeyim. Nereye gidelim.
-Abi sen burdasın ya her yer olur. Anahtarı bana ver ben sana Sivas'ı gezdireyim.
-Sivas'lı oldum diyorsun yani...
-Valla oldum gibi abi...
SUKEYNÂ'nın Dilinden
DÜĞÜN GÜNÜ
Gelini almak için sabahleyin erkek tarafı geldi. Demet'e gelinliği çok yakışmıştı. Demet'in amcası kuşağı bağlarken odadaki herkes ağlıyordu.
O kadar zor ki...
Önce annesi sarıldı Demet'e hâyır duâlarını dilinden düşürmeyerek...
Sonra babası sarıldı. Osman amcamın hıçkırarak ağlamasına kimse dayanamadı.
Kardeşi Osman amcayı sakinleştirmeye çalıştı.
Osman amca Zeyd abiyi yanına çağırdı.
Demet'in gözyaşlarını silerek
-"Kızım çok mutlu olun. Çok huzurlu olun. Bunlar mutluluk gözyaşları olsun."
dedi Demet'in alnından öperek duvağını kapattı.
-"Oğlum kızım sana emanet. Birbirinizi incitmeyin, kırmayın, üzmeyin."
Demet'in elini tutup Zeyd abimin elinin üstüne koyarak
-"Ellerinizi bir ömür bırakmayın. Önce Allah'a sonra birbirinize emanetsiniz. Al yavrum götür hanımını. Onun yanı bundan böyle senin yanındır."
-Merak etmeyin babam. Emanetinize çok iyi bakacağım. Elini iki cihanda da bırakmayacağım. Gözünüz arkada kalmasın. dedi
Osman amcanın elini öperek Demet ile birlikte çıktılar...
Büyüklerimiz Osman amca ve Derya teyzenin yanında olarak onları sakinleştirdiler.
Yavaş yavaş düğün konvoyu toplanmaya başladı.
Kızların ısrarları ile biz beş arkadaş (Arzu, Sude, Gülnur, Yağmur ve Ben) bir arabaya bindik.
Anne ve babalarımız diğer arabalara binerek Sivas yolculuğumuz başladı.
Demet ne kadar üzgün olsada Zeyd abiye baktığında gözleri ışıl ışıl parlıyordu.
Bu mutlulukları hiç bozulmasın inşallah...
-(Arzu) Demet sevdiğine kavuştu çok şükür.
-(Sude) Çok şükür canım inşallah çok mutlu olurlar.
-(Gülnur) Ya Osman amcanın hali neydi öyle. Bi anda aklıma babamla ben geldim de ayy düşünmek bile istemiyorum.
-(Yağmur) Eee naparsın canım. Olmak zorunda. Çok zor oluyor. Kendi düğünüm aklıma geldi de dayanamadım odadan çıktım o yüzden.
-(Sukeynâ) Kızlar ben evlenmesem babamın dizinin dibinde otursam ne olur? Ben dayanamam herhalde.
-(Yağmur) Dayanırsın güzelim. Sevdiğin insan elini tutunca o sana öyle bir güç kuvvet veriyor ki. Babamın dizinin dibinden ayrılmazken şimdi önce kurduğum yuvamı düşünüyorum. Sen de nasipse öyle olacaksın Gülnur. Nasipse sizlerde kızlar.
-(Arzu) Yağmur şu anda aklına önce eşin çocukların geliyor demi?
-(Yağmur) Evet. Hele onları dünden beri görmedim ne yaptılar ne ettiler hep aklımdalar canım.
-(Gülnur) Benim de kocişim ne yaptı acaba
-(Sukeynâ) Kocişim mi?
-(Sude) Gülnur sen daha Sukeynâ'ya söylemedin mi? Sukeynâ'm sen arabayı dikkatli sürmeye devam et. Gülnur sende anlat istersen.
-(Gülnur) Kardeşim ben sana söylemeyi unuttum. Her şey bi anda gelişince. Zeyd abim delirince benim evliliğim hemen olacak gerekirse Gülnur'unkini erteleriz deyince Kerem deliye döndü. Ailesine bizim kavuşmamız ne zaman olacak demiş. Ailesi durumu aileme bildirince nikahımız ertelenmedi. Zaten dini nikahımız isteme günü kıyılmıştı. Babam resmi nikahlarını kıyalım düğünüde nasipse belirlenen tarihte yapalım dedi.
-(Sukeynâ) Ne diyeyim hâyırlı olsun kardeşim. Sizin adınıza çok sevindim.
-(Gülnur) Yağız amcamın önerisi olmasaydı birde Osman amcalar erken düğünü kabul etmeselerdi biz hâlâ bekliyor olacaktık.
-(Sukeynâ) Eee ne diyelim aşıklar erdi muradına biz çıkalım kerevetine...
Yolculuğumuz neşe ile dolu muhabbetle sürdü.
MİRZA'nın Dilinden
Mehmet'in izin süresi akşam 5'e kadardı. Gezdik dolaştık muhabbet ettik.
-Abi seni şimdi son olarak biryere götürcem çok şaşıracaksın.
-Çok merak ettim şimdi. Gidelim bakalım.
Mehmet belediyenin önünde durunca şaşırdım.
-Hayırdır aslanım. Ne işimiz var burada.
-Abi ben burda bekliyorum. Askeriyeye gideceğim. Saat 5'e yaklaştı. Sen asansöre bin 2. kat düğmesine bas. O seni karşılayacak.
-Oğlum bu ne şimdi?
-Abi hadi dediğimi yap.
-Hadi bakalım hayırlısı.
diyerek belediyeye girdim.
Asansörü çağırdım. İkinci kat düğmesine bastım.
İkinci katta durunca karşımda gördüğüme gerçekten çok şaşırdım.
Bu asker arkadaşım Bekir'di...
-Devrem.
diyerek sarıldım...
-Vay İzmirli
-Vay Sivaslı vay devremim vay diyerek sarıldık.
-Hoşgeldin kardeşim.
-Hoşbulduk kardeşim. dedim...
Bir bey seslendi
-"Bekir bey bi bakar mısınız?"
-Kardeşim sen Mehmet'in yanına in hemen geliyorum.
-Tamam git işini hallet kardeşim.
Asansöre basıp gelmesini bekledim.
Geldiğinde içeri girmek için adım atacağım da karşımda hiç beklemediğim hiç ummadığım yalnız bir kere daha karşılaştığıma hiç pişman olmayacağım kişi çıktı.
O da beni görünce şaşırdı.
SUKEYNÂ'nın Dilinden
Konvoy düğün olacak mekana geldi.
Yavaş yavaş herkes inip mekana girmeye başladı. Bizler de Demet'in yanına gittik.
Bu sırada telefonum çaldı. Arayan arkadaşım Aslıhandı.
-Efendim güzelim.
-Selâmun aleyküm canım geldiniz mi?
-Ve aleyküm selâm canım geldik.
-Ay delircem burda delircem.
-Dur sakin ol ne oldu?
-Daha ne olsun her şey üst üste geliyor. Dün bölüm şefi izin vermedi sizle gelemedim bugün de eşim arabayı alıp başka bir arkadaşının düğününe gitti. Ben daha eve gidip hazırlanıp düğüne nasıl yetişçem onu düşünüyorum.
-Senin belediye de işin bitti mi?
-Mesai bitimine az kaldı.
-Tamam ben şimdi arabayla yanına geliyorum.
Sen işini bitir aşağı in. Hem hazırlanmana yardım ederim hemde düğüne yetişmiş olursun.
-Sağol kardeşlerin bitanesi. Bu yaptığın iyiliğini hiç unutmayacağım.
-Sen daha telefonla mı konuşuyon. Hadi işlerini toparla dedim gülerek. Vedalaşıp kapattık.
Babamları arayıp haber verdim.
-Kızlar babamlar hâlâ gelmemişler. Ben onlara haber verdim.
-Tamam güzelim. Nikâh şahidimiz sensin ona göre yetişmeye çalışın.
-Nikâh şahidi mi?
-Zeyd abin ile ortak kararımız kavuşmamıza vesile olduğun için sen ol istedik. Kızlara söylediğimde onlarda en güzel kararı vermişsiniz dediler."
Kızlar da "evet" deyince
-Bana söyleyecek söz kalmadı. Başım gözüm üstüne dedim gülerek. Vedalaşarak ayrıldık.
Arabaya bindiğimde telefonun şarjının bittiğine dair sesler geliyordu bir fırsat bulup takamadım. Belediyenin önüne geldiğimde Aslıhan'ın inmediğini gördüm telefonu çaldırayım da insin. Daha arayamadan şarj tamamen bitince bana yukarı çıkmaktan başka çare kalmadı.
Asansöre binip 3.kat düğmesine bastım. Yalnız karşımda görmeyi hiç beklemediğim insanı gördüm.
-Mirza bey siz...
MİRZA'nın Dilinden
Asansöre basıp gelmesini bekledim.
Geldiğinde içeri girmek için adım atacağım da karşımda hiç beklemediğim hiç ummadığım yalnız bir kere daha karşılaştığıma hiç pişman olmayacağım kişi çıktı.
O da beni görünce şaşırdı
-Mirza bey siz...
-Benim Sukeynâ hanım.Tekrar karşılaştık.
Sukeynâ hanım dışarı çıkıp cevap verdi..
-Buyrun siz binin.
-Önemli değil ben merdivenleri kullanacağım.
Merdivene doğru dönmüşken Sukeynâ hanımın seslenmesiyle durdum.
-Mirza bey babama yardım eden siz miydiniz?
-Efendim
-Sizinle İzmir'e dönüş yaptığımız gün ben havalimanında bayılmışım. Babam fenalaşmış. Ona o gün yardım eden siz miydiniz?
-Evet Sukeynâ hanım bendim.
-Allah razı olsun sizden. Çok sağolun. Peki arabanız? Borcum?
-Arabayı yaptırdım. Dışarıda. Borca gelirse borcunuz yok. Sizin bana öğrettiğiniz insanlık ve kulluk derslerinden sonra ben ne yapsam ödeyemem.
-Estağfurullah hakkınızı helal edin. Allah razı olsun tüm yaptıklarınız için.
-Estağfurullah helal olsun ne yaptım ki. Allah sizden de razı olsun.
-Âmin cümlemizden. Müsadenizle.
-Müsade sizindir...
Sukeynâ hanım merdivenlerden yukarı doğru çıktı.
O yukarı doğru çıkarken sanki kalbimde onunla gitmek için yerinden çıkmaya çalışıyor.
Ne oluyor bana ne oluyor böyle...
Sukeynâ hanım gözden kaybolunca ayakta duramayacağımı anlayıp merdivenlere oturdum.
Sukeynâ hanımın uçakta yanımda ki bayana söylediği söz geldi aklıma
"Kalpler ancak Allah'ı anmakla huzur bulur. "
Sağ elimi kalbimin üzerine katıp "Allah Allah" diyerek sessizce Rabbimi anmaya başladım.
Bekir omzuma değince ona döndüm
-Kardeşim sesleniyorum duymuyorsun. Niye burda bekledin.
-Boşver kardeşim işin bittiyse gidelim hadi.
-Gidelim de. Sen durgunlaştın iyi misin?
-İyiyim kardeşim iyi...
Bekir asansörü çağırdı
-Mehmet beklemekten ağaç olmuştur
-Ben Mehmet'i unuttum. Onun gitmesi gerekiyordu.
-Aşık mısın oğlum sen? Kavuşmanız ne zaman?
-Âşık mı...
Kavuşmamız ne zaman mı?...
-Mirza kardeşim sende bi haller var. Allah hâyıra çıkarsın.
Belediyeden çıkarken güvenlik görevlisi yanımıza geldi.
-"Bekir abi bu anahtarı size vermem söylendi. Arkadaşınız gitmek zorundaymış. "
-Tamam sağolasın. İyi görevler.
-"Sağol abi." diyerek ayrıldı.
Arabayı açtığımızda Mehmet'in notuyla karşılaştık.
-"Abim iki asker arkadaşı birbirinizi buldunuz beni unuttunuz.
Benim iznim bitmek üzere ben o yüzden sizi beklemeden gidiyorum. Sonra konuşuruz. Bugün için çok sağol abi tekrardan, beni kırmayıp geldin. Allah'a emanet olun.
Bekir abiye çok selamlar." yazmış...
-Ve aleyküm selâm kardeşim.
-Hakkını helal et kardeşim. Ben nasıl unuturum seni...
-Mirza biliyor musun kardeşim. Aynı kandan olmasanızda can kardeşliği vardır ya. Mehmet aynı sen olmuş.
Böyle yine çarşı iznine çıkmış, beni görmüş. Baktım yanımda utangaç bir delikanlı.
-Buyur delikanlı bir isteğin mi var dedim.
++Abi isminiz Bekir mi dedi.
-Evet de ben sizi tanıyamadım.
++Abi ben komando birliğinde askerlik yaptığın Mirza YİĞİTOĞLU'nun kardeşiyim.
-Mehmet sen misin aslanım?
++Evet abi benim.
-Vay kardeşim diyerek sarıldık.
Oturduk izin süresi bitene kadar muhabbet ettiydik.
Seni,evdekileri anlattı. Ona yaptığınız büyüklüğü anlatıp ben o insanların haklarını nasıl öderim abi dedi...
-Kardeşim benim ya... Ne hakkı.
-Devrem senin işin var mı?
-Yok devrem.
-İyi o zaman. Bugün seni bırakmam benimlesin. Kardeşimle bi özlem giderelim.
-Giderelim devrem.
-Yalnız önce düğüne gideceğiz. Hadi bakalım sende geliyorsun.
-Devrem ben gelmesem. Tanımıyorum ayıp olur. Bide şuan kalabalığa girmek istemiyorum.
-Benim komşu oğlunun düğünü. Ayıp olmaz. Ayrıca düğün sohbetli. Hem biraz kafan dağılır. 15 dakikadır yanımda oturan benim kardeşim Mirza değil. İtiraz istemiyorum.
-Peki tamam kardeşim. Sohbet iyi gelir banada. Nereye gidiyoruz.
-Ha şöyle. Sen sür ben seni yönlendiririm.
Bekir'in tarif ettiği yere geldiğimizde beyler için ayrı bayanlar için ayrı yerler oluşturulmuş.
Önce hoca çok güzel Kur'an okuyup sohbet verdi. Aralarda ilahiler salavatlar okundu.
Ardından resmi nikahın kıyılması için nikah memuru ve şahitler geldi.
Nikah memuru bir kaç bi şey söyleyip gelinin ve damadın adını soyadını ve anne baba adlarını söylemlerini istedi.
Daha sonra şahitlere geçti.
-Adınız soyadınız
Şahit herhalde dalgındı cevap vermedi. Nikah memuru bir daha sorunca gelin hanım şahidin koluna dokununca efendim dedi.
Mikrofon önlerinde olduğu için rahatlıkla duyabiliyorduk.
Nikah memurunu işaret etti.
Nikah memuru soruyu tekrar edince önce özür diledi.
Ardından Sukeynâ TOPRAK dedi.
-Sukeynâ TOPRAK mı?
-Evet Mirzam Sukeynâ TOPRAK. Bizim mahallenin kızıdır. İyi kızdır da sen niye sordun ki şimdi Sukeynâ TOPRAK mı diye? Tanıyor musun da...
-Benim gitmem lazım devrem dedim ve ayağa kalkarak arabaya doğru gittim.
Bekir'in seslenmelerini duyuyorum ama dönüpte cevap veremiyorum.
-Devrem dur ne oldu şimdi.
Bi beklesene Mirza. Mirza.
Mirza dur dedim sana.
Ne oluyor sana kardeşim dedi arabanın önünde beni kolumdan tutarak.
-Kardeşim burdan gidelim anlatacağım deyip araba anahtarını Bekir'in eline verdim.
-Tamam kardeşim dedi.
Bizi bir tepeye getirip arabayı durdurdu.
Arabadan indiğimizde bana çevreyi gösterip
-Burda başbaşayız. Allah'tan başka duyanımız yok. Evet kardeşim seni dinliyorum ne oldu neyin var.
-Bende bir bilsem ne olduğunu.
-Mirza beni kızdırma anlat oğlum ne demek bende bir bilsem? dedi kızgın ses tonuyla.
Bu sefer kendime hakim olamayarak bende bağırarak cevap verdim.
-Kızdırma ha kızdırma. Sen benim son bir buçuk ay içinde neler yaşadığımı biliyor musun?
-Anlat da bilelim oğlum
-Anlatayım da bil o zaman. Ben Mirza YİĞİTOĞLU 28 yıldır nefes alan Mirza son günlerde nefes alamıyorum.
Kendimi tanıdığımı zannederken son günlerde kendimi tanıyamaz oldum.
Ben ben daha tam olarak ne olduğunu bilmediğim tanımadığım bir insanı hayatımın her safhasında yanımda olmasını istiyorum.
Onun adını her duyduğumda onun konuşmasını duyduğumda onu her gördüğümde kalbim yerinden çıkçak gibi oluyor.
Kalbime sahip olamıyorum.
Harama düşme korkusundan daha o benim yüzüme bakmaktan kaçınırken, konuşmak zorunda kaldığımız anlarda bile aramıza mesafe koyan, merhameti ile inancı ile yaşayışı ile beni kendine hayran bırakan, bana kulluğumu insanlığımı tekrardan gözden geçirten o insanı aklımdan silemiyorum.
Başkasına sevdalı mı bilmediğim, melek mi insan mı bilmediğim ben daha yüzünü bile görmediğim yüreği ile yüreğimde olan insanı yüreğimden söküp atamıyorum dedim bağırarak.
Gözyaşlarımın aktığını bile sonradan farkettim.
-Kardeşim kim bu dedi sakin bir şekilde.
-Sukeynâ TOPRAK der demez
Bekir'den bir yumruk yiyerek yere yapıştım. Yakama sarılarak
-Sen ne diyorsun devrem ne diyorsun haa.
Ağzından çıkanı kulağın duyuyor mu?
O kız benim bacım lan bacım.
O harama bulaşçam korkusundan helalden vazgeçer lan.
Nasıl seni bu hale düşürmüş olsun ha nasıl.
Kalbimi göstererek cevap verdim
-Burdan başkası bilmiyor o bile...
-Ne diyorsun oğlum sen.
dedi yakamı bırakıp ayağa kalktı.
Elini başına koyup
-Ya aklım almıyor anladın mı almıyor. Bizim mahallenin kızı ya Yağız amca ile Mihriban teyzemin kızı Sukeynâ ya Sukeynâ.
O bir erkeği bu hale düşürecek ha. Bizim kız.
Ulan o gerekmedikçe bir erkekle bile konuşmaz ya ko.nuş.maz.
Seni nasıl bu hale düşürmüş olsun.
-Dediğim gibi o bile bilmiyor. Onun bi kabahati yok. Tek suçlu var o da benim...
-Her şeyi anlatacaksın. Bir noktasını dahi aksatmadan...
SUKEYNÂ'nın Dilinden
Asansöre binip 3.kat düğmesine bastım. Yalnız karşımda görmeyi hiç beklemediğim insanı gördüm.
-Mirza bey siz...
-Benim Sukeynâ hanım.Tekrar karşılaştık.
Kapalı alanda bir erkek ile hanımın durması uygun olmadığından dışarı çıktım.
-Buyrun siz binin.
-Önemli değil ben merdivenleri kullanacağım.
Merdivene doğru dönmüşken Ona sormam gerekenler olduğu için seslenerek durdurdum.
-Mirza bey babama yardım eden siz miydiniz?
-Efendim
-Sizinle İzmir'e dönüş yaptığımız gün ben havalimanında bayılmışım. Babam fenalaşmış. Ona o gün yardım eden siz miydiniz?
-Evet Sukeynâ hanım bendim.
-Allah razı olsun sizden. Çok sağolun. Peki arabanız? Borcum?
-Arabayı yaptırdım. Dışarıda. Borca gelirse borcunuz yok. Sizin bana öğrettiğiniz insanlık ve kulluk derslerinden sonra ben ne yapsam ödeyemem.
(Ben ne dersi öğretmiş olabilirim ki size diye düşündüm)
-Estağfurullah hakkınızı helal edin. Allah razı olsun tüm yaptıklarınız için.
-Estağfurullah helal olsun ne yaptım ki. Allah sizden de razı olsun.
-Âmin cümlemizden. Müsadenizle.
-Müsade sizindir...
Mirza beyden ayrılıp merdivenlerden yukarıya doğru çıktım.
Çıkmaya çalıştım desem daha doğru olur.
Allah'ım ne oluyor bana böyle. Elimi kalbime götürüp Rabbime yalvardım. Allah'ım sen kalbime mukayyet ol. Hani derler ya nefes almayı unuttum şuan da sanki öyleyim.
Derin bir nefes alıp vermeye başladım.
Yalnız kalp sancım hâlâ geçmiyor.
Yürüdüğüm yoldan bihaber olarak Aslıhan'ın yanına gelmişim kendim bile farkında değilim.
Aslıhan koluma değdi.
-Sukeynâ iyi misin kardeşim. Selâm verdim almadın, seslendim duymadın.
-Su... diyebildim sadece.
Aslıhan beni masasın önündeki koltuğa oturttu.
Biraz sonra elinde bir bardak suyla geldi.
-Al iç güzelim.
Suyu alıp besmele çekerek yavaşça içtim.
-Daha iyi misin güzelim.
-Çok şükür canım. Hazırsan çıkalım mı?
-Şu dosyaları bölüm şefine bırakıp geleyim çıkarız.
-Tamam canım. Hallet sen işini.
Aslıhan yanımdan ayrılınca elimi kalbimin üzerine katıp Rabbimin güzel isimlerini sessizce andım.
Kalbim öyle hızlı atıyor ki sanki bu kalbim benim değil sahibine gitmek istiyor gibi.
İlk defa yaşıyorum bu olayı.
İlk defa...
Ve bu ilkim Mirza beyin yanından ayrılırken oldu.
Neden böyle oldum niye...
Daha öncekiler bu kadar şiddetli olmamıştı.
Allah'ım sen yardımcımız ol.
Hakkımızda ne hâyırlısı ise Sen onu nasip eyle.
Aslıhan'ın gelmesiyle evine gittik.
Sohbetli düğün olduğu için Aslıhan başına bir şal taktı.
-Nasıl olmuşum canım. Başörtüsü yakışmış mı?
-Maşallah çok güzel olmuşsun canım. Başörtüsü çok yakışmış. Rabbim her daim hakkıyla takabilmeni nasip eylesin.
-Âminnn kardeşim. İnan o kadar çok istiyorum ki artık. İnşallah şeytanın bacağını bende kıracağım bir gün.
-İnşallah canım inşallah. Eğer hazırsan çıkalım yoksa bu sefer geç kaldık diye Demet bacaklarımızı kıracak. dedim gülümsemeye çalışarak.
-Aman Allah korusun. Hazırım canım çıkalım. dedi gülerek.
Düğün yerine geldiğimizde hanımların olduğu bölüme geçtik.
Kızlar Aslıhan'ı başörtülü görünce çok güzelsin çok yakışmış gibi kelimelerle övdüler.
Aslıhan teşekkür ederek duânızı eksik etmeyin de bende kapanırım inşallah diyerek duâ istedi.
Nikâh memuru gecikeceğini söylemiş. O yüzden önce düğün sohbeti yapıldı.
Hocalar çok güzel sohbet verdi.
İnşallah bizlerde dinimizi hakkıyla yaşarız.
Kur'an-ı Kerim, ilahiler, salavatlar okundu.
Daha sonra nikâh memuru geldi. Onu karşıladık.
-Hoşgeldiniz memur hanım.
-"Hoşbuldum geciktiğim için özür dilerim."
-Estağfurullah. Önemli değil. Buyrun.
-"Sağolun. Nikâh şahitleriyle, gelin ve damadı masaya alarak nikahlarını kıyalım."
-Tabi. Memur hanım sizden bir şey rica etsem.
-"Buyrun"
-Nikâh şahitlerinden biri de benim. Eğer peçemi açmak zorundaysam kardeşime söyleyeyim benim yerime başkası şahit olsun.
-"Estağfurullah. Sahtecilik yapacak değilsiniz ya. Ayrıca inancınıza saygı duyuyorum. Peçenizi açmanıza gerek yok."
-Teşekkür ederim.
Gülnur nikâh memuruna eşlik ederken bende hanımların bulunduğu bölüme geçip Demet'in yanına gidip ona eşlik ederek masaya doğru geçtik.
Zeyd abimde Umut abimle masaya geçtiler.
Masaya geçtiğimizde gözümün önüne bi anda Mirza beyle tanışmamız yaşadıklarımız karşılaşmalarımız geldi. Öyle dalmışım ki bana nikâh memuru soru sormuş onu bile duymadım.
Demet koluma değince kendime gelip "efendim" dedim.
Nikâh memurunu gösterince "özür dileyerek Sukeynâ TOPRAK" dedim.
Demetimin Evet deyişinden sonra damattan evlenme onayı olan güçlü bir EVETTTT duyduk.
Gerçi imzadan sonra Demet Zeyd abimin ayağına basınca güçlü bir AHH da duyduk ama neyse o aramızda kalsın.
Nikâh bitince aynı sahabeler gibi
(Sahabeler sevinçli bir haber alınca ALLAHU EKBER nidasıyla sevinçlerini dile getirirlermiş.)
Beylerden biri tekbir deyince bütün beyler ALLAHU EKBER diyerek üç defa tekbir sesleriyle salonu inleterek sevinçlerini dile getirdiler.
(Biz hanımlar olarak üç defa kendi duyacağımız sesimizle tekbir getirdik.)
Zeyd abi Demet'in alnından öptü.
Ben Demet'e Umut abide Zeyd abiye sarılarak tebrik ettik.
Demet'in kulağıma söylediğini hiç unutamam herhalde
-"Her şeyimiz dinimize uygun olsun diye çok çaba sarfettiniz. Çok güzel bir şekilde kavuştum sevdiğime. Ben yeni yeni öğreniyorum. İyi ki yanımda sizin gibi dostlarım var. Allah sizlerden razı olsun. Hakkınızı helâl edin."
-"Helâl olsun. Sen şimdi bunları bırak güzelim, dostlar arasında bunun lafı bile olmaz...
Sevdiğinin elinden tutarak kavuşmanızın keyfini çıkarın." dedim gülerek.
Oda tamam diyerek tebessüm edip Zeyd abimin elinden tutup anne ve babalarının elinden öpüp hâyır duâlarını aldılar.
Takı törenine geçilince Zeyd abiyi beylerin oturduğu tarafa yönlendirip yanına bir kutu koydular.
Demet'ide bayanların bulunduğu tarafa yönlendirip yanına bir kutu koydular.
O kadar güzel bir davranış ki durumu olan var olmayan var. Durumu olmayan tanıdıklarımız mahçup düşmesinler diyerek yapılan çok güzel bir davranış.
Takılarını bir zarfın içine katıp üstüne isimlerini yazarak kutuya katıyorlar.
Gelin ve damat tek tek misafirlerinden hâyır duâlarını alarak uğurladılar.
Son olarak yakın çevre kaldı.
Demet ve Zeyd abiyi anne babaları yanlarına alıp hâyır duâlarını ettiler.
Son kalanlarlada vedalaşarak el ele tutuşup ayrıldılar.
Ömür Boyu Mutlu Olmaları Duâsı İle...??