Yargı'yla son konuşmamızdan yaklaşık on dakika sonra otobüs Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi'nin önüne durdu. Herkes inmeye başlamışken Yargı'nın da inmesini bekledim. Beni ikinci kez şaşırtan bir hareket yaparak bir adım gerileyip önden geçmemi işaret etti. Şaşkınlığımı gizlemeye çalışarak indim. Hiç hayralamet değil gibiydi ama hayırlısı. Asel heyecandan yerinde duramazken Lila sırıtarak binanın dış yapısını inceliyordu. Niye sırıtıyor bu zeki arkadaş? Ben ne biliyim yandex miyim? Yok qardeş sen Yahoo'sun. Yahudi gibi ne ya bu böyle! Tövbe tövbe. Sen iç sessin. İç sesliğini bil! Bahçenin girişinde bizi karşılayan yükseköğretim görevlilerinin eşliğinde üniversteyi gezmeye başladık. Üç gruba ayrılmış şekilde geziyorduk. Çünkü kalabalıktı. Girdiğimiz yerleri yıkıp devirmemek için

