1
Bölüm şarkısı - Pinhani / Bir anda
Birinci dönemde de olduğu gibi ilk dersin sonlarına doğru yetişen Lila ve Asel hocadan özür dileyerek yerlerine ilerlediler. Lila her zamanki gibi yanıma otururken, Asel de arka sıraya oturmuştu.
Lila, "Bıktım artık bu servisten! Her zaman geç kalıyoruz." diye sitem ettiğinde "Al benden de o kadar," diye onayladı Asel onu. Aynı binada oturuyorlardı ve benim evime kıyasla evleri okula oldukça uzaktı. Servis şoförlerinin biraz yaşlı olmasından ötürü de sabahları okula geç kalıyorlardı.
Hocanın uyarmasının üzerine konuşmayı bırakıp derse odaklanmaya çalıştık. Yeni başlamış olmasına rağmen yıllardır sürüyormuş gibi hissettiren ders bitmek bilmiyordu.
Dersin bitmesine on dakika kala sıkıntıdan patlayacak duruma gelmiştim ki Lila kağıda bir şeyler karalayıp önüme koydu.
"Tatilde annemler başka bir okula nakil olma fikrini sundu. Görüşleriniz?"
Bakışlarımı kağıttan alarak yüzüne çevirdim. Kaşlarım çatılmıştı. Okul değiştirmesi demek, bizi bırakması demekti. Buna izin veremezdim.
Hocayı umursamadan kısık sesle "Kabul etmemişsindir umarım?" diye sordum.
"Bilmiyorum." diyerek omuzlarını silkti. Merak etmiş olmalı ki Asel arka sıradan öne doğru uzanarak masadaki kağıdı aldı ve okudu. Bu sırada arkamı dönmüş Asel'i izliyordum.
Lila'ya hitaben "Hangi okula gidecekmişsin hanımefendi?" diye fısıldadı. Tahtaya dikmiş olduğu gözlerini önce benim daha sonra Asel'in üzerinde gezdiren Lila ise sırada yan döndü.
"Bizim eve en yakın olan okulu düşünmüşler aslında..." dediğinde, Asel "Ne!" diye cırladı. Hoca anlattığı konuyu bırakarak gözlüklerinin arkasından tek kaşını kaldırarak bize baktı. Şanslıyız ki açıklama yapmamızı bekleyen hocaya cevap vermeye kalmadan zil çalmıştı.
"Neden cırlıyosun Asel?" diye çıkıştım.
"Neden mi? Bahsettiği okulun hangisi olduğunu bilmiyorsun." dediğinde kaşlarım çatıldı.
"Hangi okul?" diye sordum merakla.
"Endüstri Meslek Lisesi."
Gözlerim sonuna kadar açılmış vaziyette Lila'ya baktım. Gözleri kısılacak şekilde gülümseyip omuzlarını kaldırıp indirdi.
"İyi de orası meslek lisesi değil mi?" diye sorarken Asel cevaplamak için atıldı "Asıl erkek lisesi değil mi?"
"Kızlar sakin olun ve dinleyin." diyen Lila'ya anlatmaya başla şeklinde elimi salladım.
"İlk olarak meslek lisesi gibi, ama değil. Okulun başarı düzeyi sınıflarının yanısıra bölüme göre de sınıf var. Mesela sayısal, sözel, eşit ağırlık ve meslek dersi sınıfları gibi..." konuşma esnasında bende olan bakışlarını Asel'e çevirdi. "İkinci olarak ise erkek lisesi değil. Sadece erkekler çoğunlukta diyelim." diyerek konuşmasını sonlandırdı.
Açıklamasıyla beraber, onu göndermek içime sinmese de söyledikleri mantıklı gelmişti. Her sabah o kadar yola katlanmak ve okula geç kalmak yerine evlerine daha yakın olan bir okula gitmesi onun için daha iyi olabilirdi ama beni ve Asel'i bırakıp gitmesini de istemiyordum.
"Peki gidecek misin?" diye sordum tedirgince.
Sesli bir nefes alıp Asel'e baktı. "Aslında ben değil, biz." Kaşlarım birleşmek istercesine çatılırken duygularım birbirine girdi. Asel'in de benden farkı yok gibiydi.
"Siz?" diyerek sordum sabırsızlıkla.
Üzgünce bana bakarken "Asel ve ben." diye yanıtladı.
"Nasıl yaa? Benim neden haberim yok?" diye isyan edercesine konuştu Asel.
Lila bugün sıkça yaptığı gibi yine açıklamaya başladı. "Annelerimiz konuşmuş ve bunun daha uygun olduğuna karar vermişler. Büyük ihtimal eve gittiğinde annen de sana soracak. Aslında sormaları bile formaliteden. Neredeyse her şeyi halletmişler."
Suratım asılırken düşüncelerim beynimi kemiriyordu. Belki bencilceydi ama beni bırakıp gitmelerini istemiyordum. Biz, asla ayrılmayacaktık ve bu durum fazla can sıkıcıydı. Fakat onların hayatına müdahale etme hakkım da yoktu. Onlar için iyi olacağını düşündüğüm bir şeyi onlara çok göremezdim.
Sanki benden bir cevap beklermişcesine gözlerime bakan kızlara cevap vermek yerine sustum. Böyle bir kararda onları etkilememek için sustum ve dışarı çıkıp hava almak için ayaklandım.
-
Okul çıkışı servisleremize ilerlerken suspus olmuştuk. İlk teneffüsten beridir üçümüzde okul değiştirme konusu açmamış, hatta hiç öyle bir konuşma yaşanmamış gibi devam etmeye çalışmıştık. Fakat durgunluğumuz ve kaçan keyfimiz bu durumu daha da katlanılmaz kılıyordu.
Üçümüz de birbirimizden ayrılmak istemiyorduk, bunu biliyorduk.
Servisimin önüne geldiğimde kızlara "Görüşürüz." dedim ve servise bindim. Her zamanki gibi cam kenarına oturarak kafamı yasladım. Herkes servise bindiğindeyse servis hareketlendi ve yola çıktık.
Dışarıya bakmaktan sıkıldığımda montumun cebine attığım telefonumu elime alarak mobil verisini açtım. Google'ye girerek 'İstanbul Y.K Endüstri Meslek Lisesi' yazdım. Çıkan sonuçlardan en üstte olanına tıklayarak açılan sayfadaki yazıları okudum. Lila'nın bahsettiğinden farklı şeyler yazmıyor diye düşünürken alttaki yazı dikkatimi çekti.
07.02.2017 ve 13.02.2017 tarihlerinde nakil işlemleri yapılacak, yeni kayıtlar alınacaktır.
Bahsi geçen günlerden biri yarındı. Bu da demek oluyordu ki Lila ve Asel'in anneleri bu yüzden konuyu şimdi açmışlardı. Eğer kızlar ikna olursa yarın, daha uzun sürede ikna olurlarsa diğer hafta nakil işleminde kayıtlarını diğer okula alacaklardı. Ki büyük ihtimal ikna olacaklardı.
Girdiğim sayfadan geri çıkarken okulun dedikodu sitesi olarak tahmin ettiğim site çıktı karşıma. Merakla siteye girdiğimde, sayfanın dedikodu sayfası olmasının yanısıra bir tür ifşa sayfası olduğunu gördüm. Okul da kim var kim yok ifşalanmış vaziyette sitede yer alıyordu. Hızlıca aşağı kaydırarak göz gezdirdiğim sayfayı en başa tekrar alarak incelemeye başladım.
Ayakkabılarını çıkarmış ve ayaklarını sıraya uzatmış olan bir çocuğun uyuklarkenki hali çekilmişti. Açık ağzı ve pembe çorapları dikkatimden kaçmamıştı.
"Yedi köyün ağası gibi duran bir adet Tuğra."
Bu haline güldüm. Sayfayı aşağı doğru kaydırdığımda ağzı yemek dolu olan ve dilini dışarı çıkarmış bir çocuk karşıladı beni. Bu haline yüz buruştururken altta yazan yazıyı okudum.
"İğrençlik kanına işlemiş."
İğrenç olduğu konusunda hak veriyordum. Tiksindirici bir fotoğraf olmasına da. Fakat fotoğraftaki çocuk bu halde çok sempatik ve tatlı da durmuştu.
Bir sonra ki bir sonra ki diye diye bakmaya devam ettim. Kravatını öğretmen olduğunu düşündüğüm adamın kafasına takmaya çalışanlardan tutun, okulun ortasında atletle dolaşanlara kadar birçok fotoğraf inceledim. Sayfanın neredeyse yarıdan çoğuna baktığımı düşündüğüm sırada servis bizim siteye yaklaşmıştı.
Telefonumu tekrar montumun cebine attım. Bizim evin bulunduğu sitenin önüne geldiğimizde servisten indim.
Lila okulda kızların da olduğunu söylemişti fakat sitedeki fotoğraflarda sadece erkekler vardı. Bu düşünce zihnimi meşgul ederken güvenlik görevlisine gülümseyerek siteden içeri girdim.
Bizim bulunduğumuz bloğun önüne geldiğimde zile basma gereği duymadan cebimde bulundurduğum anahtarla önce bina kapısını, asansörle dördüncü kata geldiğimde ise evin kapısını açtım.
"Baba." diye seslendiğimde cevap gelmediğinde evde kimsenin olmadığını anladım. Saat dörde geliyordu ve annemle babam hâlâ evde yoklardı.
Babam savcı olduğu için eve giriş çıkış saati tam belli değildi. Kimi zaman erkenden geliyor, bazen geç saatlere kadar çalışıyordu. Annem ise doktordu ve mesai satinin bitmesine bir buçuk saat kadar vardı.
Odama girip çantamı çalışma masama bıraktıktan sonra dolabımdan rahat birkaç kıyafet çıkarıp giyindim. Daha sonra guruldayan midemle el ele tutuşup mutfağa geçiş yaptım ve atıştırmalık bir şeyler bulabilmek umuduyla dolap ve çekmeceleri karıştırdım.
Sonunda birkaç paket abur cubur bulduğumda içlerinden bir tanesini ve bardağa doldurduğum içeceği elime almış salona geçiyordum ki...
"Elindekilerle beraber doğru mutfağa." sesini işitmemle içeri giren anneme şirince gülümsedim. Mesaisinin bitmesine birkaç saat yok muydu bu kadının?
-
Annemle beraber yemeği hazırlamış, sofraya yerleştireceğimiz sırada babam da gelmiş ve bize yardım etmişti. Şimdiyse tabak çatal sesleri eşliğinde yemek yiyorduk.
Ortamda oluşan sessizlikten sıkıldığımda elimden çatalı bırakıp derin bir nefes vererek annem ve babamın bana dönmesini sağladım. "Asel ve Lila okul değiştiriyor."
Hiç uzatmadan, konuyu dallandırıp budaklandırmadan söylememe şaşırarak bana baktılar.
"Okulun onlara uzak olmasından şikayetçiydiler zaten. Eğitim seviyesi de bizim okulunkine göre daha yüksek olduğundan dolayı aileleri okullarını değiştirmeleri konusunda ısrarcı." diye devam ettim. İkisi de birbirlerine baktılar bir süre. Gözleriyle benim asla anlamadığım dilde konuşuyorlardı.
"Sende onlardan ayrı kalmak istemiyorsun ve bu durumdan oldukça şikâyetçisin. Okulunu değiştirmek istiyorsun yani, doğru mu anladım?" diye soran babamı kafamla onayladım.
"Hangi okulmuş peki?" diye soran annemiyse "Endüstri Meslek Lisesi." diye yanıtladım.
Kaşlarını çattı. "Ve sizin okulunuzdan daha iyi?"
"İsmine bakarak önyargıda bulunma anne." dediğimde, babam "Meslek lisesi bölümünü içinde barındırıyor fakat oldukça geniş kapsamlı dalları var. En iyi liselerin verdiği düzeyde eğitim veriyor. Oldukça başarılı bir lise anlayacağın."
diye açıklamada bulunarak beni savundu.
Kafamı sallayarak gözlerimi ikisi arasında gezdirdim. Tekrar gözlerini birbilerine diktiler.
"Ee, ne diyorsunuz?" diye sordum heyecanla harmanlanmış umut kokan sesimle.
"Yeni okulun hayırlı olsun diyoruz."
-
Çalışma masamın üzerinde duran telefonu alarak kızlarla konferans görüşmesi başlattım.
Asel telefonu kibar şekilde "Efendim?" diyerek açarken, Lila onun aksine kabaca "He?" diyerek açmıştı. Bu haline göz devirdim.
"N'apıyorsunuz?"
"Annemle konuştum," diyerek seslice ofladı Asel. "Okulu kesin değiştirmek zorundayım sanırım." Sesi üzgün çıkıyordu. "Ben de aynı durumdayım." diye konuştu Lila Asel'den farksız olmayan sesiyle.
Bir süre hepimiz sustuk. Sonra ufak sessizliği ben bozdum. "Umarım yeni sıralarımız rahat olur."
Aynı anda "Ne?" diyen Asel ve Lila'ya gülerek cevap verdim.
"Diyorum ki, bekle bizi Endüstri Meslek Lisesi!"