Bölüm şarkısı - Adamlar / Yanmış İçinden
Kızlara son söylediğim şeyden sonra ayrılmayacağımız için çok sevinmişler, anne ve babama teşekkürlerini iletmişlerdi. Dileklerini iletmek için salona geri gittiğimde bu defa annemler benimle bir konuda konuşmak istediklerini dile getirdiler. Karşı koltuğa oturarak söyleyecekleri şeyi bekledim.
"Satın almak için ev arıyorduk bir süredir. Hem annenin hem de benim işime yakın olan bir ev bulmuştuk ama senin okulun uzak kalıyordu bu defa da." Anneme göz ucuyla bakıp tekrar bana döndü. "Fakat şimdi sen de okulunu değiştireceğine göre o evi satın alabiliriz diye düşündük."
"Tabi sen de evi beğenirsen." diye araya girdi annem.
Okula yakın bir eve taşınmak çok daha iyi olabilirdi. Her gün servisle o kadar yola katlanmak yorucuydu. Ayrıca okula yakın olmak demek, Asel ve Lila'ya da yakın olmak demskti.
Başımı salladım. "Bana uyar."
"Peki o halde yarın işten birkaç saat erken çıkmaya çalışırım. Hem ev işini hemde okul işini hallederiz." dedi annem. Tekrar kafamı sallayarak gülümsedim.
-
"Hey! Kızlar hayırdır erkencisiniz?"Asel ve Lila ilk defa okula benden önce gelmişlerdi.
"Nakil işlemleri için annelerimizle geldi, ondan." Anladım dercesine kafamı sallayıp yerime oturdum.
"Ee anlatsana sizinkiler nasıl izin verdi?" diye merakla soran Lila'ya gülümsedim.
"Sizin okul değiştireceğinizi söylediğimde benim de sizinle gelmek istediğimi anladılar zaten. Tabii annem okulun ismini duyunca neredeyse kalpten gidiyordu." Sessizce kıkırdadılar. "Ama babam okulun eğitim durumundan bahsedince rahatladı. Hem zaten onlar da işlerine yakın bir ev arıyorlarmış, bulmuşlar da. Fakat benim okulum uzak kaldığı için vazgeçmişler ama şimdi nasılsa bende okul değiştireceğim için o evi satın alacağız." Gözlerindeki parıltıya şahit olduğum Asel sevinçle ayağa kalktı.
"Bu durumda ev okula yakın. Bu da demek oluyor ki, evlerimizde birbirine yakın olacak!" Çocuk gibi çırptığı ellerine ve irileşmiş gözlerine bakıp gülümsedim.
-
Annem dün söylediği gibi işten birkaç saat erken çıkıp okula uğramış ve nakil için gerekli olan işlemleri halletmişti. Şimdi ise beraber babamın bahsettiği eve bakmaya gidiyorduk.
Adrese geldiğimizde annem arabayı park etti. Önünde durduğumuz iki katlı eve baktım. Villa tarzı bir evdi. Oldukça büyük ve güzel görünüyordu. "Geç bakalım, Çakıl." diyerek bahçe kapısını açtı annem.
Ev, başta tahmin ettiğim gibi büyüktü. Amerikan tarzı bir mutfağı ve geniş salonu vardı. Üç tane yatak odasının yanı sıra birinci ve ikinci katta birer tane misafir odası vardı. Yatak odalarının hepsinin içinde ebeveyn banyoları da vardı. Bu evin pahalı olduğuna emindim. Annem ve babam bir yıldır bankaya düzenli olarak para yatırıyorlardı. Buna rağmen ancak birikimlerinin üzerine diğer evin de parasını ekleyip alabilirlerdi.
"Beğendin mi bakalım evi?" diye sordu annem.
Hayranlıkla açılmış gözlerimi normale döndürme gereği duymadan, "Çooook!" dedim yüksek sesle.
Ben sevincimi yaşarken telefonumun zil sesini duydum. Çalan telefonumu elime alarak aramayı cevapladım. Konferans görüşmesi başlatmıştı kızlar. "Ay çok heyecanlıyım. Acaba yarın saçımı nasıl yapsam?" diye sordu aramızda en süslü olan Asel.
"Yeni okula yarın mı başlıyoruz ki?" diye sordum şaşkınlıkla.
"Kayıt işlemleri haftaya tamamlanmış olacak fakat okula yarın başlayabilirmişiz." Bu kadar çabuk olacağını düşünmemiştim açıkcası.
"O halde yarın okulun önünde buluşuyoruz?" diye bir fikir sundum.
"Tamamdır. Saat sekizde okulun önünde." diye onayladı Lila.
Telefonu kapattıktan sonra annemle beraber müstakbel evimizden çıktık.
-
Sabah erkenden uyanmış ve elimi yüzümü yıkadıktan sonra dün eve gitmeden önce annemle aldığımız okul formasını giymiştim. Üstü bildiğimiz beyaz lagos, altı lacivert şort etekti. İsteyenler pantolon da giyebiliyordu fakat ben şort etekleri seviyordum.
Düz saçlarımı tarayıp salık bir şekilde topladım ve kirpiklerime maskara sürdüm. Hazır olduğuma kanaat getirdiğimdeyse köşede duran çantamı alarak odamdan çıktım. Annem erkenden işe gitmiş babam ise kahvaltı masasına oturmak üzereydi.
"Günaydın," diyerek masadaki yerimi aldım. Anlaşılan yardımcımız Ayşe Abla bu sabah erken gelmişti. "Günaydın," diyerek kahvaltısına başladı babam. Okula beni o bırakacaktı bugün.
Günün en önemli öğünü ödülünü alan kahvaltımızı yaptıktan sonra babamla beraber evden çıktık.
Arabayla yaklaşık beş dakikada okula gelmiştik. Babama veda edip işinde başarılar diledikten sonra gözlerimi okula diktim. Bizim okula göre büyüktü. Ayrıca herkesin üzerinde okul forması olduğu ve kurallara uyulduğu da gözümden kaçmamıştı.
Gözlerimi okuldan alıp kolumdaki ters dönmüş siyah saati düzelterek akreple yelkovanın gösterimine baktım. Sekize on vardı. Kızlar birazdan burada olur muhtemelen diye düşünerek okulun bahçesine girerek bulduğum ilk boş banka oturdum. Tabi bu esnadada okulun bahçesini süzüyordum.
Ders saatinin başlamasına kırk dakika olmasından olsa gerek bahçede çok kişi yoktu. Hatta neredeyse kimsecikler yoktu. İlerideki banklarda oturan birkaç çocuk ve okula doğru ilerleyen kız grubu dışında.
"Çakıl!" diye cıvıldayan Lila'yla sırıttım. Yanındaki Asel'e baktığım da ise sırıtmam kahkahaya dönüşmüştü. Pembe ruju, epey uğraştığı belli olan saçları ve üzerine takıp takıştırdığı şeylerle süslü olduğunu belli etmişti yine.
"Ne gülüyosun kızım?" diyerek kaşlarını çattı.
"Bu nasıl süslenmektir arkadaş?" diyerek dalga geçtiğimde "Ne süslenmesi, her zamanki halim işte." diyerek karşı savunmaya geçti.
"Biz de onu diyoruz ya, her zamanki halin." dedi ve göz devirdi Lila. Onların bu haline gülerken diğer yandan da kollarından tutmuş okula sürüklüyordum.
Müdürün odasını aramaktan en sonunda vazgeçip birilerine sormaya karar verdik. Dersin başlama saati yaklaşmış olmalı ki az öncekine göre koridorlar daha kalabalıktı. Lila'nın da dediği gibi erkekler çoğunluktaydı. Ne yalan söyleyeyim geldiğimden beri gördüğüm kız sayısı kısıtlıydı.
Önümüzden geçen üç çocuktan birini omuzuna dokunarak durdurdum. Bu hareketime karşılık hepsi durmuştu. "Müdürün odasını bulamadık da..." Omzuna dokunduğum çocuğun ters bakışları eşliğinde elimi çekip sırıttım. "Yardımcı olabilir misiniz?"
Çocuklar birbirlerine baktıklarında aralarında 'Bunlar ne iş lan?' başlıklı bir bakışma geçti. Evet, aynen öyle bir bakışma.
"Yeni misiniz?" dedi kumral saçlı olan. Başımı salladığımda sırıtmaya başladı.
Gözlerini önce arkadaşlarının, sonrasında bizim üzerimde gezdiren esmer çocuk "Müdürün odası üçüncü katta." dediğinde merdivenlere yönelmiştik bile.
Onlar önden önden yavaş adımlarla yürüyor, aralarında fısıldaşıyorlardı.
"Yakışıklı tipler var." diyip kıkırdayan Lila'ya yandan bir bakış attım.
"Aynen bize yardım eden üçlü de fena değil hani..." Asel Lila'yı onayladığında ilk izlenimleri hakkında birkaç yorumda bulundular. Bense önümüzde fısıldaşarak yürüyen tiplere karşı sadece kuşku besliyordum.
Üçüncü katın merdivenlerinin başına geldiğimizde, duraksayan çocuklarla biz de durduk. "İsterseniz müdürün yanına gitmeden size okulu gezdirebiliriz?"
Diğer ikisine göre daha yumuşak mizacı olan çocuğun teklifine kızların ne tepki vereceğini öğrenmek için onlara dönmüştüm ki, Asel gülerek atıldı. "Çok güzel olur."
Çocuk gülümsedi veeliyle önünü işaret ederek yol verdi. Asel attığım sert bakışları nihayet fark ettiğindeyse omuz silkti ve çocuğa teşekkür edip yürümeye başladı.
Hep beraber en üst kata çıktığımızda, çocuğun adının Tuğra olduğunu duymuştum. Diğer ikisiyle ne Lila ne de ben iletişim kurmadığımız için isimlerini öğrenememiştik. Onlar da, sınıfların ne için kullanıldığını açıklamak dışında pek bir şey konuşmamışlardı.
Son kattaki yerleri gezip bir alt kata inmiştik ki Lila'nın dürtmesiyle incelediğim tablodan uzaklaşıp ona baktım. "Lavabonun yerini sorup lavaboya gitsek?"
Tamam anlamında kafa sallayıp, "Lavabo ne tarafta acaba?" diye sordum esmer çocuğa hitaben. Kısa bir süre yüzüme boş boş baktı ardından yandaki sınıf kapısını gösterip, "Şurayı da gezdirelim ondan sonra bu tarafa geri gelmeyiz." dediğinde Lila'ya baktım. Gözlerini kırpıştırıp kabul ettiğinde Asel'in peşinden içeri girdim.
Müzik sınıfındaki aletleri incelerken, esmer çocuğun seslenmesiyle dışarı çıkan Tuğra'nın arkasından tek kaşım kalkık şekilde baktım. Neden kapının girişinde kendi aralarında fısırdaşıyorlardı ki? Böyle saçma şeylere takılmamam gerektiğini kendime hatırlatıp, parmaklarımı piyanonun tuşlarında gezdirdim. Sonuçta bize okulu gezdiren üç çocuklardı, değil mi? Duyduğum şüphe gereksizdi.
Sınıfı yeterince incelediğimize kanaat edince, adını hala bilmediğim ve sormayı da düşünmediğim esmer çocuğun yönlendirmesiyle lavaboya ilerledik. Diğer ikisinin nerede olduğu düşünürken, kapının önünde gülüştüklerini gördüm.
"Lavabo burası kızlar, işinizi hallettiğinizde koridorun başında görüşürüz."
Gözlerimi Kız Wc yazan kağıttan çocuğa çevirdiğimde kızlarla içeriye girdik ve kabinlere doğru ilerledik.Keşke ilerlemeseydik.
Üçümüzün çığlıkları tüm okulu inletirken gözlerimi kapatıp topuklarım üzerinde geriye döndüm. Asel, "Allah'ım, ölmek istiyorum." diye yakınırken, Lila, "Sanırım kusacağım." diyip öğürdü.
Az önce pisuvara işeyen erkekleri kısmen gördüğümüzü düşünürsek, ben de kusmak üzereydim.
Arkamızdaki çocukların gülme seslerini duydum. "Tuvalette Allah falan deme çarpılacaksın Asel." Gülme sesleri daha da artarken fotoğraf sesleri duydum.
"Çıkalım hemen şu lanet yerden." diyerek çıkışa doğru yürüdüm. Sırayla kendimizi dışarıya attığımızda, muhtemelen çığlığımızı duyup gelmiş gülerek bizi izleyen topluluğa iğrendiğimi gösteren bir bakış atıp, en önde sırıtarak bizi izleyen üçlüye baktım.
Şu durumda Tuğra ve diğer çocuğun biz gelmeden yazıları değiştirmiş olduğunu anlamak zor değildi. Sinirle dişlerimi sıkıp, sakin kalmaya çalıştım.
Fakat ilk günden böyle bir olay yaşayıp, psikolojimizi bozmaya yetecek görüntülere şahit olduktan ve dolayısıyla tüm okula rezil olduktan sonra nasıl sakin kalabilirdim bilemiyorum.
Asel "Ben gebertirim ama bunu." diyerek öne atıldığında Lila kolundan tutup geriye çekti.
"Sakin ol," diye fısıldadım. "Son gülen iyi güler."
Asel sinirle bana baktı. "Ne yani, bir şey yapmayacak mıyız?"
Dudaklarımı kemirmeyi keserek, ona doğru bir hamle yaptım. Elimi omzuna yerleştirdiğimde, gülerek bizi izleyen erkeklere diktiği gözlerini bana çevirdi. İçinde fokurdayan sinirin dumanı gözlerine yansımıştı. Fakat Asel'in ve Lila'nın aksine benim sakin yüzüm onların oyunlarından sonra tatmin olmuş tavırlarına darbe indiriyordu.
"Elbette yapacağız." dedim dudağımın sağa doğru kıvrılışına engel olmadan. "Ama şimdi değil. Bu oyunu onların anladığı dilde oynayacağız.
-