Uraz sinirle, Lila ve Tuğra'ya bakarken cenaze namazındaymışız gibi "Rahmetlileri nasıl bilirdiniz?"diye sordu. Asel "Çok kötü bilirdik,"derken ben "Allah belalarını vermesin!"diye yanıtladım. Uraz söylediklerimize gülecek gibi olmuştu ki Tuğra'nın Lila'ya sarılmış haline bakarak sinirle dişlerini sıktı. Sakin adımlarla yanlarına gidip, oturdukları sıranın önünde ki sıraları ileri itti. Kafalarını koydukları masanın kenarından tutarken ikisine de göz attı. Ne yapacağını merakla beklerken bir anda kafalarının altında ki masayı çekti. Yere düşeceklerini akıl ettiğimde öne atıldım. Fakat yetişememiştim. Zaten buna da gerek kalmadan, Tuğra Lila'ya sardığı kollarını geri çekmemiş aksine daha sıkı sarılmıştı. Tuğra, nasıl yaptığına anlam veremediğim şekilde yere düşerken ters dönmüş Lila'nın

