NİSAN Otelin döner kapısından içeri adım attığımda, içimde bir ağırlık vardı. Gün bitmişti ama zihnim hâlâ Atlas’ın arabasındaki sessizlikte takılı kalmıştı. Asansöre bindim, aynadaki yansımama kısa bir bakış attım. Bitkin, ama dirayetliydim. Kalbim hem çarpıyor, hem susturulmuş gibiydi. Odamın kapısını açtım. İçeri girdiğimde ilk başta fark etmedim. Sonra... gözüm salon kısmına kaydı. Koltuğun köşesinde bir siluet. Kerem. Ellerini birbirine kenetlemiş, sessizce oturuyordu. Gözleri direkt bana kilitlenmişti. Ne bir selam, ne bir söz. Sadece o tanıdık, canımı acıtan bakış. Kapıyı arkamdan kapattım, içimdeki fırtına yüzüme bir maske gibi indi. Artık kaçacak yerim yoktu. Ve bu gece, hesap gecesiydi. Ağır adımlarla içeri yürüdüm. Topuklarım yere her değdiğinde içimdeki karmaşa biraz

