ÇİSEL
Kızların dördünün de sesi başka yerlerden geliyordu, kafam şişmişti. Alt tarafı piknik yapacaktık ama duyan savaş hazırlığı yapılıyor bu evde derdi.
İlk önce Nehir tabiri caise böğürdü
" Kızlar güneş gözlüğüm yok! Gören varmı pembe kalpli olan! "
Sonra Ayşin isyan dolu sesi
" Ben size bin defa diyorum şu tuvalet terliklerini ıslak bırakmayın diye! Çoraplarım mahvoldu! "
Sonra da etek giymiş olan Rüya'nın cırtlak sesi
" Ya sal artık beni Dinçer! Aşkım indirmiceğim eteğimi! Ben böyle güzelim! Beğenen böyle beğenir! "
" Yavrum, Rüya'm, bebeğim kurban olduğum üstüne bal döküp yalamak istediğim bacaklarını görmesin kimse, aslında bala da gerek yok baldan tatlısın kız sen! Hem ayrıca kim seni beğeniyormuş! Höst ulan! Yaktırtma bana buraları! "
Bal ile ilgili muhabbeti duyan İkbal teyze
" Dinçer evladım düzgün konuş toplum içinde! "
" Babaanne yabancı mı var sanki? "
Nehir tekrardan bağırdı
" Ben sizin yatak odası fantezilerinizi duymak istemiyorum! Kulaklarım kanayacak artık! "
Dinçer trip atar gibi
" Hıhh! Her gece +18 şeyler okuyan benim zaten! Bayan libido! "
Nehir gözlerini kısara Dinçer'in yanına vardı ve bir tane kafasına geçirip arkasını dönüp gitti ve bağırmayı da unutmadı "SANANE!"
Kemal Amca da torununa söverek bakıyordu. İkbal teyzeye dönerek
" Hatun biz bunu büyüterek neyi yanlış yaptık ha? "
Dinçer alınmış bir edayla.
" Dede ayıp oluyor bunu filan kalbim kırılıyor."
" Sus eşek sıpası! "
Dinçer'e bir tane tekme savurdu. Dinçer götünü tutarak nazlı nazlı sevgilisinin yanına gitti.
Sonrasında Dilnur'un kadifemsi sesi
" Babaanne kurabiyeleri paketledim. "
" Tamam yavrum arabaya yerleştir. "
Bu curcunaya daha fazla dayanacak gücüm yoktu
" 10 saniye içinde herkes arabanın içinde olsun yoksa basar giderim. "
diye sakince konuştum. Hepsi yerinde durup birbirlerine bakış atıp son sürat arabaya koştu. Biliyordum ne kadar bağırmasam bile bir kulakları hep bendeydi. Yormuyordu ya beni canım ailem. Arabanın içi dolunca binip çalıştırdım ve yola koyulduk.
Muğla Fethiye'de doğmuştum ailem ordaydı, annem emekli edebiyat öğretmeniydi babam ise avukat devam ediyordu mesleğine abim ile beraber büro açmışlardı çalışıyorlardı.
Ben hep Ankara'da olmak istemişimdir. Sebepsizce çekiyordu beni Ankara hani derlerdi ya sizi kendine çeken bir şehir varsa orada yaşayacağınız şeyler var, benimki de o hesap.
Kızlar ile tanıştım çok güzel bir aile olmuştuk. Düzenimi burda kurmuştum mutluydum ama hâlâ bir şeyler eksik hissettiriyordu.
AYŞİN
Rüya, Nehir ve Dinçer benim arabam ile gittik. Arabayı ben kullanmak zorunda kaldım niyeymiş Nehir Hanımın makyajını yapması lazımış yetiştirememiş çünkü.
Rüya Hanım ise oje sürüyordu Dinçer'in bahanesi ise sevgilim oje sürüyor üfleyerek kurutması lazımmış haspam.
Sevgilisi var diye başı gözü durmuyor, Rüya'nın etrafında dört dönüyordu.
İmreniyordum bu hallerine arada bir çok güzellerdi. Rüya baya süründürmüştü sevdiğini ama helal olsun Dinçer hiç vazgeçmemişti.
Makyajını bitiren Nehir telefonunu arabaya bağlayarak muhteşem şarkılarından birini açtı. Tam bir Blok3 hayranıydı her daim arabada o çalardı.
Blok3-Uyuz
Yapmaya devam ediyim
Söyle de yapmaya devam ediyim
Param mı, ünüm mü, gücüm mü, şöhret mi?
Söyle de yapmaya devam ediyim
Ben'le kim kapış'cak? Düşmanım çok olur
Gelsinler, hepsini helak ediyim
Yine giderli yanından uyanmıştı. Dinçer ve Rüya da katılıyorlardı ona benim ağzıma da yapmıştı hep bir ağızdan söylemeye başladık
Hangi huyuma uyuz oluyo'sun en çok?
Söyle de yapmaya devam ediyim, he
Yapmaya devam ediyim
Söyle de yapmaya devam ediyim
Param mı, ünüm mü, gücüm mü, şöhret mi?
Söyle de yapmaya devam ediyim
Ben'le kim kapış'cak? Düşmanım çok olur
Gelsinler, hepsini helak ediyim
Hangi huyuma uyuz oluyo'sun en çok?
Söyle de yapmaya devam ediyim, he
Kırmızı ışık yanınca arabayı durdurdum yan taraftan Çisel ile göz göze geldim yine bakışları ile sövüyordu canım arkadaşım.
Çok severdi bizi, söverek severdi cancağızımız. İyi ki o gün evden ayrılmaya karar vermiştim benim için en büyük dönüm noktasıydı.
Aile baskısı o kadar sıkmıştı ki beni nefes alacak durumum dahi yoktu.
Neymiş yaşım geçmiş, benim yaşıtlarımın çocuğu oluyormuş. Olsun banane istemiyorum ben mutluyum bekar bekar hayatımın aşkını bekliyorum belki ben.
Coğrafya kaderdir derlerdi ya işte onu dibine kadar yaşıyordum. Ailem Adıyaman'ın Tekağaç köyünde oturuyordu küçük bir ortamdı hemen laf söz ederlerdi.
Zordu bizim oralar okudum diye gözlerine batıyordum. Ama mesleğime aşıktım bizim inek ve keçilerimiz vardı onlarla ilgilenmeye bayılırdım zamanla birçok hayvanı sevmeye başladım.
Veteriner hekim olmaya karar verdim, üniversite sınavına hazırlandım. Yakın bir şehirde okumam için izin verdiler. Şanlıurfa da üniverstesi okuyup mezun oldum hayalim işimin başında olmaktı ama babam izin vermedi ona göre okumuşum yeterdi çalışmaya ise gerek yokmuş kocam bakarmış.
Kız kardeşlerim için biraz olsada dayandım ama son gelen görücülere olumlu yanıt verince kendimden geçtim herşeyi arkada bırakıp Ankara'ya geldim.
Kliniğimi oluşturdum Minik Dostlar Veteriner Kliniği. Minik dostlarımı çok seviyordum evimizde de bir köpeğimiz vardı. Doberman cinsiydi bembeyazdı kar gibiydi adını Köpük koymuştuk. Görenlere korku salardı ama ismini duyan gülümsüyordu. Özel olarak Nehir istemişti ilk geldiğinde korkmuştu ama sonra alışmıştı. Şimdi ise her gece birimizin yanındaydı. Ek olarak kedi istemişti Dilnur, getirdiğimde ise hapşırık ve ateşlenme olunca direk hastaneye götürmüştük. Meğersem benim kardeşimin kediye alerjisi varmış.
O gece Dinçer ilk defa ciddi ve korkulu görmüştüm anne ve babasının emanetiydi. Parmağının ucu kanasa dünyayı yakmaya hazırdı.
Dilnur'dan sonra Rüya'da onun için önemli oldu bize de düşkündü ama o iki kız olmazsa Dinçer'in anlamı yok gibiydi.
Ankara bu kişiler sayesinde muhteşem oldu iyi ki o gün İkbal teyze ile karşılaştım iyi ki davet etti evine iyi ki kızlar ile tanışmamı sağladı. Adıyaman'daki kardeşlerimi de unutmuyordum tabiki onlar için elimden geleni yapıyordum. Babam onların da benim gibi yapmasından korkmuştu. Ama benim zorum ile okumalarına izin vermişti. Orda kızlardan başka kimsem yoktu bu iki sene boyunca birkaç defa yatıya geldiler kızlar onlar ile çok güzel ilgilenmişti.
Annem sizlere ömürdü, Güley anne vardı kızların annesiydi. Benim için bir şey ifade etmiyordu o kadın birbirimizden hiç haz etmezdik. Öyle böyle bağlantımı kesmiştim onlar ile burdaki ailem bana yeterdi. Ben düşüncelere dalmışken Nehir yine atarlı şarkısını açmıştı.
Ben Fero - Bitmiyor
Her yaştan kişi açıp dinliyor
Volume inmiyor, sesim inliyor
Bunu hissetmeyen kesin bilmiyor
Rap hep taş gibi, zaman silmiyor
Sırt hayvan gibi, elim gitmiyor
Mozart'ın bile böyle ritmi yok
Bana beat mi yok? Sandın, hit mi yok?
Baba gitmiyor, trap bitmiyor
Nehir ellerini açtı
" Rabbim sırtı hayvan gibi bir adam nasip et ne olursun! "
" Kanka senin de kriterlerin gittikçe kabarıyor ha! "
dedi Rüya ve aynı anda saymaya başladık
" Adem elması çıkık olsun, kol damarları ve alnındaki damarlar belli olsun, pazuları kafam kadar olsun, boyu 190 ve üstü, adonis kasları olsun, six pack olsun, saat taksın ve en önemlisi poposu olsun " ikimizde aynı anda sıraladığımız şeylere güldük. Dinçer de lafa atladı
" Birde bunlar sadece dış görünüş ha karaktere hiç girmeyelim. Kız sanki sipariş ediyor. Hem Nehir böyle biri sana bakar mı? "
Nehir pat diye arkasını döndü.
" Rüya sana baktıysa bana Henry Cavill bile bakar! "
diyerek önüne döndü.
Dinçer cevap verecektiki Rüya eli ile ağzını kapadı. Banada kavga etmesinler diye konuyu değiştirmek kaldı yoksa varacağımız yere kadar başımızı yerlerdi.
" Kızlar şaka gibi Henry Cavill bile baba oldu ya bir bir crushlar eksiliyor. Kimse kalmadı aşkımızdan. "
Rüya fikrini belirtecektiki, Dinçer yan bakış atıp " Rüya sevgilim bu konuya kapalı! "
Çok kıskançtı onun erkek sineğe bile tahammüllü yoktu. Sabahki etek mavzusu amacı sadece güzelini delirtmekti istediğini giysindi. Dinçer de bakana giydirirdi. Bu kadar basit olaydı. Tabi Rüya altta kalır mı?
" İstediğim gibi fikir belirtirim."
Bize dönüp
" Adamın bu yaşa kadar beklemesi bile hataydı genleri güzel dağıtmalıydı. Adam resmen cimrilik yaptı "
" Cidden ya belki benim kızımın kaderiydi oğlu ama yapmadı."
dedi Nehir ben ise
" Aynen kanka Henry Cavill oğlu olacak senin kıza vurulacak demi aynen! "
" Ne demeye çalışıyorsun senin kızın çirkin mi olur diyorsun? Senden çıkan güzel olmaz mı diyorsun? "
elini kasıklarına koyarak
" Duy duy olmayan çocuğum, babası ortada olmayan kızım Ayşin teyzen sana çirkin dedi onu sevme tamam mı? "
Hepimiz bu dediğine güldük ama nerden bilebilirdim ki bunun tutacağını.
DİLNUR
Sonunda varmıştık piknik alanına. Abim direk kaçmıştı eşyaları indirmemek için tabi dedem de bunu gördü.
" Lan hayırsız! Velet gel buraya! Neye getirdik bunların hepsini sen taşıyıp indireceksin. Gel buraya gelinimi kasların ile etkilemek için her türlü şeyi yapıyorusun gel bunları taşı aile babası olduğunu göster! "
Aile ve baba lafını duyan abim koşarak eşyaları taşımaya başladı. Çok istiyordu aile kurmak baba olmak ve bunu Rüya'nın vereceğine adım kadar emindim. Rüya da yarım gülümsemesi ile abime bakıyordu ay çok tatlılardı ya.
Ailem biz küçükken trafik kazası geçirmişti. Babaannem ve dedem alışmıştı bizi yanlarına. Ben daha 7 yaşındaydım abim ise 10 beni çok güzel büyüttü. Aslında abi demezdim ama kendisi öyle istemişti bana
" Sen bana abi diyince ben kendimi çok güçlü hissediyorum demişti. "
O günden sonra etrafta abim de abim diye dolaşmıştım. Hatta arada bir baba bile derdim çok mutlu olurdu. Benim için her şey oydu kızlar geldi abim hepsine bana baktığı gibi bakıyordu. Tabi Rüya'sı kardeş kataloğunun dışındaydı.
Piknik ortamızı kurmuştuk babaannem hemen salata yapmaya koyuldu, dedem ve abim mangal ateşi yaktılar. Abim özel olarak doblocu enişte kombini yapmıştı atlet ve çizgili pijama. Arada da sucukları hazırlayan Rüya'ya göz kırpıp öpücük atıyordu o hali ile bile etkiliyordu dişisini abim yapıyordu Rüya sporunu.
Nehir pembe kalpli gözlükerini takmış, şort ve crop giymişti vücudunun açık kalan kısımlarına güneş kremi sürmüş hamakda güneşleniyordu.
Ayşin büyüteci ile karıncaları inceliyordu bütün hayvanlara eşit değer veriyordu.
Çisel ise başka alemlerdeydi yoga yapıyordu ağaçlara doğru değişik bir kızdı hayatı spor ve yoga üstüneydi. Bunun sayesinde fıstık gibi fiziği vardı. 170 boyu ile modellerin suyunu çıkarırdı.
Bende boş durmayarak Rüya ve Babaannemin yanlarına gidip yardımcı oldum.
RÜYA
Sessizce İkbal teyze ve Dilnur'un yanından kalktım. Çünkü sevgilim sabahtan beri yanına gelmem için kaş göz işareti yapıyordu. Daha fazla şekilden şekile girmesin diye yanına gittim. Benim geldiğimi gören Kemal amca
" Gelinim dur yanında ama yakmayın tamam mı? Bu deli oğlanın aşkının ateşi etleri küle çevirmesin! "
diyip gitti bayılıyordum ya bu adama. Adam gibi adamdı Dinçer her canımı sıktığımda babamı arar söylerdi.
Babamda Dinçer'e
" Bunları yazıyorum oğlum istemeye gelince bunları yüzüne vurucağım! "
Bunu duyan Dinçer daha fazla üstüme düştü bir dediğimi iki etmezdi tabi bende öyleydim. Kemal amca gidince sevgilimin göğüsüne sokuldum.
" Bebeğim sonunda geldin yuvana kokunu solumadım ne zamandır nefes almaya ihtiyacım var. "
Kafasını boynuma gömüp derin nefesler alıp öptü
" Ya Dinçer! 10 dakikadır yoktum sadece! "
" Ben salisemi bile benden ayrı geçirince çok özlüyorum. "
Dudaklarımın arasından cilveli bir kıkırtı çıktı çıktı
" Yavrum çok yorma kendini akşam bendesin. "
Kulağıma fısıldayıp sertçe öptü, bana da derince yutkunmak kaldı.
Her gece ülke dışındaki amcasının evinde beraber kalırdık.
" Aşkım aman yakma etleri. Kemal amaca babama söyler bir mangal bile yapamıyor damat olmaz bundan der. "
Dediğim gibi beni kendinden uzaklaştırıp etlere odaklandı bende gülerek yanından ayrıldım.
Her şey hazır olunca oturup yemeye başladık. Dinçer ve Çisel arasında sen daha çok yedin kavgası çıktı Kemal amca da bir sana bir sana yaparak sayı ile eşitledi ikisinide. Çisel için bir diğer dokunmazı yemekti. Yerdi çok yerdi evdeki buzdolabı ondan sorulurdu. Kız düzenli spor da yapıyordu taş gibi hatundu vala.
Kemal amca Nehir'e daha fazla vermişti çünkü Nehirimizin çölyak adında belalı bir hastalığı vardı. Glutensiz beslenmek zorundaydı aslında özel ekmek yapardı pirinç unundan ya kendisi ya da İkbal teyze ama istememişti bu sefer. Yorulmuşlardı diğer işler için ekmeksiz yerim demişti.
Ayşin de vejeteryandı yiyemezdi yavrularını onun için de köfte filan hazırlamıştım.
Dilnur ise sucuk severdi.
Beni de sevgilim elleri ile belserdi. Hep çoğul konuşurdu, bir şey isteyince isterim değil isterizdi o, yaparım değil yaparızdı çok seviyordu zalımın oğlu.
Yemekten sonra etrafı toparlayıp, Ayşin'in dediği gibi yakar top oynamaya karar verdik Dinçer ortadaydı en son elenmeyen o kalmıştı. Topu Dinçer'e attığımda bilerek değdi ve elendi Nehir bağırmaya başladı
" Sayılmaz hile var şike var kabul etmiyoruz!"
" Ya Nehir yandım işte beni bir Rüyama yandım zaten mecbur kanka! "
Gelip anlımdan öptü yerimde tepinim beline sarıldım
" Dinçer seni çok seviyorum ya! "
" Bende seni çok seviyorum güzel kadın! "
Nehir kızların yanına dönerken
" Çok pis güzel bir aşkları var bende istiyorum! "
" Nasip kızım nasip. " dedi İkbal teyzem
" Nasibim hemen bulabilir mi artık beni tek takılmaktan sıkıldım biri nazımı çekmeli artık!"
Yazardan
Hepsi Nehir'in dediğine güldü. Eşyaları toplayıp yola koyulmaya başladılar. Evin önüne gelince İkbal Hanım hepsine ithafen
" Kızlar yarın karşı dairenize birileri taşınacak haberiniz olsun kuzularım. "
Kızlar heyecan ile birbirlerine baktılar
" Düşünsenize bebekli bir aile gelse bebek severiz."
dedi Rüya, Dinçer hemen beline sarılıp
" Yavrum istiyorsan yaparız bir tane. "
" Aynen Dinçer ol diyince olunca bir şey zaten ya sabır! "
diyerek evin içine girdi tabi sevgilisi de arkasından.
Dilnur
" Umarım yaşlı bir çift olmaz sese katlanamazlar. "
Nehir kolunu omzuna sarıp
" Pardon Dilnur Hanımcığım biz ses mi yapıyoruz? "
Nehir eski ev sahibi yüzünden bu konuda deliriyordu lafı geçince. Pot kırdığını fark eden Dilnur kedi bakışları atıp
" Ses demeyelim küçük tıkırtılar minicik tıkırtılar. Ama yaşlı olursa her halükarda sesi sorun ediyorlar Nehir şimdi. "
" Dilnur haklı" dedi Çisel Ayşin ise sıkılmıştı Köpüğün yanına gitmek istiyordu ve yaptı da
" Köpüğüm ben geldim nerdesin sen?!"
Köpük adı ile zıt görüntüsü ile koşarak dışarı çıkıp Ayşin'in üstüne atladı
" Ovv koca adam seni çok mu özledin sen he? "
Çisel'in nadir kıskandığı anlardan biriydi
"Köpük hani bize sarılma biz neyiz burda! "
Çisel'in derdini anlayan Köpük onunda üstüne atlayıp yaladı. Köpük sırt üstü yere yatıp hepsinin de onu sevmesini istedi, durumu anlayan kızlar Köpüğün başına üşüşüp sevmeye başladılar tabi Rüya da gelmişti.
Biri bile eksik olmazdı hepsini birbirine bağlayan görünmez bir bağ vardı aralarında. Mutluca başlarını yastıklara koyup uyudular. Tabi birisi sevgilisinin yanına uçmuştu. Yarının onlar için heyecan verici ve yeni duygular tadacağı birgün olacaktı.