Benim kafasını ısırdığım adam ağzını açıp benim kafam sıkacağım o cümleleri kurdu
" Ben Polis Memuru Eyüb Arslan "
Sıçmıştım harbinden sıçmıştım ben bir polise şiddet uyguladım şikayeti olursa dört duvar arasında çürüyecektim. Eyüb denen adamın yüzünde vatan gülüşü vardı. Cafer sıçtık bez getir oğlum.
NEHİR
Şuan herşey şaka gibi geliyordu,ben devletin polisinin başını ısırmıştım. Eyüb denen adam bana sırıtarak bakıyordu resmen yüzünden belliydi canıma okuyacağı. Ellerini beline yerleştirip dik bir konuma geldi özgüvenle, sanki az önce bana yalvarmamış gibi bakıyordu. Bakmakla da kalmayıp lafa girdi.
" Öhm, şimdi muzlu kurtçuk devletin memuruna zarar verdin. Bunun ne anlama geldiğini biliyorsun değil mi? " Polat denen adama dönüp " Kaç yıldı abi? "
Polat boğazını temizleyerek
" Kamu görevlisine karşı görevini yapmasını engellemek amacıyla, cebir veya tehdit kullanan kişi, altı aydan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. " dedi.
Bunu biliyordum çünkü benim babam emekli Eminiyet Amiri, Poyraz abim Polis Özel Harekat, Rüzgar abim Terörle Mücadele Savcısıydı ve annem benim canım anam Kamu Avukatı.
Ben niye aşçı mıyım diyenleri duyar gibiyim yemek yapmak benim hayat felsefemdi.
Denemiştim ama şansımı babamın ve Poyraz abimin izinden gitmek istemiştim ama sağlık problemlerim vardı. Annemler abilerimi ve beni hiç zorlamadı herkes istediği mesleği yapıyordu.
Söylediği şeyleri düşünce benim başımdan kaynar sular döküldü. Annem, babam ve abilerim beni mahvedecekti kesin.
Saçlarımı kulağımın arkasına attıp bir adım adama yaklaştım.
" Şimdi şöyle yapalım beyefendi. "
Adam ellerini beline yerleştirip,
" Nasıl yapalım hanımefendi? "
Alaylı söyleşi ile yüzüne bir tane vurasım geldi ama tutmam lazım kendimi daha çok suça batmak istemiyorum.
" Ben, vatanına aşık bir kızım. Sizde -çuk filan diyince benim şanteller attı."
" Muzlu kurtçuk illaki saldırmana gerek yoktu konuşarak da anlaşabilirdik. "
Ağzımın içinden
" Hı kesin konuşulurdu seninle ayı! "
" Barancım ayı dedi hakaret etti bunuda yazalım. "
Gözlerim fal taşı gibi açık kaldı.
" Böyle bakarsın kurtçuk sana kimse söylemedi bizim kulaklarımız keskin olur hele de benim gibi bir adamın. "
Öğretmişlerdi, kaç defa ağzımı yakmıştı ama benim arlanmaz bir kişiliğim olduğu için takmıyordum. Bir kulaktan girip diğerinden çıkıyordu.İnler gibi bir ses çıkarıp, Karadeniz ağzıma(şive) kayış yaptım. Gergin olduğumda orijinal kanala geçiyorduk.
" Ha kuzim senun ağzuni işkebitler soksin! "
Adam gözlerini belertekrek bana baktı.
" Ne dedun ha sen? "
Oha! Adam Karadenizlimiydi yüzüm aydınlandı bir anda.
" Nerelisin? " dedim hemen.
" Kader bizi 61 kenara! " böbürlenerek söyledi.
" Oha hemşerumm! "
Kollarımı açıp sarıldım. Her şey bir yanda memleketlik bir yana, o da coşkulu bir şekilde sarıldı bana. Biz sarılırken herkes masaya oturmaya başladı.
" Kardeşim benim Trabzon'un neresindensin? "
" Akçaabat ama merkezdeler bizimkiler, sen? "
" Öncelikle Eyüb ismim öyle seslen, Çaykara'da oturuyor bizimkiler. "
" Yolum hiç düşmedi ya gitmek istiyordum. "
" Ben seni götürürüm merak etme. "
İkbal teyze seslendi bize
" Hadi kuzularım oturun artık her gün göreceksiniz birbirinizi."
Eyüb kolunu omzuma atıp masaya yönlendirdi. Eyüb ne alaka ise Çisel'in yanındaki boş yere oturmuştu. Kızlar olarak birbirimize baktık Çisel'i akşam Fantazili Tek Boynuzlu Atlar kurulunda sorgusu vardı kesin, bizi fark edip daha da kafasını gömdü. Bok kokusu aldım çok pis şimdilik susacaktık akşam büyük sorgu vardı.
Kızlar ile yeni komşularımızla tanıştık. İyi insanlardı, Eyüb eğlenceli, Polat sakin, Baran orta bir adamdı duruma göre şekil hep beraber kahvaltı yapıp birbirimizi tanımaya çalıştık.
Samimi bir şekilde kahvaltımızı yaptık, sanki hepimiz ilk defa değilde yıllardır yan yanamışsız gibi hissettim.
ÇİSEL
Gördüğüm adamın bir göz yanılgısı olduğunu düşünmek istiyordum.
Konuştuğunda sesini duyunca tamamen o olduğuna kanaat getirdim. Benim hiç şansım yoktu ki bunda da olsun.
Nehir ile kavgasını elimde çekirdek ile izledim, arkadaşımın onu düzmesini zevkle izledim. Bana yaptığının öcünü Nehir alsındı.
Ne kadar göze sert, ağza laf tıkan biri gibi görünsemde hiç beceremezdim sadece bakış atıp uzaklaşıyorlardı lafta yoktum ben. Ama bu adam bakışımdan kaçmayıp ağzıma kadar girmişti.
Kahvaltı da bilerek yanıma oturdu amacı beni utandırmaktı ve bunu başarıyordu kızlar da ona yardımcı oluyordu maalesef.
Eyüb kolu ile kolumu dürtüp,
" Beni bu kadar özleyeceğini düşünmemiştim. "
Ters ters ona baktım gözlerinde ki haylaz pırıltıları görünce hemen önüme dönüp tabağıma birşeyler almaya çalıştım.
" Ne alaka seni özliyeyim? "
" Ağzının içinden homurdanma. Ankara'ya ayak basarbasmaz beni kendine çektin. "
" Geri gitseydin sana gel diyen mi oldu? "
" Olmadı ama olacak gibi. "
" Tamam işte git onun yanına! "
" Yanındayım zaten Meyra. "
Direk ona döndüm ikinci adımı nerden biliyordu ki , bakışlarım onu güldürdü
"Sen?"
Sence der gibi kafasını eğdi, adam polisti tabi bulurdu. Bir şey demeden yemeğime döndüm.
Ondan sadece utanıyordum en ufak beğenim bile yoktu ona karşı, kendimi böyle kandırıyordum. Karşılaşmamız bir mahallenin köşesinde küçük bir kitap evinde oldu.
Nehir'in istediği birkaç kitap vardı zamanı olmadığı için benden istemişti hiç rica filan yok direk emir veriyor kız.
Sevmesem çekemem böyle bir şeyi sevdiğimiz için mecbur. Birde isteğidi kitapalr erotik şeyler gerçekten Dinçer'in dediği gibi bayan libidoydu.
Allah kocasına yardım etsin! Bu kıza yetişemez umarım öyle olmaz yoksa bizim kız delirir.
Kitap evine doğru yol aldım motosikletim ile çok severdim sürmeyi. Kızlara bille öğretmiştim hepsinin ehliyeti vardı.
Yamaha YZF r125 bayılıyordum bebeğime. Kitap evine yaklaşınca bebeğimi park etmek için bir yer aramaya koyuldum, bir yeri gözüme kestirdim oraya gidip durdum tam bebeğimi kapattım inecektim ki, arkamdan uzunca bir korna çalındı.
Yerimde sıçradım resmen, ani şeylerden çok korkardım, ödümle götümün karıştığı yerdeyim şuan.
En makul ters bakışlarımı hazırlayıp arkama döndüm Mercedes modeli bir araba içinde bir adam sırıtarak bana bakıyordu. Önüme döndüm bebeğimin üstünden indim kaskımı da alıp yürümeye başladım. Adam arkamdan inip bağırdı.
" Hey dursana! "
Hayır ya hayır kimse ile muhatap olmak istemiyorum. Daha hızlı yürüdüm ama adam kolumdan tutup önüme çevridi. Şansıma sıçayım!
" Sana diyorum kadın niye durmuyorsun? "
Kolumu çekip,
"Durmuyorsam demek ki işim acele ya da sizinle muhatap olmak istemiyorum beyefendi! "
Önüme dönüp adım atmıştım ki, hemen önüme atlayıp.
" Hop hop nereye?! "
" Sanane! "
" Evet banane nereye gidersen git ama motorunu çek git! "
" Nedenmiş o park yasağı filan da yok! "
" Çünkü benim arabam giricek yerimizi kaptın. "
" Pardon beyefendi de ilk ben geldim ve park ettim siz başka yer bulun! "
" Allah'ım çattık ya koskoca arabanın gireceği yere küçücük motorunu bırakmışsın az kenara al bari! "
Gösterdiği yere baktım evet motorum için büyüktü ama hemen gidip geleceğim için sıkıntı etmemiştim. Tabi bu ayıya denk gelmeseydim. Ve benim bebeğime küçük dedi.
" Ağır ol bakim bı küçük müçük ne diyon oğlum sen!? "
Evet bu konuşan benim Ayşin de benim ağzımı bozdu tam bir Adıyamanlı gibi konuşuyordum. Adam ilk şaşırdı sonra sırıtmaya başladı, bu adam neden hep gülüyor ya çene kasları ağrımıyor mu acaba?
"Wow " baştan aşağı beni süzdü.
" Böyle bir görüntüye böyle bir ağız hiç beklemiyordum şaşırttın beni. "
Bana doğru eğilip
" Ben şaşırmaya bayılırım eğlenceli kadınsın. "
" Lütfen saçma sapan konuşmayın arabanıza başka yer bulun! "
" Hayır efendim burda bekliyorum eğer yer açmazsanız polisi arayacağım. "
Bir an önce eve gitmek istiyordum birde polis ile uğraşıp yorulmak istemiyordum. Motorumun yanına gittim ve köşeye çektim. Adam kollarını bağlamış yine sırıtıyordu başka işi yoktu.
" Yani ben burada güzelce çekin dedim ama yapmadınız polis duyunca hemen. "
" Çünkü devletin memurunu sizin gibi insanlar için meşgul etmemeliyiz! "
" Ha ne varmış bende? Yakışıklı adamım çok şükür! "
Baştan aşağı süzdüm ne yoktu ki vala adam da var vardı, yakışıklıydı. Gözlerim birazcık bacak arasında oylandı heybeti burdan belliydi.
Ben oraya bakarken bir an uçuşa geçti gibi oldu göz bebeklerim yerlerinden fırlıcaktı.
Adam resmen karşımda sertleşiyordu. Bir yalandan öksürük sesi duydum yani adamın şeyine dikizlerken yakalandık ya inanamıyorum rezillik diz boyu.
Kafamı kaldırdım bu sefer daha büyük sırıtma ve iması bol surat ifadesi vardı.
" Beğendin her halde, tabi benim gibi adam beğenilmez değil ki! "
O orda dursun benim bütün bedenim kızarmıştı yanıyordum çok utanmıştım. Kafamı duvarlara sürtesim geldi, Dilnur'un iğrenç karışımlarını içip intihar edesim geldi.
" Ne oldu sıcak mı oldu kızardın bir an, hava da o kadar sıcak değil ki! Hâlâ hâlâ ne oldu şimdi? "
Öyle bir alayla konuşuyordu ki yerin dibine girdim. Daha fazla durursam olmazdı yanından sıvıştım hemen koşar adım uzaklaştım. Ama o alay dolu gür kahkahayı dibine kadar duydum.
EYÜB
Giden kadının arkasından gülerek bakıyordum. Kadın kestirdiğim yere motorunu bırakınca gidesim gelmişti ama elim benden habersiz kornaya gitti.
Korna sesini duyan kadın yerinden sıçramıştı. Bir gülümseme geldi hatta güldü. komiğime gitmişti tepkisi. Baran yüzünden bozulan moralim bir anda düzelmişti. Ne olur ki bu hatun ile uğraşsam.
" Ha ne varmış bende? Yakışıklı adamım çok şükür! "
Bu lafımdan sonra vücudumu süzmesi gözlerinin haddinden fazla bacak aramda kalması etkilemişti beni. Bunu fark edince gözleri. büyüdü sessizce güldüm.
Normal değil mi karşımda uzun boylu, spor yaptığı her halinden belli bir kadın vardı etkilenmemek mümkün değil.
Daha fazla bakarsa işler kötüye gidecekti. Yalandan öksürerek dikkatini çektim. Hemen gözlerini çevridi ve kırmızı olmuştu yüzü, sarışın bir şeydi zaten her şey belli oluyordu.
Yüzünün kırmızı tonu mükemmeldi. Polis lafını duyunca hemen dediğimi yapmıştı bu kadar çabuk olmasaydı.
Söylemeseydim öyle bir şeyi. Motoru köşeye çekip gitti, bende hemen motorun fotoğrafını çektim araştıracaktım bu hatunu.
Arabamı park edip peşinden gittim. Bir kitap evine girmişti bende içeri girdim büyük bir yerdi şimdi burda ne güzel şiirler vardır. Buna daha sonra bakmaya karar verdim maviliyi bulmam lazımdı.
Rafların arasında aramaya koyuldum ve buldum resmen kokusu ile çekiyordu beni.
Bir rafın önünde kitap bakıyordu, kafamı kaldırıp kitap kategorisine baktım "Erotik kitaplar" cidden şaşırtıyordu.
Tam arkasında durdum nefesimi saçına üfledim.
" Hmm değişik zevkler, sadece okumak ile mi kalıyorsun? "
Yerinden sıçradı yine, bu kız ne korkak çıktı.
Bana doğru döndü gözleri ile sövüyordu. Ne kadar seksi duruyordu ya uff benimki yine hareketlenmeye başlamıştı. Kafamı eğdim yüzlerimiz dipdipeydi, uzunca bir nefes aldı verdi. Nefesi dudaklarıma değince daha fazla etkilendim.
Karışma gelip bir kadının nefesi seni dimdik yapacak deseler bir ağız dolusu gülerdim. Ama şuan felaket gibi bir şeydi bu kadın bana ne yapıyordu böyle. Sonunda güzel sesini duyurdu bana
" Beyefendi çekilir misiniz lütfen? Okuduğum ve uyguladığım şeyler sizi hiç ilgilendirmiyor! "
" Okuyun tabi öğrendiğiniz şeyleri uygulama konusunda yardımcı olabilirim. "
Gözlerini bellertti, mavi mavi bakıyordu anasını satim gözlerine bile yükseldim hatunun.
" Ne münasebet çekilin şuradan yoksa bağıracağım! "
" Sakın bağrıma o bana özel kalsın. "
" Lan siktir git oğlum! "
Diyip kasıklarıma tekmeyi geçirdi, omuzlarımı tutup karnıma diz attı. Yemezdim bunları ama hatun bütün vücudumu etkisi altına almıştı.
Benim nutkum tutulmuş, ellerim kıymetlimde ona bakarken o arkasına dönüp gitti. Biz bunu beraber kullanıcaktık neden vurdu ki. Ağırsı geçince dikleştim, aldığı kitabı bende aldım okuyalım birşeyler kapalım ki hatunu tatmin edelim.
ÇİSEL
Az önce adamın biri gözlerimin önünde ereksiyon oldu. Ben ne yaşadım derince yutkundum. Motoruma binip hemen uzlaştım oradan bir daha asla gelmezdim buraya.
Nereden bilebilirdim ki, kitapçıya bir daha gitmeyerek ondan kaçabileceğimi sanırken, adam karşı komşum olacaktı. Şimdi ne yapacaktım ben?