* * * Masamda çalışıyordum ama aklım hâlâ bir saat önceki o odadaydı. Bora’nın elleri belimde, dudakları boynumda, iri bedeni üstüme eğilmişken hissettiğim o ezici sıcaklık… Her dokunuşu, her nefesi zihnime kazınmıştı. Elim klavyede dolaşıyor ama harfler birbirine karışıyordu. Heyecandan ayaklarım masanın altında ileri geri sallanıyordu, tıpkı küçük bir çocuk gibi. Kalbim küt küt atıyordu, kulaklarımda kendi nabzımın sesi yankılanıyordu. Dosyalara bakıyordum ama gözlerim satırları görmüyordu; onun kokusu burnumdaydı hâlâ, odunsu parfümü, kahve kokusu, teninin sıcaklığı… Yüzümde sık sık bir tebessüm beliriyordu, sonra birdenbire sırıtıyordum. Elimi ağzıma kapatmak zorunda kalıyordum ki yan masadaki kızlar fark etmesin. Ama gülerken gözlerim doluyordu. Allah’ım… İlk kez mutluluktan gözleri

