* * * Ertesi sabah yataktan adeta fırladım. Pazar günüydü; normalde öğlene, hatta bazen akşama kadar uyumayı en büyük hayalim sayardım. Ama evdekiler insafa gelmezdi ki… Annem her defasında aynı nakaratı tekrarlardı: “Kalk Nilüfer, babanla abine kahvaltı hazırla!” Onlar sanayide çalışıyorlardı. Her gün, yağmur çamur demeden, kar kış demeden fabrikaya gitmek zorundaydılar. Gerçi istedikleri zaman izin alıp tatil de yapabiliyorlardı ama benim öyle bir lüksüm yoktu. Pazar benim tek özgür günüm sayılırdı ve o gün bile sabahın köründe ayağa kaldırılıyordum. Bugün farklıydı. Bugün kendi isteğimle, hatta içimde tuhaf bir heyecanla uyanmıştım. Yorganı üstümden atıp terliklerimi arandım, mutfağa doğru sessiz adımlarla yürüdüm. Kahvaltı masasını hazırlamaya koyuldum: peynir tabağı, zeytin,

