TEHLİKELİ YAKINLAŞMA

567 Kelimeler
Melike gitmeyecekti. Bu kararı sabah verdi. Defalarca, farklı biçimlerde, kendi kendine söyledi. Baran'ın o son cümlesi kulaklarında çınlıyordu — "Gelmezsen Erkan'ın ofisine gider her şeyi kendim anlatırım" — ama bu sefer öfke değil, yorgunluk getirdi. Kaç kez daha korkudan hareket edecekti? Erkan sabah erken gelmiş, Kudret'le konuşmasının ağırlığını yüzünde taşıyarak tek kelime etmeden üzerini değiştirip çıkmıştı. Giderken alnına kondurduğu o soğuk öpücük bile bir emir gibiydi: Burada kal. Görünme. Melike camdan şehre baktı. Gitmeyeceğim. Öğlene yakın taksiyi çağırdı. Erkan'ın şoförünü değil. Dışarıdan, sıradan. Üzerine dikkat çekmeyecek bir trençkot, gözlükleri. Kendi kendine bir şeyler söyleyerek çıktı bu daireyi, bu elli santimetre kalınlığındaki sessizliği aşıp. Tamamen başka bir kararla çıktı. Hesap sormaya gidiyordu. Park tenhaydı. İstanbul'un göbeğinde olmasına rağmen bu saatte ıssız ve nemliydi. Melike o bankı gördü — eskiden el ele yürüdükleri, hayaller kurdukları yer. Baran oturuyordu. O eski deri ceket, o mağlup ama dik duruş. Kalktı. "Geldin," dedi. Sesinde bir zafer edası vardı. "Para için geldim," dedi Melike. Çantasından çıkardığı zarfı Baran'ın göğsüne sertçe bastırdı. "İstediğin bu değil miydi? Al ve git Baran. Bir daha karşıma çıkma." Baran zarfı cebine tıkıştırdı. Ama gitmedi. "Hâlâ o kadar sertsin ki," dedi. "Ama gözlerin öyle söylemiyor." "Neden gittiğin umurumda bile değil!" diye bağırdı Melike. Sesinin titrediğini duydu ama durduramadı. "Gittin işte. Beni o çöplüğün ortasında bıraktın. Ben bugün sahip olduğum her şeyi tırnaklarımla kazıyarak elde ettim. Sen ise yedi yıl sonra gelmiş, huzurumu kaçırıyorsun." Baran bir adım yaklaştı. Melike geri çekilmedi. "Huzur mu?" Alaycı bir sesle. "Bir adamın gizli dünyasında saklanmaya huzur mu diyorsun? Erkan'ın kim olduğunu biliyorum. Seni bir mal gibi o evde tutuyor." "En azından o gitmedi!" Kelimeler ağzından baraj gibi taştı. "O yanımdaydı. Sen beni terk ettiğinde, ben açlıktan ve yalnızlıktan ölürken o beni otoparkların kenarından topladı. Ona minnet duyuyorum." "Sana bir kafes verdi Melike!" Baran aniden kollarını kavradı. "Seni burada görmeye dayanamıyorum. O çocukça aşkı hâlâ taşıyorsun. Bana baktığında ne gördüğünü biliyorum." "Senden nefret ediyorum!" Melike göğsünü yumruklamaya başladı. "Nefret ediyorum!" Baran yumruklara direnmedi. Ve Melike'nin gücü tükenince — hıçkırıklar parkın sessizliğinde yankılanırken — kendini Baran'ın göğsüne dayanmış buldu. O tanıdık koku. Yedi yıl önceki koku. Tüm o lüks parfümlerden daha gerçek, daha tanıdık. Baran çenesini tutup yüzünü kendine çevirdi. "Bana yalan söyleme," diye fısıldadı. "Kalbinin nasıl attığını duyabiliyorum." Melike onu itmeye çalıştı. Ama o itiş, saniyeler içinde sıkı bir sarılmaya dönüştü. Baran eğildiğinde Melike önce direndi — elleriyle itti, gözleri açıktı, zihninin bir köşesi "bu hata" diye bağırıyordu. Ama o bağırış giderek uzaklaştı. Ve Melike, yedi yıldır içinde taşıdığı o karanlık boşluğun, bu yasak ve tehlikeli anda dolduğunu hissetti. Parkın girişinde siyah bir araç duruyordu. Melike bunu görmüyordu. Karartılmış camların arkasındaki bir çift gözü görmüyordu. Elindeki telefonu görmüyordu. Ve bu anı — bu puslu, bu suçluluk dolu, bu geri alınamaz anı — kaydettiğini görmüyordu. Baran saçlarını okşarken kulağına fısıldadı: "Seni bırakmayacağım. Bu sefer değil." Melike başını omzuna yasladı. İçinde bir huzur vardı. Ama bu huzur, fırtınanın tam merkezindeki o tekinsiz sessizliğe benziyordu. Melike, az önce kendi idam fermanını imzaladığından habersizdi. "Gitmeliyim," dedi zorlukla kendini geri çekerek. "Eğer Erkan şüphelenirse—" "Şüphelenmeyecek," dedi Baran. Parmaklarıyla Melike'nin dağılmış saçlarını düzeltti. "Ama şimdi benim için bir şey yapman gerekiyor. Bu sırrın borcu var artık sende." Melike Baran'ın gözlerindeki o tuhaf, karanlık parıltıyı bir anlığına fark etti. Üzerinde durmadı. Arkasını döndü. Koşar adımlarla parktan uzaklaştı. Kalbindeki sızı hem zaferin hem de yaklaşan felaketin habercisiydi. Parkın girişindeki siyah araç sessizce hareket etti. Onu takip etmedi. Yeteri kadar görmüştü zaten.
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE