Günün ilk ışıkları pencerenin tül perdesine değmişti. Evin içinde hâlâ bir sabah sessizliği hâkimdi. Mihran gözlerini usulca açtığında yatakta yalnız olduğunu fark etti. Başını kaldırıp saate baktı, Yusuf’un çoktan kalktığını anladı. Yatağın yanında düzgünce katlanmış battaniye ve boş kanepe, onun camiye gidip geldiğinin sessiz bir işaretiydi. Mihran ağır ağır doğrulup yorganı topladı, yastıkları düzeltti. Her hareketinde sakin, ama içinden taşan bir duyguyla günün başlangıcına hazırlanıyordu. Tam yorganı yatağın ucuna serdiği anda, kapı sessizce aralandı. Yusuf içeri girdi. Üzerinde hâlâ cübbesi vardı, yüzünde ise sabah serinliğinin getirdiği bir canlılık. Mihran’ı yatağı toplarken görünce kısa bir an durdu, sonra içten bir tebessümle selam verdi: “Selamünaleyküm.” Mihran, başını çeviri

