Dün Özgelerde çok eğlenmiştim.Tüm sıkıntımı yok etmeyi başarmıştı.O kadar hayat dolu ve enerjik biri ki onun yanında kötü hissedebilmek imkansız bir durum.Sanırsam hayatımdaki tüm şansımı onun gibi bir arkadaşa sahip olabilmek için kullanmıştım.Bu çıkarımı 1 hafta olmasına rağmen söyleyebilirdim. Sanki yıllarca görüşmemiş yakın arkadaşlaemışız gibi hemen kaynaşmıştık.Umarım daha güzel günlerimiz olurdu.
Dün güzel bir yastık savaşından sonra Özge'nin okuldaki dedikoduları anlatması ve birilerine sövmesini dinlemiştim.Genellikle o birileri Emir'in eski sevgilileriydi.Saçma sapan şarkılar söyleyip dans etmiştik.Biraz da dans yarışması için prova yapmıştım.Bu iyi olmuştu çünkü Ceyda'ya yenilemezdim.Yani ona karşı yenildiğimi bile düşünmek istemiyordum.
"Bilge,hadi!Geç kalmak istemiyorsan kalk hadi!"diye bağırdı Özge tuvaletten.Ama bilmiyordu ki ben çoktan kalkmıştım.
"Saçınla yarım saattir uğraştığını bilecek kadar erken uyandım."diye bağırdım gülerek.
"He tamam o zaman.Dolabımdan giyinebilirsin.Muhtemelen sana uyar."diye beni bilgilendirdi.
"Umarım sadece pembe kıyafetlerin
yoktur."dedim dalga geçmek amacıyla.
Özge tuvaletin kapısını açıp elindeki maşayı saçına sararken bana göz devirdi ve geri kapadı.Sanırsam bu
'şaka mısın' bakışıydı.
Özge'nin pembe dolabını açıp içinden siyah bir pantolon ve beyaz bir tişört çıkardım ve giyindim.
"Özgeee!"diye bağırdım.
"Efendimm!"
"Ceketin var mı?Hava soğuk gibi.
Bir de lütfen pembe olmasın."
"Var var.Dolabın arkasına doğru bak."
dediğinde gülmüştüm.Siyah tercih etmemesine katılıyordum çünkü ona yakışacağını düşünmüyordum. Karakteri koyu renkleri taşıyamazdı.
Dolabın arkalarına doğru,uzun bir arayış sonunda siyah bir ceket bulmuştum.Gotiklere benzemiştim ama öyle değilim.Yanlış anlamayın.
O kadar da karamsar olamam.
Tuvaletin kapısına tekme atarak açtım western tarzı olsun diye.
Bazen öyle kafama esiyor işte. Sorgulamayın.
"İnsan bir korkutmadan gelir.Altıma
edecektim."dedi.
"Artık bir saçını bitirsen diyorum." dedim bıkkınca.
"Dur,az kaldı zaten."dedi aynadan saçına bakarak.
"Defileye gitmiyoruz boşver.Olmuş işte."dedim ama onun güzel görünmeye çalışmasının asıl nedeninin Emir olduğunu biliyordum.
Aşk işte,zaman kaybı hep.Ben diyorum ama beni dinleyen yok.
"Emin misin bak?"
"Hıı"diyip kafamı aşağı yukarı salladım.
"Tamam o zaman."diyip maşanın fişini çekti ve çekmeceye attı.Neyse ki üstünü çoktan giyinmişti de beklemeyecektim.
"Kime bu hazırlanmalar falan?"diye sordum kinayeli bir biçimde.
"Sen ne demeye çalışıyor?Ben anlamamak"diye yabancı bir aksan takındı.
"Bence sen anlıyor."diyip göz kırptım.
"Hadi boşverr.Okula geç kalmayalım."
diyip beni odadan dışarı sürükledi.
Hayatımın merdiven inmekle geçtiği basamakları bir kere daha indim.
Çıkışa doğru sürüklenirken gözlerim mutfaktaki eşsiz kahvaltıya takıldı.
Özellikle o portakal sularına ve sigara böreklerine.Durun!Sanırım tansiyonum,şekerim,neyim varsa düştü.
"Boşuna bakma.Zamanımız yok.
Sorry tatlım.Söz,bir dahakine yersin."dedi keyif alır bir şekilde.
"Yaa!"diyip üzgün surat yaptım.
"Hayır!"diyip kaşlarını yukarı kaldırdı ve kolumdan tutup çıkışa sürükledi.
Özgec toz pembe ayakkabılarını giyerken ben çaresizce çıplak ayaklarıma bakıyordum.
"Özge bir ayakkabı versen diyorum.
Malum çıplak ayaklarla kaçmıştım."
dedim bir hatırlatma yaparak.
"Ay,pardon!Fark etmemişim."diyip ayakkabı dolabı olduğunu düşündüğüm mavi bir dolabı açtı.
İçinden beyaz spor ayakkabı uzattı bana.
"Bugün de senden geçindim şükürler olsun."diyip ayakkabısını giydim.
"Aman bugün ben,yarın sen."diyerek gülümsedi.
Kapıdan çıkıp Kerem amcaya selam verdik ve arabaya bindik.Gidene kadar Özge bana bugün neler yapmam,neler yapmamam gerektiğiyle ilgili bir kısa konuşma yaptı.Aslında pek de kısa değildi.15 dakika boyunca bu konuyu tartışmıştık.Ben diyorum umursamıyorum onu,Özge diyor canını sokakta mı buldun.Ah be,beni de bu kadar düşünmezsin yani.
Sonuçta ben benim.Bir şekilde hallederdim yani.
Arabadan Kerem amcaya veda ettikten sonra indik ve okulun o saraylardaki gibi gösterişli ve uzun ve büyük vee gereksiz bahçesine geldik.
"Bak şimdi canım benim,dediklerimi unutma.Sen nereye ben oraya.Çaktın mı köfteyi?"diye belki 1000.kez dediği şeyleri bana yeniden söyledi.
"Evet,bence beynimin algılama yeteneği gayet iyi çalışıyor.Bir kere daha dersen keseceğim kendimi!"
diye isyan ettim.
"Tamam,tamam.Hadi kimseye görünmeden gidelim hemen."diyip kolkola o bahçeyi yürümeye başladık.
Özge kendini bu işe çok kaptırmıştı.
CIA ajanı gibi etrafını inceleye inceleye gidiyordu.
"Saat 3 yönünde!Sola çevir kafanı hemen."diye endişeyle beni dürttü.
Açıkcası kafamı çevirsem de çevirmesem de beni fark ederdi ama yine de çevirdim.Amaç ajan havasına kapılabilmek.
"Umarım görmemiştir."dediğinde okulun içine girmeyi başarmıştık.
Hızlıca 3 kat merdiven çıkıp sınıfa girdik.Valla bence bende bir problem vardı artık.Yoruluyorum.Belki stresin de etkisiyle iyice yorulmuştum.Ama kesinlikle siz siz olun asansöre binin.
Sınıfta kertenkele Ceyda ve sümükleri vardı.Bir de adını yeni öğrendiğim Zeynep ve Kıvanç.2 erkek daha vardı ama adlarını malesef daha öğrenme şerefine layık olamamıştım.
Çantamı her zamanki gibi sırama atamadım çünkü evdeydi kendileri.
Sırama geçip oturunca Özge de yanıma oturdu.
"Koy kız kafanı sıraya.Her an gelebilir.
Seni görmesin."dediğinde kendimi ağacın arkasına saklanan hipopotamlar gibi hissettim.
"Özge,kafamı sıraya koyunca görünmez mi oluyorum?"diye sordum alayla.
"Daha az dikkat çekersin."dediğinde
"Ya,kesin öyledir."dedim.
"Bu arada ilk ders ne?"diye sordum.
"Ezberlerime dayanarak edebiyat olduğunu düşünüyorum."diye cevapladı.Eh,iyiydi.Zaten edebiyat hocaları genellikle pek sıkmazlardı.
"İyi,tamam.Ben görünmez olayım azıcık."dedim ve kafamı sıraya koyup ders başlayana kadar uyumayı planladım.
"Pişt,kalk!Hoca geldi."diyen bir ses ve kolumda cimciklenmenin etkisi olan bir acı hissettim.
"He,tamam"diyerek yavaşca kalktım.
"Günaydın gençler!Oturabilirsiniz!"
diyerek enerjik bir giriş yaptı.Valla edebiyat hocaları da hep böyle oluyordu.Sabahın körü bile olsa enerjik ve güleryüzlülerdi.
"Özge,Mete geldi mi?Arkama bakmak istemiyorum."dedim fısıldayarak.
"Evet,sakın bakma!"dediğinde aslında baya bir bakasım geldi.Hep böyle olurdu zaten.Biri bana bakma dediğinde hep daha çok bakasım gelirdi.
"Zil çalınca kantine gidelim.Malum birileri bana o muhteşem kahvaltıyı ettirtmedi."dedim açlığın verdiği hafif sinirle.
"Ben de açım.İneriz be ya!"diyip güldü.
"Kızım odamda kırmızı beyaz dosyamı unutmuşum.Getirebilir misin?"diye hocadan bir ses gelince bana mı diyor diye baktım.
Evet, tam da gözlerimin içine içine bakıyordu.
"Tabi ki giderim hocam."diyip ayağa kalktığım da Özge de benimle aynı anda kalktı.
"Hocam ben de gideyim sıkılırsa diye."diyince Özge'ye uzaylı görmüş gibi baktım.
"Kızım senin adın ne?"diye bana sorunca "Bilge"diye cevapladım.
"Özgeciğim,bence Bilge arkadaşın yolu biliyordur."diye samimice cevap verdi.
"Hocam!Özge,Bilge'nin kuyruğu olduğu için onsuz bir yere gidemiyor. "diyen bir Ceyda duyduğumda sınıftaki birkaç kişi gülmeye başladı.
Onun iğrenç cadı kahkası beynimde yankılanoyordu.
"Çok ayıp Ceyda!"diyerek hoca, Ceyda'yı uyarmaya çalıştı.Ama ona benden bir uyarı lazımdı.
"Sorun yok hocam.Ceyda bir kuyruk nasıl olunur çok iyi bildiği için bu durumu açıklamak istedi."diyerek ona güzel bir kapak yaptım.Sınıftan garip garip hayvanat bahçesi sesleri gelmeye başlamıştı.
"Sen kims..."derken hoca "Gençler, kavga yok!Özgeciğim hadi sen de otur."diyerek tartışmayı bitirdi.
Özhe "Dikkatli ol."diye fısıldayarak yerine oturdu.
"Zaten burada.Bir şey yapamaz." diyerek Özge'ye fısıldadım ve hocaya gülümseyerek çıktım.Çıkarken de Ceyda'nın şeytan suratına kinayeli bir biçimde bakmayı unutmadım.
Sınıftan çıkıp saray gibi okulun bir diğer ucuna,öğretmenler odasına, doğru yürümeye başladım.Okulun duvarları bile ben zenginim diye bağırıyordu.Çeşitli çeşitli köşeler yapılmıştı.Ama öyle öğrencilerin yaptığı çingene gibi olan köşelerden değil.Muhtemelen iç mimarların yaptığı çekici köşelerden.Fakat ben çingene gibi olanı tercih ederim.Daha samimi en azından.
Bunları düşünürken telefonum popomu titretmeye başladı.Hemen cebimden çıkarıp kimin aradığına baktım.
"He Özge?Sen derste değil misin?"diye sordum.
"Bilge kaç!Mete de çıktı dersten!"diye fısıldayarak beynimde kırmızı alarmlar çalmasını sağladı.
"Kapa,kapa!"diyerek arkama baktım.
Şu an görünürde yoktu ama kesin gelirdi şimdi.Adım kadar eminim ağzıma etmek için dersten çıktı.Tabi yalnız yakalayacak çakal.Ama ben bunları yemem.
Koşarak öğretmenler odasına doğru gitmeye başladım.En azından orası güvenlidir.Hem tüm öğretmenler derste değildir değil mi canım?
Kapıyı açtığımda hiç de öyle bir durum olmadığını anladım.Herkes nasıl dersteyse artık şansıma.İçeri girip kapıyı kapadım.İlk olarak hocanın dosyasını aldım belki sınıfa girmeyi başarabilirim diye.Burada durup vakit kaybedemezdim.Kendimi korku filmlerindeki katile yakalanmamaya çalışan kız gibi hissediyordum ki zaten öyleydi.
Kapıyı çok az aralayıp dışarı baktım.
Mete ortalıkta gözükmüyordu. Şaşırtıcı açıkcası.Ben yüzde yüz emindim beni öldürmek için çıktığına.Neyse dedim içimden.Yarına saklıyor diyerek koridora çıktım ve var gücümle sınıfa doğru koşmaya başladım.Ay valla,ne aksiyonlar,ne aksiyonlar!Kapı görüş alanıma girince bir rahatladım.Acaba neden bir anda çıkmıştı ki sınıftan?Aklıma mantıklı bir sebep gelmiyordu.Belki adam öldürmeye falan gitmiştir.Veya kızlarla şey etmeye.Ama sabahın köründe de yani...Neyse ıyy!
"Küçük fare!"diye arkamdan bir ses duyduğum an heykel gibi olduğum yere çakıldım.Herhalde o öldürmeye gittiği adam ben oluyordum.Ne mutlu bana(!)
"Bana mı seslendin?"diye sordum yüzüne bakarak.Yumruk attığımdan beri ilk kez bakıyordum yüzüne. Uzaktan pek bir hasar almış gibi gözükmüyordu.Yakından bakmak gerekiyordu.
"Eceline susamış başka birini görüyor musun?"diye alaysız,soğuk bir sesle sordu.Bu her zamanki ciddiyeti beni benden alıyordu(!)
"Evet,mesela sen."diye onun zıttına gitmeye devam ettim.Boyun eğmek yoktu ne olursa olsun.
Aramızdaki mesafeyi sıfıra indirmek için bana doğru yaklaşmaya başladı.
Acaba bu sefer nasıl bir psikopatlık girişiminde bulunacaktı?Yüzündeki keskin hatlar ve gözlerindeki ateş korkutucuydu.Dişlerini de sıktığını çenesindeki çıkıntıdan anlayabiliyordum.
"Ben sana ne demiştim?"diye sordu sakin ve korkutucu ses tonuyla.Onun bunu derken her attığı adımda ben bir geri adım atıyordum.
"Bilmiyorum ve bilmek de istemiyorum!"dedim o ateş gibi yanan gözlerinin içine.
"Ben hatırlatayım."dediğinde sırtım duvara çarpmıştı.Kaçacak yerim kalmadığı anlamına geliyordu bu.
"Bana asla karşı gelmeyeceksin!" diyerek cebinden bir çakı çıkardı.O çakıyı ilk karşılaştığımız an boğazıma dayamıştı.
Psikopat!
"Bana attığın tekme ve yumruğun hesabını sormayacağımı mı sandın?"
diyerek kükredi.Umarım bir hoca falan duyar da sevabına yardım ederdi.Yoksa ben go to other dünya.
"Bak sen bana daha fazla zarar verdin.Kolumu kestin ya!Ben senin sözlerin ve hareketlerin altında ezilip kalacak bir kız değilim!Anla bunu!" diye patladım.
"Hâla bana karşı geliyorsun küçük fare."diyip tek eliyle iki elimi başımın üstünde sabitledi.Diğer elindeki çakıyı yanağıma dayadı.Kalbim şu an göğüs kafesimi delip geçebilecek kadar hızlı atıyordu.Ben ona hiçbir şey yapmamıştım en başından beri yumruk atmak dışında.Her şeyi o başlatmıştı.
"Yaptığın ve yapacağın hiçbir şeyden korkmuyorum."dedim hislerimin tam tersini söyleyerek.Belki korkmadığımı sanar ve beni bırakır diye salakca düşündüm.Aslında korkumu anlaması için sadece kalbimin sesini dinlemesi yeterdi.
"Seni en etkileyecek cezanın ne olduğunu biliyorum."dedi o buz gibi olan ses tonuyla.
"Korkularını biliyorum."dedi dudaklarıma doğru bakarak.
"Sen hiçbir şey bilmiyorsun!"diyip debelenmeye başladım.
Umarım bilmiyorsundur!
"Sana kanıtlayabilirim."dedi bakışlarını dudaklarımdan alıp gözlerime çıkararak.
"Defol git!"diyerek daha çok debelenmeye başladım.Başımın üstünde sabitlediği elimi bırakınca saldıraya geçmeyi planlamıştım.Fakat anında kolumu sıkıca tuttu ve bir sınıfa doğru götürdü beni.
Ne salak bu çocuk!Sınıfa götürüyordu.
İnsafa geldi herhalde.Tabi anladı benimle baş edilemeyeceğini derken beni aslında boş bir sınıfın içine attığını anladım.
Sınıfın en arka köşesine doğru kaçtım.
"Bak amacın ne bilmiyorum ama senin yüzünü bile görmek istemiyorum."diye bağırdım.Benimle uğraşmasını istemiyordum.Zaten babam öldüğünden beri hayatım bok gibi,bir de okuldaki manyak çıktı başıma.Benim dertlerim bana yetiyordu.
"Cezanı ödeme vakti fare!"diyip hızlı bir atakla yanıma geldi.Çakısını dudağıma götürüp hafif bir kesik açtı.
"Ne yapıyorsun sen manyak!"diye bağırıp onu itmeye çalıştım.
Psikopat ya!
Dudağımı kesti!
Dudağımdaki kanı parmağımla silmeye çalışırken parmağımı dudağımdan çekti ve kendi dudaklarıyla buluşturdu.
Hayır!
Şu an beni öpüyordu!Bir de dudağımdaki kanı emerek!Allah belasını versin!Ne iğrenç,ne şerefsiz biriydi bu böyle!
Onu itmeye çalıştım ama yerinden bile kıpırdamadı.Kendisinin aksine sıcak olan dudakları,dudağımdaki kanı emiyordu.Buna son verilmesini istiyordum.Haklıydı,korkularımı biliyordu.Başkası öpse bu kadar tepki vermezdim ama o sadece midemi bulandırıyordu.
Tırnaklarımla göğüsünü tırmalamaya başlamıştım ama işe yaramıyordu. Lanet olsun!Nefes de alamıyordum.
Sanırsam psikopatın benim için yapabileceği en acılı ölüm şekli buydu.
Nefesim git gide tükenirken artık bağırmaya başlamıştım.Ama bağırmam mırıltı şeklinde çıkıyordu.Artık durmalıydı.Nefesim tükenmişti.
Tam öleceğim diye düşünürken geri çekildi.Çekildiği anda derin nefesler almaya başladım.Aldığım nefesler yaşadığımı hissettiriyordu.
Normale döndüğümde ona baktım.
Bu sefer susmayacaktım.Bu yaptığı çok kötüydü.Yine kolumu kesse daha az canım acırdı.İlk öpücüğüm nefret ettiğim,midemi bulandıran bir pisliğe gitmişti.İlk öpücüğü de boşverdim. Dudaklarım,bir pisliğin dudaklarıyla buluşmuştu.
"Cezanı beğendin mi?"dediğinde yüzüne bir tokat geçirdim.Gözleri soğuktu. Gözlerinde gördüğüm sadece buzdan düz duvarlardı.
"Senden ölene dek nefret edeceğim.
Bu yaptığın çok adice!Sen resmen beni öptün.O iğrenç,pis dudaklarınla beni öptün!Sen kimsin!Sen kimsin de böyle bir şey yapabiliyorsun?"diye bağırarak kustum sonu gelmez nefretimi.
"Benim dediklerimi yapmayı öğrenmezsen yatağımda da inletmeyi bilirim!Ya seve seve ya da...."diye beni tehdit etti.
Şerefsiz!
Pislik!
Beni tecavüz edilmekten kurtarıp böyle alçakca bir şey söylemesi...Yazık.
Tüm küfürler onu tanımlayabilirdi.
Yatağında inlemek?Sinirim tepeme çıkmıştı.Öyle ki her sinirlendiğimde ortaya çıkan dolu gözlerim şu an görüş alanımı bulanıklaştırıyordu.
Ağlamak yok ama!Asla ezik durumuna düşemem.
"Senin gibi şeref yoksunu birini hayatım boyunca tanımadım.Benden ilk öpücüğümü çaldığın yetmiyormuş gibi bir de bekâretimi de mi çalacaksın!Pis sapık!Ama seni takdir ediyorum.Güzel bir düşman kazandın." derken kendimi iyice kaybetmiştim.
O ise sadece donuktu.Hiçbir duygu göremiyordum.En azından sinirlense bile bunu ona karşı kullanabilirdim.
"Sana acıyorum."dedim ve onu önümden itip çıkışa doğru ilerledim.Kapıyı açıp çıkacakken durdum.Ben neden bir şey yapmıyordum?Neden pes ediyordum?Sinirlenerek neden ona istediğini veriyordum ki?
Sinirle gülerek arkama döndüm.
"Geber,pislik hayvan!"diyip üstüne sandalye fırlattım.Evet,şimdi kendime gelmeye başlıyordum.Tabi isabet ettirememiştim.
"Beynin olsa daha demin ağlayarak defolup giderdin!"diye bağırdı bana.
"Sende de olsa benimle uğraşmazdın."
diye onu sinirlendirecek tüm kelimeleri sarf etmeyi planladım.Başarıyorum da tabi.Yüzü gerilmişti.
O zamam tam gaz devam.Ben ona ödeteceğim neymiş beni öpmek!
"Beyinsizin önünde gidenisin.O kafanın içindeki şeyi kullan azıcık.Ayrıca hayvansın da!Zorla insanlara bir şey yaptırmayı çok seviyorsun!"diye öfkeyle alay ettim.İleri gidip onu çıldırtmalıydım o beni nasıl çıldırtıyorsa.
"Laflarına dikkat et.Olacaklara karışmam!"derken alnının ortasındaki ve boynundaki damarı fark ettim.Sinirlenince çıkıyordu muhtemelen.Şu ana kadar fark etmememe şaşırdım açıkcası çünkü beni gördüğünde hep sinirli oluyor.
"Sözlerin bende korku değil,mide bulantısı yaratıyor!"dedim onun sözüne karşılık.
Lafıma karşılık sert adımlarla bana yaklaşmaya başladı.Korkamayacağım artık!Korktukca üstüme geliyor her zaman.Aslında sözlerine karşı geldiğim için ama sonuçta kral değil o.
"Gel,gel!Korkmuyorum."dedim.O ise sinirle güldü ve o alnındaki damarı daha da belirginleşti.
O sırada bir mucize oldu.Zil çaldı. Açıkcası şu an evrene öpücükler gönderiyordum.Mete'nin gözünün içine meydan okuyarak baktım ve güldüm.Zaten kapının hemen önündeyim,açıp çıktım.Öğrenciler koridora doluşmuştu.Acilen Özge'yi bulup kantine gitmeliydim.Ondan önce tuvalete gidip dudağımı yıkamalıydım.
Hızlı adımlarla yürürken Özge'nin koridorda etrafına baktığını gördüm.
Ona seslenicekken arkamdan kolumu tuttu biri.
Hadi ama ya!
"İnsanlar seni kurtaramaz."diye saçımın arasından kulağıma doğru sıcak nefesiyle fısıldadı.En azından burada, insanların içinde,yalnız bırak beni.Tabi,bu manyak kimseden korkmadığı için her yerde her şeyi yapabilirdi.
Kafamı çevirip ona baktım.Ne yapacağını kestiremiyordum.Beynim artık düşünmekten yorulmuştu. Açıkcası başım da dönüyordu azıcık sinir ve açlıktan.
"Elinden geleni yap."diye bana fısıldadığı gibi ona fısıldadım. Etrafımızda birkaç insan vardı. Herhalde Mete manyağıyla ne yaptığımı anlamaya çalışıyorlardı.
Kolumu daha çok sıkmaya başlamıştı.
Sonra bir anda iterek bıraktı beni yere.Aniden dengemi kaybettiğim için yere düşmüştüm.Düşerken de ufak bir çığlık atmıştım.Rezil olmuştum çünkü tüm koridordaki insanlar bize doğru dönmüştü.Mete ise alayla bana bakıyordu.
Bok beyinli Mete!
Özge'nin yanıma doğru koşarak geldiğini gördüm.Yanıma doğru eğilip elini uzattı kalkmam için.Elini pas geçerek kendim kalktım ayağa.
"Tam bir pisliksin!"diye bağırıp Mete'nin önüne geçtim. Gözünün içine baktım birkaç saniye.Sinirliydi ama bir şey yapmayacaktı.Çünkü o insanların içinde bana karşı eylemde bulunacak kadar yürekli biri değildi.Bana bir şey yapmamak için her yerini kastığını biliyordum.Daha fazla orada durmadım ve etraftaki insanları yararak soyunma odasına gittim.Yalnız kalmak istiyordum bir süre.Yalnız kalıp dinlenmek ve neler olduğunu sindirmek.