Yalnızlığının ilk gününü geçiren Tarnish, Aizel’ı yatak odasında uyutup oturma odasına geçmişti. Şöminenin önüne dizlerinin üzerine oturmuş boş bakışlarla ateşi izliyordu. Ev kapkaranlıktı ışıkları açmak istememişti. Rüzgarın sert ve ürkütücü uğultusuyla karışan odun çıtırtıları eşliğinde yaşadıklarını düşünüyor ve geldiği noktayı sorguluyordu. Tam bir şeyler yemesi gerektiğini düşündüğü anda kapının tıklatıldığını işitti. Kalbi anında hızlanmıştı. Alelacele ayağa kalktı. Maximillian ve Lavender’ın fikir değiştirmiş olabileceğini düşünerek alt kata koşarken suratında abes bir gülümseme vardı. Hızla antreye gidip kapıyı açtığında rüzgar saçlarını uçuşturmuştu. Karşısında ona bakan iki takım elbiseli adam hiçte Maxi ve Lav’a benzemiyordu. Suratı anında asıldı. Gelir gelmez kapısı ne idüğü

