Bir şekilde eve gitmeyi başardım. Taksiye bindikten sonra eve nasıl geldiğimi bile hatırlamıyordum. İşle ilgili her şeyi yarın çözecektim. Daha sonra hastalık iznine ya da ne gerekiyorsa ona başvuracaktım. Eve geldiğimde takside geçirdiğim zamana dair hiçbir anımın olmadığını fark ettim. Düşüncelerim karmakarışıktı. Duygularım da öyle. Neyse ki basın toplantısı hakkımızdaki söylentilerin azalmasına neden olduğundan artık dairemin önünde muhabir yoktu. Vücudumun yüz üstü yatağa düşmesine izin verdim. Tüm vücudum sanki katı kayalardan yapılmış gibi ağırlaşmıştı. "Yaren?" Bu kadar kötüyken telefonla konuşmaktan nefret etsem de kız kardeşimin sesini duymaya ihtiyacım vardı. Kendimi tutmaya çalışsam da sesim kırık ve titrek çıkmıştı. “Abla? İyi misin?" Yaren panik içinde sordu. Ses tonumd

