ANKSİYETE

1469 Kelimeler
Koynumda huzur ile uyuduğum meleğin kıpırdanışlarıyla açtım gözlerimi. Karşımda gördüğüm Aslan ile irkilerek yataktan doğruldum. Ne işi vardı burada? "Aslan?" "Efendim?" "Bir şey mi oldu?" "Yok bir şey ağlamadan gelip mamasını vereyim dedim." "Anladım. Yerde oturma yatağa oturabilirsin." "Rahatsız olmanı istemedim." "Rahatsız olmam. Lütfen gel otur." Yatağın kenarına oturduktan sonra Yiğit'in mamasını içirmeye devam etti. Yatakta iyice doğrulup yatak başlığına dayadım sırtımı. Dizlerimi kendime çekip başımı üzerine yasladım ve onları izlemeye devam ettim. Duyduğum ses ile başımı kaldırıp baktım. Aysel hanımı gördüğümde ise korkuyla bakıp hemen ayağa kalktım yataktan. Tedirgin olup yüzümü yere eğdim. Bir an Nermin'in halleri canlandı gözümde. Olmayan, kendilerinin uydurdukları bir yalan yüzünden bile yediğim tokatlar zihnime üşüştüğünde irkildim. Utanılacak bir şey yapmasam da utançtan yerin dibine girmiştim. Gözlerim yaşla dolmuş başımı bir saniye olsun kaldırmıyor gözlerimi de kırpmıyordum. Kırparsam eğer yaşlar dökülecekti biliyordum bunu. Sanki başımı kaldırsam Aysel hanım gidecek yerine Nermin gelecekti. Ya yanlış anladıysa diye diken üstünde dururken Aysel hanımın koluma dokunmasıyla yüzümü kaldırmadan bir adım geri çekildim. Şuan gerçekten korkuyordum. Bana dokunan kişi Aysel hanım değildi sanki. Zihnim Nermin'in anılarıyla doluydu. "Kızım bozma rahatını. Ben Aslan belki uyanamamıştır diye kontrole gelmiştim." "Be-ben.." Ne diyeceğimi de bilemiyordum. Aysel hanım sıkıntıyla iç çekip iyi geceler dileyerek çıktı odadan. Olduğum yerden kıpırdamadan yan gözle Aslan'a baktığımda yine çatık kaşlar ve seğiren çenesiyle bana bakıyordu. Daha fazla duramadım yanında. Her an göz yaşlarım taşacak gibiydi. Hızlı adımlarla odadaki banyoya geçtim ve kapıyı kilitledim. Elimi ağzıma kapatıp kapının arkasına çöktüm. Niye her şey böyle oluyordu ki? Kendimi berbat hissediyordum. Utanıyordum. Kendimi yerin dibine geçmiş hissediyordum. Oysa kötü bir şey yoktu ortada. Psikolojimin bozulduğu ortadaydı. Bunu fark edebiliyordum. Bir kere bu şekilde lekeledikleri için beni yine aynısı olur, zan altında kalırım diye korkuyordum. Dudaklarımdan kaçan hıçkırık ile elimi daha sıkı bastırdım dudaklarıma. Ne kadar süre ağladım bilmiyorum. Aslan hiç gelmedi. İyi ki de gelmedi. Elimi yüzümü yıkadıktan sonra aynada şişmiş ve kızarmış gözlerime baktım. Berbat haldeydim. Biraz olsun toparlanıp çıktım odadan. Çıktım çıkmasına ama çıkmamayı diledim. Aslan yatağın kenarına oturmuş, ellerini dizlerine yaslamış doğrudan banyo kapısına bakıyordu. Uzamış saçları dağılmıştı. Yüzü yine sert ve çenesi kaskatıydı. Onun bu hali beni korkutuyordu. Ardımdan çektim kapıyı ve odaya doğru bir adım attım. "Hazırlan." "A-Anlamadım." "Hazırlan İnci. On dakika içinde aşağıda ol." Hiç bir şey anlamasam da tek kelime etmedim. O da çıktı odadan. Hemen valizimden bir kot ve tişört alıp giyindim. Yüzümdeki şişlikleri giderebilmek için hafif de makyaj yaptım ve aşağı indim çekingen adımlarla. Sabahın erken saatleri olmasına rağmen Ece hariç herkes salondaydı. Yiğit Efe babaannesinin kucağında parmağını emerek etrafını izliyordu. "Anne biz çıkıyoruz." Aysel hanım endişeli gözlerle bize bakarken ben daha da çok tedirgin olmuştum. Aslan yürüyünce ben de yürüdüm peşinden. Arabanın yanına geldiğimizde kapımı açıp oturmamı bekledi. Konuşmaması beni daha çok geriyordu. Yerine yerleşip kemerini taktıktan sonra arabayı sakince çalıştırıp yola çıktı. Tek kelime etmeye korkuyordum. Kısa süre içinde durduğumuzda başımı ellerimden kaldırıp geldiğimiz yere baktım. Hastanenin önünde ne işimiz vardı ki? "Hadi İnci." "Ne-Neden geldik hastaneye?" "Bir tanıdık var onunla görüşmeye geldik. Durumunun farkında olduğuna eminim İnci." "Özür dilerim." "Allah'ım çıldırıcam. Bu çekingenlik neden İnci? Bu kadarı da normal değil." Sinirlenince gerçekten kötü oluyordu. Korkuyordum. Bir adım geri çekildiğimde hemen benim açtığım mesafeyi kapatıp kolumdan tuttu. Tuttuğu anda vücudumu bir titreme almıştı. "Bak işte bundan bahsediyorum. Kaçıyorsun korkuyorsun. Seni zorlamak istemiyorum İnci. Girmeyelim dersen hemen şimdi eve döneceğiz ama sen yine de bunu senin iyiliğin için istediğimi bil. Gidelim mi?" Başımı salladığımda yürümeye başladık. Elini kolumdan çekmemişti hala. Yavaşça kolumdan sürterek elime indi ve ellerimizi birbirine kenetledi. Güç veriyordu sanki bana. Korkma, güvendesin diyordu. Hastaneden girdiğimizde danışmaya gideceğimiz doktorun uygun olup olmadığını sordu. Doktorun katına geldiğimizde bir hemşire karşıladı bizi ve odanın önüne kadar eşlik etti. Bir süre beklememiz gerektiğini ve içerideki hasta çıkınca girebileceğimizi söyleyip yanımızdan ayrıldı. Başımı yerden kaldırmadan Aslan'ın yanında dikildim. Korkuyordum ve sığınacağım tek liman şuan Aslan'dan başkası değildi. Koluna doğru biraz daha yaklaşıp elini daha sıkı tuttum. Aslında elim terlemişti. Bundan her ne kadar utansam da bırakamıyordum elini. Sanki bıraksam düşecektim. Dönüp bana baktı ve gerginliğimi hissetmiş gibi iyice dibine çekti beni. Elimi daha sıkı kavradı. Bana güç vermeye çalışır gibi bir hali vardı. İçerideki hasta çıktığında birlikte odaya girdik. Aslan bizi kısaca tanıştırdıktan sonra bana döndü. "Yanında mı kalayım yalnız mı konuşmak istersin?" "Aslan bey aslında çıksanız daha iyi olur. Eğer İnci hanım izin verirse daha sonra durumla ilgili sizinle de görüşürüz." Başımı sallayıp doktoru onayladığımda Aslan odadan çıktı. Aslan'ın yanında açıkça konuşabileceğimi sanmıyordum böylesi iyi olmuştu. Utancımdan yüzüne bakamazdım. Ben çıktıktan sonra Aslan doktordan öğrenebilirdi. Bir süre doktorla konuşmuştuk. Her şeyi anlatmıştım ona. Korkularımı, tedirginliklerimi. Yaşadığım şeyleri ve bana yaptıklarını. Çabalıyordum bir şeyler için. Bu ben de bir hastalık olmaması için çabalıyordum. Doktor ile konuşurken göz yaşlarıma engel olamamıştım. Bana uzun gelen bir süre konuştuktan sonra dışarı çıkarken sormuştu doktorum. Durumla ilgili Aslan'a ne kadar anlatması gerektiğini. Her şeyi anlatabileceğini söyledim ben de. Aslan kocam olacaktı benim. Her şeyi bilmeye hakkı vardı. Ben anlatamıyordum madem doktorum anlatsındı. Aslan ben çıkar çıkmaz yüzümde göz gezdirmişti. Çenesi yine kasılmış ve çatık kaşlarıyla odaya girmişti. Kapıyı bile kapatmadan doktorun yanına gitmişti. Kapının önündeki koltuğa oturup Aslan'ı beklemeye başladım. "Nesi var?" "İnci hanım izin vermese sizinle bunları paylaşamazdım Aslan bey. O tamamını anlatmamı istedi diye anlatıyorum size. Kendisi bu konuşmayı benim yapmamı istedi. Şuan için önemli bir şeyi yok. Ama eğer bu duygularından kurtulmazsa anksiyete adını verdiğimiz hastalığa çevirebilir. İnci hanım bazı durumlarını anlattı bana. Ona yardımcı olabileceğinizi düşünüyorum. İnci hanım çocukluğundan beri yalnız bir çocukluk geçirmiş. Annesinin yokluğu derinden etkilemiş onu. Yine de ergenlik dönemine kadar daha iyi bir hali varmış. Ancak üvey annesi geldikten sonra işler karışmış anladığım kadarıyla. Sanırım bir süre tartaklanmış üvey annesi tarafından." "İnci bana şiddet görmediğini söyledi." "Evet kendisi bu konuda biraz çekingen. Bana da zor açıldı. Bu tarz durumlara izin verdiği için utandığını söylediğinde ona hak verdim. Zamanla bu çekingenlik geçecektir. Fazla mücadeleci bir kişiliği var. Üniversiteye gidebilmek için de bayağı çabalamış. O dönemdeki asiliği de devreye girince üvey annesine karşı koymaya başlamış. Anlayacağın kendini korumaya başlamış. Ortaya çıkan Vedat ile durumlar sarpa sarmış ama. Adamın takıntı yaptığını bildiği için korkuyormuş. Babasına söyleyemiyor. Üvey annesi dolduruyormuş İnci hanıma karşı. Babasıyla arası zaten bozuk. Yine de iyi korumuş kendini. Geçen olan olaylarda ise durum daha ciddi boyutlara ulaşmış. Üzerine atılan iftira onu tamamen kabuklarına girmeye itmiş. Çekingenliği, ürkekliği artmış. Sürekli bir utanma halinde. Her ne kadar aklansa da yine aynı iftiralara maruz kalmaktan, birilerinin gözlerinde böyle bir duruma düşmekten çok korkuyor. " "Peki ya birimiz ona yaklaştığımızda ürkerek kaçması gördüğü şiddetten dolayı mı?" "İnci hanım sanırım size söylemekten utanmış. Bu yaşında şiddet gördüğünden. Bu çok doğal bir şey. Onu bu şekilde suçladıktan sonra babası ve üvey annesi tarafından şiddet görmüş. Tamam belki birkaç tokattan ibaret olsa da şiddet şiddettir. İnci hanım tekrar aynı durumlara düşmekten ve bu nedenle göreceği şiddetten korkuyor. Aysel hanımla gece olanlar da bu yüzden. Aysel hanımın sizi yanlış anlayacağından ve şiddet uygulayacağından korkmuş. Daha doğrusu o anda Aysel hanımdan değil geçmişinden korkmuş. Geçmiş anıların gözünde canlandığını söyledi. Dün gece o anda üvey annesinin yaptıklarını hatırladığı için korkmuş anladığım kadarıyla. Aslında bana söylediğine göre sizleri seviyor. Özellikle Yiğit'i. Hepinizin çok iyi insanlar olduğunuzu onu koruduğunuzu düşünüyor. Korkması da anksiyete sonucu kaynaklanıyor." "Ne yaparsak düzelir?" "İnci hanım her şeyin farkında ve bunu önlemek için çabalıyor. Özellikle Yiğit'in ona iyi geldiğini düşünüyor. Aralarında bir bağ oluşturmuş. Annesizlikleri bakımından ve İnci hanım Yiğit'in kendi yaşadıklarını yaşamasını istemiyor. Kendisini ona bir kalkan olarak görüyor. Ona güvendiğinizi gösterin her zaman ve tepkisel olarak ani ataklarda bulunmayın. İnci hanımın da çabalarıyla her şey yoluna girecektir. " "Teşekkür ederim. Bir daha ne zaman gelmeliyiz?" " İsterseniz düğün döneminizi atlatın sonrasına bir gün ayarlayalım size." "Tamamdır biz ona göre bir gün belirleyelim. Teşekkürler tekrar görüşmek üzere." "Aslan bey son bir şey daha. İnci hanımın üstüne çok gitmeyin bazı konularda. Zorlamayın onu. Kendini zorunlu hissedebilir." "Anladım. İyi günler." İlk başta doktorun ne demek istediğini anlamasam da sonradan ne ima ettiğini anlamıştım. Utançla yüzümü yere eğip Aslan'ı beklemeye başladım. Kapı aralık olduğu için konuştukları her şeyi duymuştum. Birkaç saniye sonra Aslan kapıdan çıktığında yüzüne bakmamıştım yine. Yanıma geldiğinde ayağa kalktım. Sanki her zaman yaptığı doğal bir davranışmış gibi elimi tuttu ve hastaneden çıktı. Arabaya bindikten sonra da konuşmamıştı. Ben de başımı cama çevirip dışarıyı izlemeye başladım. Farklı bir şehirdi benim için. Öğrenmem gerekiyordu. Araba yavaşladığında Aslan'a döndüm. Arabayı durdurup bana döndü. "Kahvaltı yapalım sonra eve döneriz olur mu?" Minnetle baktım mavilerine. Yiğit ile eş gökyüzü mavileri huzur doldurdu içime. Başımı sallayıp onayladım onu. Üzerimden büyük bir yük kalkmış gibi rahatlamıştım.Doktor ona her şeyi anlatmasına rağmen vurmamıştı yüzüme yaşadıklarımı. Arabadan indikten sonra yanıma geldi. Yüzüne bakamasam da bu kez ben tuttum elini. Ona güvendiğimi bu şekilde belli etmiştim. Hem bu çabalayacağım ve onu kabullendiğim anlamına da gelirdi. Aslan'a döndüğümde yüzünde hafif bir gülümseme vardı. Benim yüzümde oluşan gülümseme ile bir kaç saniye baktım ona sonra yine eğdim başımı. Yakında utanmamı bastırabilirsem daha uzun bakabilirdim güzel yüzüne.
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE