Karakurum Kar tüm şiddetiyle yağmaya devam etti. Karakurum obasının merkezinde sayılan otağı içinde eli karnında, yanında hekimlerle birlikte hizmetçiyle olan, bir oğlan vardı. Uzamaya başlamış saçlarını arkadan toplamış, sırt üstü uzandığı yerde endişeyle uyutulmayı bekliyordu. Saçları sarıydı ve dudaklarında ümit dolu garip bir gülüş vardı. Zaman geçecekti, çabuk geçecekti. Ve yolunu beklediği o geri gelecekti. Farklı olarak bu sefer yanında çocuğuyla bekleyecekti.. Sezeryan vakti geldiği gün otağın tepesine kırmızı bayraklar asılmıştı. Akar da sezeryanın gerçekleşeceği ahşap masaya taşınmıştı. Her yerde uyutacak tütsüler yanıyordu, yerde de mumluklar içinde vücudu tümüyle uyuşturan otlar yakılmıştı. Akar bu sayede ameliyatın hiçbir safhasında uyanmayacak, sadece uyandığında sancıl

