Orman

452 Kelimeler
"Bu ne iş görür Akar Katun?" ayaqaç eliyle Akar'ın ve mühendislerin çepeçevre etrafını sarıp inceledikleri alete baktı. Uğraştıkları şey kılıçların ve zırhların dövüldüğü demirden lakin daha katmanlı olanından yapılmış sağlam bir aletti. Akar, tepesinde dikilen ayaqaça baktı. "Beyan etsem anlayacak mısın bilmem ama 'buhar motoru' olacak, ya da makinesi işte... Ben kısmen anlasam da yanımdaki alimler mantığını bir kavrasınlar hele, her bir şeyi hızlı yapacaz." Buhar makinesi aslında zor gözükse de teoride oldukça kolaydı. Makine, ısı enerjisini alan suyu buharlaştırarak genişler ve mekanizma içinde bir odacığa alır, odacık soğutulduğunda sıvı hale geçen buhar vakum yaratır böylece mekanizmaların hareket alması ile mekanik enerjiye yani işe dönüşür. Bu dönüşme sayesinde de daha az kişiyle daha çok iş görülür ki diğer kalan kişiler de farklı uğraşlar ile daha farklı şeyler çıkartabilirlerdi. Herkes çizim planının aşama aşamasında inceleme yapıp demirciler parçaları dövüp mühendislerin yardımıyla birleştiriyorlardı. Bu alet bittiğinde ilk olarak dokuma makinesini tadilat ettirip maddesini sağlamlaştıracaklar ardından motoru ona bağlayıp kendi kendine dokumasını deneyeceklerdi. Şayet işe yararsa bunu kağnılara da uyarlayıp, atlara ihtiyaç kalmadan, hatta durma gereksinimi bile duymadan uzun yollar gidebileceklerdi. "Hayde bakalım gelsin sanayi devrimi." Bu dediğinden kimse bir şey anlamasa bile dışından şeytani bir gülüş attı Akar. Bu sevincini bölen ise arkadan kendisine seslenen Ünen olmuştu. "İşiniz rast gele Akar Katun." "Saolasın Ünen, ne'dersin burda? Görmeye alışık değilim seni." Ünen, saygı ile hafifçe başını eğdi lakin yüzünde ufak bir tebessüm de oluşmuştu. "Size izah edeceklerim vardır. Buyurun hele." eliyle herkesten uzakta bir ağacın kenarını işaret etti. Akar da mesajı almıştı. Oturduğu yerden kalkıp tozlanan üstünü başını elleriyle çırptıktan sonra Ünen'in arkasına takılıp köşeye ilerledi. Söğüt ağacının gölgesine eriştiklerinde Akar lafı uzatmadan sordu. "Beyan et bakalım Ünen." Ünen, yüzünde aynı tebessümle lafa girdi. "Pek arzu ettiğiniz şeyi bilirim Akar Katun. Obadan çıkıp dışarıyı görmektir." Akar, anlamaz tavırlarla Ünen'i süzdü bir süre. "Arzum o olsa da, olmayacağını bilirim. Er'im istemedikçe oba ucundaki körgenler de çıkmama müsaade etmezler." Akar'ın lafıyla Ünen'in yüzündeki tebessüm daha bir genişledi. "Öyle mi sanarsınız?" "Aklındaki ne de hele?" Akar anlamıştı bu gülüşün manasını. Ünen'in çocukluğundan beri neredeyse bu obada büyüdüğünü işitmişti. Yani bildiği iki üç hile de kaçınılmaz olarak vardı. Ünen, yapması gereken şeyleri ve zamanında kendisinin de yaptığı şeyi izah etti Akar'a. "Fazla laf etmişliğimiz olmasa da baya iyi adammışsın be Ünen." bu sefer gülümseyen Akar oldu. Şayet geldiğinden beri arzuladığı o manzaraya daha yakından bakacaktı ama endişe de ediyordu. Han'ın izni olmadan böyle bir şey yapmak... "Roma bir günde inşa edilmedi sonuçta." diye geçirdi içinden Akar. Yani biraz kaçamak ve izin dışı şeyler kimseyi bozmazdı. Han'ın ruhu duymadan bir kaçamak yapıp, kısa sürede gidip gelecekti. O kadar... O zamana kadar da mühendislerin motoru ilerleteceğini biliyordu. Zaten onlar daha iyi anlardı bu işten. O vakte kadar biraz oyalanabilirdi bu şekilde.
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE