41

1420 Kelimeler
Medya: Asude Bölüm ithafı: gorunmezzyazar ♥ * Kapıyı çalıp açılmasını bekledim. Çok geçmeden Ahu tarafından açılmıştı. Şaşkınlıkla bana bakarken ben sakin kalmaya çalıştım. Evde o kadar kişi varken kapıyı Ahu açmak zorundaydı çünkü. "Esat?" "Asude'yi çağır," dedim yüzüne bakmadan. "Esat ben seninle konuşmak istiyorum. Lütfen bir din..." "Asude!" Öyle sesli bağırmıştım ki susmak zorunda kalmıştı. Tekrar ağzını açmasına fırsat kalmadan Asude kapıda belirdi. "Bebeğim?" O bana yaklaşırken Ahu gözden kayboldu. "Hoş geldin." Yanağımdan öpüp geri çekildi. Ailesi evde değildi sanırım. Umut'un küçük planı bozulmuştu anlaşılan. Ailesinin Asude'yi evde tutacağını düşünüp bir şeyler söylemişti. İşe yaramıştı da ama buraya kadardı belli ki. Her neyse. "Sana bir şey söylemek için geldim. Bu akşam seni yemeğe götüreceğim." Belinden tutup gülümseyerek kendime çektim. "Sıradan bir akşam yemeği olmayacak. Geleceğimizi belirleyecek önemli kararlar alacağız." Eğilip kulağına fısıldadım. "Ona göre hazırlan." Geri çekildiğimde bana şaşkınlık baktığını gördüm. "Efe.. Sen neler diyorsun? Ne kararı? Nereye gideceğiz?" "Eh orası da sürpriz olsun. Bu kadarını bilmen yeterli. Akşam 8'de alacağım seni." "T-tamam." Biraz daha poz kesersem küçük dilini yutacaktı. Başka hiçbir şey söylemeden onu bırakıp bir iki adım geriledim. Sonrasında yürümeye başladım arabama doğru. "Arrivederci!" Arabama binip eve gitmek için yola konulduğumda telefonuma gelen mesaj sesini duydum. @yeis: Yalın bir şeylerden bahsetti @yeis: Esat sen ne haltlar karıştırıyorsun? Görüldü atıp gaza bastım. Ama anlaşılan o ki Umut ısrarcıydı. @yeis: Cevap ver bana! @yeis: Asude'nin bugün seninle buluşmamasını sağlayabilirim bunu biliyorsun değil mi? @esateerbas: Umut yeter artık kes şunu! @esateerbas: Bugün buluşacağız ve sen buna karışmayacaksın Görüldü. @esateerbas: Tamam mı? @yeis: Ne halin varsa gör! @yeis: Senden daha önemli işlerim var @yeis: Hayatımı kurtarmak gibi mesela! Hiçbir şey söylemeden konuşmadan çıktım. Her şey kontrolümden çıkmıştı zaten. Yapacağım tek bir şey dışında ne bok yiyeceğimi bilmiyordum. Çıkmaza girdiğimin farkındaydım. Yolumu bulmak içinse bir ışığa ihtiyacım olduğunun... Uzun zamandır boşladığım okula gidip bedenen derslere girdim. Zihnimi boş sözleriyle dolduran bir adet Erdinç vardı yanımda. Daha çok konuşarak benim daha az düşünmemi sağlıyordu. Diğer dersi beklerken kantine geçip oturmuştuk. Ben kahve içerken Erdinç yine Hasım abiden saklanarak içeri soktuğu çikolatalı sütünü içiyordu. "Abicim bu kez ispiyonlama beni ya. Geçen sefer Hasım'dan kaçacağım diye bütün sütü etrafa döktüm." Güldüm. "Ne güzel işte arkadaşlarında nasiplenmiştir sütten." Kendisi biraz alık olduğu için ona yaptığım hayvan imasını anlamadı. "Ee Ahu'yla barıştınız mı?" Sorusu üzerine kaşlarımı çatarak ona baktım. "Sen nereden biliyorsun?" "O pek bir şey söylemedi ama ben üstün zekam sayesinde anladım. Ne konuştuysanız artık baya üzgündü. Onu asla affetmeyeceğinden bahsedip durdu." Sözlerinin üstüne gülerek ekledi. "Sen ki benim tüm salaklıklarıma katlanan koca yürekli Esat'sın onu da affedersin. Biliyorum ben, ona da söyledim ama çok inan..." "Doğru söylemiş," diyerek böldüm lafını. "Onu asla affetmemem gereken şeyler söyledi." "Hay bin kunduz ya. O nasıl laf öyle abicim? Barışırsınız siz, hep barıştınız." Sinirle kahve bardağını buruşturup çöp kutusuna basket attım. "Her neyse. Kapat konuyu." Omuz silkerek sütüyle ilgilenmeye devam etti. Çok geçmeden odak noktası değişmişti. Yüzünde şapşal gülümsemeyle kantinin girişine bakıyordu. "Geldi elmamın diğer yarısı." Kaşlarımı çatarak baktığı yere baktığımda senenin başından beri dilinden düşürmediği kızı gördüm. Başımı iki yana salladım umutsuzca. Kızı ben bile anlamıştım tanımadan. Erdinç'i istemiyordu ama Erdinç'te de onun peşini bırakacak göz yoktu. Ne demişti geçenlerde? Seviyorum abi, uğraşırım. "Uğraş anasını satayım!" İçimden söylediğimi sandığım şeyi bana bakmasıyla dışımdan söylediğimi anladım. "Ne duruyorsun lan? Gitsene kızın yanına." "Gideyim mi?" diye sordu yüzündeki gülümsemeyle. Sanki annesinden oyun oynamak için izin alıyor pezevenk. Güldüm onun bu tavrına. "Git tabii. Suluklarınla güldür kızı." Çünkü ben güldüremiyorum... Cümleyi bu şekilde tamamlamak aklımdan geçmemişti ama tamamlamıştım işte bir şekilde. Şu sıralar aklımla kalbim aynı çalışamaz olmuştu. Kalbim benimle konuşuyordu sanki. Bir şekilde bana ulaşmaya çalışıyor, yanlışlarımı düzeltmemi istiyordu. Aklımsa bildiğimden şaşmamam konusunda ısrarcıydı. "Gidiyorum o zaman." Gülerek oturduğu yerden kalktı ve kantin sırasında bekleyen kızın yanına gitti. İsmini söylüyordu da ben bir türlü aklımda tutamıyordum. Kızın yanına vardığında yine şu düşme numaralarından birini kullandı. Tökezlediğinde kızın eli refleks olarak onun omzuna gitmişti. Bizimki bu anı bekliyormuş gibi gülümseyerek doğruldu, doğrulurken ceketinin iç cebinden çıkardığı şeyi ona uzattı. Çıkardığı şey... Bir gül değildi. Bir çikolatalı süttü. Kız birkaç saniye şaşkınlıkla ona baktıysa da sonunda gülümseyerek ona sunulan bu nazik (!) teklifi kabul etti. Sütü Erdinç'in elinden alırken Hasım abinin bağırışı yankılandı kantinde. Bu kez benim bir suçum yoktu, kendi kendini eli vermişti geri zekalı. Hasım abinin onlara doğru ilerlediğini gördüm. Aynı şekilde Erdinç'in kızın elini tuttuğunu ve koşarak kantinden çıktıklarını da... Kantincinin peşlerinden gitmesi bir işe yaramayacaktı çünkü o iki salak oldukça hızlı koşuyordu. Başımı iki yana sallayarak önüme döndüm. Erdinç gevşeği tarafından ekilmiştim, mecbur derse tek başıma girecektim. Okul faslı bitip eve geldiğimde karnımı doyurarak odama çıktım. Her zamanki rutinim olarak. Telefonuma göz attığımda Asude'den bir sürü mesaj olduğunu gördüm. Hepsi merak içeren mesajlardı. Akşam ne olacağını sorup durmuştu ama sürpriz deyip geçiştirmiştim. Asude salak bir kız değildi, elbette söylediğim sözlerin nereye çıkacağını biliyordu. Bu hali ya heyecanlandığındandı ya da telaşlandığından. İlk seçenek daha çok işime gelirdi. Buluşacağımız saat yaklaşırken yerimden kalkıp dolabıma ilerledim. İçinden siyah kot pantolonumu, beyaz gömleğimi ve yine pantolonumla uyumlu siyah kumaş ceketimi aldım. Özenli olabilirdim. Sonuçta büyük gündü öyle değil mi? Çıkarttıklarımı hızlıca üstüme geçirip saçlarımı düzelttim, parfümümü de sıktığımda hazırdım. Komodinin üstünden aldığım kırmızı yüzük kutusunu ceketin cebine yerleştirdim. Fazla oyalanmadan anahtarlarımı da alarak çıktım evden. Merdivenlere ilerlerken duraksamamı gerektiren bir şey oldu. Bir dürtü. Başımı kaldırıp karşımda duran Yalın'ın evinin kapısına baktım. Bunu neden yaptığımı bile bilmiyordum. Yalın büyük ihtimal şu an kafedeydi, çalışıyordu. Öyleyse niye her an evden biri çıkacakmış gibi kapıya bakıyordum? Başımı iki yana sallayarak önüme döndüm ve merdivenlerden inmeye başladım. Apartmandan çıkıp arabamın yanına vardığım o kısa zaman diliminde bu gecenin sonuna odaklıydım. Bir aksilik çıkmasını istemiyordum. Hemen yola koyulup Asude'yi almaya gittim. Bu sırada mesaj atıp kapıya çıkmasını söylemiştim ama tabii ki de geldiğimde bir beş dakika beklemek zorunda kalmıştım. Beş dakikanın sonunda onu kapıdan çıkarken gördüğümde arabadan inip yanına gittim. Giydiği kırmızı ultra mini, vücudunu saran elbisesi, sımsıkı topladığı saçları ve cesur makyajıyla oldukça kusursuz görünüyordu. Tam bu akşamlık. Kibar bir şekilde kolumu kıvırarak ona uzattım, beni fazla bekletmeden koluma girdi. Bir iki adım attıktan sonra arabaya vardık. Önce onun kapısını açıp binmesini sağladım, sonrasında ben bindim ve bilindik mekana sürmeye başladım. AVM'ye. Şu meşhur Asude Alışveriş Merkezi'ne. Yirmi dakikalık yolculuğumuz güzel geçmişti. Hiçbir sorun yoktu. Geldiğimiz yeri gören Asude başta şaşırsa da bir şey sormamıştı. Teras kata çıktık. Buraya bu akşam için özel bir masa ayırtmıştım. Masa baştan sona özenle hazırlanmıştı. Kırmızı ve beyaz tonlarını içeriyordu. Tabaklar, bardaklar, şamdanlar ve içlerindeki mumlar... Oldukça şatafatlıydı. Tepedeki ayın ışığı vuruyordu masaya, aynı zamanda yer yer bulunan özel ışıklandırmalar da vardı. Kısacası evlenme teklif etmek için kusursuz bir mekandı. "Efe," dedi Asude beğeniyle etrafı süzerken. "Sen ne yaptın buraya böyle?" Ben yapmadım. "Hepsini senin için özel olarak yaptım. Beğendin mi?" "Beğendim." Demek ki Asude Güney'in de şu hayatta beğeneceği bir şeyler varmış. "Masaya geçelim." Kibar bir seksenler beyefendisi olup sandalyesini çekip oturmasını sağladım. Karşısına da ben oturduğumda çalışanlar servise başlamıştı. Başlangıcı yer yemez konuya girmeye karar verdim. "Burası bizde kötü anılar bıraktı ha? Son görüşmemiz burada olmuştu. Her şey burada bitmişti." Dikkatle beni dinliyordu. Elimi uzatıp masanın üstünde duran elini tuttum. "Şimdi daha güzel ve sağlam bir şekilde yeniden başlayacağız, sevgilim." "Efe," dedi utana sıkıla. "Biliyorsun bebeğim, bu konuda üzgünüm. Seni hiç bırakmamalıydım. Aldatma falan yoktu." Sesini alçalttı. "Bilirsin sadece ufak tefek konuşmalar." Boşta kalan elim masanın altında yumruk şeklini alırken büyük bir gülümseme yerleşti yüzüme. "Biliyorum, biliyorum. Ben sana inanıyorum. İnanmasam burada olmazdık öyle değil mi?" "Öyle." Elini çekip yemeğine döneceği sırada engel oldum. Daha sıkı tuttum elini. "Asude, sevgilim ben artık zamanı geldiğini düşünüyorum bazı şeylerin. Birbirimizi seviyoruz, birbirimizi yeterince tanıyoruz. Ben istiyorum ki ilişkimizi bir sonraki evreye taşıyalım. İkimizi de mutlu edeceğine inandığım bir karar alacağız bu gece. Şu gökyüzündeki ay da, yeryüzündeki tüm canlılar da şahit olsun bu anımıza. Unutmasınlar bugünü, bizim asla unutmayacağımız gibi." Şaşkınlıkla ağzını birkaç kere açıp kapattı. Gülümsemekle yetindi. Masanın altında duran elimle ceketin cebinden aldım yüzük kutusunu. Ele ele olan kollarımızın yanındaki yerine aldı çok geçmeden. "Tüm içtenliğimle soruyorum." Kutuyu görür görmez dudaklarını ısırdı. Bu gösteriş fazlasıyla gözünü kamaştırmıştı, biliyordum. "Asude..." Fısıltım üzerine kutudaki bakışları yeniden gözlerime çarptı. Ona aşk dolu bakışlar atıyordum. Onun da benden aşağı kalır yanı yoktu. İlk defa bana böyle baktığını görüyordum. Bu sefer gerçekten bir kıvılcım vardı gözlerinde bana karşı. Bir sevgi. Sonunda başarmıştım. Keyifle gülümsedim. "Asude... Hayatım..." Devamında elimdeki kutuyu açtım ve onu dumura uğratacak o soruyu sordum. "Hayatımdan sonsuza dek defolup gider misin?" * Evvet 'dünyanın en romantik evlenme teklifi eden kişi' ödülü Esat'a gidiyor sdlşgjksdgl Böyle bir teklif bekliyor muydunuz? Biliyorum biliyorum, tam yerinde bitirdim. Ekşın! Gelecek bölüm neler olduğunu anlayacaksınız. Seviliyorsunuz♥
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE