42

1087 Kelimeler
Şimdiden hepinizin bayramı mübarek olsun ninjalarım. Geçen kurban bayramında Derdimi Alan'ı yayımlamıştım. Bir sene içinde onu bitirip 3 hikaye daha yazdım. Vay be... Her neyse güzel bir bayram geçirmeniz dileğiyle, keyifli okumalar.? Medya: Esat Şarkı çok manidar hsjhhshsjjs Dedicare del: elosss244 ♥ * 1 Yıl Önce ~ Yazar Anlatımından... Genç adam hayal kırıklığıyla karşısındaki manzarayı izliyordu. Sevdiği kız gözlerinin önünde başkasıyla flört ediyordu adeta. Babasının ısrarları üzerine kontrole geldiği alışveriş merkezinde bu manzarayı göreceğini tahmin etmemişti haliyle. Yanlış düşünmek istemedi. Bir açıklaması olmalıydı. Hızlı adımlarla yanlarına vardığında ikisinin ortasına geçerek çocuğun, sevgilisinin beliyle olan temasını kesti. "Asude neler oluyor burada?" Sorusu kıza, bakışlarıysa tanıdığı çocuğun üstündeydi. Birkaç kez gittikleri barda görmüştü bu çocuğu. "Efe," diye şaşkınlıkla konuştu Asude. Onu burada görmeyi beklemediği kesindi. Yine de her zamanki numaralarından birini kullandı. Sarılıverdi ona. "Hoş geldin sevgilim." Bu kez hemen yumuşamayacaktı. Kollarını boynundan çözerek Asude'yi karşısına aldı. "Sana bir soru sordum." "Bir şey olduğu yok. Utku ile konuşuyorduk sadece." Yanlarındaki Utku denen çocuk gülmekle yetindi. Ses etmedi. "Beden diliyle konuşuyordunuz herhalde. Neden eli olmaması gereken yerlerdeydi?" Asude bıkkınlıkla göz devirdi. Üç senedir bu tavırlardan bunalmıştı artık. Neden sürdürdüğünü bile bilmiyordu. Sadece ilgisi hoşuna gidiyordu. Son zamanlarda ilgisi hoşuna gitmekten çıkmış, sıkıcı bir hal almıştı. Tam zamanı olduğuna karar vererek yüzündeki saf şaşkınlığı sildi. "Ben istediğim sürece eli istediği yerde durabilir, sen buna karışamazsın." "Ben senin sevgilinim!" Elleri yumruk şeklini aldı. "Erkeklerle arana mesafe koymak zorundasın!" "Ah merhaba zorba şey," diye alaya aldı sevmediği sevgilisini. "Hiçbir şey yapmak zorunda değilim. Ben istediğimi yaparım, kimseye de hesap vermem!" "Ama..." Yüksek sesle Esat'ın sözünü böldü. "Benden şüphen mi var? Öyleyse defol git, umurumda bile değilsin!" Birkaç kişi seslerine döndüğünde Esat onlara sert bir bakış atıp önlerine dönmelerini sağlamıştı. Asude'nin bileğini tutup çekiştirdi. "Bu kadar saçmalık yeter, gidiyoruz. Bu konuyu konuşacağız!" İki adım atar atmaz sinirle elini kendine çekti Asude. "Eh yeter be! Anlamıyor musun? İstemiyorum seni. Bıktım artık senden Esat!" Genç adam sarsıldığını hissetti. Bu zamana kadar sevgilisinden hiç böyle sözler duymamıştı. İlk adını bile duymamıştı onun ağzından. Tartışırlardı, ayrılırlardı ama hiçbir zaman bu denli sert çıkıştığını görmemişti kızın. Sorun onda mıydı? Onu bu kadar kızdıracak ne yapmıştı ki? Bir kez daha ona doğru atıldı. "Asude, sevgilim gel konuşalım. Seviyoruz biz birbirimizi, konuşarak halledebiliriz her şeyi." Elini tutmak istedi. Fakat Asude tüm ipleri koparmıştı bir kere. Elini tutmasına müsade etmeden geri çekildi. "Seviyoruz?" Güldü. "Bebeğim kendi adına konuş, ben seni sevmiyorum." Dibine girip gözlerinin içine baktı acımasızca. "Senden ayrılıyorum." Arkasını dönüp Utku'nun koluna girdi. "Gidelim buradan, daha eğlenceli bir mekan seçmeliyiz." Utku'nın canına minnetti. Ne az önceki tartışma umurundaydı, ne de Esat'ın üzgün olması. O kendi 'işine' bakıyordu. "Gidelim yavrum." Esat arkalarından gidişlerini izlemeyi yediremedi kendine. Sinirle onlara yaklaştı. Sert bir şekilde Asude'nin kolunu tutup kendine çektiğinde onun nefretini kazanmıştı iyice. "Konuşacağız dedim! Öylece çekip gidemezsin!" Asude göz devirdi bir kez daha. "Bak kibarca söylüyorum," dedi ve ekledi. "Hayatımdan defolup gider misin artık?" "Hayı..." Konuşacak olan Esat'ın sözü bölündü yeniden. "Ah evet. Bu sorunun cevabı oldukça açık; evet." Utku'ya dolandı tekrardan. "İzninle, bizim önemli işlerimiz var." İkisi de gülerek uzaklaştılar yanından. Bu defa engel olmadı Esat Efe. Sevdiği kızdan yediği bu ağır tokatı sindirmeye çalıştı. Anlaşılan bazı şeyleri kabullenmesi zor olacaktı. Kesin olarak kabullendiği tek bir şey vardı. Hayatından defolup gidecekti. * Günümüz ~ Esat Efe Erbaş'dan... "E-efe sen n-neler diyorsun?" Zorlukla konuşan ona keyifle baktım. Elimdeki boş yüzük kutusunu kapatıp teras kattan aşağı fırlatmıştım bile. "Ne o Asude çok şaşırdın? Ama haklısın, şaşırtmak senin işindi. Ben de o gün, ismini verdiğim bu alışveriş merkezinde seni başka bir herifle gördüğümde aynı böyle şaşırmıştım." Gülerek oturduğum yerden kalktım. "Gerçi sen benden daha kötü oldun. Ayna almayı unutmasaydım kendini görmeni isterdim." Ona bakarken soğudu içim. "Şu yüz ifadeni görmek için bir sene bekledim ben." "Ve biliyor musun?"Hala şoktan konuşamayan ona doğru eğildim yavaşça. "Tahminimden daha kötü bir haldesin." Sonunda kendine geldiğinde zoraki bir gülümseme yerleştirdi yüzüne. "Hah Esat Efe Erbaş o kadar küçük düşünüyorsun ki hayret ediyorum sana." Yerinden kalkıp karşıma dikildi. "Bunun beni üzeceğini mi düşünüyorsun gerçekten?" "Düşünmüyorum," dedim keyifle. "Görüyorum." Elini kalbine atıp yalandan üzgünmüş gibi yaptı. "Ah ne acı, yanlış şeyler görüyorsun. Atladığın bir şey var; ben seni sevmiyorum ve beni sevdiklerim dışında kimse üzemez." "Sevdiklerin?" diye anında atıldım. "Şu hayatta kendinden başka sevdiğin tek bir kişi var mı acaba? Ben cevap vereyim, yok. Sen bu halinle kimseyi gerçekten sevemezsin. İşte asıl bu noktada kaybeden sen oluyorsun. Çünkü ben severim. Ben öyle bir severim ki o kişinin önüne dünyaları sererim. Olmayan dünyalar yaratırım sevgimden. Ha öyle çok umutlanma çünkü bu kez sen," dedim üstüne basa basa. "Sevgimin kıyısından, köşesinden bile geçmiyorsun." Sinirden çenesi titrerken ağzını açıp tek bir söz söylemedi. Söyleyemedi. "Bu hikaye burada biter. Senden hoşlanarak ben açtım bu defteri ve yine senden nefret dahi etmeyerek ben kapatıyorum. Öyle bittin ki içimde nefret duygusu bile beslemiyorum sana karşı." Başını iki yana salladı yavaşça. "Ama ben senden öyle bir nefret ediyorum ki..." Sesi titremişti. Benim içim titremişti yıllarca ona bakarken. O bunu hissetmiş miydi? Koca bir hayır! "Bitti Asude. Her şey bir oyundu ve biz bugün oyunun sonuna geldik. Bu kez oyunda avcı olan bendim, av olansa sendin. Perdeler örtüldü, sahne kapandı. Herkes avcıyı alkışladı, kimse ava ne olduğunu sorgulamadı." "Hayır!" Bağırdı uzun süren sessizliğinin ardından. "Ben hiçbir zaman av olmam!" "Öyle mi?" Güldüm. "Ağlayacak gibi duran sen bu cümleyi kurunca oldukça komik duruyor." Sinirle elini muhtemelen bana tokat atmak için havalandırdığında refleksle tuttum. "Bu kez değil. Sen bana tokatın en büyüğünü bundan bir sene önce atmıştın, unuttun mu?" Hırsla elini kendine çekti. "Unutmadım ve yaptığım hiçbir şeyden pişman değilim." "Güzel. Hislerimiz bu konuda karşılıklı." Ceketimin kollarını düzelttim. Ardından elimle masanın üstünde duran yemekleri işaret ettim. "Sen takıl burada. Yemek falan ye. Bizimkilerin pirzolası baya iyidir bak, tavsiye ederim. Üstüne bol bol soğuk su iç, hazımsızlığa iyi gelir." Ellerimi iki yana açarak ona reverans yaptım. "Esat kaçar." Onu arkamda bırakıp teras kattan çıktım. Asansöre doğru yürümeden önce aklıma gelen şeyi söylemek adına ona dönmüştüm yeniden. "Sorduğum sorunun cevabına gelecek olursak da..." Omuz silktim. "Bir şey söylemene gerek yok. Sonuçta bu sorunun cevabı oldukça açık öyle değil mi?" Ve o dakikadan sonra tüm sözcükler sustu. Ben ondan gittim. Oysa arkamda bir enkaz olarak kaldı. Tıpkı bir sene öncesinde olduğu gibi. Bu kez rollerimiz farklıydı. Bu defter burada kapanırdı, bir daha açılmazdı sayfaları. * 'Huh!' dediğinizi duyar gibiyim. Sonunda hepimiz rahat bir nefes aldık ha? Esat oyununa son verdi. Siz nikaha kadar iş gidecek diye düşündünüz ama benim başından beri aklımdaki plan buydu. Tahmin etmemeniz işime geldi. Süpriz oldu hehehehhe İyi hoş ama Umut ne olacak? Bakalım Esat'çık onu kazanabilecek mi? Seviliyorsunuz ♥
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE