43

1172 Kelimeler
Bu da ara bölüm. Asude'yi konu alacak. Ona hak vereceğinizi düşünmüyorum ama yine de hayatını yazacağım birazcık. Esat gittikten sonrasını anlatacak. Medya: Asude Bölüm ithafı: okuyanebok ♥ * Asude Güney'den... "Aptal! Aptal! Aptal!" Kendi kendime söylene söylene en alt kata kadar indim. O kadar sinirliydim ki kimsenin beni görmesini istememiştim. Bu yüzden yangın merdivenlerinden iniyordum. Son kata geldiğimde güçsüzlükle basamaklardan birine oturdum. "Aptalsın kızım aptalsın!" Evet sövgülerim kendimeydi. "Nasıl kanarsın ona? Nasıl hala seni sevdiğini düşünebilirsin?" At kuyruğu yaptığım saçımı sinirle açtım. "Asla ona dönmemeliydim. İlk gün anlamıştım eskisi gibi olmadığını. O an vazgeçmeliydim bu sevgililik oyunundan. Sadece küçük bir an sanmıştım ki..." Ne sanmıştım? Esat Efe'nin onca yaptığım şey üzerine beni sevmeye devam edeceğini mi? Kesinlikle! O salak bana kör kütük aşıktı, bunun farkındaydım. İnkar etmiyorum, ilgisi hoşuma gidiyordu. Bundandır ki yıllardır beraberdik ama sonunda o da pes etmişti. Ben buydum ve böyle olduğum sürece kimse katlanamayacaktı bana. "Aptallar! Çevremdeki herkes aptal olmak zorunda mı?!" Hırsla boş merdiven boşluğuna doğru bağırırken yanaklarımın ıslandığını hissettim. Bunu hissetmeyeli o kadar uzun zaman olmuştu ki... Ben ağlamazdım. Üzülmezdim. Biri kalbimi soğutmuştu sanki duygularımı hissedemiyordum. Biri değil, bir olaydı alsında. Atlattığımı düşündüğüm bir olay... Gözümün önüne düşen mendili görmemle başımı kaldırdım hızla. Karşımda esmer bir çocuk vardı. "Al, makyajın akmış ve çirkin gözüküyorsun." Göz devirerek elinden mendili çekip aldım. "Bakmak zorunda değilsin." Hiçbir şey demeden yanıma oturdu. İzin almadan? "Bak gereksiz teselli cümlelerine ihtiyacım yok tamam mı? Beni yalnız bırak." "Ben de Uygar," dedi söylediklerimi duymazdan gelerek. Elini uzattı. "Tanıştığımıza memnun oldum." Elimin tersiyle elini ittim. "Ben olmadım. Defol git başımdan!" "Gideceğim ama öncelikle bana sorunun ne olduğundan bahset." Güldüm. "Sorun benim göbek adım. Hangi birinden bahsedeyim?" "Demek ki senin de konuşmaya ihtiyacın var." İtiraz etmek için ağzımı açtığımda beni susturdu. "En başından başla o zaman. Vaktimiz bol, kimse buraya uğramaz." "Ne bileyim? Küçük yaşta annemi başka bir adamın altında gördüğümden beri sorunlarım yakamı bırakmıyor." Bunu önemsiz bir şey gibi söylemem onu şaşırmıştı ama umurumda değildi. O kadar uzun zaman olmuştu ki bu konu artık canımı yakmıyordu. Ya da ben öyle sanıyordum. "Başlıca en büyük sorunum annem. O hep gösteriş meraklısı biriydi. Her zaman türlü oyunlar çevirerek herkesi kendine hayran bırakırdı. Onun gibi olmak isterdim. Bir nevi idolümdü. Ona hayrandım, ona tapardım. Bu hayranlığım lise yıllarında öğrendiğim şeyle son buldu. Taptığım kadının ne kadar iğrenç biri olduğunu öğrendim. Ama o benim annemdi, iğrenç şeyler yapmazdı ki." Gülerek omuz silktim. "İnsanları kendine böyle yaparak hayran bıraktığını düşündüm. Onun gibi olmak istedim. Benim hedeflerim okumak, çalışmak gibi sıradan şeyler değildi. Para ve şöhretti. Parayı ailem sayesinde kazanıyordum, şöhretimi ise kendim elde ettim. Şu an bizim liseden çıkan kime sorsan beni tanır. Onların gözünde o kadar sarsılmaz ve güçlüyüm ki bunu bilmek beni mutlu ediyor." Araya girdi bir parazit olarak. "Emin misin Asude? Gerçekten mutlu olduğunu düşünüyor musun?" "Elbette," dedim peçeteyle burnumu silerken. "Aşık olmam. Birini gerçekten sevmem. Bunlar beni güçlü kılan şeyler. Güçlü olduğum için mutluyum." "Ağlıyorsun..." Sinirle ona döndüm. "Ağlamak güçsüzlük belirtisi değildir!" Gülerek ellerini yukarı kaldırdı ve kahverengi gözlerini bana değdirdi. "Tamam şampiyon, sen kazandın." "Kazanırım. Ben her zaman kazanan taraf olurum, kaybeden değil. Bunu o da öğrenecek." "Kim?" diye sordu anında ilgiyle. "Esat mı?" Yaş akan gözlerimden yaşlar gelmeyi kesti. Şaşkınlıkla başımı yüzüne çevirdim. "Sen onu nereden tanıyorsun? Bir dakika sen az önce bana adımla seslendin." Hızla oturduğum yerden kalktım. "Kimsin sen? Bizi nereden tanıyorsun?!" "Hey!" Yerinden kalkıp yanıma geldi. "Sakin ol. Sizi liseden tanıyorum. Az önce kendin dedin beni kime sorsan tanır orada diye. Ben de tanıyorum, sevgili olduğunuzu biliyordum o dönem." Ona inanmak istedim. Fakat ondan bana akan negatif bir şeyler vardı. "İyi," deyip kollarımı kendime doladım. "Artık sevgili değiliz, terk ettim onu." "Az önce o seni terk etmiş gibi duruyordu ama?" Çocuk resmen sapık gibi bizi takip etmişti. "Seni ilgilendirmez. Ben çok önceden bitirmiştim zaten onu." "O yüzden mi şu an bu haldesin?" Beni işaret etmesiyle başımı vücuduma çevirdim. Elbisem yerde oturmaktan tozlanmıştı. Tek askısı aşağı sarkıyordu. Saçım darmadağındı. Makyajımın aktığına bahse girerdim. Ve burada durmuş tanımadığım birine geçmişimi anlatıyordum. Üstelik bu olayı benim dışımda kimse bilmiyordu. O gün annem beni görmemişti. Dışarıda Ahu ile oyun oynadığımızı sanıyordu. Öyleydi de. Susadığım için içeri girmiştim. Annemi salonda bulamayınca meraklanmış, odasına çıkmıştım. Ve o korkunç manzarayla karşılaşmıştım. Annem tanımadığım bir adamın kucağında oturuyordu. Bir süre sonra yatağa geçtiklerinde oradan ayrıldım. Bunun bir oyun olduğunu düşünmüştüm. Çünkü annem oyun oynamayı severdi. Onun en sevdiğim özelliği buydu. Oyunları biraz farklı ve tehlikeli olurdu. Hayran kalırdım. Ama o gün öyle olmamıştı. Bu oyunu sevmemiştim. Yine de oyununu bölmemek adına kendi odama geçmiş, oyunun bitmesini beklemiştim. Oldukça uzun bir süre bekledim. Akşam olmuştu, hava kararmıştı ama annem yanıma gelmemişti. Oyun bitti dememişti. Hoş olsa olsa bu bir kabus olurdu. Uzun zaman sonra beni kabusumdan uyandıran kişi babam olmuştu. Sakladığım giysi dolabımın içinde bulmuştu beni. Küçük Asude'yi en iyi tanıyan tek kişi babamdı şüphesiz. Büyüdükçe beni tanıyamaz olmuştu o da, herkes gibi. Şu an ailem oldukça mutluydu. Annem mutlu rolünü çok güzel yapıyordu. Dışarıdan gören biri onların birbirine aşık olduğunu düşünebilirdi ama ben gerçeği biliyordum işte. Annem, babamı sevmiyordu. Sevseydi aldatabilir miydi? Ben bu yüzden aldatabiliyordum çünkü kimseyi gerçekten sevmiyordum. Yaptıklarımla herkesi kendimden uzaklaştırıyordum. Asla yanımdan gitmeyen ve gitmeyeceğine inandığım tek kişi küçük oyun arkadaşım Ahu'ydu. Son zamanlarda kötü olsak da iyileşeceğimize inanıyordum. "Asude?" Adımı duyduğumda girdiğim transtan çıktım. "Hım?" "Onu gerçekten seviyorsun değil mi?" diye sordu. "Ve bunu kendine bile itiraf edemiyorsun." Ben kimseyi sevemezdim. Sevmek güçsüzlüktü ve ben bu kötülüğü kendime yapmayacaktım. Bu yüzden kimi sevecek olsam o anı mahveden bir şey yaptım. Ne yaparsam yapayım Efe benden gitmemişti. Yanımda kalmıştı. Bir süre sonra duygularımın değiştiğini fark ettim. Uygar'ın dediği gibi onu sevmeye başlıyordum. Bunu fark eder etmez uzaklaştım ondan. Yurtdışına kaçtım. Geri döndüğümde her şey değişmişti. Değişmeyen tek şey benim giderken içimde olan duygulardı. Son üç haftadır beraberdik ve bu süre zarfında başka erkeklerle konuşup aklımı dağıtmak istemiştim. Ona ihanet edersem sevmediğimi kanıtlayacaktım kendime. İşe yaramamıştı. Her ileriye gittiğimizde aklıma Efe gelmişti. Yapamamıştım. Bu akşam için heyecanlıydım. Sadece bir an gerçekten mutlu olacağımı düşündüm. O aptal soruyu bana soracağında bir an olsun 'evet' demeyi düşündüm. Ama gördüm ki hiçbir şey düşündüğüm gibi değildi. Efe kalbimi o boş yüzük kutusunun içine koyarak fırlatmıştı aşağı. Söylediği gibi unutamayacağım bir ders vermişti bana. Unutmayacaktım ama unutmuş gibi yapabilirdim. Bu en iyi yaptığım şey değildi de neydi? "Ah tatlım bu gereksiz konuları bir kenara bırakalım." Elbisemi düzelttim, makyajımı sildim ve saçımı yeniden sıkıca topladım. Hoş bir gülümseme yerleştirdim yüzüme. "Şimdi..." Dik duruşumu sergiledim. "Sana mı gidiyoruz? Yoksa bana mı?"  * Huylu huyundan vazgeçmez. Yine de şu son sahnedeki dik duruşundan dolayı seviyorum kız seni Asude. Her ne kadar yanlış düşünerek ayağa kalkmış olsa da... O değil de Asude'nin ne çirkef bir ailesi var yahu. Hem kızları birbirlerine düşüyorlar hem de adam akıllı evli kalamıyorlar. Sinirimi bozdular bak şimdi. (ben yazmamışım gibi) Bölümler hakkında; Duvarıma yazmıştım bölümlerin geç geleceğini ama ısrarla soruyorsunuz. Keyfimden bölüm atmamazlık yapmıyorum. İnternet çekmiyor. Bu bölümü çok önceden yazmıştım ve ancak şimdi yayımlayabiliyorum. Sonraki bölümü notlarıma yazmaya başladım. Bitince buraya geçirip atacağım. Aynı şekilde Şarkılarda Buluşuruz'u da yazmaya başladım. En kısa zamanda gelecekler. Seviliyorsunuz ♥
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE