Şifacı Ne kadar zaman geçerse geçsin insanın ömrü, duyguları değişmezmiş. Dağ başında geçen bir yılım… Sonbaharın son demlerinden kışın eşiğine uzanan günlerde, ellerimi yakıcı ateşe doğru uzatmıştım. Ateş yakıcıydı; insan bazen yakacağını bile bile ateşe dokunmak ister. Tıpkı kalbimin ateşte cayır cayır yandığını bilerek onu sevmem gibi . Kalp aklı devre dışı bırakıyordu. Ne söylesem, ne yapsam… Hiçbir şey fayda etmedi susmayan yüreğime. Saçlarıma düşen akları, dağın eteklerine yağan kar gibi omuzlarımdan aşağı bıraktım. Akşam güneşi, batmaya yakın o kızıllığında bile gölgelenmemişti; bulutlar bile ona perde olmamıştı. Zamanı gelmeyene kadar hiçbir şey olmazdı. Her şeyin bir vakti vardı; o da kendi zamanını bekliyordu. Daralan göğsüme ferahlık veren tek şey, aylardır baktığım gök

