KIZ ELDEN GİDİYOR!

3293 Kelimeler
Beyaz elbise uygun görülmüş bugüne... Yatağımın üstünde bakıştığım beyaz elbiseye hayatımın en mide bulandırıcı şeyi gibi, tiksintiyle baktım. Ama onu giyecektim. Önce makyaj masama geçtim. Kulaklıktan dinlediğim şarkının sesini sona getirerek, dışarıdan kapımı tıklatanlara kapattım kendimi... Sade bir makyaj yapacaktım. Aldığım kapatıcıyı yüzümün belli yerlerine sürdükten sonra sırasıyla eyeliner, rimel, açık renkte bir far ve son olarak gül kurusu rujumu da sürüp aynadan kendime baktım bir müddet. Makyaj kusurları kapatıyordu belki ama sustuklarını kapatamıyor aksine bağırttırıyordu. Bu makyaj ile yüzüm çok güzel dursa da surat ifademle zaten konuşuyordum. Ayaklanarak saç kurutma makinesiyle saçımı kurutup, Maşa ile doğal dalgalar verdim. Bu işlem baya zamanımı almıştı, çünkü saçlarım çok uzundu. En son havluyu üzerimden atıp elbiseye uygun içlik giyip, elbisemi de giyindim. Uzun kolları ve bilekte duran boyu ile şık ve hoş bir duruşu vardı. Son kez aynadan kendime baktığımda o anın geldiğini anladım. Kulaklıkları sakince kulağımdan çıkartırken birileri hala anlamsızca kapımı çalıyordu. Şarkıyı kapatarak sakinleşmeyi bekledim. Ellerimi elbisemin yanlarına sürterek yapacağım şeyin başıma açabileceği ihtimalleri düşündüm. Artık hiçbir şey umurumda değildi ne olacaksa olsundu. Kapıyı açtığım an odama düşercesine dalan kuzenim Zınar ve Arjinle geriye sıçradım. “Ne oluyor?” dediğimde ikisi de soluklanarak ayaklandı. “kuzen bir şey oldu sandık ses vermeyince” dediğinde Zınar, Arjinde devam etti. “Aşağısı doldu herkes seni bekliyor” Onları başımla onaylayarak, ikisinin ortasından yürüyüp geçerek odanın dışına çıktım. Konak süslenmişti. Daha buradan belli olan çiçekli ve kurdeleli ortama göz devirdim. Sakince yürüyerek avlunun ortasında aşağı bakan trabzanlara gittim. Ellerimi trabzanlara dayayarak herkese tepeden baktım bir süre. Herkesin gözünde gördüğüm endişe belli belirsiz tebessüm kondurmuştu dudaklarıma. Kimse ne yapacağımı kestiremiyor, her hareketimi temkinlice izliyorlardı. Özellikle o, Şerwan ağa... Siyah takımının içinde kendini kasmaktan, kasları patlayacak dursa bile aşırı sakin duruyordu. Bakalım birazdan da böyle sakin kalacak mısın ağam? Kendimi geriye doğru çekip trabzanların ucuna, merdivenlere yönelmiştim. Sakinlikle aşağı inmeye başladığımda herkes bir anda alkışladı beni. Anlamsızca bakarken neyi alkışladıklarını anlamamıştım. Herhalde kendi nişanı ve nikahına, son dakika gelen olduğum içindir diye düşünerek aşağı indim. Merdivenlerin ucuna gelen Şerwanla ona döndü bakışlarım. Elini uzatıp koluna girmemi istediğinde, ters bir şey yapmamak adına koluna girdim. Birlikte yüzüklerin takılacağı alana yürürken kulağıma eğilip, “gelmeseydin keşke ne acelen vardı?” dediğinde az önce gerçekten de düşündüğüm şeye alkışladıklarını anlamıştım. “kadınların hazırlanması geç olur anca yetişti” Beton suratıyla tekrar yaklaştı kulağıma “12 saat sürmesi normal mi?” Belli belirsiz kıvrıldı dudaklarım. Evet sabah 8’den beri odamdan çıkmamıştım ve şu anda saat aksam 7’yi geçiyordu. “normal tabiki sonuçta bir gelinim ben” Mantıklı açıklamamı yaptığımda, gelinle damada ayrılan yere de gelmiş bulunduk. “Nişanı böyleyse, sen düğün için 2 gün önceden hazırlanmaya başla” dediğinde güldüm sessizce. O ise devam etti “Hayır bir elbise, bir makyaja bu kadar gittiyse, gelinlik için 2 günde az gelebilir” işte o an kaşlarımı çattım. “Nikah olayını araya koymasaydınız, daha erken inerdim kusura bakma!” Sessiz kaldı. Etrafıma baktığımda herkesin burada olduğunu gördüm. Dila ve Hivda yanıma geldiklerinde genel bir sohbet döndü aramızda. “Nasılsın Asmin daha iyi oldunmu” diye soran Dilaya gülümseyerek, “Böyle bir durumda ne kadar iyi olunabilirse o kadar iyiyim.” dedim. Hivda ise elini koluma destek olurcasına koyarak, “Merak etme herşey yoluna girer içini ferah tut” dediğinde başımı sallamakla yetindim. Az ileride bizi göz hapsine alan Hejaya bakınca sinirlerimin gerildiğini hissettim. Birde gelin olan sanki oymuş gibi aşırı bir saç, makyaj ve bizim buralara göre de iddalı bir elbise giymişti. İkimizde birbirimizden gözümüzü ayırmazken belimde hissettiğim parmaklarla yanımdaki adama döndüm. Gözlerinin içine bakıp gülümseyerek, belimdeki elini, elimle tuz buz etmek istercesine sıkarak sertçe çektim. Dişlerini sıkıyordu şu an. Umurunda mıydı? Asla! Yavaştan artık insanlar toplanınca nişan merasimi tam anlamıyla başlamıştı. Aradan geçen yarım saatten sonra, büyükler gelip tekrardan yüzüklerimizi takmaya başladığında derince iç çektim. Umarım Galip abi zamanında hallederde planım elimde patlamaz. “Hayırlı uğurlu olsun evlatlarım” diyen Ferzan ağa, kurdeleyi kestikten sonra elini uzatmıştı öpmem için. Sakince elini öpüp anlıma koyduktan sonra Şerwanda aynı şekilde öpmüştü dedesinin elini. Yalan yok dedesi tatlı birine benziyordu aslında, belki de bu olaylar yüzünden gaddar duruyordu. Ondan sonra diğer büyüklerinde elini öpüp tebrikleri aldığımızda Ferzan ağa kapıdan birine seslendi. “Hamit nerede kaldı bu hoca efendi! Tez getirinde kıyalım nikahı” dediğinde o anın geldiğini anlamıştım. Adam, “Ağam, aradık yoldayım geliyorum dedi” dediğinde Ferzan ağada onayladı. Yavaştan insanlar sıkılıp oflamaya başladığında herkes hocayı bekliyordu. Ama hoca gelmeyecekti... Galip abiyle yaptığımız iş birliğiyle hocayı uzunca bir gezintiye çıkarmıştık. Yani hoca yoksa nikahı kim kıyacaktı öyle değimi? Bu azmiyle Ferzan ağa kıymasa bari... Saat iyice geç olduğu vakit Ferzan ağa adamlara tekrar seslendi. “Nerede bu hoca? Bir işi de düzgün yapamaz mısınız siz!” dediğinde adamlardan biri öne çıktı. “Ağam hocaya ulaşamıyoruz, Çevredeki diğer hocaları araştırıyoruz lakin kimin kapısını çalsak ya evde değil ya da başka nikah veya başka şehire cenaze namazı kıldırmaya gitmiş gibi cevaplar aldık...” Kendimi övmeyi sevmem ama... BENİM ESERİMDİ: ) Yurdumun imamı bile ayrı bir şerefliydi. Fazladan bir maaş değilde, camilere bağış yapmamız karşılığı bu gece toz olmayı kabul etmişlerdi. Ve tabiki kimse gönülsüz bir kızın nikahını kıyıp vebalini almak istememişti. “NE DEMEK İMAM YOK!!!” Ferzan ağa bağırdığında irkildim. Safı oynayarak Şerwana yaklaştım. “Ne olacak şimdi?” dediğimde Şerwan gözünü kısarak baktı yüzüme. “Bununla bir alakam yok de!” dediğinde ağzımı açarak şok nidası attım. “Ne saçmalıyorsun? Işim gücüm yok birde imamları mı ortadan kaldırayım?” Yanımda duran Dila da abisine “Abi Asminin ne suçu var? Kızcağız gidip her imama gelmeyin mi diyecek sanki” dediğinde içimden ‘şey aslında tam olarak onu yaptım’ dedim. Dila aşkıma, bir adım daha yaklaşarak iyice sokuldum masumu oynayarak. “Herşeyi benden biliyor. Bende insanım tamammı biraz yumuşak ve kibar olmak zor değil.” Şerwan beni kolumdan tutup kendine çekti kulağıma yaklaşarak, “İnşallah bunun altından çıkmazsın Sarya Asrındağ!” dedikten sonra kolumu bırakarak dedesine doğru ilerledi ve aralarında konuşmaya başladılar. “Abimin kusuruna bakma, Hep böyle sert ama sevdiklerine karşı çok iyidir. Zamanla sana da alışacak ve iyi davranacak” dediğinde “Alışacak? Ama sevmeyecek. Sevmediğin insana saygı göstermek zordur Dila” diye başımı önüme eğdiğimde bu defa Hivda kolumdan tuttu. “zamanla herşey düzelir” dediğinde ‘ya hı hı aynen’ demek yerine “İnşallah canım” dedim. Aradan geçen 15 dakikadan sonra Adar dedem “nikah başka güne kalsın yapacak bir şey yok” dediğinde rahatlayarak soluğumu verdim. Ferzan ağada “Peki öyleyse gidip davetlilere durumu açıklayalım” dediğinde içimden çoşkulu nidalar dökülüyordu. Birazdan odama geçip üstümdeki beyaz elbiseyi, müzik eşliğinde yırtarken sevincimi yaşayabilirdim. Kas yığını ağamız morali bozuk şekilde onaylayınca gülmemek için zor tuttum kendimi. Ferzan ağa ve dedem kalabalığa karşı konuşmaya başladıklarında insanlar yavaştan ayaklanmaya başladılar. Kalabalık kapıya yöneleceği sırada arka taraftan en az 90 yaşlarında bir teyze çıktı ve son sesiyle konuştu. “Ağam ben hocayım isterseniz ben kıyabilirim nikahı” HASS***R ARTIK AMA! TEYZE DÜNYADA SON KAZIĞINI DA BANA ATIP GİDECEK!!! “Teyzecim sen son nefesini de bizim nikaha harcama biz hallederiz sonra” dediğimde Şerwanda kolumdan tutup gerisine çekti beni. “Bakalım şimdi nereye kaçabileceksin Sarya hanım” diye kulağıma konuştuğunda iyice sinirlerim gerildi. “Daha önce hiç kadının nikah kıydığına şahit olmadım öylesi geçerlimidir ki” diye Ferzan ağa konuştuğunda dedemde ona “bende hiç görmedim sakata gelmesin. Nikah kıyıyoruz oyun oynamıyoruz.” diyerek katılmıştı. Kadınsa “Geçerlidir ağam. Araştırabilirsiniz” dediğinde Ferzan ağa ve dedem bir süre konuştuktan sonra “o vakit salona geçelim nikah kıyılsın!” dediğinde sona geldiğimi anladım. Geri geri yürürken tosladığım gorille durdum. O da beni iki omzumdan tutarak içeri doğru sürükledi. İçerisini düzenleyen kader ablaya bile beni kurtar bakışı atmıştım çaresizlikle. Yere koyduğu minderlerle, dedem “Hayde oturun başlayalım.” dediğinde titreyerek minderlere ilerledim. Şerwanda benimle yürürken son dakikaları oynadığımın farkındaydım ama yapacak birşey yoktu. “Şey... Şerwan ben bir lavaboya gitsem, bi midem bulandı gibi” Tek kaşını kaldıran Şerwan beni tekrar omzumdan tutup mindere oturturken kulağıma doğru konuştu. “Bu odadan karım olmadan çıkmak yok Sarya!” Allahın cezası adam!!! Sarya kadar başına meteor düşsün taş seni kesmez Allahın gorili!. İçimden iyi dileklerimi iletirken kimse olmasaydı da suratına deseydim diye içerledim. Salonun ortasındaki mindere ben, yanıma Şerwan, önümüzde de mezardan çıkıp nikah kıymaya gelen ninecim duruyordu. Annem başıma örtmem için beyaz bir tülbent verdiğinde sakince başıma taktım. Nine dualar ettikten sonra bana döndü ve “Baran oğlu Şerwanı kocalığa kabul ettin mi?” sonuna kadar hayır demek gelse de içimden, “ettim” “ettin mi?” “ettim” “ettin mi?” Ve son kez... “ettim...” Başımı kaldırdığımda annemi ağlarken gördüm. O ağlayınca benimde gözlerim doldu, ama ağlamayacaktım. “Awir kızı Asmin” dedikten sonra duran nineye döndüm. Devamını getirip Şerwana da soracaktı. Nine bir iki kere öksürüp, “Kızım oradan bi su versenize hayrınıza” diye döndüğünde Arjin sürahiye su doldurup kadına uzattı. Suyu içip bardağı tekrar Arjine uzatan nine tekrar Şerwana döndü. “Awir kızı Asmini-” durup derince bir soluk aldı. Gözleri kapalı başı öne eğik durunca Şerwana döndüm “Nine iyi değil sanırım” dediğimde Şerwanda başıyla onaylayıp kadının koluna dokunarak “Nine iyimisin” dedikten sonra irkildi. İki parmağıyla nabzına bakınca birşeylerin ters gittiğini anladım. Başını yukarı dedesine çevirip soğukkanlılıkla “Ölmüş...” dediğinde herkesi çığlık bastı. Şok içinde önümdeki kadına baktım. Nasıl ölür? Şimdi konuşuyordu!!! “Şe-Şerwan” dedim sesim titreyerek. Dedem “Aras gelin oğlum götürün kadını hastaneye” dediğinde Aras, Soner gelip kadını götürdü. Ferzan ağa “zaten çok yaşlıydı” dediğinde salondaki herkes ağlamaya devam ediyordu. Az önce önümde biri ölmüştü! Hala şoktayken tekrar Şerwanı dürttüm elimin ucuyla “Şerwan” adı sadece bir fısıltı gibi döküldü dudaklarımdan. Duyduğunu bile düşünmezken bana döndü yüzümü avuçlarına hapsederken, “Korkma zaten kadını görmedin mi çok yaşlıydı.” dediğinde ben sadece “Şerwan...” diyebildim. Az önce numaradan iyi değilim desem de şu an gerçekten iyi değildim. Şerwanın ellerini yüzümden çekerek kucağıma koyarken başımın döndüğünü hissettim. “Sen iyi değilsin yüzün kireç gibi oldu gel çıkıp hava alalım.” dediğinde, sadece başımla onayladım. İyiden iyiye başım dönerken Şerwanın yardımıyla ayağa kalktım. Daha sonra adım atamadan kararan gözlerimle bilincimi kaybettim. ŞERWAN’IN AĞZINDAN: Kucağıma bayılan Asmini bir çırpıda kucaklarken herkes bize doğru koşturdu. “Hastaneye gidelim” dediğimde, annesi Rojda hanım önümde durup, “hastaneye gerek yok. Korktuğu için bayıldı şu koltuğa yatıralım” dediğinde dediğini yaparak koltuğa koydum elimle yüzüne ufak ufak vururken annem arkadan seslendi “kızlar kolonya, su getirin!!!” dediğinde Asminin babası kızına doğru geldi. Aynı anda annesi ve kuzenleride başına toplanınca bana “Tamam oğlum kenarda dur sen” diyen babasıyla öfkeli bir soluk alarak kalktım koltuktan. Henüz kocası olmadığım için dokunmamı istemediler. Ama yakında olduktan sonra benim iznimle baba evine dönebileceğinin farkında değiller sanırım. Çalan telefonuma bakarken Kemalin aradığını gördüm. Salona çıkarak telefonu açtığımda “NE VAR LAN!” Dediğimde Kemal, “O BACIN OLACAK KAHPEYİ GEBERTİCEM OĞLUM! ŞEREFİMİ İKİ PARALIK ETTİNİZ LAĞNN!” Dediğinde “BEKLE LAN GELİYORUM ORAYA O KAHPE LAFINI BİRDE YÜZÜME DİYECEKSİN İT!!!” Diyip telefonu kapattığımda, avcumu öyle bir sıkmıştım ki elimdeki telefonun çatırtı seslerini duymuştum. Alel acele salona döndüğümde kendine yavaş yavaş gelen Asmine bakmadan dedeme gittim. “O KEMAL BUGÜN GEBERECEK!” Diye tüm sinirimle kükrediğimde dedem “ne oluyor evladı-” demeden salondan arabamın anahtarını alıp kapıdan çıkıp gittim. ASMİNİN AĞZINDAN: Daha kendime tam gelemeden Şerwanın bağırışıyla donup kaldım. Önümde duran annesine “Ne oluyor Zana hanım? Kemal kim” dediğimde kadın elini kalbine koyunca panikle daha çok doğruldum. Annem bu defa kolonyayı onun bileğine dökünce kadın ağlayarak, “Sevdanın nişanlısı. Şerwan onu öldürür sonra gidip ibreti alem için Sevdayı öldürür” dediğinde herkes buz kesti. Sevdayı vurursa abim zaten çerez demekti. Bir hışımla ayaklandığımda babam dahil herkes “dur napıyorsun” dediğinde Arjine bakarak “odama gidicem Arjin yardım et” dediğimde Arjinde koşarak yanıma geldi. Salondan çıkarken Arjine “gidip onu durdurmamız gerekiyor” dediğimde “nasıl durduracaksın Asmin saçmalama!” diyen Arjinin kolundan çıkıp konağın kapısına ilerledim. Tam kapıya çıktığımda arabaya binen Bahozu gördüm. Bu Şerwan’ın kardeşiydi ve kesin ona gidiyordu. Tam arabayı çalıştıracakken kendimi arabasının ön kaputuna attım. Şokla yüzüme bakarken arabadan inip sinirle yanıma geldi “EZİLMEK Mİ İSTİYORSUN!” Dediğinde “beni abine götür!” dedim sadece. O ise “saçmalma çekil şuradan” dediğinde sesimi yükselttim. “CİNAYET Mİ İŞLESİN! GÖTÜR BEN ONU DURDURABİLİRİM” Dediğimde oda yüzüme yüzüme, “HAYIR GEÇ İÇERİYE!!!” Demişti. Arkamızdan sessiz ve cılız sesiyle konuşan kuzenim Arjinle ikimizde ona döndük. “Bahoz götür bizi, bir şey yapmayacağından emin olursak sessiz sedasız döneriz. İşler daha da dönülmez noktaya gelmesin. Lütfen...” dedikten sonra Bahoz sadece ve sadece “Peki o zaman geçin arabaya” demişti. NEY? BU KADAR BASİT MİYDİ YANİ? ULAN ARJİN!!! İkimizde arabaya geçerken Arjinin koluna attığım çimdikle çığlığı bastı “Kuzen napıyorsun ya!” dediğinde onu taklit ederek “kuzen nı yıpıyırsın ya” dedikten sonra devam ettim “Sana bu çocukla kes muhabbeti demiştim.” Dediğimde arabanın kapısının önündeydik fakat içeri girmeden fısıldaşıyorduk. “Kestim zaten ne yapayım hayırsever biri” dediğinde bir çimdik daha attım. “ayhh!” diye çığlık attığında, “bir sana hayırsever herhalde! Bak bırak bunu dedim” Arjinse “Bıraktım vallahi bıraktı-” demeden Bahoz camı açıp, “geliyor musunuz ben gideyim mi” deyince, Arjine ters ters bakıp “Arkada kenara otur” dedikten sonra öne geçip oturdum. Akıp giden yolla sessizlik hakimken, Bahoza soru sormak için döndüm. Fakat o arabanın dikiz aynasından kuzenimi izlemekle meşguldü!!! ADİ SAPIK! “BAHOZ!” Diye seslenince, bir anda irkildi. “Efendim” dediğinde “ne kadar yolumuz kaldı?” dedim. Nihayet gözünü Arjinden alıp bana döndüğünde “Geldik sayılır” demişti. Aradan geçen 5 dakikadan sonra sokaktaki bağırış sesleriyle Bahoz aniden frene bastı. Ani frenle öne savrulurken arkasını dönüp “İyimisin Arjin” diye sorduğunda Arjin “iyiyim” demişti. Daha sonra bana bakma gereği duymadan, torpidodan silahını çıkartıp aşağı inmişti. Tam ineceğim sırada arabanın kapısını açıp “aşağı inmiyorsunuz!” diyip kapıyı kapatıp yürümeye başladı. Arabada Arjinle kalınca ona döndüm “yol havası almaya mı geldik?” dediğimde Arjinde “Of Asmin dur bir bakalım ne olacak hemen atlamayalım.” diyince sinirimi ondan çıkartmaya karar verdim, “Sende beyim ne derse o moduna girmişsin” dediğimde Arjin telaşla, “Ne beyi Asmin ya? Yok birşey aramızda diyorum” dediğinde “Aynen neredeyse arabayı arkaya baka baka sürdü o yüzden!” Onlar olamazdı. Hem Bahoz, Arjine oyun oynamıyorsa bile dedem bu aileye bir kız daha vermezdi. “Bitirdik Asmin uzatma artık! Kestim bağımı unutur oda birkaç güne.” sona doğru sesi üzülür gibi çıkınca onu teselli etmek için tekrar döndüm. “Bak kuzen ben senin üzülmeni iste-” diyemeden patlayan silah sesiyle ikimizde koltuklara yattık. “İyimisin Arjin?” dediğimde Arjin “Evet ama o ses nereden geldi?” dediğinde buraya geliş sebebimiz gözlerimin önüne düştü. “Şerwana birşey oldu!” Arabadan inip az önce Bahozun döndüğü aradan dönüp kapısı açık konakta Şerwanı görünce içeri daldım. “ŞERWAN!” Dediğimde oda bana dönmüştü. Bir yerine birşey olmamıştı. “Asmin?” diye merakla önce bana sonra Bahoza dönerek öfkeli birşekilde soluk verdi. “Neden getirdin onu?” dediğinde Bahoz “Arabanın önüne atladı deli! Ne yapsaydım” dediğinde peşimden Arjinde gelince Şerwanın iyice yüzü düştü. Elindeki silahla başını kaşıdığında şuan öfkeli ama sakinleşmeye çalışan bir halde olduğunu anladım. Etrafıma baktığımda birton silahlı adam olduğunu gördüm. Biraz ürksem de dik durdum. “Muhabbetinizi bölüyorum ağam ama kadının eteği altına gireceğinize hesaplaşsak?” diyen adama döndüm. Sevdanın nişanlısı buydu demek. Uzun boylu ve zayıf olan adamın gözleri kan çanağı gibiydi. Korkutucu dursada kendisine iki çift lafım vardı. Hala hedefinde Şerwanın olduğu silahın önüne geçip konuştum. “SİZ HALA NE İSTİYORSUNUZ! DEDEM SİZE MAL MÜLK, TOPRAK VERDİ MEVZU KAPANDI NEYİ KURCALIYORSUNUZ?” dediğimde Kemal “İNSANLARIN ŞEREFİ, ONURU, GURURU PARAYLA ALINMIYOR” Dediğinde hala silahı Şerwana yöneltir vaziyetteydi. Bir an gözü beni bulduktan sonra Şerwana, “İyimiş böyle yanlız, böyle bir mevzu ayağına da taş gibi afeti almışsın senden ballısı mezarda! bilseydik biz de isterdik berdel” dediğinde Şerwan onun koluna ateş etti!!! “ŞERWAN NAPTIN” dediğimde Şerwan adama dönüp “O AĞZINI TOPLA YOKSA BİR DAHA TOPLAYAMAYACAĞIN ŞEKİLDE DAĞITIRIM” adam kan revan içinde haykırırken yardım etmek için adım atmıştım ki Şerwan kolumdan tutup sertçe çekti beni, “Nereye! Sen nereye?” dediğinde “Ya bıraksana cani! adamı vurdun!” derken Hala kolunun acısıyla inleyen Kemal arkasını dönüp adamlarına “SAĞ ÇIKMAYACAKLAR!” dediği anda Şerwan benide kendiyle birlikte çekip konağın kalın kolonlarından birine yasladı. Kolon bize siper olurken Şerwanda ateş etmeye başladı. Ben kolonla yapışık vaziyetteyken Şerwanda yüzü yüzüme neredeyse bir olacak bir mesafede ateş etmeye devam ediyordu. Panik içinde “Arjin! Arjin nerede” dediğimde Şerwan, “Bahoz koruyor onu” demişti. KÖY YANARKEN BAHOZ SAÇINI TARARMIŞ! AH ARJİN AHH... “Sen neden geliyorsun peşimden neden işlerime burnunu sokuyorsun!” Şerwan bana konuşuyordu sanırım ama şuan korkudan cevap verecek bir halde değildim. “Susarsın tabi ne o küçük dilinizi mi yuttunuz Sarya hanım” dediğinde sertçe “ASMİN! BENİM ADIM ASMİN!” demiştim. Hala çatışma olurken “Şerwan eve gitmeliyiz farkedilmeden” dediğimde Şerwan, “KAÇMASAYDIN O ZAMAN! BİRAZCIK AKLIN OLSAYDI BU GECE VAKTİ BÖYLE ŞEYLERE KALKIŞMAZDIN” diye, beni sertçe terslediği zaman sustum. Çatışma devam ederken, Şerwanın aldığı sık solukları bile netçe hissettiğim yakınlığa ulaşmıştık. Sert laflarına rağmen beni kalkanım mış gibi sarması da komikti. Galiba sigara da içiyordu, Parfümle karışık gelen sigara kokusu vardı üzerinde. Bacaklarımda titremekten derman bitip düşecek gibi olduğum an Şerwan bir koluyla belimden sıkıca tutup “Az kaldı. Korkma bir şey olmayacak” dediğinde sakinleşmeye çalıştım. Ne zaman çok korkup telaş yapsam alakasız şeylere dikkatimi verirdim ki odağım dağılsın. Tıpkı şu an Şerwana sarıldığım gibi... Ansızın Kemalden ses yükseldi. “BU İŞ BURADA BİTMEDİ KARADAĞLILAR! BUGÜNLÜK İYİ GÜNÜNÜZDESİNİZ” dediğinde ateş sesleri durmuştu. Kemal üstü başı kanlar içinde konaktan çıkıp giderken rahatlamıştım. Yüzümü avuçlarına alarak “iyimisin?” diyen Şerwanı iterek kendimden uzaklaştırmıştım. Ona bakmadan avluya çıkıp,“Arjin?” diye seslendiğimde Arjin ortaya çıkıp, “Asmin” dediğinde birbirimize doğru yürüdük “iyimisin?” dediğimde “evet iyiyim sen nasılsın” demişti. Bende iyi olduğumu söyledikten sonra kapıya doğru çıkmıştık kol kola girerek. Arkamızdan gelen Şerwanla Bahozda bize yetişince “Hadi sizi eve bırakalım” diyen Bahoza döndüm “Biz gideriz size gerek yok” dediğimde Bahoz bıkkınca “E ne oldu şimdi? Gelirken önüme atladın geleceğim diye şimdi ne oldu” dediğinde sadece “Değmedi” dedim. Kendi telefonum evde kalmıştı bu yüzden Arjine “Galip abiye konum atsana bizi alsın” dediğimde Şerwan arkamdan “Bahoz sen Arjini bırak biz Asminle peşinizden geleceğiz.” dediğinde sertçe ona döndüm “HAYIR!” dediğimde beni duymamış gibi “bir ön mahallede bırak sen görünme” dediğinde tekrardan, “HAYIR DEDİM ANLAMIYORMUSUN!” dedim. Bahoz “tamam abi” diyip Arjine dönerek “Hadi” diyince sinirlerim tepeme çıktı. “ARJİNİ SENİNLE BİR BAŞINA ARABADA GÖNDERMEM! ASLA! HAYIR DİYORUM BİZ KENDİMİZ GİDECEĞİZ!” dediğimde Şerwan “Bana zorluk mu çıkartacaksın?” dediği anda “SONUNA KADAR!!!” dedim. O ise rahat bir tavırla “Peki madem o zaman bende zorlukları ortadan kaldırırım” diyince gözlerimi kısarak ne yapacağını bekledim. Göz göze kaldığımız 10 saniyenin ardından çok seri bir hareketle önümde eğildiği gibi beni omzuna atınca aynı anda dünyam dönmüştü. Şok içinde çığlık attım çaresizce “MANYAK! İNDİR BENİ!!!” dediğimde aynı anda sırtına yumruklarımı geçirmeye başlamıştım. Arjinde yaklaşarak “indir onu! Dedeme arattırma bana!” dediğinde Şerwan tekrar Bahoza dönüp “Eve bırak” demişti sadece. Arkasını dönüp yürüdüğünde ben çığlık çığlığa “BIRAK BENİ ZORBA PİSLİK BIRAKK!” dediğimde hala sırtına vuruyordum. “Bırakacam arabaya gidince debelenip durma!” dediğinde arkamızda kalan Arjinle Bahoza döndü gözlerim. Bahoz Arjine bir şeyler demiş ve Arjinde son kez bana bakıp, Bahozun arabasına doğru yürümeye başlamıştı. İKİSİ BAŞ BAŞA KALACAKTI! KIZ ELDEN GİDİYOR! “ALLAHIN GORİLİ ŞERWAN HEPSİ SENİN YÜZÜNDEN! KUZENİM ELDEN GİDİYOR!!!”
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE