Gözlerimi karavanın dışarısına dikmiş gelip geçen insanları izliyordum. Güneş tüm görkemiyle parlıyordu. Yarım saat önce Helen'le konuşmuş halini hatırını sormuştum. Beni çok özlediği sesinden anlaşılmıştı ne yalan söyleyeyim bende onu özlemiştim. Keşke ona söyleyebilseydim de o da burada olabilseydi ama içimden bir his babamı bulmama izin vermeyeceğini söylüyordu. Kızların kahkaha sesleri kulaklarıma doluyordu ama nedense onlarla ilgilenesim yoktu bugün. Karavanda yalnızca Derin, Hazel, Meyra, Ece ve ben kalmıştık. Mahir ve Kutay kalabileceğimiz boş bir ev bakıyorlardı, Ciaran, Corey ve Akiha etrafı dolaşıyorlardı. Ulaş ve Alaz ise aslında onların ne için gittiklerini bizde bilmiyorduk. Karavanın kapısı tıklatıldığında ilk önce birbirimize baktık daha sonraysa ben hızlı davranarak kapı

